KÜNYE
- Mercii
- İstanbul Anadolu 7. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2024/725
- Karar No
- 2025/738
- Karar tarihi
- 9 Ekim 2025
Karar Metni
1.020 kelime·5 dk okuma·6 bölüm
T.C. İstanbul Anadolu 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO
2024/725 Esas
KARAR NO: 2025/738
DAVA
İtirazın İptali (Kredi Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 03/10/2024
KARAR TARİHİ: 09/10/2025
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Kredi Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREKÇE
Davacı vekili, müvekkili bankanın -----tarafından dava dışı -------- genel kredi sözleşmesi ile kredi kullandırıldığını; davalılarında bu sözleşmede borçluya ''müşterek borçlu müteselsil kefil'' sıfatıyla kefil olduklarını; kredi borcunun ödenmemesi üzerine bankanın sözleşmedeki yetkisine dayanarak hesabı kat ettiğini; kat ihtarını borçluya ve kefillere tebliğ ettirdiğini; yine de borç ödenmeyince davalılar aleyhine -----sayılı dosyası ile icra takibi başlattıklarını; davalıların haksız bir itirazla takibi durdurduğunu bildirerek;
itirazın iptaline, takibin devamına ve davalılardan %20 inkar tazminatı tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmişlerdir.Davalılar vekili başlatılan takibin kötü niyetli olduğunu, icra takibine konu alacağın zaman aşımına uğramış olduğunu, davalıların kefil olduğunu, asıl borçluya gidilmeden kefile icra takibi yapılamayacağını, ayrıca ----- yönünden eş rızası bulunmadığı için kefaletin geçerli olmayacağını belirterek davanın reddine karar verilmesini, davacı bankadan %20 oranında kötü niyetli takip tazminatı tahsiline karar verilmesini savunmuştur.Dava İİK 67 madde gereğince açılan itirazın iptali davası olup;
davacı bankanın kredi sözleşmesine dayanarak kefiller aleyhine icra takibi başlattığı, davalı kefillerin süresi içinde yaptığı ''borcumuz yoktur, takip konusu borcun tamamına, faize, faiz oranına ve tüm ferilerine ve yetkiye itiraz ediyoruz'' şeklindeki itirazla takibi durdurdukları; itirazın 01/08/2024 tarihli olduğu, itiraz dilekçesinin tarihine nazaran dahi davanın 1 yıllık hak düşürücü süre içinde açıldığı ihtilafsızdır.Davalıların itiraz dilekçesinde her ne kadar yetkiye de itiraz ettikleri yazılı ise de; hangi icra dairesinin yetkili olduğu bildirilmediğinden yetki itirazının geçersiz olduğu;
kaldı ki kefalet akdinin davalılarca imzalandığı nazara alınarak esasen TBK 89 madde gereğince bir miktar para alacağına ilişkin takipte davacının ikametgahının da yetkili olduğu; davacının ikametgahının da mahkememiz yetki sahası içinde bulunan ----- olması sebebiyle yetki ile ilgili davalı itirazı esasa alınmamış, Davalı ------ yönünden her ne kadar eş rızası bulunmadığından dolayı kefaletin geçersizliği ileriye sürülmüş ise de;
asıl borçlu -----kaydında bu şahsın şirket ortağı olduğu görüldüğünden eş rızasın gerek bulunmadığı belirlenmiş, Davalılar vekili her ne kadar asıl borçlu olan şirkete gidilmeden davalılar hakkında icra takibi yapılamayacağını bildirmişse de TBK 586/1 maddesi gereğince ''müşterek borçlu'' ''müteselsil kefil'' gibi sıfatlarla kefil olanları hakkında önceden ihtar koşulunun yerine gelmesi ve borcun ödeme ediminin yerine getirilmemiş olması şartıyla müteselsil kefil aleyhine asıl borçluya gidilmeden takip yapılabileceği;
davamızda kat ihtarının tebliği ile ''ihtar koşulunun'' gerçekleştiği, borcun da ödenmemiş olması nedeniyle ''ödeme ediminin yerine getirilmemiş olması'' şartının gerçekleştiği nazara alınarak bu yönden de davalı savunmasına itibar edilmemiştir.Banka kredi sözleşmesinde taraflar arasında ihtilaf çıktığında banka kayıtlarının esas alınacağı düzenlenmiş olup; esasen bu bir yetki sözleşmesi olup kefilleri de bağlayıcıdır.
Bu nedenle mahkememizce banka kayıtları üzerinden inceleme yaptırmak üzere uzman bankacı bilirkişiden rapor alınmış olup bankacı bilirkişi; davacı bankanın ------- Şubesi tarafından dava dışı------- kredi kullandırıldığını; kredinin ödenmediğini; bunun üzerine bankanın sözleşmeden doğan yetkisini kullanarak hesabı kat ettiğini, hesabın katı ile birlikte kalan taksitlerinin tamamının muaccel hale geldiğini; kat ihtarının tebliği ile borçluların temerrüte düştüğünü;
temerrüt tarihine kadar hesap katı ile belirlenen ödenmemiş borç toplamına bu tür kredilere banka tarafından benzer durumda uygulanan faiz oranı üzerinden faiz işletilip temerrüt tarihinde ödenmemiş toplam borca eklenerek asıl alacağın hesaplanması ve bu asıl alacağa takip tarihine kadar da işlemiş temerrüt faizi uygulanabileceğini belirttiği, bu çerçevede hesaplarını yaptığı; ancak takipten sonra davaya kadar yapılan kısmi ödemelerin söz konusu olduğu, bu ödemelerin öncelikle faizden düşülmesi gerektiği, faizden kalan olursa onun da asıl alacaktan düşülmesi gerektiği;
hal böyle olunca davadaki haklılık oranı yönünden mahkememizin de kararında takip anındaki alacağı belirleyip dava anına kadar yapılan ödemelerin yukarıda açıklanan çerçevede mahsubu ile dava tarihi itibarıyla takibin nasıl devam edeceğinin belirlenmesi, böylece icra edilebilir bir kararın oluşturulması gerektiği;
davadan sonra yapılan ödemelerin ise miktar olarak ve tarih olarak bildirilip tahsilde icra müdürü tarafından nazara alınmasına karar verilmesi gerektiği sebebiyle ve bilirkişi raporu gerek hesaplama şekli, gerekse gerekçeleri ile hükme esas alınabilecek nitelikte olduğu dikkate alınarak;Takip anında gerçekten davacı bankanın talep ettiği her bir kalem yönünden haklı olduğu; takiple dava tarihi arasında herhangi bir ödeme yapılmamış olsaydı takibin aynen devamına karar vermek gerekeceği;
ancak takiple dava arasında yapılan ödemeler sebebiyle artık icra takibinin dava tarihi itibarıyla ne şekilde devam edeceğinin hükümle belirlenmek suretiyle kararımız oluşturulmuş;
Davacı tarafın inkar tazminatı talebinin bulunduğu, kredi sözleşmelerinden kaynaklanan alacağın likit alacak olduğu, hükmedilen asıl alacak üzerinden inkar tazminatına karar verilmesi gerektiği; söz konusu kredinin Euro üzerinden verildiği ancak inkar tazminatına sadece Türk Lirası üzerinden hükmedilebileceği dikkate alınarak ve inkar tazminatına kısmi ödemeler varsa artık icra takibindeki miktar üzerinden değil daha az miktar olan dava tarihindeki rakam üzerinden hükmetmek gerektiği dikkate alınarak aşağıdaki karar tesis olunmuştur.
İstanbul Anadolu 7. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2024/725, K. 2025/738, 9 Ekim 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama