KÜNYE
- Mercii
- İstanbul Anadolu 10. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2024/547
- Karar No
- 2024/788
- Karar tarihi
- 28 Kasım 2024
Karar Metni
1.547 kelime·8 dk okuma·9 bölüm
T.C. İstanbul Anadolu 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2024/547
KARAR NO : 2024/788
DAVA
Yargılanmanın Yenilenmesi
DAVA TARİHİ : 18/12/2023
KARAR TARİHİ : 28/11/2024
Mahkememizde görülmekte olan Yargılanmanın Yenilenmesi davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
DAVA
Davacı vekili 18/12/2023 harç tarihli dava dilekçesinde özetle. "Yukarıda esas numarası yazılı Sayın Tahkim Komisyonu Başkanlığınız dosyası ile davalı ...Genel Müdürlüğü aleyhinde hasar tazminat bedeli ve araç değer kaybının tahsili talepli müracaat yapılmış olup, işbu müracaat Sayın Başkanlığınız tarafından 13.09.2023 tarihinde karara bağlanmıştır.
Lakin vaki karar usul ve yasaya aykırı olduğundan ve de elimizde olmayan sebeplerden ötürü ilgili başvuru yapıldıktan sonra yeni bir delil elde edildiğinden iade-i muhakame kanun yoluna başvurmamız hasıl olmuştur. Ancak Tahkim Komisyonu ile ilgili iade-i muhakeme yoluna ilişkin bir sarihlik olmadığından HMK hükümleri gereği istinafa gönderilmek üzere ilgili Asliye Ticaret Mahkemenize başvurmamız gerekmiş, bu sebeple ilgili dosyayı istinafa yollamanız talep edilmiştir.
Şöyle ki. Sayın Tahkim Komisyonu Başkanlığınızın 13.09.2023 Tarihli Kararı; "...Her ne kadar başvuru dilekçesinde, başvuran vekili uyuşmazlık konusu kazaya karışan --- ve -----... Dosyaya sunulu bilgi ve belgelerden uyuşmazlığa konu trafik kazasında kazaya karışan motorlu araç sürücüsünün kaza sonrasında ve akabinde gidilen karakolda farklı kişiler olarak beyan verdiği anlaşılmaktadır.
Sigorta sözleşmeleri, gerek kuruluşlarında gerek devamı sırasında ve gerekse rizikonun gerçekleşmesi aşamasındaki ihbar yükümlülükleri bakımından iyi niyet esasına dayalı sözleşmeler olup dosyada mübrez belgelerin incelenmesi sonucunda başvuru sahibi sigortalı tarafından, somut olayda rizikonun gerçekleşmesine ilişkin doğru ihbar mükellefiyetine riayet edilmemiş olduğu görülmektedir...
Yerine getirilmesi gereken yükümlülükler kasten yerine getirilmemiş ve iyi niyet kurallarına aykırı olarak hareket edilmesi, hasarın oluşumuna ilişkin doğru ihbar mükellefiyetine ilişkin olarak ciddi şüphe ve deliller karşısında artık kazanın sigorta teminatı içinde kaldığının ispat yükümlülüğü de sigortalıya geçecektir.
Ancak, dosyaya sunulan beyan dilekçeleri ve kaza ile ilgili olduğu belirtilen bilgi belgeler ile ifade tutanağındaki beyanların uyuşmazlığa konu olayı doğrulayamadığı ve yeterli ölçüde ikna edici bulunmaması nedeniyle başvuran tarafından yapılan tazminat istemli başvurunun kanıtlanamadığı anlaşılmış olup tam olarak ispatlanamayan başvuru nedeniyle aleyhinde başvuru yapılan sigorta şirketinin herhangi bir sorumluluğunun bulunmadığı... Başvurunun reddine" şeklindedir.
Ancak bahse konu karar dosya münderecatına aykırılık kesbetmekle birlikte, başvuru tarihinden sonra elde edilen yeni delilin de varit olduğu nazara alınarak dosya hakkında iade-i muhakeme kanun yoluna başvurumuzun kabulü ile yeni bir hüküm tesis edilmesini Sayın Mahkemenizden arz ve talep ederiz. Müvekkil ..., olay tarihinde kazaya karışan ----plaka numaralı aracın sahibidir.
Bahse konu araç 01.12.2022 tarihinde müvekkilin ağabeyi -- --- şoförlüğünde kazaya karışmış olup, olay tarihinde ... araçta dahi değildir. ... kazayı daha sonra öğrenmiş olup, mağduriyetinin giderilmesi için kasko yaptırmış olduğu sigorta şirketine başvurmuş ve fakat usul ile yasaya aykırı biçimde red kararı almıştır.
Hal böyle iken tarafımızca Sayın Hakemliğinize başvurulmuş olup, ne var ki Sayın Hakemliğiniz tarafından da ... ve ------müşterek biçimde gerçeğe aykırı bir beyanda bulunmuş gibi bir kanaat güdülmüş ve talebimiz reddedilmiştir. Oysaki, gerçeğe aykırı beyanda bulunduğu iddia edilen kişi ... Değil, --- -- Ve --- -. Diğer bir deyişle, ...'ın kaza ile bir alakası olmadığı gibi gerçeğe aykırı beyanda bulunduğu da doğru değildir. Müvekkilin mağdur olduğu aşikardır.
Dosyada mübrez tüm tutanak ve evraklar ile de kazaya karışan kişilerin --- - ve ----olduğu sabittir. Ancak dosya münderecatına aykırı biçimde karar verilmiş olup, ilgili kararın düzeltilmesini talep etmemiz hasıl olmuştur. Ayrıca arz etmek gerekir ki; kazaya karışan araç ile ilgili bilirkişi raporu dahi aldırılmamıştır.
Her ne kadar resmi belgede yalan beyan suçu işlediği iddia edilen kişi müvekkil ... değil ise de, atılı suçu işlediği iddia edilen ---- hakkında takipsizlik kararı verilmiştir. Dolayısı ile ...'ın mağdur olduğu gerçeği bir tarafa, beyanda uyumsuzluk olduğunun iddia edilmiş olması dahi Sayın Savcılık kararınca takipsizlik kararı verilerek bertaraf edilmiştir. Bir diğer deyişle herhangi bir suçun mevcudiyeti söz konusu değildir.
Bu sebeple yeni delil olan takipsizlik kararını Sayın Hakemliğinize arz ediyoruz. Zira HMK'nın 375. maddesi. "Aşağıdaki sebeplere dayanılarak yargılamanın iadesi talep edilebilir... Yargılama sırasında, aleyhine hüküm verilen tarafın elinde olmayan nedenlerle elde edilemeyen bir belgenin, kararın verilmesinden sonra ele geçirilmiş olması..." şeklindedir.
Kaldı ki bir suç işlenmiş olsaydı dahi, atılı suç müvekkil tarafından işlenmediğinden ve hatta kaza esnasında müvekkil olay mahalinde bulunmadığından müvekkilin bu şekilde mağdur edilmesi kanuna aykırılık teşkil eder idi.
Ezcümle, evvel emirde beyanların uyuşmazlığını asla kabul etmemekle birlikte yeni delil olan ilgili takipsizlik kararını Sayın Hakemliğinize arz ediyor ve dosya münderecatına aykırı karar verilmiş olması sebebiyle iade-i muhakeme talebimizin kabulü ile ilgili kararın kaldırılarak yeniden yargılama yapılmasını arz ve talep ediyoruz." denmiştir.
CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle. "Davacı taraf, delillerini sunmamış ve müvekkil şirkete tebliğ ettirmemiştir. Davacı zorunlu arabuluculuk yoluna başvurmamıştır. davanın bu sebeple reddi gerekmektedir. Kazaya karışan ----- plakalı araç müvekkil şirket tarafından ----- numaralı kasko poliçesi ile sigortalıdır. 01/12/2022 tarihli kazanın müvekkil sigorta şirketine ihbarı üzerine müvekkil şirketi nezdinde ----- no.lu hasar dosyası açılmıştır.
Açılan hasar dosyası üzerinden yapılan incelemeler sonucunda sürücü değişikliği yapılmış olduğu tespit edilmiş ve hasar dosyasındaki talepler karşılanmamıştır. Uyuşmazlık konusu talepler teminat dışıdır.
Şöyle ki ; - Davacı doğru beyan yükümlülüğünü yerine getirmemiş sürücü olarak başka bir şahıs tutanağa yazılmış ve sürücünün belirtilen sürücü olmadığı kaza tespit tutanağı ile tutanağı düzenleyen polis memurları tarafından tespit edilmiştir.Uyuşmazlık konusu talep kasko genel şartları kapsamında teminat dışıdır. Şöyle ki ;
Kasko Poliçesi Genel Şartları'nın A.5. maddesi ve TTK 1446/2 maddesi uyarınca rizikonun gerçekleştiğine dair doğru ihbar mükellefiyetini kasten yerine getirmez veya iyiniyet kurallarına açıkça aykırı şekilde sigorta teminatı dışında kalan bir hususu sanki bu oluşan riziko teminat içinde imiş gibi ihbar ederse, ispat yer değiştirip oluşan rizikonun teminat içinde kaldığını ispat yükü sigortalıya geçer.
Taraflar arasında güven ve iyiniyet esasına dayanan sigorta sözleşmelerinde, gerek sigortalının gerekse sigortacının haklarını kullanırken ve yükümlülüklerini yerine getirirken iyiniyetle hareket etmesi; rizikonun gerçekleşmesinden sonra doğru ihbar yükümlülüğü altında bulunan sigortalının, bu yükümlülüğüne uyup uymadığının saptanmasında da bu ilkenin göz önünde tutulması gerekir.Oysa ki başvuran bu hususta doğru beyan yükümlülüğünü yerine getirmemiştir. Bu sebeple anılan hasar teminat dışıdır.
Gerçek sürücünün kaza anında Kasko Genel Şartları ve poliçe özel şartı gereği alkollü olmadığını ve yeterli ehliyete sahip olduğunu ispat etmesi gerekmektedir.
- Kasko poliçesi değer kaybı taleplerini teminat altına almaması sebebiyle haksız talebin reddi gerekmektedir. Değer kaybı trafik sigortasının konu olup kasko poliçesi kapsamında bu tazminat bedeline herhangi bir teminat verilmemiştir. Yargıtayın da yerleşik görüşü bu yönde olup teminat dışıdır.
Denilmekle değer kaybı taleplerinin poliçede teminat kapsamı dışında bulunduğu, dolayısı ile sigorta şirketinin sorumluluğunun bulunmadığı sabittir.Kabul anlamına gelmemek kaydı ile bir an için olsun hasarın poliçe teminatları kapsamında olduğuna kanaat getirilmesi halinde, Hasarın poliçe kapsamında olup olmadığının tespiti alanında uzman bilirkişiler tarafından tespit edilmelidir. Bu alanda uzman sigorta hukukçusu olup bilirkişi heyeti arasında mutlaka sigorta hukukçusunun bulunması,
- Sorumluluğumuz gerçek zarar ilkesi ile sınırlı olup kaza tarihindeki parça işçilik tutarları ile sınırlıdır. Yapılacak olan hesaplamada kaza tarihinin esas alınarak hasar kalemlerinin tespit edilmesi ve de kaza ile uyumlu olup – olmadığının belirlenmesi,
- Kazaya karışan sigortalı aracın kaza sonrası pert olup olmadığının da değerlendirilmesi bu doğrultuda yapılacak değerlendirmenin bilirkişi raporunda yer alması,
- Kazadaki kusur oranlarının tespit edilmesi,
-Aracın rayiç değeri, geçmiş kazaları ve tamir gören kalemlerinin değerlendirmede dikkate alınmasını,
-Değerlendirme yapılırken de müvekkil şirketin indirim – iskonto hakkının gözetilmesini, talep ederiz.
Müvekkil aleyhinde haksız ve mesnetsiz açılan işbu davanın reddi gerekir. Hiçbir şekilde kabul anlamına gelmemek kaydıyla poliçeye, teminat limitine, muafiyet, eksik sigorta ve faiz talebine ilişkin itirazlarımızın değerlendirilmesini talep ederiz.Tüm bunların dışında müvekkil sigorta şirketi davanın açılmasına sebebiyet vermemiştir. Poliçeden doğan sorumluluğunu iyinetli olarak yerine getirmiş, hasar sürecini yürütmüş ve tespit edilen tutarı sigortalıya ödemek istemiş fakat rakamda mutabık kalınamamıştır. Bu kapsamda sorumluluğumuz asıl alacak ile sınırlı olup yargılama gideri ve ferilerden sorumluluğumuz bulunmamaktadır." denmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Dava, Sigorta Tahkim Komisyonunca verilen kesin karara karşı yargılamanın yenilenmesi istemine ilişkindir.HMK'nın "Yargılamanın iadesi" başlıklı 443. Maddesi; "... (2) Tahkimde, yargılamanın iadesi sebeplerinden sadece 375 inci maddenin birinci fıkrasının (b), (c), (e), (f), (g), (h), (ı) ve (i) bentleri uygulanır. Yargılamanın iadesi davası mahkemede görülür." HMK'nun 375. Maddesinde; "Aşağıdaki sebeplere dayanılarak yargılamanın iadesi talep edilebilir:...
b) Davaya bakması yasak olan yahut hakkındaki ret talebi, merciince kesin olarak kabul edilen hâkimin karar vermiş veya karara katılmış bulunması.
c) Vekil veya temsilci olmayan kimselerin huzuruyla davanın görülmüş ve karara bağlanmış olması.
...
e) İfadesi karara esas alınan tanığın, karardan sonra yalan tanıklık yaptığının sabit olması.
f) Bilirkişi veya tercümanın, hükme esas alınan husus hakkında kasten gerçeğe aykırı beyanda bulunduğunun sabit olması.
g) Lehine karar verilen tarafın, karara esas alınan yemini yalan yere ettiğinin, ikrar veya yazılı delille sabit olması.
...
h) Lehine karar verilen tarafın, karara tesir eden hileli bir davranışta bulunmuş olması.
ı) Bir dava sonunda verilen hükmün kesinleşmesinden sonra tarafları, konusu ve sebebi aynı olan ikinci davada, öncekine aykırı bir hüküm verilmiş ve bu hükmün de kesinleşmiş olması.
i) Kararın, İnsan Haklarını ve Ana Hürriyetleri Korumaya Dair Sözleşmenin veya eki protokollerin ihlali suretiyle verildiğinin, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin kesinleşmiş kararıyla tespit edilmiş olması." şeklinde düzenlenmiştir.Tüm dosya kapsamı bir arada değerlendirildiğinde; her ne kadar yargılanmanın yenilenmesini isteyen başvuran, hasar ve değer kaybı talepli başvurusunun usul ve yasaya aykırı şekilde reddine karar verildiğini ancak yeni delil olan takipsizlik kararı bulunduğunu ileri sürmüş ise de somut uyuşmazlık bakımından HMK'nın 375. maddesinde tahdidi olarak sayılan nedenlerden hiç birisi gerçekleşmediğinden davanın reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis olunmuştur.
Hüküm; Ayrıntısı ve yasal gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Yargılamanın yenilenmesi talebinin REDDİNE,
2-Alınması gerekli 427,60 TL harcın davacı taraftan tahsili ile hazineye İRAD KAYDINA ,
3-Yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına ,
4-Davacı tarafça peşin yatırılmış olan gider avansından artan kısmın, karar kesinleştiğinde davacıya iadesine,
5-Davalı kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T'ye göre 1.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,Dair; Gerekçeli mahkeme kararının taraflara tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Temyiz yasa yolu açık olduğuna dair davacı vekilinin yüzüne karşı davalı tarafın yokluğunda verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.
İstanbul Anadolu 10. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2024/547, K. 2024/788, 28 Kasım 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama