KÜNYE
- Mercii
- İstanbul Anadolu 10. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2024/670
- Karar No
- 2024/518
- Karar tarihi
- 20 Eylül 2024
Karar Metni
725 kelime·4 dk okuma·6 bölüm
T.C. İstanbul Anadolu 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2024/670
KARAR NO : 2024/518
DAVA
Ticari Şirket (Fesih İstemli)
DAVA TARİHİ : 18/09/2024
KARAR TARİHİ : 20/09/2024
Mahkememizde görülmekte olan şirketin feshi ve tasfiyesi davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle fesih ve tasfiyesi talep edilen şirketin tek ortağı ve yetkilisinin huzurdaki davacı olduğunu, davacının iradesi dışında söz konusu şirketin kurulduğunu, davacının halen cezaevinde hükümlü olduğunu, yanlış kişilerle arkadaşlığı sonucu şirketin kurulduğunu,şirket kurulduktan çok kısa süre sonra zaten vergi dairesine giderek kapatılması için dilekçe verdiğini, ticaret sicil müdürlüğüne başvurduklarında şirket defter ve bilgileri eksik olduğundan fesih ve tasfiye yapılamadığını, davalı şirketin gerçeğe aykırı borçlandırılması ve çeşitli yükümlülükler altına sokulmasının mümkün olduğunu,
tüm bu nedenlerle şirketin fesih ve tasfiyesine karar verilmesini ve tedbir kararı verilmesini talep ettiği görülmüştür.Davalı şirketin ticaret sicil kayıtları incelenmiş ----- sicil numarasında kayıtlı olduğu, tek ortağı ve yetkilisinin huzurdaki davacı olduğu görülmüştür.6102 sayılı TTK'nın 636/3. Madde ve fıkrası " Haklı sebeplerin varlığında, her ortak mahkemeden şirketin feshini isteyebilir.
Mahkeme, istem yerine, davacı ortağa payının gerçek değerinin ödenmesine ve davacı ortağın şirketten çıkarılmasına veya duruma uygun düşen ve kabul edilebilir diğer bir çözüme hükmedebilir. " hükmüne haizdir.
---- BAM ---. HD. ---- Sayılı ilamında"....Somut olayda, davacı davalı şirketin haklı nedenlerle feshini talep etmiş ise de, davacının davalı şirketin tek ortağı olup , şirketin başka ortağı bulunmadığından ve davacı tek ortağı bulunduğu şirketi kendi iradesi ile fesih ve tasfiye edebileceğinden işbu davayı açmakta davacının hukuki yararının bulunmadığı anlaşılmakla ilk derece mahkemesince yazılı şekilde hüküm kurulmasında bir isabetsizlik görülmemiştir." belirtmiştir.
Hukuki yarar dava şartı olup yargılamanın her aşamasında kendiliğinden dikkate alınmalıdır.( Bkz HMK M. 115/1) --- BAM ----. --- Sayılı ilamında "...Hukuki yarar, mahkemeden hukuksal korunma istemi ile bir davanın açılabilmesi için, davacının bu davayı açmakta veya mahkemeden hukuksal korunma istemekte bir çıkarının bulunması anlamına gelir.
Davacının dava açmakta hukuk kuralları tarafından haklı bulunan, korunan, bir yararı olmalı; hakkını elde edebilmesi için mahkeme kararına ihtiyacı bulunmalıdır. Hukuki yarar HMK'nın 114. maddesi gereği dava şartı niteliğinde olup, yargılamanın her aşamasında mahkemece kendiliğinden dikkate alınması zorunludur.
Davacının talebi dava dışı şirketin Ticaret Sicilden terkinine ilişkindir.Davacı dava dışı şirketin tek ortağı ve yetkili temsilcisidir.Davacı tarafından dava dışı şirketin genel kurulu yapılarak, tasfiye kararı alması, tasfiye memuru ataması ve usulüne uygun olarak tasfiyesinin kapanmasına karar vermesi gerekirken işbu davayı açmasında hukuki yarar bulunmamaktadır. " belirtmiştir.
6102 sayılı TTK'nın 621/1. Maddesi " Aşağıdaki genel kurul kararları, temsil edilen oyların en az üçte ikisinin ve oy hakkı bulunan esas sermayenin tamamının salt çoğunluğunun bir arada bulunması hâlinde alınabilir... I) şirketin feshi .." belirtmiştir. TTK'nın 621. Maddesi uyarınca davacı şirketin tek hissedarı olduğundan ve maddede belirtilen oy ve sermayenin tamamına haiz olduğundan şirketi dilediği zaman genel kurul icra ederek feshetme hakkına sahiptir.
Bu hususta mahkemeye müracaat etmesine gerek bulunmayıp mahkemeye müracaat etmesinde hukuki yararı da yoktur. Her şeyden öte yukarıda ifade edildiği üzere davacı şirkette tek hissedar olduğundan ve tüm pay davacıya ait olduğundan aynı zamanda münferit yetkili müdür olduğundan dilediğinde genel kurul icra ederek şirketi feshedebilir. Şirket ticari defter ve dayanakları tasdik edilmeden bir şirketin kurulamayacağı izahtan varestedir.
Şirketin ticareti defterleri nerede, hangi mali müşavirde veya şahısta ise davacı zaten bilecek durumdadır. Şayet bu kişiler defterleri vermiyorlarsa defterlerin istirdatı davası açmak davacının ihtiyarındadır. Keza defterler şayet zayi olmuş ise davacının ticari defterlerin zıyaıına dair mahkemelerden karar alıp akabinde şirketin feshine dair karar alıp şirketi feshetmesi yine mümkündür. Keza davacı tedbir istemiş ise de zaten davacı şirketin yetkilisidir.
Hiçbir kamu ve özel kurum ve kuruluş şirkete dair imza sirküleri olmadan işlem yapmayacağı zaten izahtan varestedir. Şayet davacı yanca 3. Bir kişiye şirket adına vekalet vermiş ise bunu da en iyi davacı bilecek durumda olup istediği taktirde bu kişi veya kişileri azletmesi de kendi ihtiyarındadır.
Kısacası davacının şirketin tek ortağı ve yetkilisi olması, şirkete ait tüm payların kendisinde olması, dilediği zaman genel kurul icra ederek( vesayeten de yapılabilir) şirket varlığına son verebilme imkanı olması nazara alınarak hukuki yarar yokluğundan davanın usulden reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
İstanbul Anadolu 10. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2024/670, K. 2024/518, 20 Eylül 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama