KÜNYE
- Mercii
- İstanbul Anadolu 10. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2025/81
- Karar No
- 2025/775
- Karar tarihi
- 18 Eylül 2025
Karar Metni
4.048 kelime·20 dk okuma·12 bölüm
T.C. İstanbul Anadolu 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2025/81
KARAR NO : 2025/775
DAVA
Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat)
DAVA TARİHİ : 29/01/2025
KARAR TARİHİ : 18/09/2025
KARAR
YAZIM TARİHİ : 26/09/2025
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;"11/09/2023 tarihinde ----- ilçesinde davalı araç sürücüsü ----- plakalı çekicisi ile müvekkil sevk ve idaresindeki motosiklete çarpması sonucu maddi hasarlı yaralanmalı trafik kazası meydana gelmiştir. İşbu kaza sonucunda müvekkil yaralanmış ve vücudunda ciddi kırıklar meydana gelmiştir. Kazayla. ilgili ------ Cumhuriyet Başsavcılığınca ------ soruşturma no ile soruşturma başlatılmıştır.
Müvekkil kaza sonrası ------- Devlet Hastanesinde tedavi olmuştur. Kaza sonucu müvekkil basit tıbbi müdahale ile giderilemeyecek şekilde yaralanmış ve vücudunda hayat fonksiyonlarını ağır derecede etkileyebilecek nitelikte kırıklar meydana gelmiştir. İşbu kaza sonrası malul kalacak şekilde ağır yaralanmasından dolayı müvekkilde oluşan psikolojik travma hayatını olumsuz yönde etkilemeye devam etmektedir.
Kazadan sonra müvekkilin hayatı alt üst olmuş, hem sağlık hem de psikolojik olarak hayatının kaza öncesindeki gibi olamayacağı aşikardır. Tüm bu sebepler göz önüne alındığında müvekkilin maddi ve manevi olarak oldukça büyük bir kayba uğradığı açıktır. İş bu kaza sonrasında müvekkil adına, ------- Üniversitesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığı tarafından düzenlenen 23/09/2024 tarihli ------ sayılı Adli Kurul Raporuna göre.
Erişkinler için Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik Hükümleri ve eklerine göre değerlendirildiğinde. Kişinin vücut engel oranının %17 ve sürekli olduğu olduğu, Kişinin tedavi süresince ortay çıkan bakıcı (temizlik, banyo, tuvalet, yeme-içme, vb.) ihtiyaç süresinin 1 ay olduğu, Kişinin iyileşme süresinin 9 aya kadar uzayabileceği, bu süre zarfında % 100 özürlü sayılması gerektiği tespit edilmiştir.
Davalı taraf, bugüne değin müvekkiller tarafına maddi tazminat adı altında herhangi bir ödemede bulunmamıştır. Tarafımızca 24/12/2024 tarihinde ------ arabuluculuk numarası ile arabuluculuğa başvurmuş olmamıza rağmen davalı taraf ile herhangi bir anlaşma sağlanamamıştır. İşbu sebeple bu maddi tazminat davasını açma zaruriyetimiz hasıl olmuştur. Adli Yardım Taleplerimiz.
Hukuk Muhakemeleri Kanunu 334. maddesine göre, geçimini önemli ölçüde zor duruma düşürmeksizin, gereken yargılama veya takip giderlerini kısmen veya tamamen ödeme gücünden yoksun olan kimseler, iddia ve savunmalarında, geçici hukuki korunma taleplerinde ve icra takibinde, taleplerinin açıkça dayanaktan yoksun olmaması kaydıyla adli yardımdan yararlanabilirler.
Dava konusu olayda, müvekkilin ------uyruklu olduğu, söz konusu ülke ile 09/04/2009 tarihinde imzalanan, 15/06/2011 tarih ve ---- sayılı ------ Gazete'de yayımlanan "Türkiye Cumhuriyeti ile ------ Cumhuriyeti Arasında Hukuki ve Ticari Konularda Adli Yardımlaşma Anlaşması" mevcut olduğu, davanın niteliği ve erişim hakkı kapsamında müvekkilin adli yardımdan faydalanmak için gerekli şartları taşıdığı sabittir.
Müvekkil yargılama harç ve giderlerini karşılayabilecek durumda değildir. Üzerine kayıtlı bir mal varlıkları bulunmamaktadır. Müvekkil haklı davasında hak arama hürriyetinden yoksun bırakılmaması adına adliye yardım talebinde bulunma zorunluluğumuz hasıl olmuştur.
Yukarıda arz ettiğimiz sebepler doğrultusunda adli yardım talebimizin kabulü ile, müvekkilin dava ile ilgili harç ve masraflar bakımından adli yardımdan faydalanmasına karar verilmesini saygılarımızla arz ve talep ederiz.Yukarıda kısaca izahına çalıştığımız nedenlerden dolayı; delillerimizin toplanarak, fazlaya ilişkin her türlü talep, dava ve yeni beyanlarda bulunma haklarımız saklı kalmak kaydıyla:
deliller kısmında belirtilen delillerimizin celbine, adli yardım talebimizin kabulüne,
maddi tazminat talepleri açısından
------ iş bu trafik kazasında yaralanması sebebiyle şimdilik; Geçici Sakalık Tazminat Bedeli için 500,00 TL, Geçici Bakıcı Tazminat Bedeli için 500,00 TL olmak üzere şimdilik Toplam 1.000,00 TL Tazminat Bedelinin kaza tarihi itibariyle yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine,
manevi tazminat talepleri açısından
Müvekkil adına 200.000,00 TL manevi tazminat bedelinin kaza tarihi itibarıyla yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine,
Yargılama masrafları ve Vekâlet ücretinin Davalı tarafa yükletilmesine, karar verilmesini," şeklinde talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle. "Dava konusu kazaya karıştığı ifade edilen ----- plakalı aracın ------- numaralı Zorunlu Mali Mesuliyet Sigorta Poliçesi ve ------ numaralı BİRLEŞİK KASKO SİGORTA POLİÇESİ "GENİŞLETİLMİŞ KASKO" ektedir. Kesinlikle kabul anlamına gelmemekle birlikte müvekkil şirket ancak sigortalısının kusuru oranında ve ancak teminat limitleriyle sorumludur. Öncelikle davacının dava dilekçesinde ileri sürdüğü hususları kabul etmiyoruz.
Davacı tarafın ibraz ettiği deliller ve özellikle kaza tespit tutanağı tarafımıza tebliğ edilmemiştir. Bu nedenle belge suretleri ve delillerin tarafımıza tebliğini talep eder ve tebliğ edildiğinde cevap verme ve karşı delil ibraz etme hakkımızı saklı tutarız. Huzurda görülmekte olan dosyanın tarafı davacı ile ---- Asliye Ticaret Mahkemesi ------. Sayılı dosya kapsamında sulh olunmuş olup ekli ibraname doğrultusunda davacı vekiline ödeme yapılmıştır.
İzah edilen sebeple birlikte müvekkil şirkete karşı açılmış olan işbu davanın reddini talep ederiz. MANEVİ TAZMİNAT ZENGİNLEŞME ARACI OLARAK KULLANILMAMALIDIR. DAVACILARIN MANEVİ TAZMİNAT TALEPLERİ FAHİŞTİR. Davacı tarafça, 200.000,00 TL manevi tazminat talebinde bulunmuştur. Bu talep tutarı manevi tazminatın amacına ve kanuna aykırıdır. Manevi zararın para ile tazmin ve telafisi,hiç bir zaman haksız kazanca ve sebepsiz zenginleşmeye kaynak teşkil etmemelidir.
Nitekim Yargıtay'ın yerleşik içtihatlarında da manevi tazminatın zenginleşme aracı olmadığı belirtilmektedir. "Hakim, manevi tazminata 6098 Sayılı TBK 56. madde (eski Borçlar Kanunu’nun 47. maddesi) hükmüne göre, özel durumları göz önünde tutarak adalete uygun olarak hükmeder. Manevi tazminat, zarara uğrayanda, manevi huzuru gerçekleştirecek ve tazminata benzer bir fonksiyonu da olan özgün bir nitelik taşır.
Manevi tazminat bir ceza olmadığı gibi, mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. Zarar görenin zenginleşmemesi, zarar sorumlusunun da fakirleşmemesi gerekmektedir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır.
Bu durumda hükmedilen manevi tazminat miktarı, somut olayın özellikleri, kaza tarihi, davacının maluliyet oranı, tarafların ekonomik ve sosyal durumları, olayın meydana gelmesindeki etkiler gibi hususlar birlikte değerlendirilerek belirlenmelidir." Yargıtay ------. HD----- sayılı İlamı)
Davanın araç sigorta ettirenine, araç sürücüsüne ve SGK'ya ihbarı gerekmektedir. Zira davacı taraf herhangi bir ödeme almışsa, aynı ödemeyi mükerrer şekilde tarafımızdan tazmin ettiği takdirde sebepsiz zenginleşmiş olacaktır. Bu nedenle ihbar dilekçemiz ayrıca sunulacaktır. USULE İLİŞKİN İTİRAZ VE BEYANLARIMIZ: ZORUNLU DAVA ŞARTI OLAN SİGORTA ŞİRKETİNE USULÜNE UYGUN BAŞVURUNUN DAVACI TARAFÇA YERİNE GETİRİLİP GETİRİLMEDİĞİNİN İSPAT EDİLMESİ GEREKMEKTEDİR.
Karayolları Trafik Kanunu 97. Madde. "Zarar görenin, zorunlu mali sorumluluk sigortasında öngörülen sınırlar içinde dava yoluna gitmeden önce ilgili sigorta kuruluşuna yazılı başvuruda bulunması gerekir.
Sigorta kuruluşunun başvuru tarihinden itibaren en geç 15 gün içinde başvuruyu yazılı olarak cevaplamaması veya verilen cevabın talebi karşılamadığına ilişkin uyuşmazlık olması hâlinde, zarar gören dava açabilir veya 5684 sayılı Kanun çerçevesinde tahkime başvurabilir." şeklinde belirtmektedir. İş bu madde hükmü gereğince davacı usuli yükümlülüğü olan başvuru şartını yerine getirmeksizin dava açtığından, davanın usulen reddi gerekmektedir.
Davacı başvuru şartlarını eksiksiz ve zamanında yerine getirdiğini ispatlamalıdır. HUZURDAKİ DAVA DERDEST İSE REDDİ GEREKMEKTEDİR. HMK madde 114 uyarınca tarafları ve konusu aynı olan bir davanın tespiti halinde davanın reddi gerekmektedir. SAVCILIK SORUŞTURMASI AŞAMASINDA YA DA CEZA DAVASINDA UZLAŞMA VAR İSE DAVANIN REDDİ GEREKMEKTEDİR.
Soruşturma ya da ceza davasında uzlaşmanın sağlanması halinde, soruşturma konusu suç nedeniyle tazminat, eski halin iadesi veya diğer bir tazminat davası açılamaz. Açılmış olan davadan feragat edilmiş sayılır. Davacı yanın da tarafı olduğu ceza dosyası evraklarının müzekkere yoluyla celbine, ceza dosyasında uzlaşma bulunuyor ise davanın reddine karar verilmesini talep ederiz. ESASA İLİŞKİN BEYAN VE İTİRAZLARIMIZ: DAVACI YAN DELİLLERİ TARAFIMZA TEBLİĞ EDİLMELİDİR.
HMK 121. maddesi gereğince, davaya ilişkin delil örnekleri, tarafımıza tebliğ edilmemiş olup sadece dava dilekçesindeki davacı ifadeleriyle poliçenin geçerliliği ve teminat kapsamı, rücu imkanımız vs. yönünden davaya cevap verme imkanımız yoktur. İşbu sebeple delillerin tebliğine kadar davaya cevap verme hakkımız saklı kalmak kaydı ile söz konusu dava dilekçesi kapsamında davaya itiraz etme zarureti doğmuştur.
KAZA İLE SAKATLIK ARASINDAKİ İLLİYET BAĞININ TESPİT EDİLMESİ GEREKMEKTEDİR. MALULİYET ORANININ KAZA TARİHİ İTİBARİYLE YÜRÜLÜKTE OLAN YÖNETMELİĞE GÖRE ADLİ TIP KURUMU ----- İHTİSAS DAİRESİ TARAFINDAN TESPİT EDİLMESİ GEREKMEKTEDİR. Sürekli sakatlık tazminatına ilişkin sakatlık oranının belirlenmesinde kaza tarihi itibariyle yürürlükte olan yönetmeliğe göre hazırlanacak sağlık kurulu raporu dikkate alınmalıdır.
İşbu raporda trafik kazası ile maluliyet arasında illiyet bağının tespit edilmiş olması gerekmektedir. Şayet ölüm söz konusu ise bu durumda da yine illiyet bağının tespiti gerekir. Bu husus Yargıtay -----. Hukuk Dairesi'nin --------Sayılı kararında " Haksız fiil sonucu çalışma gücünde kayıp olduğu iddiası ve buna yönelik bir talebin bulunması halinde,zararın kapsamının tespiti açısından maluliyetin varlığı ve oranının doğru bir şekilde belirlenmesi gerekmektedir.
Söz konusu belirlemenin ise Adli Tıp Kurumu İhtisas Dairesi veya Üniversite Hastanelerinin Adli Tıp Anabilim Dalı bölümleri gibi kuruluşlarının çalışma gücü kaybı olduğu iddia edilen kişide bulunan şikâyetler dikkate alınarak oluşturulacak uzman doktor heyetinden kaza tarihi 11.10.2008 tarihinden önce ise Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğü, 11.10.2008 tarihi ile 01.09.2013 tarihleri arasında Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği, 01.09.2013-01.06.2015 tarihleri arası Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği, 01.06.2015-20.02.2019 tarihleri arası Özürlülük Ölçütü,
Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurul Raporları Hakkında Yönetmelik, 20.02.2019 tarihinden sonra Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümleri dikkate alınarak yapılması gerekmektedir." şeklinde belirtilmiştir. Davacının, dava dilekçesinde ileri sürmüş olduğu maluliyet taleplerinin tarafımızca kabulü mümkün değildir.
Maluliyet oranının tespiti, yukarıda izah ettiğimiz ve Yargıtay kararında da ifade edildiği üzere Adli Tıp Kurumu ------ İhtisas Dairesi tarafından kaza tarihinde yürürlükte olan yönetmeliğe göre tespit edilmesi gerekmektedir. KUSUR ORANLARININ TESPİTİ İÇİN SAYIN MAHKEMENİZCE DOSYANIN ----- ADLİ TIP KURUMU TRAFİK İHTİSAS DAİRESİNE SEVK EDİLMESİ GEREKMEKTEDİR.
Dava konusu olayla ilgili olarak ceza soruşturma dosyasındaki tüm delillerin, ifade tutanaklarının, tanık beyanlarının ve nihayet bilirkişi raporunun temini gerekmektedir. Ancak hukuk mahkemesi ceza mahkemesi bilirkişi raporu ile bağlı olmayacağından, kusura ilişkin incelemenin resen yapılmasını talep ederiz. Müvekkil şirket ancak sigortalısının kusuru oranında sorumludur. Dava konusu kazanın meydana gelmesinde sigortalı araç sürücüsünün herhangi bir kusuru bulunmamaktadır.
Kaza tespit tutanağında aleyhe olan hususları kabul etmiyoruz. Mahkemenin aksi kanaatte olması halinde kusur oranlarının tespitinin Adli Tıp Kurumu tarafından yapılması gerekmektedir. Bu nedenle dosyanın ---- Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesi’ne gönderilmesi gerekmektedir. “GEÇİCİ İŞ GÖREMEZLİK” TAZMİNATI TALEPLERİ TRAFİK SİGORTASI GENEL ŞARTLARI UYARINCA TEDAVİ TEMİNATI İÇERİSİNDE DEĞERLENDİRİLDİĞİNDEN TEMİNAT DIŞINDADIR.
İLGİLİ GİDERLERİN SGK TARAFINDAN KARŞILANMASI GEREKMEKTEDİR.
2918 sayılı KTK'nın 98. maddesinde "Trafik kazalarına sağlık teminatı sağlayan zorunlu sigortalarda; sigorta şirketlerince yazılan primlerin ve Güvence Hesabınca tahsil edilen katkı paylarının % 15’ini aşmamak üzere, münhasıran bu teminatın karşılığı olarak Hazine Müsteşarlığınca sigortacılık ilkeleri çerçevesinde maktu veya nispi olarak belirlenen tutarın tamamı sigorta şirketleri ve 3/6/2007 tarihli ve 5684 sayılı Sigortacılık Kanununun 14 üncü maddesinde düzenlenen durumlar için Güvence Hesabı tarafından Sosyal Güvenlik Kurumuna aktarılır.
Söz konusu tutar, ilgili sigorta şirketleri için sigortacılık ilkelerine göre ayrı ayrı belirlenebilir. Aktarım ile sigorta şirketlerinin ve Güvence Hesabının bu teminat kapsamındaki yükümlülükleri sona erer. Cumhurbaşkanı, söz konusu tutarı % 50’sine kadar artırmaya veya azaltmaya yetkilidir." hükmü ile Sigorta Şirketlerinin tedavi giderleri teminatı sorumluluğundan sorumlu olmayacağı belirtilmiştir.
Trafik Sigortası Genel Şartları'nda tanımlanan teminat türleri arasında Sağlık Giderleri Teminatı için; "...trafik kazası nedeniyle çalışma gücünün kısmen veya tamamen azalmasına bağlı giderler sağlık gideri teminatı kapsamındadır.
Sağlık giderleri teminatı Sosyal Güvenlik Kurumunun sorumluluğunda olup ilgili teminat dolayısıyla sigorta şirketinin ve Güvence Hesabının sorumluluğu 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununun 98 inci maddesi hükmü gereğince sona ermiştir." şeklinde tanım yapılmıştır. Hazine Müsteşarlığının 05.01.2010 tarihli Karayolu Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası ödemelerinde Tedavi Giderleri kapsamına ilişkin sektör duyurusunda da.
“Bilindiği üzere, sakatlık teminatı mağdurun trafik kazası nedeniyle iktisadi hayata eksik katılımına bağlı olarak ileride uğrayacağı kayıplara ilişkin teminat sunmaktadır.
Tedavi gideri teminatı ise, mağdurun iyileşmesi veya vücut bütünlüğünün zarar veren olay öncesi duruma dönmesi için tıbben yapılması zorunlu giderleri içermektedir.” şeklinde tanımlama ile tedavi sürecinin bir uzantısı olan geçici iş göremezlik teminatının da tedavi gideri teminatı içerisinde yer aldığını vurgulamaktadır. Bu gerekçelerle.
SGK tarafından karşılanması gerekirken haksız olarak müvekkil sigorta şirketinden talep edilmiş bulunan “geçici iş göremezlik” tazminatının reddini talep etmekteyiz. BAKICI GİDERİ TAZMİNATI TALEBİNE İLİŞKİN OLARAK: Sürekli sakatlık oranının belirlenmesinden sonraki süreç için talep edilen bakıcı giderleri bakımından. Zorunlu Trafik Sigortası Genel Şartları'nda tanımlanan teminat türleri arasında Sürekli Sakatlık Teminatı için.
"Üçüncü kişinin sürekli sakatlığı dolayısıyla ileride ekonomik olarak uğrayacağı maddi zararları karşılamak üzere, bu Genel Şart ekinde yer alan esaslara göre belirlenecek teminattır.
Kaza nedeniyle mağdurun tedavisinin tamamlanması sonrasında yetkili bir hastaneden alınacak sağlık kurulu raporu ile sürekli sakatlık oranının belirlenmesinden sonra ortaya çıkan ve tıbben gerekli olan bakıcı giderleri bu teminat limitleri ile sınırlı olmak koşuluyla sürekli sakatlık teminatı kapsamındadır. Kaza nedeniyle mağdurun sürekli iş göremezliği bu teminattan karşılanır.
Söz konusu tazminat miktarının tespitinde sakat kalan kişi esas alınır." şeklinde tanım yapılmıştır. Bakıcı gideri tazminatı; yukarıda belirttiğimiz kişi başı teminat limiti ile sınırlı olarak sürekli sakatlık teminatı kapsamındadır. Yani; davacının bakıcı gideri ihtiyacı olması halinde bakıcı gideri için hesaplanacak tazminat ve maluliyet için hesaplanacak tazminat tutarları toplamı en fazla kişi başı teminat limiti kadar olacaktır.
Bu husus kaza tarihini kapsayan, sigorta sözleşmesinin devamı niteliğinde olan genel şartlarda açıkça belirtilmiştir. Davacının bakıma muhtaç olduğunun tespit edilmesi halinde; davacının bakıma muhtaç olduğu kesin şekilde tespit edildikten sonra yapılacak hesaplamada somut olayın özellikleri büyük önem taşımaktadır.
Başvuru sahibinin bakıma ihtiyaç duyduğunun kesin şekilde tespitine ek olarak bakım ihtiyacının karşılanması için bir yardımcı kişinin fiili olarak çalışıp çalışmadığı tespit edilmelidir. Fiili olarak çalıştırılan bir yardımcı kişi varsa; maaşına ilişkin banka dekontları ve SGK kayıtları dosyaya sunulmalıdır. Fiili olarak çalışan bir yardımcı kişi bulunmuyorsa, bakım ihtiyacının kim tarafından yerine getirildiği tespit edilmelidir.
Zorunlu Trafik Sigortası Genel Şartlarının ekinde yer alan madde şu şekildedir; ”Aşağıdaki tabloya göre maluliyet oranının denk geldiği aralıktaki katsayı nispetinde asgari net ücret dikkate alınarak bakıcı gideri hesaplanır. Bakıcı tutulduğunun belgelendirilmesi durumunda asgari brüt ücret hesaplamalarda dikkate alınır." Tedavi süreci için talep edilen bakıcı gideri bakımından.
Trafik Sigortası Genel Şartları'nda tanımlanan teminat türleri arasında Sağlık Giderleri Teminatı için. "Kaza nedeniyle mağdurun tedavisine başlanmasından itibaren mağdurun sürekli sakatlık raporu alana kadar tedavi süresince ortaya çıkan bakıcı giderleri, tedaviyle ilgili diğer giderler ile trafik kazası nedeniyle çalışma gücünün kısmen veya tamamen azalmasına bağlı giderler sağlık gideri teminatı kapsamındadır." şeklinde tanımlama yapılmıştır.
Sağlık giderleri teminatı Sosyal Güvenlik Kurumunun sorumluluğunda olup ilgili teminat dolayısıyla sigorta şirketinin ve Güvence Hesabının sorumluluğu 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununun 98 inci maddesi hükmü gereğince sona ermiştir. Dolayısıyla, müvekkil şirketin Sağlık Gideri teminatı bulunmamaktadır. KESİNLİKLE KABUL ANLAMINA GELMEMEKLE BİRLİKTE YAPILACAK OLAN HESAPLAMANIN 1,65 TEKNİK FAZİE GÖRE YAPILMASI GEREKMEKTE VE TALEP OLUNMAKTADIR.
04.12.2021 tarihinde yürürlüğe giren Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlar EK:2 de Sakatlık Tazminatları Hesaplamasında aşağıdaki esaslara göre hesaplama yapılması öngörülmektedir: Hesaplamalarda ölüm tablosu olarak TRH 2010 tablosu kullanılır ve iskonto oranı (teknik faiz) 1,65 olarak dikkate alınır.
Aktif Dönem sonu 65 yaş olarak ve çocuklar için destek süresi kız erkek ayrımı olmaksızın 22 yaş ( Yüksek Öğrenim halinde 25 yaş) olarak kabul edilir. İş Gücü Kaybı Tazminat hesaplamaları Dönem Başı Ödemeli Tam Hayat Annüitesi (ax) formülü ile hesaplanır, (x) hesap yapılacak mağdurun yaşını göstermektedir. Sürekli Sakatlık tazminatı hesaplamasında Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmeliğe göre belirlenecek maluliyet oranları üzerinden hesaplama yapılır.
KTK 90,maddede yapılan değişiklik ile 04.12.2021 tarihinden sonra tanzim olunan ZMMS poliçesi kapsamında tazminat taleplerinde ZMMS Genel Şartlarında belirlenen yöntem, usul ve esaslara göre belirlenmesi ve hesaplanması gerekmektedir.
Yukarıda izah olunan sebepler ile poliçe tanzim tarihinin 4.12.2021 tarihli ------ Gazete’de Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarında Değişiklik Yapılmasına Dair Genel Şartlar yayınlanmasından sonra olduğu ve Anayasa Mahkemesi’nin iptal kararının yayım tarihi olan 14.02.2023’ten önce olduğu ve Anayasa’nın 153. Maddesi birlikte nazara alındığında iskonto hesabında %1.65 teknik faiz uygulanması gerekmektedir.
DAVAYI KABUL MANASINDA OLMAMAK ÜZERE SÖZ KONUSU KAZANIN İŞ KAZASI OLUP OLMADIĞININ TESPİT EDİLMESİ GEREKMEKTEDİR. SÖZ KONUSU KAZA İŞ KAZASI İSE. SGK TARAFINDAN BAĞLANAN PEŞİN SERMAYE DEĞERİNİN SORULUP TENZİL EDİLMESİ GEREKMEKTEDİR.
KALDI Kİ SGK TARAFINDAN DAVACININ GEÇİCİ İŞ GÖREMEZ KALDIĞI İDDİA EDİLEN DÖNEMDE HASTALIK/GEÇİCİ İŞ GÖREMEZLİK KOLUNDAN ÖDEME YAPILMIŞ OLABİLECEĞİNDEN MÜKERRER ÖDEMEYE MAHAL VERMEMEK ADINA BU HUSUSUN SGK'YA MÜZEKKERE YAZILARAK SORULMASI GEREKMEKTEDİR. 5510 sayılı yasanın 21/4.
Maddesinde;"İş kazası, meslek hastalığı ve hastalık, üçüncü bir kişinin kusuru nedeniyle meydana gelmişse, sigortalıya ve hak sahiplerine yapılan veya ileride yapılması gereken ödemeler ile bağlanan gelirin başladığı tarihteki ilk peşin sermaye değerinin yarısı, zarara sebep olan üçüncü kişilere ve şayet kusuru varsa bunları çalıştıranlara rücû edilir." şeklindeki düzenleme ile iş kazası neticesinde ödenmiş olan tutar sigortalıya rücu edilebileceğinden SGK'ya müzekkere yazılarak davacının iş kazası nedeniyle bir başvurusu bulunup bulunmadığının, bulunuyor ise ödeme yapılıp yapılmadığının sorulmasına,
ödeme yapılmış ise rücu edilebilecek peşin sermaye değerinin sayın mahkemeye bildirilmesine karar verilmesini talep ederiz. GELİRİN ASGARİ ÜCRET ÜZERİNDEN HESAP EDİLMESİ GEREKMEKTEDİR. Trafik Sigortası Genel Şartları Ek 2 Madde 5 uyarınca. “Belgelendirilmiş olması durumunda, hesaplamalarda ölen kişinin vergilendirilmiş geliri dikkate alınır. Vergilendirilmiş gelir tutarı için herhangi bir belge sunulamaması durumunda hesaplama, asgari ücret kullanılarak yapılır.
Aynı kriterler pasif dönem hesaplamasında da geçerlidir.” KARAYOLLARI TRAFİK KANUNU 87. MADDE UYARINCA HESAPLANACAK TAZMİNATTAN HATIR TAŞIMASI VE MÜTERAFİK KUSURUN TENZİLİ GEREKMEKTEDİR. Karayolları Trafik Kanunu 87. Madde uyarınca.
"Yaralanan veya ölen kişi, hatır için karşılıksız taşınmakta ise veya motorlu araç, yaralanan veya ölen kişiye hatır için karşılıksız verilmiş bulunuyorsa, işletenin veya araç işleticisinin bağlı olduğu teşebbüs sahibinin sorumluluğu ve motorlu aracın maliki ile işleteni arasındaki ilişkide araca gelen zararlardan dolayı sorumluluk, genel hükümlere tabidir." Hatır taşıması ve müterafik kusur indirimi mahkeme tarafından re’sen gözetilmesi gereken indirim sebepleridir.
Nitekim tazminat hukukunun bir ilkesi olarak, sorumluluk şartları gerçekleştiği takdirde, zarar veren, zarar görenin malvarlığında oluşan eksilmeyi gidermek zorundadır. Ne var ki zararın tamamen giderilmesini amaçlayan ‘’tam tazmin ‘’ ilkesinin katı uygulanması, haksız ve adil olmayan sonuçlara yol açabilmektedir.
Bu nedenle, dava konusu olayda meydana gelmiş olan özel sebepler sebebiyle yerel mahkeme tarafından işbu hususların re’sen araştırılarak tazminatta indirim yapılması hakkaniyet gereğidir. Türk Borçlar Kanunu 51. Madde uyarınca.
"Hâkim, tazminatın kapsamını ve ödenme biçimini, durumun gereğini ve özellikle kusurun ağırlığını göz önüne alarak belirler." Burada sözü geçen olayın özelliği ve durumun gereği ekonomik ve sosyal olgular içinde değerlendirilebilecek geniş yorumlu kavramlardır. Bu kapsamda, zararlı sonuç doğuran olayın, failin, zarar gören yararına bir davranışta bulunduğu (hatır işinde bulunduğu) sırada meydana gelmesi de gösterilebilir.
Gerçekten de zarar, zarar verenin hiçbir karşılık almadan, zarar gören yararına yaptığı bir iş, bir eylem sonucunda meydana gelmişse, hakim, olayın bu oluş tarzını da gözeterek tazminattan indirim yapmalıdır. Yargıtay ------.
HD ------- Sayılı 11.02.2021 tarihli kararında; "...Somut olayda, araç sürücüsü ile davacının arkadaş oldukları, dava dışı sürücünün abisinin yanına birlikte gitmek için yola çıktıkları sırada kazanın meydana geldiği, karine hatır taşımasının varlığı olup aksinin davacı tarafından ispat edilmesi gerekir.
O halde, olayda hatır taşıması bulunduğunun kabulü ile tazminattan %20 oranında hatır taşıması indirimi yapılarak karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması bozmayı gerektirmiştir." şeklinde ifade edildiği üzere ve diğer nice Yargıtay kararında da hatır taşımasına ilişkin delil sunulması yükümlülüğü sigorta şirketine yüklenmemiştir. Zira hatır olmayan bir husus, bilet, para, akraba olması gibi hususlar ispat edilebilir.
Kısacası hatır için taşınmadığı iddiası tazminat talebinde bulunanlar tarafından ispat edilmelidir. Türk Borçlar Kanunu 52. Madde uyarınca. "Zarar gören, zararı doğuran fiile razı olmuş veya zararın doğmasında ya da artmasında etkili olmuş yk Borçlar Kanunu 52. Madde uyarınca.
"Zarar gören, zararı doğuran fiile razı olmuş veya zararın doğmasında ya da artmasında etkili olmuş yahut tazminat yükümlüsünün durumunu ağırlaştırmış ise hâkim, tazminatı indirebilir veya tamamen kaldırabilir." Madde hükmünde öngörülen sebepler, daha çok zarar görenle ilgilidir. Kimsenin kendi kusurundan yararlanamayacağı yönündeki genel hukuk ilkesinin etkisiyle maddede sayılan belirli hal ve durumlarda tazminattan indirim yapılması gerekmektedir.
Yargısal kararlarda en sık rastlanan örnek; içkili sürücünün arabasına, onun bu durumunu bilerek binen bir kişinin, meydana gelebilecek bir zararı önceden, kapalı bir şekilde razı olduğunun kabulü yönündedir. Nitekim Yargıtay ------. HD. ------ 19.11.2018 tarihli kararında. "Somut olayda, davalılar desteğin sürücüsünün alkollü olduğunu bildiği araca binmesi nedeniyle müterafik kusurlu olduğunu savunmuştur.
Destek ve davalı arkadaş olup dosya kapsamından desteğin davalı sürücünün alkollü olduğunu bilerek aracına bindiği anlaşılmaktadır. Mahkemece bilirkişi raporuna göre desteğin emniyet kemeri takmaması nedeniyle %10 kusurlu olduğu kabul edilerek tazminata hükmedilmiştir. Alkollü sürücünün aracına bilerek binmek zararın doğmasına veya artmasına sebebiyet vermektedir.
Mahkemece, 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 52. Maddesi gereğince destek yolcunun müterafik kusuru nedeniyle tazminattan %20 oranında indirim yapılması gerektiği ancak hükme esas alınan kusur bilirkişi raporunda davacıya emniyet kemeri takmaması nedeniyle %10 oranında kusur verildiği anlaşılmakla, bu nedenle hükmedilen tazminattan %10 daha müterafik kusur indirimi yapılması gerektiğinin gözetilmemesi doğru görülmemiştir." şeklinde ifade edilmiştir.
Makul bir insanın aynı şartlarda kendi yararı gereğince yapmaması gereken harekette bulunması da, zarar görenin ortak kusurunu ifade etmektedir. Zarar görenin kusuru, illiyet bağını kesmeyecek yoğunlukta ise tazminattan bir indirim sebebidir. MÜVEKKİL ŞİRKET SÖZ KONUSU ZARARDAN POLİÇE TEMİNAT LİMİTLERİ DAHİLİNDE SORUMLUDUR. İŞBU DAVA TARİHİNE KADAR HERHANGİ BİR İHBAR BULUNMAMAKTADIR.
DAVAYI KABUL MANASINDA OLMAMAK ÜZERE FAİZİN DAVA TARİHİNDEN İTİBAREN YASAL FAİZ OLMASI GEREKMEKTEDİR. DAHA ÖNCE YAPILMIŞ ÖDEMELERİN FAİZİ VE GÜNCELLEMESİ YAPILARAK MAHSUP EDİLMELİDİR. DAVANIN KABULÜ ANLAMINA GELMEMEK KAYDIYLA TEMİNATIN TEK, ZARAR GÖRENLERİN BİRDEN FAZLA OLMASI DURUMUNDA KARAYOLLARI TRAFİK KANUNU 96. MADDE GEREĞİNCE TEMİNATIN PAYLAŞTIRILMASI GEREKLİDİR. Bu durumda Karayolları Trafik Kanunu' nun 96. maddesi uyarınca.
"Bir teminat için birden fazla zarar görenin olması durumunda, teminatın zarar görenler arasında hasarları oranında paylaştırılması gerekir." hükmü uyarınca "proporsiyon" yapılarak teminatın paylaştırılması gereklidir. Bu hususa özel dikkat edilmelidir. Bu şekilde alınacak bilirkişi raporlarının tarafımıza tebliğini talep ediyoruz. KARAYOLLARI TRAFİK KANUNU 92. MADDESİNDE SİGORTA ŞİRKETİNİN SORUMLU OLMADIĞI HUSUSLAR TEK TEK SAYILMIŞTIR.
HUZURDAKİ DAVADA BU BENTTE SAYILAN DURUMLARDAN BİRİNİN VARLIĞININ TESPİTİ HALİNDE DAVANIN REDDİ GEREKMEKTEDİR. Aşağıdaki hususlar, zorunlu mali sorumluluk sigortası kapsamı dışındadırlar.
İşletenin; bu Kanun uyarınca eylemlerinden sorumlu tutulduğu kişilere karşı yöneltebi- leceği talepler, İşletenin; eşinin, usul ve füruunun, kendisine evlat edinme ilişkisi ile bağlı olanların ve birlikte yaşadığı kardeşlerinin mallarına gelen zararlar nedeniyle ileri sürebilecekleri talepler, İşletenin;
bu Kanun uyarınca sorumlu tutulmadığı şeye gelen zararlara ilişkin talepler, Bu Kanunun 105 inci maddesinin üçüncü fıkrasına göre zorunlu mali sorumluluk sigor- tasının teminatı altında yapılacak motorlu araç yarışlarındaki veya yarış denemelerindeki kazalar- dan doğan talepler, Motorlu araçta taşınan eşyanın uğrayacağı zararlar, Manevi tazminata ilişkin talepler.
(Ek: 14/4/2016-6704/4 md.) Hak sahibinin kendi kusuruna denk gelen tazminat talepleri, (Ek: 14/4/2016-6704/4 md.) İlgililerin, sigortalının sorumluluk riski kapsamında olmayan tazminat talepleri,) (Ek: 14/4/2016-6704/4 md.) (İptal: Anayasa Mahkemesinin 17/7/2020 tarihli ve E.:2019/40.
K.:2020/40 sayılı Kararı ile) (Ek:9/6/2021-7327/19 md.) Destekten yoksun kalan hak sahibinin, destek şahsının kusuruna denk gelen tazminat talepleri, (Ek:9/6/2021-7327/19 md.) Gelir kaybı, kâr kaybı, iş durması ve kira mahrumiyeti gibi dolaylı zararlar, (Ek:9/6/2021-7327/19 md.) Hasar sebebiyle trafikten çekme veya hurdaya çıkarılma işlemi görmüş araçların değer kaybı tazminatı talepleri,
(Ek:9/6/2021-7327/19 md.) 12/4/1991 tarihli ve 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu kapsamındaki terör eylemlerinde ve bu eylemlerden doğan sabotajda kullanılan araçların neden olduğu ve sigortalının sorumluluk riski kapsamında olmayan tazminat talepleri ile aracın terör eylemlerinde kullanıldığını veya kullanılacağını bilerek binen kişilerin ve terör ve sabotaj eyleminde yer alan kişilerin uğradıkları zararlara ilişkin talepler. fıkra:9/6/2021-7327/19 md.) 31/5/2006 tarihli ve 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu kapsamında Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından yapılan gelir kaybına ilişkin ödemelerde,
5510 sayılı Kanunun 21 inci maddesi uyarınca sigortacının Sosyal Güvenlik Kurumuna karşı sorumluluğu varsa, bu sorumluluk sigortacının kendi sigortalısının kusuru oranında devam eder. MANEVİ TAZMİNAT ZENGİNLEŞME ARACI OLARAK KULLANILMAMALIDIR. DAVACILARIN MANEVİ TAZMİNAT TALEPLERİ FAHİŞTİR. Davacı tarafça, 200.000,00 TL manevi tazminat talebinde bulunmuştur. Bu talep tutarı manevi tazminatın amacına ve kanuna aykırıdır.
Manevi zararın para ile tazmin ve telafisi,hiç bir zaman haksız kazanca ve sebepsiz zenginleşmeye kaynak teşkil etmemelidir. Nitekim Yargıtay'ın yerleşik içtihatlarında da manevi tazminatın zenginleşme aracı olmadığı belirtilmektedir. "Hakim, manevi tazminata 6098 Sayılı TBK 56. madde (eski Borçlar Kanunu’nun 47. maddesi) hükmüne göre, özel durumları göz önünde tutarak adalete uygun olarak hükmeder.
Manevi tazminat, zarara uğrayanda, manevi huzuru gerçekleştirecek ve tazminata benzer bir fonksiyonu da olan özgün bir nitelik taşır. Manevi tazminat bir ceza olmadığı gibi, mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. Zarar görenin zenginleşmemesi, zarar sorumlusunun da fakirleşmemesi gerekmektedir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır.
Bu durumda hükmedilen manevi tazminat miktarı, somut olayın özellikleri, kaza tarihi, davacının maluliyet oranı, tarafların ekonomik ve sosyal durumları, olayın meydana gelmesindeki etkiler gibi hususlar birlikte değerlendirilerek belirlenmelidir." Yargıtay ------. HD ------ sayılı İlamı)
Yukarıda açıkladığımız ve sayın mahkemenizce re’sen nazar-ı dikkate alınacak nedenlerden dolayı haksız ve mesnetsiz davanın usulden ve esastan reddine, yargılama masrafları ve vekâlet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini" şeklinde talep etmiştir.
FERAGAT
Davacı vekilince sunulan feragat dilekçesinde özetle; Davalı sigorta şirketi ile sulh olmaları sebebiyle hak ve taleplerinden feragat ettiklerini bildirmekle gereğinin yapılmasını talep etmiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE
Talep; Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) istemine ilişkindir.
Davacı vekili tarafından, mahkememizde açılan "Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat)" davasının devam eden yargılaması sırasında; davacı vekilinin 15/05/2025 tarihli dilekçe ile davadan feragat ettiğini bildirdiği, davacı vekilinin vekaletnamesinde davadan feragat etme yetkisinin bulunduğu görülmüştür.Davadan feragat HMK mad. 307. Uyarınca davacının talep sonucundan kısmen veya tamamen vazgeçmesidir.
Feragat dilekçe ile veya yargılama sırasında sözlü olarak yapılır. Feragatın hüküm ifade etmesi karşı tarafın ve mahkemenin muvafakatine bağlı değildir. Feragat hüküm kesinleşinceye kadar her zaman yapılabilir. HMK md. 311 uyarınca feragat kesin hüküm gibi hukuki sonuç doğurur. Bu doğrultuda davacı vekilinin mahkememizde açılan davadan feragat ettiği anlaşılmakla açılan davanın feragat nedeniyle reddine dair karar vermek gerekmiş ve aşagıdaki gibi hüküm kurulmuştur.
İstanbul Anadolu 10. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2025/81, K. 2025/775, 18 Eylül 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama