KÜNYE
- Mercii
- Adana Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2022/2554
- Karar No
- 2024/2774
- Karar tarihi
- 21 Kasım 2024
Karar Metni
2.856 kelime·14 dk okuma·24 bölüm
T.C. ... BAM 3. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2022/2554 - 2024/2774 T.C. ...
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
3. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2022/2554
KARAR NO : 2024/2774
TÜRK MİLLETİ ADINA
BÖLGEADLİYEMAHKEMESİ KARARI
BAŞKAN
ÜYE
ÜYE
KATİP
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : .... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 21/04/2022
NUMARASI
... Esas, ... Karar
DAVACILAR : 1-
2- (Velisi; ) VEKİLİ : Av. ...
DAVALILAR : 1- ... SİGORTA ANONİM ŞİRKETİ -
VEKİLİ : Av. ... : 2- 3- VEKİLLERİ : Av. ...
DAVA
Ölüm Sebebiyle Açılan Tazminat
KARAR TARİHİ : 21/11/2024
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 21/11/2024
.... Asliye Ticaret Mahkemesinin 21/04/2022 tarih ve ... Esas, ... Karar sayılı kararı aleyhine, istinaf başvurusunda bulunulmuş ve mahkemece dosya Dairemize gönderilmiş olmakla; HMK'nın 352. maddesi uyarınca dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ. Tarafların iddia ve savunmalarının özeti:
DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; ... günü davalı ...idaresindeki ... plakalı kamyonet ile seyir halindeyken... idaresindeki motosiklete çarpması sonucu meydana gelen kazada müvekkillerin murisi...'nın vefat ettiğini, ... plaka sayılı aracın davalı sigorta şirketi nezdinde ZMMS poliçesi ile sigortalı olduğunu belirterek, fazlaya ve tüm yönlere ilişkin dava ve talep hakları saklı kalmak üzere şimdilik 1.000,00 TL maddi tazminatın olay tarihinden işleyecek avans faizi, uygun görülmediği takdirde yasal faizi, yargılama gideri ve avukatlık ücretiyle birlikte davalılara ortaklaşa ve zincirleme ödetilmesine,
tüm davacılar için toplam 100.000,00 TL manevi tazminatın, olay tarihinden işleyecek avans faizi, uygun görülmediği takdirde yasal faizi, yargılama gideri ve avukatlık ücretiyle birlikte ortaklaşa ve zincirleme işletene ve sürücüye ödetilmesine karar verilmesesini talep etmiştir.
ISLAH
09/11/2021 tarihli 1. bedel artırım dilekçesi ile; maddi tazminat talebini davacılardan ...için 51.621,32 TL'ye, davacılardan... için 7.797,48 TL'ye yükseltmiş, 31/03/2022 tarihli 2. bedel arttırım dilekçesi ile, maddi tazminat talebini davacılardan ...için 96.536,34-TL'ye, davacılardan... için 12.653,41 TL'ye yükseltmiştir.
CEVAP
Davalı ... Sigorta A.Ş vekili cevap dilekçesinde özetle; kazaya karışan ... plaka sayılı aracın müvekkili şirket nezdinde 12/04/2018-12/04/2019 tarihleri arasında... nolu ZMMS poliçesi ile sigortalı olduğunu, raporların Adli Tıp Kurumundan alınması gerektiğini, sigortalı araç sürücüsünün kusuru oranında zarardan sorumlu olduklarını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiş, davacılar lehine tazminata hükmedildiği takdirde davacıların murisinin müterafik kusuru nedeniyle hükmedilecek tazminatta müterafik kusur indirimi yapılması gerektiğini savunmuştur.
Davalılar... ve ...süresi içinde cevap dilekçesi sunmamış, yargılama sırasında vekilleri davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece;
1-A) Davacıların maddi tazminat talebi yönünden açmış oldukları davanın KABULÜ ile,
-Davacı ...yönünden hesaplanan 51.621,32 TL destekten yoksunluk tazminatının davalılardan ... Sigorta A.Ş. yönünden temerrüt tarihi olan 12/06/2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle, diğer davalılar ...ve ...yönünden olay tarihi olan ... tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine,
-Davacı... yönünden hesaplanan 7.797,48 TL destekten yoksunluk tazminatının davalılardan ... Sigorta A.Ş. yönünden temerrüt tarihi olan 12/06/2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle, diğer davalılar ...ve ...yönünden olay tarihi olan ... tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine,
B) Davacıların manevi tazminat talebi yönünden açmış oldukları davanın KISMEN KABULÜ ile,
-Davacı ...yönünden belirlenen 12.000,00 TL manevi tazminatının olay tarihi olan ... tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılar ...ve...'den müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine,
-Davacı... yönünden belirlenen 10.000,00 TL manevi tazminatının olay tarihi olan ... tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılar ...ve... 'den müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF NEDENLERİ
Karara karşı davacılar vekili verdiği istinaf dilekçesinde özetle; ikinci talep arttırım dilekçelerinin kabul edilmeyerek ilk dilekçeye göre hüküm kurulmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu, tarafların kusur oranını ve sosyal ve ekonomik durumları ile müvekkillerinin duymuş olduğu elem ve üzüntü dikkate alınarak hükmedilen manevi tazminat miktarının çok düşük olduğunu belirterek usul ve yasaya aykırı ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
Karara karşı davalı ... Sigorta A.Ş vekili verdiği istinaf dilekçesinde özetle; Müvekkili şirket tarafından aktüere hesaplattırılan destekten yoksun kalma tazminatının davacı hesabına gönderilerek müvekkili şirket tarafından üzerine düşen tüm sorumluluk yerine getirildiğini, müvekkili sigorta şirketinin sorumluluğunun sigortalısının kusuru oranında olduğunu, bilirkişi raporunda hesaplanan tazminat bedelini kabul etmediklerini belirterek usul ve yasaya aykırı ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
Karara karşı davalılar ...Ve ...vekili verdiği istinaf dilekçesinde özetle; müvekkillerinin meydana gelen kazada herhangi bir kusuru bulunmadığını, davacıların murisinin müterafik kusuru dikkate alınmadığını, davacılar tarafından davadan önce ilgili sigorta şirketine yapılan başvuru üzerine ödeme yapıldığından davacıların talep edeceği bir hakkı bulunmadığını, davacılar tarafından yapılan her iki ıslah talep artırımını kabul etmediklerini, zarar hesabı konusunda raporlar arasındaki çelişkinin giderilmediğini, hükmedilen manevi tazminat miktarlarının çok fazla olduğunu, her iki davacı aleyhine AAÜT uyarınca reddedilen kısım yönünden ayrı ayrı vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğini belirterek usul ve yasaya aykırı ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Dava, ölümlü trafik kazasına dayalı açılan, destekten yoksun kalınmasından doğan maddi ve manevi tazminat davasıdır.
İlk derece mahkemesince maddi tazminat talebinin kabulüne manevi tazminat talebinin kısmen kabulüne karar verilmiş, kararı davacılar vekili, davalılar ... ve ...vekili ve Davalı ... Sigorta Şirketi vekili istinaf etmiştir.
Davalılar vekili ile davalı Sigorta Şirketi vekilinin kusur raporuna yönelik istinaf taleplerinin incelenmesinde:
... günü saat 19:05 sıralarında davalı ...., idaresindeki ... plakalı kamyonet ile otogar kavşağı istikametinden ... kara yolunu sol şeridi takiben ... kavşağı istikametine seyri sırasında kaza yeri olan ... isimli işyeri önüne geldiğinde aracın sağ ön kısımları ile yolun sağ şeridinde aynı istikamette seyreden ancak doğrultu değiştirerek sol şeride geçmek isteyen... idaresindeki motosikletin arka kısımlarına çarpmasıyla meydana gelen trafik kazası neticesinde davacıların murisi... vefat etmiştir.
Olay tarihli kaza tespit tutanağında; kazanın oluşumunda ... plakalı araç sürücüsü ....'in 2918 sayılı KTK'nun 52/B maddesini ihlal ettiği, tescilsiz motosiklet sürücüsü...'nın aynı yasanın 46/B maddesini ihlal ettiği belirtilmiştir.
.... Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2018/1332 esas sayılı dosyasında alınan... Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesi'nin 28/01/2020 tarih ve 15213 sayılı raporunda; sanık sürücü ....'in tali kusurlu olduğu, müteveffa sürücü...'nın asli kusurlu olduğu belirtilmiştir.
İlk derece Mahkemesince alınan 04/01/2021 tarihli kusur raporunda; plakasız motosikleti sürücü belgesiz olarak sevk ve idare eden...'nın % 75 oranında kusurlu olduğu, ... plakalı kamyonet sürücüsü ....'in ise % 25 oranında kusurlu olduğu belirtilmiştir. Mahkemece bu rapor hükme esas alınmış olup rapor olay ve oluşa ve dosya kapsamıyla uyumlu olduğundan davalı vekillerinin rapora yönelik istinafları yerinde değildir.
Davalı vekillerinin müterafik kusur indirimi yapılmamasına yönelik istinafları yönünden yapılan incelemede:
Davalılar vekilleri belirlenecek tazminat tutarından müterafik kusur indirimi yapılması gerektiğini savunmuşsa da, davacıların murisinin sürücü belgesinin bulunmamasının trafik cezasını gerektirir bir durum olduğu ve bu hususun salt müterafik kusur olarak değerlendirilemeyeceği, öte yandan müteveffanın ölü muayene tutanağına göre, kanında alkol ve uyuşturucu maddeye rastlanmadığı,
ölümünün genel beden travmasına bağlı kafatası, kosta (kaburga), klavikula (köprücük), sakrum (kuyruk sokumu), vertebra (omurga) kemik kırıkları ile birlikte iç organ yaralanması ve büyük organ yaralanmasından gelişen iç kanama, medulla spinalis (omurilik) harabiyeti ve beyin kanaması sonucu meydana geldiğinin tespit edildiği,
olayın vahameti, muriste oluşan ölüme etkili birden fazla durum ve özellikle de büyük damar yaralanması meydana geldiği nazara alındığında sadece kaskın takılı olmamasının sonucu değiştirmeyeceği, kaldı ki müteveffanın koruyucu ekipman/kask kullanıp kullanmadığının da dosya kapsamından tespit edilemediği anlaşılmış olup, mahkemece müterafik kusur indirimi yapılmamış olması yerindedir.
Davalı vekillerinin hesap raporuna ilişkin istinaf talebinin incelenmesinde:
Davalılar vekilleri karara dayanak olan rapordaki hesaplamaların hatalı olduğunu savunmuştur.
Anayasa Mahkemesinin 2019/40-2020/40 E.K. sayılı 17/07/2020 günlü kararı sonrasında Yargıtay 17. Hukuk ve sonrasında Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin istikrarlı kararlarında (örneğin 17/06/2021 gün ve 2021/9757 Esas ve 2021/3262 karar sayılı kararları, 2021/3173 Esas ve 2944 Karar sayılı kararları) davacının gerçek zararının belirlenmesi noktasında davacının muhtemel bakiye yaşam süresinin TRH 2010 Yaşam Tablosu'na göre belirlenerek ve prograsif rant tekniği kullanılmak suretiyle tazminat miktarının hesaplanması gerektiğine işaret edilmiştir.
Buna göre eldeki dosyaya baktığımızda mahkemesince hükme esas alınan 16.08.2021 tarihli ek hesap raporunda TRH 2010 yaşam tablosu ve prograssif rant yöntemi kullanılmak sureti ile davacıların zararının belirlendiği, bilirkişi ek raporunda ödeme tarihindeki veriler esas alınarak yapılan hesaplamada davacı...'nın DYKT'nın 43.968,34 TL olarak hesaplandığı, ...'ya ödenen 23.829 TL ile hesaplanan tazminatın %54,19'unun davacı...'ya ödenmiş olduğu, Fiili ödeme tutarı ile gerçek zarar tutarı arasında fahiş fark olduğu,
davacı...'nun gerçek zararı tam karşılanmadığından hesap tarihi verilerine göre...'nın bakiye toplam destekten yoksun kalma tazminatının 51.621,32 TL olarak hesaplandığı, davacı...'nın ödeme tarihi verilerine göre DYKT'nın 9.841,99 TL olarak hesaplandığı, 7.916,00 TL ödeme ile hesaplanan tazminatın %80,43'ünün davacı...'ya ödenmiş olduğu, yapılan ödeme ile hesaplanan gerçek zarar arasında fahiş fark bulunduğu, bu halde zarar tam karşılanmadığından hesap tarihi verilerine göre...'nın bakiye toplam destekten yoksun kalma tazminatının 7.797,48 TL olarak hesaplandığı, hesaplamada asgari ücretin esas alındığı,
raporun bu yönüyle içtihatlara uygun, hüküm kurmaya elverişli olduğu anlaşıldığından davalı vekillerinin bu yöndeki istinaf sebebi yerinde görülmemiştir.
Davalılar ... ve ...ve Davalı Sigorta Şirketi vekilinin davalı sigorta şirketinin ödemesi ile davacıların tüm maddi zararlarının karşılandığına yönelik istinaf başvurusunun değerlendirilmesinde;
Dava konusu uyuşmazlıkta, 2918 sayılı KTK'nın 111. maddesinin de irdelenmesi önem arzetmektedir. 2918 sayılı KTK'nın 111/2. maddesi uyarınca yetersiz veya fahiş olduğu açıkça belli olan anlaşmalar veya uzlaşmalar, yapıldıkları tarihten başlayarak iki yıl içinde iptal edilebilir.
2918 sayılı KTK'nın 111. maddesi uyarınca, tazminat miktarlarına ilişkin olup da yetersiz veya fahiş olduğu açıkça belli olan anlaşmalar veya uzlaşmalar, yapıldıkları tarihten itibaren 2 yıl içinde iptal edilebilirler. Yasa’nın bu hükmünden yararlanmak için ibra belgesinin iptalinin açıkça ve ayrıca istenmesine gerek olmayıp, dava sırasında bu husus ileri sürülebileceği gibi, yapıldığı tarihten itibaren 2 yıl içinde hükümlerinin kabul edilmediğine ilişkin bir irade açıklaması da yeterlidir. Yasada belirtilen 2 yıllık süre hak düşürücü süre olup, mahkemece re'sen dikkate alınmalıdır. Bu sürenin hesaplanmasında ceza dosyası, kusur raporunun kesinleşmesi değil, yapıldıkları tarih esas alınır.
Somut olayda, davanın açılış tarihinin 02.10.2020 olduğu, davacılar ile davalı ... Sigorta A.Ş. arasında 13.11.2018 tarihli makbuz/ibraname başlıklı protokol düzenlendiği ve iş bu protokole göre davalı ... Sigorta A.Ş. tarafından 13.11.2018 tarihinde davacılara toplam 31.745,00 TL (...için 23.829,00 TL , ... için 7.916,00 TL olmak üzere) ödeme yapıldığı uyuşmazlık ve istinaf konusu değildir. Buna göre davacılara ödeme yapıldığı tarih olan 13.11.2018 tarihi davacılar ile davalı Sigorta şirketi arasında 13.11.2018 tarihli makbuz/ibraname başlıklı protokol düzenlendiği tarih olarak kabul edileceğinden, davanın 2 yıllık hak düşürücü süre dolmadan açıldığı anlaşılmıştır.
Öte yandan, mahkemece alınan 16.08.2021 tarihli ek bilirkişi raporunda, davalı sigorta şirketi tarafından davacı eşe -ödeme tarihi verilerine göre- 43.968,34 TL destek tazminatı ödemesi yapılması gerektiğinin hesaplandığı, ...'ya ödenen 23.829 TL ile hesaplanan tazminatın %54,19'unun davacıya ödenmiş olduğu, yine -ödeme tarihi verilerine göre- davacı...'nın DYKT'nın 9.841,99 TL olarak hesaplandığı, 7.916,00 TL ödeme ile hesaplanan tazminatın %80,43'ünün davacı...'ya ödenmiş olduğu, fiili ödemeler ile gerçek tazminat tutarı arasında fahiş fark bulunduğu,
karar tarihine en yakın tarihte alınan 09.02.2022 tarihli ek rapora göre güncel asgari ücretlere göre davacı...'nun bakiye DYKT alacağının 96.536,34 TL, davacı ...'in bakiye DYKT alacağının 12.653,41 TL olduğu anlaşılmakla davalılar vekillerinin bu husustaki istinaf başvuruları haksız bulunmuştur.
Davacı vekilinin ikinci harç artırım dilekçesinin ıslah niteliğinde olduğuna ve buna göre karar verilmesi gerektiğine yönelik istinafı yönünden:
Dava 6100 Sayılı HMK döneminde açılmıştır. Davacılar vekilinin 31/03/2022 tarihli dilekçesinde davanın açıkça belirsiz alacak davası olarak açıldığı belirtilmiştir. Kısmi davada ise bir kez ıslah yapılması mümkünse de eldeki dava kısmi alacak davası değil belirsiz alacak davasıdır.
Davacının tazminat alacağının hesaplanması konusunda alınan rapor üzerine 09/11/2021 tarihli bedel arttırım dilekçesi ile HMK 107/2 maddesi uyarınca taleplerini davacılardan ...için 51.621,32 TL'ye, ... için 7.797,48 TL olarak belirlediği ve tamamlama harcını yatırmış olduğu, daha sonra davacı vekilince rapora itiraz edilmesi üzerine yeni asgari ücrete göre alınan ek rapora göre davacı vekili tarafından sunulan 31/03/2022 tarihli dilekçe ile dava değerinin davacılardan ...için 96.536,34 TL'ye, ... için 12.653,41 TL olarak belirlediği ve tamamlama harcını yatırmış olduğu anlaşılmaktadır.
Belirsiz alacak davasında davacı, alacağının tam ve kesin olarak belirlenmesinden sonra HMK 107.maddesine dayalı olarak bir kez alacağını artırabilir. Ayrıca davasını HMK 176. ve devamı maddelerine göre bir kez de ıslah edebilir.( Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin 2015/14980 - 2018/8201 esas karar sayılı kararı) Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin 2017/8546 Esas 2018/16333 Karar sayılı kararı Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin 2017/8353 Esas ve 2018/13810 Karar sayılı kararları,
Davacı vekili Mahkemesine sunmuş olduğu 09/11/2021 günlü bedel arttırım dilekçesi ile fazlaya ilişkin haklarına saklı tutarak dava değerini arttırmış, daha sonra da 31/03/2022 tarihli dilekçe ile dava değerini ek rapor doğrultusunda ikinci kez artırmıştır. İkinci bedel artırım dilekçesi ıslah niteliğindedir. Yukarıda açıklandığı gibi davacı vekilinin belirsiz alacak davasında bir kere bedel arttırım talebinde bulunabilecek, bir kere de davasını ıslah edebilecektir.
Davacı vekilinin 09/11/2021 günlü dilekçesi HMK 107. Maddesine göre bedel arttırım dilekçesi ve 31/03/2022 günlü dilekçesi HMK 176. maddesine göre ıslah dilekçesi niteliğinde olduğundan ıslah dilekçesinde belirtilen miktar esas alınarak hüküm kurulması gerektiğinden davacı vekilinin bu yöndeki istinaf başvurusunun kabulü gerekmiştir.
Manevi tazminatın miktarına yönelik yapılan incelemede:
6098 TBK'nın 56/2. maddesi hükmüne göre, hakimin özel halleri göz önünde tutarak manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği bir para tutarı adalete uygun olmalıdır. Hakimin takdir hakkını kullanırken, ülkenin ekonomik koşulları, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, paranın satın alma gücü, tarafların kusur durumu, olayın ağırlığı, olay tarihi gibi özellikleri göz önünde tutması ve buna göre manevi tazminat takdir etmesi gerektiği açıkça ortadadır. (HGK 23/06/2004, 13/291-370)
Somut olayda ... tarihinde meydana gelen trafik kazasında davacıların desteği...'nın vefat ettiği, kazanın meydana gelmesinde davalı ...'ın %25 oranında kusurlu olduğu, tarafların belirlenen ekonomik sosyal durumları, kaza ve davanın tarihi, ölenin yaşı, davacıların ölene yakınlıkları, paranın satın alma gücü ve TMK 4. maddesindeki hakkaniyet ilkesi birlikte değerlendirildiğinde hükmolunan manevi tazminatın düşük olduğu kanaatine varılmıştır. Bu nedenle davacılar vekilinin manevi tazminatın miktarına yönelik istinaf başvurusunun kabulüne, davalılar... ve ... vekilinin bu yöndeki istinafının reddine karar vermek gerekmiştir.
Yukarıda açıklanan ve benimsenen nedenlerle dosya içeriğine, toplanan delillere, hükmün dayandığı yasal ve hukuksal gerekçeye göre, ilk derece mahkemesince yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olduğundan, davacılar vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile, HMK 353/1-b-2. maddeleri gereği ilk derece mahkemesi kararının yeniden hüküm kurulmak üzere ortadan kaldırılmasına, davalılar vekillerinin istinaf başvurularının ayrı ayrı esastan reddine karar verilmesi gerekmiş olup aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
Adana Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi, E. 2022/2554, K. 2024/2774, 21 Kasım 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama