KÜNYE
- Mercii
- İstanbul Anadolu 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2022/657
- Karar No
- 2024/507
- Karar tarihi
- 9 Temmuz 2024
Karar Metni
1.190 kelime·6 dk okuma·7 bölüm
T.C. İstanbul Anadolu 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO
2022/657 Esas
KARAR NO: 2024/507
DAVA
Tazminat (Haksız İhtiyati Hacizden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 25/08/2022
KARAR TARİHİ: 09/07/2024
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Haksız İhtiyati Hacizden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle.
Davalı tarafça davacının ... aleyhine ---------- İcra Müdürlüğü nezdinde ---------- Esas sayılı icra takibi ile icra-i takibat başlatıldığını, davalı taraf çeke dayalı kambiyo yolu ile haciz takibi başlattığını, takip usulsüz tebligat sonucu kesinleştiğini, bu kesinleşmeden sonra davacının taşınmazına ve aracın hacizler konulduğunu, bu hacizlerin kaldırılması için icra hukuk mahkemesi nezdinde yapılan itiraz ve şikayet dosyalarındaki talepler reddedilmiş ve hacizler senelerce davacının mal varlığı üzerinde bulunulduğunu, davacı yaklaşık 12 sene boyunca hiçbir malvarlığını satamamış,
ihtiyaç sebebi ile satmak istediğinde hacizler nedeni ile hiçbir şey yapamadığını, çekte bulunan imza davacıya ait olmadığını, davalı sahte bir çeki icra takibine konu ettiğini, bu takibe istinaden davacının tüm mal varlığına senelerce hacizler koyduğunu, eylem aynı zamanda suç teşkil ettiğinden-------- nezdinde ---------- Soruşturma numaralı dosya ile savcılık şikayeti de yapıldığını, bu şikayet dosyasında etkili bir soruşturma yapılmamış ve takipsizlik kararı verildiğini, icra dairesi ve icra mahkemesi nezdinde yapılan itiraz ve şikayetler reddedildiğinden ----------- Esas sayılı dava dosyası ile menfi tespit davası açıldığını,
-------- Esas sayılı dava dosyasında takibe konu yapılan çek üzerinde --------- Kurumu tarafından imza incelemesi yapıldığını, yapılan yargılama ve değerlendirilen deliller sonucunda davacının bu davası kabul edildiğini, --------- Sayılı karar çekteki imzanın davacıya ait olmadığını, davacının davasının kabulü ile borçlu olmadığının tespitine karar verildiğini, bu karar istinaf incelemesinden geçmiş ve kesinleştiğini, davalının sahte çek ile açtığı icra takibi sonucunda davacının aracı ve evi üzerine senelerce haciz uygulandığını, davacı araç ve taşınmazını satmak istediğinde satamadığını,
birçok defa araç ve taşınmazını satması çok karlı iken satamamış, yine bir çok defa kendisinin ve ailesinin acil ve önemli işleri için araç ve taşınmazı satması gerektiğinde yine satamadığını, davalı bu şekilde kusurlu davranışları ile senelerce davacının mağduriyetine sebebiyet verdiğini, yine davacı davalının kusurlu davranışları sonucunda açılan dava ve takipler nedeni ile avukatlara avukatlık ücreti ödemek zorunda kaldığını, bu ücretlerinde davalıdan tahsilini talep ettiklerini, davalı davacının mağduriyetine sebebiyet vermiş olduğundan işbu manevi tazminat talepli davayı açtıklarını,
kambiyo senetlerine dayalı icra takibi ile davacının tüm mal varlığına senelerce haksız hacizler koymak sureti ile davacıyı mağdur eden davalıya, haksız haciz haksız fiil niteliğinde olduğundan haciz tarihinden itibaren işleyecek faiz ile birlikte 20.000-TL manevi tazminatın, davacının ödemiş olduğu 7.000-TL avukatlık ücreti ile birlikte toplam 27.000-TL'nin davalıya ödetilmesine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini beyan ve talep etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle.
Davacı vekili dava dilekçesinde ---------- İcra Müdürlüğünün --------- Esas sayılı dosyasından çeke dayalı kambiyo takibi ile başlattığını, usulsüz tebligat sonucu takibin kesinleştiğini iddia etmişse de bu hususun doğru olmadığı 14.12.2015 tarihinde müvekkilime karşı açmış oldukları ---------- İcra Hukuk Mahkemesinin 11/02/2016 Tarihli, -------- Esas ve ------- Karar sayılı ilamında " İcra dosyasının incelenmesinde, davalı alacaklı tarafından davacı borçlu aleyhine kambiyo senetlerine özgü haciz yolu ile icra takibi başlatıldığı, ödeme emrinin davacı adına 03/09/2012 tarihinde usulüne uygun şekilde tebliğ edildiği,
adreste muhatabın geçici olarak işe gittiğini beyan eden -------- imzadan imtina etmesi üzerine zarfın muhtarlığa bırakıldığı, dolayısıyla tebliğin usulüne uygun olduğu" şeklindeki gerekçe ile ortada olduğunu, davacı vekili dava dilekçesinde ısrarla davalının sahte bir çeki icra takibine koyduğunu beyan etmiş olsa da bu hususun doğru olmadığını, çekin sahte olmadığını, çekte davacı imzası davacıya ait çıkmadığını, bu husus çekin muteberliğine etki eden bir husus olmadığını, söz konusu çek davalıya ciro yolu ile geçmiş olup,
çekte davacıdan sonra ---------- ile satın aldığı araçtan bakiye borcuna karşılık ---------- çeki ciro ederek davalıya verdiğini, bu nedenle davalının kötü niyetli olduğundan söz edilemeyeceğini, bu nedenle menfi tespit davasının görüldüğü --------- sayılı ilamında davacının kötüniyet tazminatının yasal koşulları oluşmadığından reddine karar verildiğini, davacı vekili 12 yıl önce davacının araçları ve taşınmazına konulmuş bulunan haciz nedeni ile mağdur olduklarını ve bu nedenle manevi tazminat talep ettiğini, ancak olayımızda manevi tazminat koşulları oluşmadığını,
davacı vekilinin manevi tazminat talebi yersiz ve afaki olup reddine karar verilmesi gerektiğini, evvel emirde zamanaşımı nedeni ile davanın reddine, aksi halde davacının haksız ve hukuki sebepten yoksun maddi ve manevi tazminat davasının tümden reddine karar verilmesini beyan ve talep etmiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE
Eldeki dava, haksız hacizden kaynaklı maddi ve manevi tazminat talebine ilişkindir. Ticari davalar, mutlak ticari davalar, nispi ticari davalar ve yalnızca bir ticari işletmeyle ilgili olmasına rağmen ticari nitelikte kabul edilen davalar olmak üzere üç gruba ayrılır.Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın ticari sayılan davalar olup, TTK'nın 4/1. maddesinde sayılmışlardır.
Ayrıca, Kooperatifler Kanunu (m.99), İcra İflas Kanunu (m.154), Finansal Kiralama Kanunu (m.31), Ticari İşletme Rehni Kanunu (m.22) gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticari davalar da bulunmaktadır. Bu guruptaki davaların ticari dava sayılabilmesi için taraflarının tacir olması veya ticari işletmeleriyle ilgili olması gibi şartlar aranmaz.
TTK'nın 4/1. bendinde sınırlı olarak sayılan davalar arasında yer alması veya özel kanunlarda ticari dava olarak nitelendirilmesi yeterlidir. Bu davalar kanun gereği ticari dava sayılan davalardır. Nispi ticari davalar, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması halinde ticari nitelikte sayılan davalar olup, iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi ve iki tarafın tacir olması gereklidir.
Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari iş sayılması davanın ticari dava olması için yeterli değildir.
6102 sayılı TTK, 6762 sayılı TTK'dan farklı olarak mutlak ticari davalar (kanundan dolayı ticari dava sayılanlar) haricindeki ticari davaları "ticari iş" kriterine göre değil de "ticari işletme" kriterine göre belirlemiştir Üçüncü grup ticari davalar, yalnızca bir tarafın ticari işletmesini ilgilendiren havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davalardır.
Yukarıda açıklandığı üzere bir davanın ticari dava sayılması için kural olarak ya mutlak ticari davalar arasında yer alması ya da her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili bulunması gerekirken havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davaların ticari nitelikte sayılması için yalnızca bir yanın ticari işletmesiyle ilgili olması TTK'da yeterli görülmüştür.
Ticari iş karinesinin düzenlendiği TTK’nın 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmez. TTK, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir.
Hal böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez.Uyuşmazlık haksız hacizden, diğer bir deyişle haksız eylemden kaynaklanmaktadır. Dolayısıyla haciz işleminin yapıldığı icra takibinin türünün ve takip konusunun bir öneminin bulunmaması karşısında uyuşmazlığın genel hükümler uyarınca asliye hukuk mahkemesinde görülüp sonuçlandırılması gerekmektedir.
Somut olayda dosya arasında bulunan vergi kayıtları incelendiğinde tarafların her ikisinin de tacir olmadığı, davaya konu takibin salt kambiyo senedine dayalı olması mahkememizi görevli kılmayacağı, bu sebeple mahkememizin görevli olmadığı, görevli mahkemenin asliye hukuk mahkemeleri olduğu, görev hususu dava şartı olup mahkemece resen ve yargılamanın her aşamasında değerlendirilebileceği anlaşılmakla görevsizlik kararına dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
İstanbul Anadolu 1. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2022/657, K. 2024/507, 9 Temmuz 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama