KÜNYE
- Mercii
- İstanbul Anadolu 13. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2023/10
- Karar No
- 2024/913
- Karar tarihi
- 19 Aralık 2024
Karar Metni
2.675 kelime·13 dk okuma·9 bölüm
T.C. İstanbul Anadolu 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2023/10
KARAR NO : 2024/913
DAVA
İtirazın İptali (Taşıma Sözleşmesi Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 04/01/2023
KARAR TARİHİ : 19/12/2024
Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 9.maddesine göre Türk Milleti adına yargı yetkisini kullanan bağımsız ve tarafsız ----- Asliye Ticaret Mahkemesinde görülmekte olan İtirazın İptali (Taşıma Sözleşmesi Kaynaklanan) davasında dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ/
DAVA/TALEP
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle.
Davacı ile davalı şirket aralarında, davalı şirketin talep ettiği malların nakliyesi hususunda anlaşma sağlandığını, davacının kendine ait taşıma aracı ile davalı lojistik firmasına hizmet verdiğini, yapmış olduğu bu hizmetleri davalı firmaya, ---- numaralı, 28.02.2021 tarihli, ---- Plakalı Sürücülü Araç Kiralama Bedeli" açıklamalı, ---- numaralı, 14.12.2021 tarihli, "Fiyat Farkı" açıklamalı, ----- numaralı 31.12.2021 tarihli, "01.12.2021-31.12.2021 tarihleri arasında nakliye hizmeti açıklamalı, ----- numaralı 30.11.2021 tarihli, "01.11.2021-30.11.2021 tarihleri arası nakliye hizmeti" açıklamalı faturalar düzenlediğini,
kesilen faturalar davalı şirkete iletildiği gibi davalı şirket tarafından ticari defterlerine işlediğini, ancak ödemesinin davacıya yapılmadığını, davacının tüm taleplerine rağmen fatura bedellerinin davalı firma tarafından ödenmemesi üzerine----- İcra Dairesi-----sayılı dosyada icra takibine girişilmiş, davalı tarafından takip haksız olarak durdurulduğunu, taraflar ---- Arabuluculuk Bürosu ----- başvuru numaralı dosyada da anlaşamamış ve huzurdaki davayı açma zorunluluğu doğduğunu beyan ederek;
davanın kabulü ile itirazın iptaline ve takibin devamına, haksızlığı ve kötü niyeti ortada olan davalı aleyhine %20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP /TALEP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle;Davalı şirket birçok ulusal markalara---- kendi özmal ve kiralık araçları ile taşıma hizmeti sunduğunu, Davacı yan aracı ile davalı şirketin taşıma hizmeti vermiş olduğu firmada çalışmış ve çalışmasının karşılığı olan hakediş ödemeleri de yapıldığını, Davacı yanın aracına ilişkin işin gereği olarak davalı şirket tarafından 57.702,00 TL tutarında kasa-lift satışı (araçlara lift takılması) ve de 14.750,00 TL tutarında klima satışı yapıldığını, toplamda işbu 72.452,00 TL tutar 24 ay vadeye bölündüğünü ve 24 taksit şeklinde ödenecek şekilde davacı yanın cari hesabına işlendiğini,
Kasa-lift ve klima satış bedelleri yanında akaryakıt yansıtma bedelleri de davacı yanın cari hesabına işlenmiş olup davacı yanın işbu faturalara istinaden herhangi bir itirazı da bulunmadığını beyan ederek; haksız ve hukuki dayanaktan yoksun olan davanın reddine, haksız takip nedeniyle davacı aleyhine %20'den az olmamak kaydıyla kötüniyet tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı yan üzerinde bırakılmasına karar verilmesini beyan ve talep etmiştir.
DELİLLER
----. İcra Dairesinin ---- Esas sayılı dosyası, Nüfus ve Ticaret Sicil Kayıtları, ---- Esnaf ve Sanatkarlar Odaları Birliği Kayıtları, Faturalar, Tarafların Ait Vergi Dairesi Mükelef Kayıtları ve 2022 Yılı BA-BS Formları, Bilirkişi Raporu, dosyadaki sair bilgi ve belgeler.
İDDİA VE SAVUNMA KAPSAMINDA UYUŞMAZLIĞIN NİTELİĞİ, VAKIALAR, DELİLLERİN TARTIŞILIP DEĞERLENDİRİLMESİ, HUKUKİ SEBEP VE SONUÇLARI:
Dava, 2004 Sayılı İİK'nin 67.maddesi gereğince İtirazın İptali, takibin devamı ve tazminat istemine ilişkindir. ( Taşıma Sözleşmesinden Kaynaklanan)6102 sayılı TTK'nin 4/2 maddesi gereğince davanın niteliğine ve değerine göre 6100 Sayılı HMK'nin 316 ilâ 322 maddelerinde düzenlenen basit yargılama usulüne tabi işbu davada mahkememizce işbu dosyada usulüne uygun olarak yapılan davet sonucunda duruşma açılarak öncelikle resen araştırmaya tabi başta dava şartı arabuluculuk olmak üzere HMK'nin 114 ve 115.maddeleri gereğince dava şartları, harç,
(esik harç tamamlatılmıştır) taraf sıfatı ve hak düşürücü süre gibi hususlar incelenmek suretiyle ön inceleme duruşması icra edilmiş, uyuşmazlık belirlenmiş ve vaki davete rağmen duruşmaya katılan taraf vekillerinin sulh olmak istemediklerine yönelik beyanları üzerine tahkikata geçilerek tahkikat işlem ve incelemeleri yerine getirilip tamamlanmış ve araştırılacak bir husus kalmadığı tespit edilerek,
son duruşmaya katılan taraf vekillerinin sözlü açıklamaları da dinlenip zapta geçirilerek aşağıdaki hüküm sonucuna ulaşılmıştır.Öncelikle davaya esas ----- İcra Dairesinin ---- Esas sayılı dosyası UYAP sistemi üzerinden dosyala eklenmek ve bir örneği çıkartılıp dosyaya konulmak suretiyle incelenmiştir. Yapılan incelemede icra dosyasının davanın tarafları, konusu ve miktarı ile uyumlu olduğu görülmüştür.
Ayrıca davacının nüfus kayıtları, davalının ticaret sicil kayıtları çıkarılarak dosyaya konulmuş ve tarafların bağlı bulundukları vergi dairelerinden vergi mükellef kayıtları ile 2022 yılına ilişkin BA-BS formaları celbedilmiştir. Ayrıca davacının tacir sıfatı taşıdığı gibi uyuşmazlığın temelinin taşıma sözleşmesinden kaynaklandığından mutlak ticari dava kapsamında kaldığı ve dolayısıyla mahkememizin görevli olduğu kabul edilmiştir.
Davanın ilk yasal dayanağı olan 2004 Sayılı İİK'nin 67.maddesinde; "(Değişik fıkra: 17/07/2003-4949 S.K./15. md.) Takip talebine itiraz edilen alacaklı, itirazın tebliği tarihinden itibaren bir sene içinde mahkemeye başvurarak, genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava edebilir.
(Değişik fıkra: 09/11/1988-3494/1 md.) Bu davada borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın (Değişik ibare:02/07/2012-6352 S.K./11.md.) yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edilir.
İtiraz eden veli, vasi veya mirasçı ise, borçlu hakkında tazminat hükmolunması kötü niyetin sübutuna bağlıdır. (Mülga fıkra:17/07/2003-4949 S.K./103.md.)Birinci fıkrada yazılı itirazın iptali süresini geçiren alacaklının umumi hükümler dairesinde alacağını dava etmek hakkı saklıdır.
(Ek fıkra:02/07/2012-6352 S.K./11.md.) Bu Kanunda öngörülen icra inkar tazminatı, kötü niyet tazminatı ve benzeri tazminatların tespitinde, takip talebi veya davadaki talep esas alınır." hükmü bulunmaktadır. Bu kuraldan hareketle; takip alacaklısı tarafından ödeme emrine süresi içinde itiraz etmiş olan takip borçlusuna karşı açılan itirazın iptali davasının konusu, icra takibi konusu edilen alacaklar olup, davanın amacı itirazla duran takibin devamını sağlamaktır.
İtirazın iptali davası, yargılama usulü bakımından genel hükümlere tabidir. İtirazın iptali davası, icra takibine sıkı sıkıya bağlı; itiraz üzerine duran icra takibinin devam edebilmesini sağlayan ve takip hukuku içinde olmakla birlikte, maddi hukuk ilişkisinin incelenerek uyuşmazlığı kesin hükümle sonuçlandıran bir davadır.
Davanın takibe bağlılığı alacağın miktarı bakımından söz konusu olduğu gibi alacağın kaynağı bakımından da geçerlidir.6100 Sayılı HMK'nin Ticari defterlerin ibrazı ve delil olması başlıklı MADDE 222 - (1) Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir.
(2) Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır.
(3) İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya (DEĞİŞİK İBARE ----: 28.07.2020 --- NO: ---- KANUN NO: ------) (KOD -----) diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir.
(EKLENMİŞ CÜMLE -----: 28.07.2020 ---- NO: ---- KANUN NO: ----- Diğer tarafın ikinci fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi hâlinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz.
(4) Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur. (5) Taraflardan biri tacir olmasa dahi, tacir olan diğer tarafın ticari defterlerindeki kayıtları kabul edeceğini belirtir; ancak, karşı taraf defterlerini ibrazdan kaçınırsa, ibrazı talep eden taraf iddiasını ispat etmiş sayılır, düzenlemesine yer verilmiştir.
Yapılan açıklamalar, anılan yasal düzenlemeler, toplanan deliller ve yapılan yargılama sonucunda somut olaya bakıldığında; -----. İcra Dairesinin ---- Esas sayılı dosyasından davalı-borçlu hakkında taşıma sözleşmesi kapsamında düzenlenen faturalara dayalı olarak icra takibi başlatıldığı ,icra takibe yapılan itiraz üzerine icra takibinin durdurulduğu ve bir senelik yasal hak düşürücü süre içinde işbu davanın açıldığı anlaşılmıştır.
Zira 2004 sayılı İİK'nin 67/1. maddesine göre alacaklı, itirazın iptali davasını itirazın kendisine tebliğinden itibaren bir yıl içinde açabilir. Hükümde öngörülen bir yıllık süre, hak düşürücü süre niteliğinde olup, hükmün açık lafzı gereği itirazın alacaklıya tebliğ edilmesi ile başlar. Diğer bir ifade ile, itiraz alacaklıya Tebligat Kanunu hükümlerine göre usulüne uygun olarak tebliğ edilmemiş ise bir yıllık süre başlamaz.
Alacaklının itirazı bir şekilde öğrenmiş olması ve dahi (icra mahkemesinden itirazın kaldırılmasının talep edilmesi dışında) bir takım icra işlemleri yapmış olması da bir yıllık süreyi başlatmaz (Bkz. Yargıtay ----HD'nin 18/11/2021 tarih ve ----. sayılı ilamı) İİK'nin 67.maddesinde düzenlenen itirazın iptali davaları, takibe sıkı sıkıya bağlı olup, uyuşmazlığın icra takibine dayanak yapılan belgelerle sınırlı olarak incelenip çözümlenmesi gerekir.
Dolayısıyla eldeki somut uyuşmazlığın da dosyada bulunan faturalar kapsamında çözülmesi gerekmektedir. Faturadan kaynaklanan itirazın iptali davalarında ispat yükü alacaklı olduğunu iddia eden davacı üzerindedir. Bilindiği üzere, hakim, davada hangi vakıaların ispat edilmesini tespit ettikten sonra, bu vakıaların kimin tarafından ispat edilmesi gerektiği sorusuyla karşılaşır; buna ispat yükü denir.
Kendisine ispat yükü düşen taraf için, bu bir yükümlülük(mükellefiyet) değil, sadece bir yüktür(külfettir).
Taraf kendisinin ispat etmesi gerektiği vakıayı ispat edemezse karşı taraf ve mahkeme onu mutlaka ispat etmesini isteyemez, bilakis kendisine ispat yükü düşen taraf , o vakıayı ispat edememiş sayılır.(Kuru, Medeni Usul Hukuku, 2016, sy 319) Mahkememizce bu şartlara göre açılan işbu dava üzerine taraf teşkili sağlanarak işin esasının incelenmesine geçilmiş, taraf vekillerince gösterilen deliller toplanmış, tarafların bağlı bulunduğu vergi dairelerinden uyuşmazlığın tabi olduğu 2022 yılına ait BA-BS formları da getirtilmiştir.
Taraflar arasında taşıma sözleşmesi ilişkisi bulunduğu ve bu kapsamda faturalar düzenlendiği ,takibin temelinin de fatura alacağından kaynaklandığı anlaşılmakla 6100 sayılı HMK'nin 266 maddesi gereği uyuşmazlığın çözümünün teknik ve özel bilgi gerektirmesi karşısında 6102 Sayılı TTK'nin 83-85 ve 6100 Sayılı HMK'nin 222. maddeleri kapsamında inceleme gün ve saati belirlenerek taraf şirketlerin ticari defter ve belgeleri üzerinde bilirkişi incelemesi yapılarak rapor alınmasına karar verilmiş ve bu minvalde dosya ----- Bilirkişilik Bölge Kurulu Listesinden resen seçilen alanında yetkin bir bilirkişiye tevdi edilmiştir.
Bilirkişi SMMM ----- tarafından tarafların ticari defter ve belgeleri üzerinde yapılan inceleme sonucunda hazırlanan 23.01.2021 tarihli raporda özetle;1. Ticari Defterlerin Usule Uygun Tutulup, Tutulmadığı Yönünden: Davacı ------tarafından ibraz edilen 2019, 2020, 2021 ve 2022 yılı İşletme Defteri, Yeni TTK’ ya göre, İşletme Defteri ticari defter sayılmadığından. HMK 222 gereği delil teşkil etmeyeceği kabul edilmekle birlikte, takdirin Sayın Mahkemeye ait olduğu.
Davalı şirketin ibraz ettiği, 2019, 2020, 2021 ve 2022 yılı ilişkin ticari defterlerin. T.T.K m.64,66, V.U.K. m.220- 226’ ve 1 Sıra No’lu Elektronik Defter Genel Tebliğine göre Defteri Kebir ile Yevmiye defterlerini GİB onaylı beratlarını süresinde almış olduğu görülmüştür.
2. Takip Konusu Alacak Yönünden: Takip alacaklısı borcun 14.12.2021 tarihli ----- seri no.lu 231,28 TL tutarlı, 28.02.2021 tarih ----- seri no.lu 10.413,50 TL tutarlı, 30.11.2021 tarihli, ----- seri no.lu 9.603,88 TL tutarlı, 31.12.2021 tarihli ----- seri no.lu 8.092,66 TL tutarlı faturalardan kaynaklandığını ileri sürerek, takip borçlusu aleyhine 09.10.2022 tarihinde ---- İcra Müdürlüğünün ------- sayılı dosyasıyla 28.341,32 TL asıl alacak, 5.046,41 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 33.387,73 TL alacağı için takibe geçmiştir.
Davacının işletme defterine göre davalı şirkete 31.12.2019 tarihinden 31.12.2021 davalı tarafa 21 fatura ile 333.979,24 TL tutarlı satış yaptığı, 2 fatura ile davalıdan 72.452,00 TL tutarlı klima ve kasa lift alışı yapıldığı, davalının 88.259,05 TL tutarlı yansıtma faturasını işletme defterine gider olarak kayıt edildiği.
İşletme defteri tek yanlı kayıt usulüne göre gelir ve gider esasına göre tutulduğundan, davalının ödemeleri ile davalının borç ve alacak bakiyesi görülmektedir.
Davacının yukarıda tespit edilen 334.365,18 TL tutarlı faturaların davalı defterlerinde kayıtlı olduğundan, davacı satışlarının 334.365,18 TL olduğu kabul edilerek, davacı defterlerinde ödemeler tespit edilemediğinde, davalı defterlerinde kayıtlı olan ödeme tutarları dikkate alınarak, davacı işletme defterinde kayıtlı olmayan 25.097,46 TL tutarlı yansıtma faturaların davacı tarafa tebliğ edildiğine veya yansıtma faturalarından davacı tarafın sorumlu olduğuna dair dayanak belge bulunmakta olup, Takdiri Sayın mahkemeye ait olmak üzere 2 seçenekli hesaplama yapılmıştır.
1. Seçenek. Davalının 25.097,46 TL tutarlı yansıtma faturasının davacı tarafa tebliğ edildiği, davacının iş bu yansıtma faturalarından sorumlu olduğunun ve davalı tarafından davacı 161.324,01 TL ödeme yapıldığının kabulü halinde; takip tarihi itibariyle davalının davacıya borçlu olmayıp, davacından 12.767,34 TL alacaklı olduğu hesaplanmıştır. 2. Seçenek.
Davalının 25.097,46 TL tutarlı yansıtma faturasının davacı tarafa tebliğ edilmediği, davacının iş bu yansıtma faturalarından sorumlu olmadığının ve davalı tarafından davacı 161.324,01 TL ödeme yapıldığının kabulü halinde; takip tarihi itibariyle davacının davalından 12.330,12 TL alacaklı olduğu hesaplanmıştır.
Mahkememizce işbu rapor davacı vekiline ve davalıya usulüne uygun olarak tebliğ edilmiş ve vaki beyan ve itirazlar değerlendirilmiştir Mahkememizce bu kapsamda yapılan değerlendirmede öncelikle ; davacının defter ve kayıtları “işletme defteri” şeklinde olup,
davacı tarafından 6102 sayılı TTK’nin 64. maddesinde belirtilen defterler tutulmadığından somut olaya HMK’nın 220/3 maddesinin uygulanması mümkün değildir.' (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 09.11.2021 tarih ve----- Karar sayılı İlamı) Somut olayda davacının davacının işletme defteri niteliğindeki ticari defter ve belgeleri usulüne uygun olarak tutulmadığı gibi TTK'nin 64.maddesine göre HMK'nin 222 maddesi gereğince delil olarak kabul de edilemeyeceği anlaşılmıştır.
Davalının usulüne uygun olarak tutulan ve delil niteliği taşıyan ticari defter ve belgelerine göre de ,davalının borçlu görünmediği gibi aksine davacıdan 16.035,36 TL alacak kaydının bulunduğu anlaşılmıştır. Davalı tarafından da sözleşme ilişkisi kabul edilmekle birlikte borcun bulunmadığı savunulmuştur. Şu halde karşı ispat kapsamında davalının ticari defter ve belgeleri de düşünüldüğünde davacının ticari defter ve belgelerle alacağını ispat edemediği ortadadır.
Mahkememizce maddi gerçeğin aranması ve ortaya çıkarılması bakımından davacı şahıs HMK'nin 144.maddesi gereğince duruşmada dinlenmiş; beyanında davalıdan aldığı kasa ve klima ücretinin kendisinden taşıma hizmeti karşılığı alacağından mahsup etmek yerine davalı şirket tarafından kendisine karşı dava açılarak tahsil edilmesi üzerine takip yaptığını ve bu davayı açtığını söylemiştir. Yani davacı kendi alacağının mahsup edilmesi gerekirken mahsup edilmediğini öne sürmüştür.
Buna göre taraflar arasındaki sözleşme ilişkisi sabit olmasına rağmen özellikle faturanın hukuki niteliği ve ticari defter ve belgelerin delil olmasına ilişkin yasal düzenlemeler karşısında davacının davasını somut ve hukuki delilerle ispat edemediği sonuç ve kanaati hasıl olmuştur. Bunun üzerine davacı taraf dava dilekçesinde yemin deliline dayandığından davacı vekiline yemin kesin delili ile ispat hakkı hatırlatılmıştır.
Davacı vekili tarafından yemin deliline dayanmadıklar ve davalı şirket temsilcisine yemin teklif etmediklerini açıkça beyan etmiştir. Binaenaleyh, 4721 Sayılı TMK'nin 6 ve 6100 Sayılı HMK'nin 190, 222/3 ve 225 vd. maddeleri gereğince ispatlanamayan davanın reddine karar verilmiştir. (AY.9, 36 ,138, 141, TMK, 1/1,2, 6 , İİK, 67/1,2, TBK, 1 vd.117/1,TTK,16/1, 18/2, 21,23, 83,85,89, 850, 875 HMK, 25,26,27,30,31, 33, 222/3 ,144, 146, 187/1, 190, 198, 266 vd, 282, Av.Kanunu 2/1,2 )
2004 Sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 67 maddesinin 2.fıkrasına göre. “Bu davada borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edilir. ”düzenlemesi bulunmaktadır.
Kötüniyet tazminatı, takibe girişmekte kötüniyetli bulunduğu borçlu tarafından açıkça kanıtlanmış olan ya da öyle olduğu ayrıca kanıtlanmasına gerek bulunmaksızın dosya kapsamından açıkça anlaşılabilen alacaklıya yönelik bir yaptırım niteliğindedir. Anılan yasa hükmüne göre, alacaklının anılan tazminata mahkum edilebilmesi için açıkça takibin kötü niyetle yapılmış olması koşuluna bağlanmıştır.
Hemen belirtmek gerekir ki, alacaklının icra takibini kötüniyetli olarak yaptığı hususu, borçlu tarafından kanıtlanmalıdır. Öğretiye ve Yargıtay uygulamasına göre, alacağının bulunmadığını bildiği veya bilmesi gereken bir durumda olduğu halde, icra takibine girişen alacaklı, kötüniyetli kabul edilir.
Bu ilkeler uyarınca somut olaya bakıldığında hüküm sonucuna yapılan yargılama, hukuki yorum ve ispat kurallana göre ulaşılması yanında, davacının davalıyı ızrar kastıyla ve kötü niyetle takip yaptığına yönelik davalı tarafın vaki soyut beyan ve talebi dışında hukuki bir tespit ve beyyine bulunmadığı anlaşıldığından davalının tazminat isteğinin de reddine karar verilmiştir.
(Ay,36, İİK,67/2)Yukarıda yapılan açıklamalar ışığında 6100 Sayılı HMK'nin 332/1 maddesine göre, 323. maddesinde sayılan yargılama giderlerinden dava değeri gözetilmek suretiyle aynı yasanın 326/1 maddesi gereğince tamamen davacı sorumlu tutulmuştur.
Yine bu kapsamda Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 18/A maddesi ile Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliğinin 26/2. maddeleri gözetilerek dava öncesi Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen arabuluculuk ücretinin de az yukarıdaki esaslar çerçevesinde davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına da karar verilmek suretiyle 6100 Sayılı HMK'nin 297/2 maddesi gereğince aşağıdaki şekilde hüküm ihdas edilmiştir.
İstanbul Anadolu 13. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2023/10, K. 2024/913, 19 Aralık 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama