KÜNYE
- Mercii
- İstanbul Anadolu 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi
- Esas No
- 2023/186
- Karar No
- 2025/108
- Karar tarihi
- 15 Nisan 2025
Karar Metni
3.049 kelime·15 dk okuma·13 bölüm
T.C. İstanbul Anadolu 1. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
ESAS NO
2023/186 Esas
KARAR NO:2025/108
DAVA
Marka (Maddi Tazminat İstemli)
DAVA TARİHİ: 04/10/2023
KARAR TARİHİ: 15/04/2025
Davacı vekilinin mahkememize verdiği dava dilekçesinin yapılan açık yargılaması sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
TALEP
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle, müvekkili şirketin, ---- tarihinde marka tescil başvurusu yapmış olduğu ----- ve tescil numaralı, ------ markasının sahibi olduğunu,--------sahibi------- yılından bu yana ------ ait eski ---------- stadının yanında ---------- altında yiyecek/içecek hizmeti sunduğunu, Davalı------------- başvuru numarasıyla marka başvurusu yapmış ve başvurusunun ----- ilan edildiğini, Davalı tarafın ----tarihinde bizzat müvekkili şirket sahibi ---------- mesaj atarak,
marka ismi için müvekkiline ait marka isminden esinlendiğini bizzat belirtmiş ve ---- tarihinde de telefon ile arayarak bu hususu şifahi olarak müvekkiline bildirdiğini, görüldüğü üzere davalının, müvekkilinin markasını----- bilmeme ihtimalinin bulunmadığını, davalının marka kullanımına son verilmesi için ------------ yevmiye numaralı ihtarnamenin keşide edildiğini, ancak adresi kapalı olduğundan ihtarnamenin tebliğ edilemediğini, bunun üzerine, davalının -------- Kimlik numarası da bilinmediğinden,
---- tarihinde davalının kullanmış olduğu ------- numarasına ---- ve sms üzerinden yazılı bildirim yapılmış ve ihtarname gönderildiğini, davalı tarafın marka başvurusunda ------------ ibaresini kullanmasının hukuka aykırı olduğu, müvekkili firmanın marka hukukundan doğan haklarını ihlal ettiğini, davalıya ait markada, baskın unsur olarak ------- ibaresi kullanıldığından,
------olarak telaffuz edileceğinden ve halkın zihninde çağrışım yapacak unsurun ---------- kelimesi olduğundan halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dahil karıştırılma ihtimali bulunduğunu, tüm açıklamaları sebebi ile: müvekkiline ait ---------- markası ile iltibas yaratan davalı tarafın haksız kullanımları ile;
öncelikle teminatsız olarak aksi takdirde uygun bir teminat doğrultusunda, davalı tarafın iş yeri tabelasının tedbiren kaldırılmasını,-------- ibaresini içeren tanıtım, reklam, fatura, internet vb. mecralarda kullanımının tedbiren önlenmesini, müvekkilini markasına tecavüzün men'i ve ref'ini, davalının haksız rekabet teşkil eden eylemlerin tespitini, men'i, durdurulması ve önlenmesini, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik;
davalının marka tecavüzü ve haksız rekabetinden doğan müvekkilimin uğradığı zararın SMK 151/2-b ve 151/4 hükümlerince hesaplanmasını, şimdilik 5.000,00 TL maddi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek ticari faiziyle birlikte tazminine, manevi zarardan doğan 5.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek ticari faiziyle birlikte tazminine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı taraf üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
ISLAH
26/09/2024 tarihli ıslah dilekçesinde ise.
Davanın 5.000 TL manevi, 5.000 TL maddi tazminat talebi üzerinden harçlandırarak ikame edilmiş olup, marka tecavüzü ve haksız rekabetten doğan zararın tazmini için SMK 151/2-b ve 151/4 hükümleri uyarınca "Sınai mülkiyet hakkına tecavüz edenin elde ettiği net kazanç" yolunu talep ettiklerini bildirdiklerini, Davalının ticari faaliyetine başladığı 01.07.2023 tarihi ile davanın ikame edildiği 04.10.2023 tarihleri arasında davalının tecavüzlerinin 65 gün olduğu (davanın açıldığı gün süreye dahil edilmemiştir) sabit olup, bilirkişi raporu ile tespit edilen günlük 454,00 TL kazanç üzerinden taleplerini artırma zorunluluğu doğduğunu,
65 gün x 454,00 günlük kar = 29.510,00 TL maddi zararı olduğu tespit edilmekle, daha önce harçlandırılan 5.000,00 TL'nin mahsubu ile harca esas değeri 24.510,00 TL artırdıklarını beyan etmişlerdir.
DAVAYA CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle, Davacının iltibas ve haksız rekabet iddiası gerçek dışıdır. Dava kötü niyetli olarak açılmış hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, Müvekkilinin ticaret unvanının tescilli olduğunu, Tescilli bir ticaret unvanı sicilden terkin edilinceye kadar kullanılması bir hukuka aykırılık oluşturmayacağını, bu dönem içerisinde haksız rekabet iddiasına dayalı tazminat istenemeyeceğini, Müvekkil şirketin tescilli markası -----------dir.
Bu markanın davacının ticaret unvanı veya tescilli markası ile iltibasa yol açacak hiçbir özelliği olmadığını, Müvekkil şirketin unvanında yer alan -----ibaresinin bilinçli olarak konulduğu, bilinçli olarak iltibas yaratıldığı ve bundan yararlanıldığı iddia edilmekte olduğunu, fakat ---------- kelimesinin kısaltılışı olarak halk dilinde oldukça yaygın olmakla birlikte gençlere de hitap eden bir kelime vasfında olduğunu, Müvekkilim ----------kelimesini ------ kelimesinden esinlenerek------- kelimesinin kısaltılması olarak kullanmış olduğunu, diğer markaların isim hakkını zedeleyecek ve marka hakkını ihlal edecek bir kullanımı olmadığını,
davacı tarafın bu tarz marka kullanımlarına katlanmak zorunda olduğunu, gerçekte de tescil edilen markalara bakıldığında bunun örneği oldukça fazladır.---------- faaliyet gösterirken davacının müvekkilimize karşı huzurda açmış olduğu dava haksız ve tamamen kötü niyetlidir.
Yine başka bir örnek verecek olursak, tescillenmiş ----------- mevcut olduğunu, Davacı şirket yetkilisi, müvekkilin arkadaşı olup, müvekkil açılışa kendisini de davet etmiş, ve davacı şirket yetkilisi de açılışa icabet ettiğini, ancak sırf maddi çıkar sağlamak amacıyla huzurdaki davayı ikame ettiklerini, bununla birlikte her iki markanın görsellerinin de birbirlerini çağrıştırmadığı hususu açıkça ortada olduğunu, Markaların tasarım şekilleri dahi birbirinden oldukça farklı olup, davacı markası sadece ---- üzerine keskin harf şekli kullanılmak suretiyle -------- yazımından ibaretken,
müvekkilin markası ------- zemin üzerine italik ve farklı yazı şekliyle------------ şeklinde olduğunu, öte yandan davacının ticaret unvanında yer alan ve aynı zamanda tescilli markası olan ibare ----------unvanında yer alan ibare ----olup anlaşılabilir derecede farklı olduğunu, şirket unvanında takip eden kelime grupları da tamamen farklı olduğunu, Davacının unvanında takip eden kelime grubu -------------dir.
Buna karşılık müvekkil şirketin unvanında takip eden kelime grubu ------------ olduğunu, bununla birlikte davacının ticaret unvanına bakıldığında davacının tüzel kişilik vasfında limited şirket olduğu, müvekkilin ise şahıs firması olduğunu, ayrıca benzerliği nedeniyle iltibas yarattığı iddia edilen kelimeler orta düzeyde ve orta dikkatte bir vatandaşı yanıltacak nitelikte olmadığını, ayrıca müvekkilin faaliyet belgesi incelendiğinde faaliyet alanının börekçilik olduğu ve davacı tarafın faaliyeti ile ilgisi bulunmadığı açıkça ortada olduğunu, Nitekim müvekkil börekçilik faaliyeti ile ilgilenirken,
davacı yan genel olarak yiyecek içecek temini üzerine faaliyet gösterdiğini, ---------- ayırt ediciliği düşük zayıf bir marka olduğunu, Dolayısıyla tescil konusu işaretlerin mal ve hizmetler bakımından tanımlayıcı ve bu mal ve hizmetlerin ticari kaynağını açıkça göstermeyen nitelikte olması veya bir bütün halinde ortalama tüketici nezdinde sıradan ve sık rastlanabilir olması ayırt edici niteliğin düşük olduğunu gösterdiğini, bununla birlikte markanın esas unsuru sarıyer börek olduğunu, ortalama tüketicilerin markalarda ilk anda dikkatini çeken marka başlangıçları, her iki markada farklı yapıya sahiptir.
Markaların kelime kelime değil bütünsel olarak incelenmesinin esas olduğunu, Markaları oluşturan harf ve kelimelerden bir kısmının kesilip alınarak değerlendirme yapılması doğru olmadığını, ayrıca, markaların içindeki benzerliği iddia edilen kelimelerin ---------- olup olmadığı da değerlendirilmelidir. bu konuda --------- görüşü, ayırt edicilikte tüketiciyi en çok etkileyen kısmın markaya konu ibarenin başlangıç kısmı olduğu, bununla birlikte markanın esas unsuru sarıyer börektir.
Ortalama tüketicilerin markalarda ilk anda dikkatini çeken marka başlangıçları, her iki markada farklı yapıya sahip olduğunu, Markaların -------- değil bütünsel olarak incelenmesi esastır.
Markaları oluşturan harf ve kelimelerden bir kısmının kesilip alınarak değerlendirme yapılması doğru olmadığını, Ayrıca, markaların içindeki benzerliği iddia edilen kelimelerin ----- olup olmadığı da değerlendirilmesi gerektiğini, bu konuda -------- görüşü, ayırt edicilikte tüketiciyi en çok etkileyen kısmın markaya konu ibarenin başlangıç kısmı olduğu,--------- ibaresi ile davacı adına tescilli markayı oluşturan ----------- ibaresi arasında ayniyet veya ayırt edilemeyecek derecede bir benzerlik bulunmadığını, Davaya konu markalar bütünsel olarak incelendiklerinde aralarında ortalama tüketicinin görsel,
işitsel ve kavramsal algısı bakımından ilişkilendirilme ihtimali de dahil iltibasa neden olacak herhangi bir benzerlik bulunmadığını, -------- ibaresinin orjinalin kısaltması olduğu aşikar olduğunu, Markanın esas unsurunun--------- olduğunu, Konum itibarı ile de biribirinden uzakta olduğunu, Müvekkiline Davacı tarafın ihtarı ulaşmamış ve marka başvurusu devam ederken davacı tarafça müvekkilime dava açılmış olduğunu, Tüm bu sebebleri göz önünde bulundurdugumuzda müvekkilimin herşeyi usulune uygun bir şekilde ---- ilanıyla markanın tescillendiği belirtilmiş olduğunu,
İşbu sebepler doğrultusunda haksız ve mesnetsiz davanın reddi gerektiğini beyan etmiştir.
TARAFLAR ARASINDAKİ UYUŞMAZLIK
Taraflar arasındaki uyuşmazlığın davacı adına tescilli ----- tescil numaralı marka yönünden davalı kullanımlarının marka hakkına tevavüz oluşturup oluşturmadığı noktasında toplandığı anlaşılmıştır.
UYUŞMAZLIK HAKKINDA TOPLANAN DELİLLER
Dilekçeler aşaması tamamlanmakla, ön inceleme duruşması sonrası dava şartları ve ilk itirazlar incelenmiş, tarafların sulh olma imkanının bulunmadığının tespiti ile, uyuşmazlık noktaları belirlenerek tahkikat aşamasına geçilip deliller toplanmıştır. Davacının -------- ticaret sicil numarasıyla kayıtlı görüldüğü, son tescil tarihinin ---- olduğu anlaşılmıştır.
Dosyaya ----- kayıtları getirtilmiş olup, incelendiğinde; --- tescil numaralı markasının---- davalı adına tescili olduğu, ---- tarihinde sicile tescil edildiği anlaşılmıştır.Konunun incelemesi uzmanlık gerektirdiğinden bilirkişi raporu aldırılmıştır.
Tedbirin değerlendirilmesine ilişkin alınan ---- tarihli raporunda; davacıya ait ----- ibareli markasının, dava konusu ------- kapsamında tescilli olduğu, koruma süresinin devam ettiğine,----- tabelalı işyeri sahibinin---- olduğu, ----------bağlı mükellef olduğuna, davalı işletmede yapılan incelemelerde.
İşyeri tabelalarında, ------ yaratacak düzeyde benzer olan ------şeklinde markasal kullanımlar tespit edildiğine, yapılan incelemeler sonucunda; davacı ve davalı marka kullanımlarının kısmen benzer olduğu, davalı faaliyetlerinin, davacıya ait ---- tescil numaralı ibareli markasının kapsamında --------- olduğu bu haliyle markalar arasında karıştırılma ihtimali olduğu,
nihai hizmet alıcıları nezdinde gerek hizmetlerin gerekse de müteşebbisinin kaynağı açısından yanlış kanaatler uyandırabileceği ve hizmetlerin aynı işletmeden verildiği yönünde çağrışım yapabileceği veya hizmetleri sunanlar arasında idari veya ekonomik bağlılık olduğuna inanabilecekleri bunun da karıştırılma ihtimali yaratacağı nedenleriyle, davalı tarafından gerçekleştirilen marka kullanımlarının, davacı markası ile iltibas oluşturacağına dair görüş bildirmiştir.
Bilirkişi heyeti heyet rapor içeriğine göre; ------ Tarihli Bilirkişi Kök Raporunda;Sektörel inceleme neticesinde,Davalının --------- şeklinde tabela kullanımının olduğu, ---- ------ hesabının ise aynı linkte görüleceği üzere kök rapordan sonra ve ek rapordaki tespitten önce ------- ifadesinin eklendiği, aynı sayfalardan davalının börek ürünü için yeme içme faaliyetinin olduğu, buradaki kayda göre davalının ------- adresine faaliyet gösterdiği,-------------şeklinde kullanımının olduğu, buradaki kayda göre de ---------adresinde faaliyet gösterdiği ve faaliyet konusunun ----- şeklinde kullanımının olduğu-----------faaliyet gösterdiği,
sayfada davalı mağazasın kapalı olduğu bu sayfa aracılığı şu an satışının olmadığı;Davacının bir internet sitesi tespit edilemediği, yapılan incelemelerde davacı firmanın dava tarihi itibariyle seyyar arabada hizmet verdiği, ------------ davacının seyyar arabada hizmet verdiğinin,------- verdiği;Marka hakkı ve marka ihlali iddiası yönünden yapılan inceleme ve değerlendirme neticesinde,Davacının davaya mesnet ------- numaralı tescilli ve koruma süresinin devam etmekte olduğu,
davalı tarafından söktörel incelemede tespit edildiği üzere şeklinde markasal kullanımda bulunulduğu,Davacı markası ile davalı kullanımı bütünsel olarak incelendiğinde ve karşılaştırıldığında, görsel, işitsel ve kavramsal olarak benzerlik taşıdıkları;Davalının markasal kullanımının, davacının tescil kapsamında olan--------- alanında kaldığı;Davalının kullanımlarıyla karşılaşan ortalama halk kitlesinin davalının markasal kullanımını davacının markasıyla karıştırabileceği, her iki taraf arasında ekonomik veya idari bağ bulunduğu yönünde ve/veya hizmetlerin aynı kaynaktan geldiği konusunda yanılabileceği, yanlış kanaate kapılabileceği,
bu nedenlerle tespit talep eden ile aleyhinde tespit talep edilenin markaları arasında ilişkilendirilme ihtimali de dahil karıştırılma ihtimali bulunduğu, dolayısıyla davalı eyleminin SMK m.29 vd. anlamında davacının markadan kaynaklı haklarının ihlali kapsamında olduğu;Mali inceleme neticesinde,Davalı -------- gelen yazı cevaplarına göre, davalının ticari faaliyetinin --- tarihinde başladığı,---- alanında faaliyeti bulunduğu;------ yılında 155.162,85 TL tutarında gelir, 72.028,85 TL tutarında yapmış olduğu faaliyete ilişkin gider beyan ettiği,
ayrıca 227.510,17 TL tutarında stok malının bulunduğuna ilişkin gelir idaresi defter beyan sisteminde bildirimde bulunduğu;Emniyetten gelen ---- cevabına göre davalının Aylık gelirinin 25.000 TL civarı olduğu şahsın oturduğu evin kira ve kira bedelinin 2.500 TL tutarında olduğu;------- mali döneminde faaliyet sonuçlarının 155.162,85 TL tutarında gelir, 72.028,85 TL tutarında yapmış olduğu faaliyete ilişkin gider beyan ettiği, eş deyişle kazancının (155.162,85 TL-72.028,85 TL) 83.134,00 TL olduğu,
bu kazancın (01/07/2023-312/12/2023) 183 günlük süreyi içeriği 83.134,00 TL/183 günlük kazancının yaklaşık 454,00 TL, aylık ise 13.628,50 TL civarında olduğu" yönünde görüş bildirilmiştir.
28/02/2025 tarihli ek raporda ise;Davacının Şekil markasının görsel, işitsel ve anlam olarak ve tüm unsurlarıyla birlikte bütünsel olarak incelendiğinde, tarafların emtia sınıfları -------- ibaresinin ayırt edici gücü ile ilgili yukarıdaki tespitler de dikkate alındığında; davacı markasında yer alan ve davacı markasının ayırt ediciliğine de katkı sağlayan Şekil işaretinin markanın bütünsel olarak ayırt ediciliğine katkı sağladığı, marka bütünsel olarak koruma kapsamındaki mal ve hizmetlerle birlikte dikkate alındığında, ayırt edici niteliğinin malların/ hizmetlerin belirli bir işletmeden kaynaklandığını gösterme kapasitesinin yeterli olduğu,
zayıf marka olmadığı;Karşılaştırılan Şekil şeklindeki davalı markasındaki ve tabelasındaki, ----------- ifadesinin tek başına ayırt ediciliğinin bulunmadığı, bu nedenle davalı markasının ayırt edici ve esas unsurunun------ olduğu,Dolayısıyla,
davacı markasının tek kelime unsuru olan ibare ile davalı markasının esas unsurunu oluşturan kelime ibaresinin birebir düzeyde benzer diğer bir değişle ortak ibareler olduğu;Davacı markasında yer alan yuvarlak içindeki Şekil ibaresinin ve davalı markasında da --------- Şekil şeklinde ------çine alındığı ve bu işarette de sarı renk kullanıldığı nazara alındığında bu durumun da -tek başına olmasa da- diğer hususlarla birlikte karıştırılma ihtimaline katkı sağladığı;Davalı kullanımının davacı markasının tescilli olduğu -----kapsamında kaldığı,Her iki marka ile karşılaşan halk kitlesinin farklı markalar karşısında olduğunu anlasa bile markaların
aynı kaynaktan geldiği, aralarında ekonomik anlamda ilişki olduğu yönünde yanılgı yaratabileceği; bunun da ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimaline neden olacağı" yönünde görüş bildirilmiştir.
UYUŞMAZLIK HAKKINDAKİ YASAL DÜZENLEME
6769 sayılı SMK'nın SMK 7/2, 29, 56/1, 77, 149, 150 ve 151.Maddeleri, TTK'nın 54 vd. Maddeleri,
GEREKÇE
Dava marka hakkına tecavüz ve haksız rekabetten kaynaklı maddi ve manevi tazminat davasıdır.6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu’nun 29. Maddesinin (a) bendine göre, marka sahibinin izni olmaksızın markayı 7/2 maddede belirtilen biçimlerde kullanmak marka hakkına tecavüz olarak nitelendirilmiştir.Sınai Mülkiyet Kanununun 149. maddesinde marka hakkına tecavüz edilen marka sahibinin fiili tecavüzün olup olmadığının tespitini, muhtemel tecavüzün durdurulmasını, tecavüz fiillerinin durdurulmasını, tecavüzün kaldırılmasını,
maddi ve manevi tazminat talebinde bulunabileceği düzenlenmiştir.Sınai mülkiyet hakkı tecavüze uğrayan hak sahibinin ileri sürebileceği talepler SMK'nın 149. Maddesinde düzenlenmiş, bu hükme göre.
(1) Sınai mülkiyet hakkı tecavüze uğrayan hak sahibi, mahkemeden aşağıdaki taleplerde bulunabilir: a) Fiilin tecavüz olup olmadığının tespiti. b) Muhtemel tecavüzün önlenmesi. c) Tecavüz fiillerinin durdurulması. ç) Tecavüzün kaldırılması ile maddi ve manevi zararın tazmini. ....g) Haklı bir sebebin veya menfaatinin bulunması hâlinde, masrafları karşı tarafa ait olmak üzere kesinleşmiş kararın günlük gazete veya benzeri vasıtalarla tamamen veya özet olarak ilan edilmesi veya ilgililere tebliğ edilmesi,
şeklinde belirtilmiştir.Markaların karıştırılma (iltibas) tehlikesi, iki ayrı marka karşısında bulunan kişilerin, bu markaların benzerliği sebebiyle, sunulan mal veya hizmetlerin aynı işletmeye veya ekonomik olarak bağlantı içerisinde bulunan işletmelere ait olduğunu düşünmeleri veya düşünme ihtimalleridir.
Diğer bir tanıma göre karıştırılma ihtimali, bir -tescilsiz- işaretin veya tescil edilmiş bir markanın daha önce tescil edilmiş bir marka ile şekil, görünüş, ses, genel izlenim vs. sebeple ya aynı ya da benzer olduğu için önce tescil edilmiş marka olduğu zannını uyandırması tehlikesidir.Yapılacak incelemede karıştırılma (iltibas) ihtimalinin araştırılmasına ilk önce markalar arasında ayniyet ya da benzerlik bulunup bulunmadığından başlanması gerekir.
Bunun için de ilk önce markalar arasında ayniyet veya benzerlik ve daha sonra mal ve/veya hizmetler arasında ayniyet veya benzerlik olup olmadığı araştırılmalıdır. Burada iltibas tehlikesinin belirlenmesinde, benzerliğin vasat düzeydeki tüketicilerin ilk bakışta ürün veya hizmetin karıştırılmasına sebep olması veya karıştırma tehlikesinin bulunması ölçütü esas alınır.
Ancak özel alıcı grubu olan hedef kitle de somut olayda nazara alınabilir.Bu açıklamalardan sonra dava konusu somut uyuşmazlıkta, -------sınıfta davacı adına tescilli olduğu ve halen koruma altında bulunduğu, Mahkememizce alınan -------- tarihli bilirkişi raporrlarında tespit edildiği üzere davavalı tarafın iş yerinde ----- ibaresini iş yeri tabelası ve işletme adı olarak kullandığı yine davalı tarafın yemek sepeti, getir vb. Pazar sağlayıcılarına ait alanlarda ----- ------işletme adıyla faaliyette bulunduğu, davalı tarafın iş yeri kayıtlarına göre --------- tarihinde faaliyete başladığı,
bu haliyle davalı kullanımlarının davacı tarafın marka tescilinden sonraki tarihli olduğu, tüm bu açıklamalar dikkate alınarak yapılan marka hakkına tecavüz iddiası değerlendirildiğinde, davalı kullanımlarının davacı tarafın markasının tescilli olduğu ------Sınıfta olduğu, davalının markasal kullanımlarının ana unsurunun -----------ibaresi olduğu,
bu ibarenin davacının markasının ana unsurunu da teşkil ettiği bu haliyle davalı kullanımlarının davacı tarafın markası ile ses, anlam ve yazım itibari ile aynı olduğu kabul edildiğinde davalı kullanımlarının davacının marka hakkına tecavüz oluşturur mahiyette olduğu kabul edilmiştir.Bu tespitlerden sonra davacı tarafın marka hakkına tecavüzden kaynaklı maddi tazminat talepleri de incelenmiş, SMK'nın 150.
Maddesine göre hakları ihlal edilen marka hakkı sahibinin oluşan zararının tazminini talep hakkı bulunduğu, az yukarıda ifade edildiği üzere davalı tarafından davacının marka üzerindeki haklarının ihlal edildiğinin sabit olduğu, davacı tarafın SMK'nın 151/2-b maddesi gereği net kazanç yönünden talepte bulunduğu, davalı kayıtları, sosyal ekonomik durum araştırması dikkate alınarak alınan bilirkişi raporu ile belirlendiği üzere davalı tarafın ihlalin gerçekleştiği dönem olan 183 günlük dönemde toplam 29.510,00-TL olduğu kabul edilmiş ve bu miktar yönünden maddi tazminat talebinin kabulüne karar vermek gerekmiştir.
Davacı tarafın manevi tazminat talebi de değerlendirilmiş, az yukarıda ifade edildiği üzere davalı tarafça davacı tarafın marka hakkına tecavüz fiilinin sabit olduğu, SMK'dan kaynaklı hakları ihlal edilen davacı tarafın manevi tazminat isteme hakkı da bulunduğu kabul edilerek ihlalin derecesi, süresi, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, davacının markasının tanınmış marka olduğu dikkate alınarak davacı tarafın 5.000,00-TL manevi tazminat talebinin de kabulüne dair aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir.Davacı, davalının tescilli markasından kaynaklanan haklarına tecavüz etmesinin aynı zamanda haksız rekabet oluşturduğunu belirterek,
haksız rekabetin tespitini ve önlenmesini de talep etmiştir. ------- Karar sayılı kararında da belirtildiği gibi. 6762 sayılı mülga TTK’nın 57/5.maddesinde yazılı --------- şeklindeki düzenlemeden yola çıkılarak, sınai mülkiyet hakkına tecavüz eylemleri, hem özel yasa niteliğindeki 556 sayılı Marka KHK’nın 61 ve 9.maddeleri uyarınca, hem de az önce zikrolunan hüküm nedeniyle mülga 6762 sayılı TTK’nın 57/5.maddesi hükümleri doğrultusunda kümülatif olarak korunmakta idi.
6102 sayılı TTK’nın 55/1-a-4 bendinde yer alan ------- şeklinde düzenlenmiş olup, Kanun’un gerekçesinde de ifade olunduğu üzere, Kanun Koyucu bilinçli bir şekilde,------- kavramlarına yeni düzenlemede yer vermemiş ve buna gerekçe olarak da, bu kavramların kendi özel yasası niteliğindeki 556 sayılı Marka KHK, 554 sayılı End. Tasarım KHK ve 555 sayılı Coğrafi İş.
KHK ve TTK’nın unvan ile ilgili düzenlemeleriyle korunması gösterilmiş ve bunların bir kez de TTK’nın haksız rekabet hükümleriyle korunmasının gereksiz olduğu ve yorum güçlüklerine yol açacağına vurgu yapılmıştır.
Bu açıklamadan sonra, sınai mülkiyet haklarının kendi özel yasası niteliğindeki 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu hükümleriyle korunması ve 6102 sayılı TTK’nın 55/1-a-4 maddesindeki düzenleme karşısında, davalının davacının davacı adına tescilli markaları taşıyan taklit ürünleri satması eyleminin TTK’nın 55/1-a-4.maddesi uyarınca aynı zamanda haksız rekabet teşkil ettiğine ilişkin talebin reddine karar vermek gerekmiş, tüm bu gerekçelerle, asıl davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine, birleşen davanın da kabulüne karar vermek gerekmiş,
sehven birleşen davanın kısmen kabulüne karar verildiği tutanağa yazılmış ise de birleşen dava yönünden tüm taleplerin kabulüne karar verilmiş ancak bu yanlışlık hükümde değişiklik oluşturma ihtimali dolayısıyla değiştirilmeksizin aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir.
İstanbul Anadolu 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi, E. 2023/186, K. 2025/108, 15 Nisan 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama