KÜNYE
- Mercii
- İstanbul Anadolu 6. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2022/324
- Karar No
- 2024/939
- Karar tarihi
- 17 Aralık 2024
Karar Metni
1.307 kelime·7 dk okuma·6 bölüm
T.C. İstanbul Anadolu 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO
2022/324 Esas
KARAR NO: 2024/939
DAVA
İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle)
DAVA TARİHİ: 27/04/2022
KARAR TARİHİ: 17/12/2024
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; ----- günü meydana gelen maddi hasarlı trafik kazasında.
Davalı ------ olarak kaskolu aracı park etmek üzere teslim aldığını ancak kaldırıma çarparak hasarlanmasına sebep olduğunu, sürücünün kazada %100 kusurlu olduğunu, kaza neticesinde ---- plakalı kasko sigortalı araçta 2.678,30 TL hasar meydana geldiğini, müvekkili tarafından ilgilisine 05.04.2019'da toplam 2.678,30 TL olarak ödeme yapıldığını akabinde yapılan ödemenin tahsili için davalılar hakkında----------sayılı dosyası ile takip başlatıldığını ancak davalıların haksız olarak takibe itiraz ettiğini davalı muteriz borçlular tarafından yapılan itirazın iptali ve icra takibindeki miktar üzerinden takibin devamı ile,
takip konusu alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere tazminat ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı ------Şirketi vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının sigortacısının gerçek kişi olduğunu ve doğan zararın ticari nitelikte olmadığını bu nedenle görevli mahkemenin asliye hukuk mahkemeleri olduğunu, müvekkili şirketin sorumluluğunun tespiti için zarar veren ile sigortalı arasındaki işçi işveren ilişkisinin tespit edilmesi gerektiğini ve her halükarda müvekkilinin sorumluluğunun poliçe limiti ile sınırlı olduğunu,
beyan ederek davanın reddine davacının %20’den az olmamak üzere kötü niyet tazminatına mahkum edilmesini talep etmiştir.Davalı ------ vekili cevap dilekçesinde özetle; davalının sigortacısının tüzel kişi değil gerçek kişi olduğundan işbu davada ticaret mahkemelerinin değil asliye hukuk mahkemelerinin görevli olduğunu, davalı ---müvekkili şirket ile bir bağının bulunmadığını, beyan ederek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.----- sayılı dosyası dosyamız arasına alınmıştır.
İncelemesinde; davacı alacaklının davalı borçlular aleyhine 20/02/2021 tarihinde 2.678,29 TL asıl alacak, 783,51 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 3.461,80 TL alacak üzerinden takip başlattığı, ödeme emrinin borçlu sigortaya 05/03/2021 tarihinde tebliğ edildiği, borçlu şirkete 10/03/2021 tarihinde tebliğ edildiği ve borçlu ------ tarihinde tebliğ edildiği, borçlulardan sigortanın 12/03/2021 tarihinde, borçlu şirketin 16/03/2021 tarihinde ve borçlu ----- 26/04/2021 tarihinde ödeme emrine itiraz ettiği takibin durduğu itiraz dilekçelerinin alacaklıya tebliğ edilmediği anlaşıldı.
Davalı Sigorta vekili icra dosyasında yetki itirazında bulunmuştur. 6100 sayılı HMK'nın 6. maddesi gereğince genel yetkili mahkeme, davalı gerçek veya tüzel kişinin davanın açıldığı tarihteki yerleşim yeri mahkemesidir. Aynı Kanun'un 7. maddesinde "Davalı birden fazla ise dava, bunlardan birinin yerleşim yeri mahkemesinde açılabilir.
Ancak, dava sebebine göre kanunda, davalıların tamamı hakkında ortak yetkiyi taşıyan bir mahkeme belirtilmişse, davaya o yer mahkemesinde bakılır. Birden fazla davalının bulunduğu hallerde, davanın, davalılardan birini sırf kendi yerleşim yeri mahkemesinden başka bir mahkemeye getirmek amacıyla açıldığı, deliller veya belirtilerle anlaşılırsa, mahkeme, ilgili davalının itirazı üzerine, onun hakkındaki davayı ayırarak, yetkisizlik kararı verir." şeklinde düzenleme yapılmıştır.
Hmk'nın 16. maddesinde ise "Haksız fiilden doğan davalarda, haksız fiilin işlendiği veya zararın meydana geldiği yahut gelme ihtimalinin bulunduğu yer ya da zarar görenin yerleşim yeri mahkemesi de yetkilidir" hükmü yer almaktadır. Bir davada birden fazla genel ve özel yetkili mahkeme varsa, davacı bu mahkemelerden birinde dava açma hususunda bir seçimlik hakka sahiptir.
Davacı, davasını bu genel ve özel yetkili mahkemelerden hiçbirinde açmaz ve yetkisiz bir mahkemede açarsa, o zaman seçme hakkı davalılara geçer. Somut olayda; kazanın------ilçesinde meydana geldiği anlaşıldığından yetki ilk itirazının reddine karar verildi.
Tefhimle açık yargılamaya devam olundu.Dava konusu aracın malik bilgileri getirtilerek dosyamız arasına alınmıştır.Davacı sigortadan hasar dosyası ve poliçe istenilmiş olup gelen yazı cevabı dosyamız arasına alınmıştır.Davalı sigortadan sigorta poliçesi istenilerek dosyamız arasına alınmıştır.----- müzekkere yazılarak davalı ---- hizmet döküm belgesi istenilmiş olup gelen yazı cevabından kaza tarihi itibari ile davalı şirketin çalışanı olduğu anlaşılmıştır.Dosya kusurun ve zararın tespiti için motorlu taşıtlar uzmanı bilirkişiye tevdi edilmiş olup bilirkişi hazırlamış olduğu raporda özetle;
dava konusu olayın Kara Yolları Trafik Kanunu kapsamında trafik kazası olduğunu,------ plakalı kamyonet aracın şoförü olan------Karayolları trafik kanunun 84. Maddesini ihlal ettiği gerekçesi ile asli ve tam olarak %100 kusurlu olduğunu, ---- plakalı ------ aracın hasar onarım tutarı olan 2.678,29 TL'nin kadri maruf kabul edilebilir olduğunu, davacı sigorta şirketinin sigortalısı araçta oluşan hasarın 1.500 TL tutarının davalı --- poliçesine rücu edebileceğini beyan etmiştir.
İtirazlar üzerine dosya motorlu taşıtlar uzmanı bilirkişi ile sigortacı bilirkişiye heyet halinde tevdi edilmiş olup heyet hazırlamış oldukları ek raporda özetle; kök raporda değişikliğe gitmemişlerdir.Dava; kasko sigorta poliçesinden kaynaklanan rücuen tazminat istemine ilişkindir.
Uyuşmazlık;------ Esas sayılı takibine yapılan itirazın haklı olup olmadığı, bu doğrultuda davacı şirket nezdinde -------sigortalı bunan ---- tarihinde, ------- otoparkından çıkışı esnasında hasarlanması neticesinde oluşan hasarların karşılanması için davacı şirketçe ödenmiş bulunan 2.678,29 TL hasar tazminatının, TTK`nun 1472. maddesi hükmü uyarınca takip borçlularından (takip borçlusu sigorta şirketi poliçe limitleri ile sınırlı sorumlu olmak üzere) müştereken ve müteselsilen,
rücuen tazmini isteminin haklı olup olmadığı noktalarında toplanmıştır.Öncelikle tartışılması gereken husus davalı ---- gerçekleştirdiği kazadan davalı şirketin ve sigorta şirketinin sorumlu olup olmadığı noktasında toplanmaktadır. Davalı şirket diğer davalı---şirket çalışanı olmadığını iddia etmiş ---- gelen cevap doğrultusunda davalı -------- davalı şirketin kaza tarihi itibari ile çalışanı olduğu anlaşılmıştır.
6098 sayılı TBK'nun 66. maddesinde adam çalıştıranın sorumluluğu. "Adam çalıştıran, çalışanın, kendisine verilen işin yapılması sırasında başkalarına verdiği zararı gidermekle yükümlüdür. Adam çalıştıran, çalışanını seçerken, işiyle ilgili talimat verirken, gözetim ve denetimde bulunurken, zararın doğmasını engellemek için gerekli özeni gösterdiğini ispat ederse, sorumlu olmaz.
Bir işletmede adam çalıştıran, işletmenin çalışma düzeninin zararın doğmasını önlemeye elverişli olduğunu ispat etmedikçe, o işletmenin faaliyetleri dolayısıyla sebep olunan zararı gidermekle yükümlüdür. Adam çalıştıran, ödediği tazminat için, zarar veren çalışana, ancak onun bizzat sorumlu olduğu ölçüde rücu hakkına sahiptir." şeklinde düzenlenmiştir.
TBK 66 Maddesi gereğince --------- vermiş olduğu zarardan davalı şirketin sorumlu olduğu kabul edilmiştir.Davalı ----tarihleri arasında geçerli olan ---numaralı ---- olduğu poliçe içerisinde yer alan teminat; ---- başlığı altında -----------aksine işletme otoparkına ya da park edilmek üzere işletme görevlilerine bırakılan araçların işletme görevlileri tarafından park edilmesi,
yer değiştirilmesi sırasında işletme görevlilerinin müşteri araçlarına verebilecekleri zararlar dolayısıyla sigortalıya düşecek hukuki sorumluluklar olay başı 1.500-TL ve yıllık toplamda 4.500-TL ile sınırlı olarak teminata dahil edilmiştir." şeklinde belirtilmiş olduğu poliçe kapsamında davalı sigorta şirketinin zarardan sorumlu olduğu anlaşılmıştır.6102 sayılı TTK'nın 1472. Maddesine göre. Sigortacı, sigorta tazminatını ödediğinde, hukuken sigortalının yerine geçer.
Sigortalının, gerçekleşen zarardan dolayı sorumlulara karşı dava hakkı varsa bu hak, tazmin ettiği bedel kadar, sigortacıya intikal eder.
Somut olayda davacı sigorta şirketinin sigortalısının aracında kaza nedeniyle hasar meydana geldiği sigorta şirketinin işbu hasarı giderdiği 2.678,29 TL harcama yaptığı işbu ödemenin alınan bilirkişi kapsamında kadri maruf kabul edilebilir olduğu anlaşılmıştır.İİK’nın 67. maddesinin 2.fıkrası hükmünce, icra-inkar tazminatına hükmedilebilmesi için borçlunun takip sırasında ödeme emrine itiraz etmesi ve alacaklının alacağını mahkemede dava ederek haklı çıkması ve alacağın likit ve belli olması gerekir.
Daha geniş bir açıklama ile borçlu tarafından alacağın gerçek miktarı belli, sabit ve belirlenmek için bütün unsurlar bilinmesi mümkün nitelikle olması yeterlidir. Borçlu yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda ise, alacağın likit ve muayyen olduğunun kabulü zorunludur.
Öte yandan, alacağın muhakkak bir belgeye bağlı olması da şart değildir.-----Bu kapsamda somut olayda, alacağın likit olduğu ve diğer icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi şartları gerçekleştiği anlaşılmakla, hükmolunan asıl alacağın %20’si oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
İstanbul Anadolu 6. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2022/324, K. 2024/939, 17 Aralık 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama