KÜNYE
T.C. Adana Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 21 Kasım 2024
- T.C. ADANA BAM 3. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No
- 2022/2724 - 2024/2738
- Dosya no
- 2022/2724
- Karar no
- 2024/2738
- Başkan
- —
- Üye
- —
- Üye
- —
- Katip
- —
- İncelenen kararın mahkemesi
- ... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 06/10/2021
- Numarası
- ... Esas, ... Karar
- Davacı
- 1-
- Vekilleri
- Av.
- Davalı
- 1-
- Vekili
- Av.
- Davalı
- 2- ... SİGORTA ANONİM ŞİRKETİ -
- Vekili
- Av.
- Dava
- Ölüm Sebebiyle Açılan Tazminat
- Gerekçeli kararın yazıldığı tarih
- 21/11/2024
Karar Metni
3.266 kelime·16 dk okuma·5 bölüm
... Asliye Ticaret Mahkemesinin 06/10/2021 tarih ve ... Esas, ... Karar sayılı kararı aleyhine, istinaf başvurusunda bulunulmuş ve mahkemece dosya Dairemize gönderilmiş olmakla; HMK'nın 352. maddesi uyarınca dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ. Tarafların iddia ve savunmalarının özeti:
DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle.
Müvekkillerinin kızları/kardeşi ...’in yolcu olarak bulunduğu ve davalıların sürücüsü/maliki/trafik sigortacısı olduğu ... plakalı aracın 17.10.2017 tarihinde tek taraflı trafik kazası yapması sonucu ...’in yaralandığını daha sonra kurtarılamayarak 02.11.2017 tarihinde vefat ettiğini, ceza soruşturma ve kovuşturma safhasında alınan kusur bilirkişi raporlarında kazanın meydana gelmesinde davalı sürücünün tamamen kusurlu olduğunun rapor edildiğini, ceza davasında davalı sürücünün bilinçli taksirle ölüme neden olma suçundan cezalandırılmasına karar verildiğini, müteveffanın sağlığında SGK’lı olarak çalıştığını ayrıca ... ...
Üniversitesi Kimya Mühendisliği son sınıf öğrencisi olduğunu, davacı anne ve babanın müteveffa kızlarının maddi desteğinden yoksun kaldıklarını, zararın tazmini için davadan önce davalı sigorta şirketine müracaat edilmesine rağmen ödeme yapılmadığı gibi cevap da verilmediğini, davacı anne ve baba ile kardeşin müteveffayı kaybetmeleri nedeniyle büyük acı ve elem duymaları nedeniyle manevi zarara uğradıklarını ileri sürerek ve FİHS tutularak ... için 1.000,00 TL ve ... için 1.000,00 TL destekten yoksun kalma tazminatının davalı sürücü ve araç maliki yönünden kaza tarihinden,
davalı sigorta şirketi yönünden temerrüt tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte, ayrıca ... için 60.000,00 TL, ... için 60.000,00 TL, ... için 30.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalı araç sürücüsü ve malikinden müşterek ve müteselsilen tahsili ile davacılara ödenmesine karar verilmesi talep etmiştir.
CEVAP
Davalı ... cevap dilekçesinde; adına kayıtlı ... plakalı aracın kazadan önce 04.10.2017 tarihinde oto satış sözleşmesi ile diğer davalı ...’a satıldığını 17.10.2017 tarihinde kazanın olduğunu, sözleşmede 01.11.2017 tarihinde araçla ilgili satış işlemlerin bitirilmesi ve bakiye ödemenin yapılması kararlaştırılmış ise de bakiye ödeme yapılmadığından aracın devrinin verilemediği daha sonra 07.11.2017 tarihinde bakiye ödemenin yapılması ile ve diğer davalının talebi üzerine ... isimli şahsa araç devrinin yapıldığını savunularak davalı sıfatının silinmesini talep etmiştir.
Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; kazanın meydana gelmesinde müvekkilinin tam ve asli kusurlu olmadığını, müteveffanın SGK’lı çalışmasının fiili bir çalışma olmadığını, ayrıca okuldan mezun olacağının muğlak olması nedeniyle hesaplamaya esas alınamayacağını, manevi tazminat talebini de kabul etmediklerini, müteveffanın emniyet kemerini takmaması ve alkollü olduğunu bildiği müvekkilinin aracına binmesi hususu nazara alındığında müteveffanın da müterafik kusurlu olduğunu, olayda hatır taşımasının bulunduğunu, müvekkilinin kazaya karışan aracı diğer davalıdan satın aldığını ancak devrini almadığını bu bakımdan müvekkilinin aynı zamanda araç işleteni olduğunu savunularak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... sigorta vekili cevap dilekçesinde; tazminatın poliçe yeni genel şartlarında belirlenen usul ve esaslara göre hesaplanmasını, müteveffanın alkollü olduğunu bildiği diğer davalı sürücünün aracına binmesi nedeniyle müterafik kusurlu olduğunu, ayrıca emniyet kemeri takmadığının tespiti halinde müterafik kusurlu olduğunun değerlendirilmesi gerektiğini, olayda hatır taşıması bulunduğundan tazminattan uygun bir indirim yapılmasını, avans faizi talebinin yersiz olduğunu ancak yasal faiz talep edilebileceğini savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
Mahkemece davanın kısmen kabul, kısmen reddi ile; % 10 hatır taşıması, %10 müteferrik kusur indirimi neticesinde baba ... için 47.906,10 TL, anne ... için 68.745,98 TL destekten yoksun kalma tazminatının davalılar ... ve ...'dan olay tarihi olan 17/10/2017 tarihinden diğer davalı ... Sigorta yönünden ise dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalılardan müştereken ve müteselsilen ile tahsili ile davacılara verilmesine, davacıların fazlaya ilişkin maddi tazminat taleplerinin reddine,
-Manevi tazminat talepleri yönünden ise Baba ... için 40.000 TL, anne ... için 40.000 TL, kardeş ... için 20.000 TL olmak üzere toplam 100.000 TL manevi tazminatın olay tarihi olan 17/10/2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle davalılar ... ve ...'dan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacılara verilmesine, fazlaya ilişkin manevi tazminat taleplerinin reddine, karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF NEDENLERİ
Karara karşı davacılar vekili verdiği istinaf dilekçesinde özetle; Müteveffanın ölümü ile müvekkillerinin duydukları elem ve acı, desteğinden mahrum kalmaları, kazayı davalı ...’ın bilinçli taksir halinde gerçekleştirmesi, kaza sonrası da maddi gerçekleri gizlemeye ve değiştirmeye çalışması gözetilerek gelişen hukuktaki yaklaşıma da uygun olarak tatmin duygusu yanında caydırıcılık uyandıran oranda manevi tazminat takdir edilmesi gerekirken mahkemece hükmedilen manevi tazminat miktarları bu bakımdan da olayın oluş şekli, ölenin ve yakınlarının sıfatı, ekonomik sosyal durumları, hakkaniyet ilkesine göre çok düşük olduğunu belirterek usul ve yasaya aykırı ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
Karara karşı davalı ... vekili verdiği istinaf dilekçesinde özetle; kusur durumlarını içeren bilirkişi raporları arasında büyük çelişki bulunduğunu, söz konusu olayın gerçekleşmesinde dava dışı Belediyenin kusuru ve davacıların murisinin müterafik kusurunun bulunduğunu, hükmedilen maddi ve manevi tazminat miktarları fahiş ve afaki olduğunu belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
... Asliye Ticaret Mahkemesinin 10/02/2022 tarihli İstinaf Başvuru Değerlendirme Kararı ile davalı ... vekilinin istinaf talebinin, muhtıra tebliğine rağmen verilen kesin sürede harç ikmal edilmemiş olması nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Karar karşı davalı ... vekili; eksik istinaf harçların tamamlaması için gönderilen muhtıra 10.01.2022 tarihinde taraflarına tebliğ olunduğunu ve eksik istinaf harçlarını 10.01.2022 tarihinde ikmal ettiklerini, eksik harçler muhtırada verilen kesin süre içerisinde ikmal edilmiş olmasına rağmen istinaf talebinin reddine karar verilmesi hukuka aykırı olduğunu belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
Karara karşı davalı ... vekili verdiği istinaf dilekçesinde özetle; kusur durumlarını içeren bilirkişi raporları arasında çelişki olduğunu, % 20 hatır taşımacılığı ve % 20 müterafik kusur indirimi yapılması gerektiğini, hükmedilen manevi tazminatın yüksek olduğunu, faizin ıslah tarihinden itibaren işletilmesi gerektiğini belirterek usul ve yasaya aykırı ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
... Asliye Ticaret Mahkemesinin 10/02/2022 tarihli İstinaf Başvuru Değerlendirme Kararı ile davalı ... vekilinin istinaf talebinin, muhtıra tebliğine rağmen verilen kesin sürede harç ikmal edilmemiş olması nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Karar karşı davalı ... vekili; eksik harçların yatırılması için kararda da belirtildiği üzere 10/01/2022 tarihinde UETS yolu ile taraflarına tebliğ yapıldığını, ancak ilgili muhtıra UETS üzerinden gönderildiğinde tebligatın posta kutusuna düşmesinden sonra taraflarınca açılmış ve 05/01/2022 tarihinde ilgili harçlar ve istinaf avansı ödendiğini belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Dava, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 49, 50, 53, 54 ve 56. maddeleri kapsamında, ölümlü trafik kazasından kaynaklanan destekten yoksun kalma tazminatı ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
İlk derece mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Hükmü davacılar vekili ile davalılar vekilleri istinaf etmiştir.
Davalı ... Sigortası ile davacıların 29.12.2021 tarihinde sulh oldukları ve davalı Sigorta şirketi vekili istinaf talebinden vazgeçtiği anlaşıldığından, davalı sigorta şirketi vekilinin istinaf talebinin feragat nedeniyle reddine karar vermek gerekmiştir.
İnceleme 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 355. maddesi uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve re'sen kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Mahkemece Davalı ... ve Davalı ...'un istinaf talepleri mahkemenin 10.02.2021 tarihli ek kararı ile (süresi içinde harç yatırılmamış olması nedeniyle) reddedilmiş olup, ek kararın ayrı ayrı yapılan istinaflarının incelenmesinde:
Mahkemece davalılar vekiline gönderilen muhtıra ile verilen süreden önce davalıların mahkemenin belirlediği harçları yatırdıkları anlaşıldığından mahkemenin istinaf taleplerinin reddine ilişkin 10.02.2021 tarihli ek kararlarının kaldırılması gerekmiş ve davalı vekillerinin istinaf taleplerinin incelenmesine karar verilmiştir.
Davalı ... vekilinin husumete yönelik istinafı yönünden yapılan incelemede;
2918 sayılı KTK.nun 85. maddesinde motorlu aracın işletilmesinden doğan zararlardan işletenin sorumlu olduğu belirtilmiş olup, işletenin kim olduğu aynı kanunun 3. maddede açıklanmıştır.
Davaya sebep trafik kazası 17/10/2017 tarihinde meydana gelmiştir. Kazaya sebep ... plakalı otomobilin ruhsat kaydı incelendiğinde aracın kaza tarihinde ... adına kayıtlı olduğu anlaşılmıştır. Esasen davalı vekili de aracın davalı adına kayıtlı olmadığını belirtmemekte ancak kazadan 13 gün önce aracın haricen davalı ...'a satılıp zilyetliğinin devredildiğini beyan etmektedir.
Davalı ... vekili, aracın kaza tarihinden önce haricen satıldığını ileri sürerek borçlu olmadığını savunmuş ise de.
2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununun 20/d maddesinde, trafikte kayıtlı motorlu araçların her çeşit satış ve devirlerinin araç sahibi adına düzenlenmiş tescil belgesi esas alınarak noterce yapılacağı, noter tarafından yapılmayan satış ve devirlerin geçersiz olduğu düzenlenmiş olup, dosyadaki bilgi ve belgelere göre davacının aracı kaza tarihinden önce yasal prosedüre uymaksızın harici olarak satıp teslim ettiği yönündeki savunması hukuki sorumluluğu kaldırmayacağından davacının 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunun 85. maddesi gereğince araç maliki, işleten sıfatıyla, sorumlu olacağı açıktır.
Bu nedenle davalı ... vekilinin husumet itirazı yerinde değildir. (Benzer yönde Yargıtay 17. Hukuk Dairesi'nin 2015/7163 E -2016/3195 sayılı kararı)
Davalı Vekillerinin kusur raporuna yönelik istinaflarının incelenmesinde:
Kaza ile ilgili tutulan kaza tarihli trafik kazası tespit tutanağında, davalı ...’ın 2918 Sayılı K.T.K.’nun 84. Maddesinde yer alan 52/1-A bendini ihlal ettiği kanaatine varıldığı belirtilmiş, olayla ilgili açılan .... Asliye Ceza mahkemesi ...
Es. sayılı dosyasında yapılan keşif neticesinde alınan 08.01.2018 tarihli bilirkişi raporunda; davalı sürücü ...’ın gece karanlığında sola keskin virajlı dar kaplamalı yolda almış olduğu yasal sınır üzerindeki 2,02 promil alkolünde etkisi ile doğabilecek muhtemel tehlikelere karşı gerekli ön tedbirleri almaksızın aracını gidiş şeridinde kalacak şekilde sevk ve idare etmediği, yoldan çıkarak yolun en sağında bulunan beton elektrik direğine tek taraflı çarparak kazanın oluşumuna tamamen kendi kişisel hatasının neden olduğu,
2918 Sayılı Kanunun 48/5 maddesini ihlalle “yasal sınır üzerinde alkollü araç kullanmak” aynı kanunun 52/1a maddesini ihlalle “araç sürücüleri her halükarda aracının hızını görüş, yol, hava trafik durumunun gerektirdiği şartlara uydurmak zorundadır” hükümlerini ihlal ettiği ve kazanın oluşumunda tamamen asli kusurlu olduğu belirtilmiştir.
.... Asliye Ceza Mahkemesi’nin 07.02.2018 tarih ve ... Es. ... karar sayılı kararı ile davalı ...’ın taksirle ölüme neden olma suçundan cezalandırılmasına karar verilmiş, eylemi bilinçli taksir halinde gerçekleştirmesi nedeniyle cezasında arttırım yapılmıştır. Adana Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesi’nin 21.11.2018 tarih ve ...
Es. ... karar sayılı kararı ile de “aydınlatma bulunan görüşe engel durum bulunmayan, etken yol sorunu olmayan kaza mahallinde 2,02 promil (olaydan yaklaşık 20 dakika sonra yapılan ölçüme göre) alkollü bulunan ve alkol miktarı itibariyle güvenli sürüş yeteneğinden yoksun bulunan sanığın, alkolün etkisiyle aracını şeridinde kalacak şekilde sevk etmeyerek hakimiyetini kaybettiği, elektrik direğine çarptığı ve aracında yolcu olarak bulunan ...’in ölümüne neden olduğu olayda,
sanığın bilinçli taksirle hareket ettiği ve kazanın oluşumunda tamamen asli kusurlu bulunduğu belirtilerek karara karşı istinaf başvurularının esastan reddine kesin olarak karar verilmiştir.
İlk derece Mahkemesince yapılan keşif ve alınan 25.09.2019 tarihli raporda; davalı sürücü ...’ın %100 kusurlu olduğu, müteveffanın kazanın oluşumunda herhangi bir kusurunun olmadığı belirtilmiştir. Karayolları Teknik Fen heyetinde görevli bilirkişilerden alınan 26.02.2020 tarihli raporda davalı sürücü ...’ın %50 oranında, yolda yeterli ve gerekli işaretlemeyi yapmayan Belediye Başkanlığının %50 oranında kusurlu olduğu, müteveffanın da müterafik kusurlu olduğuna yönelik rapor verilmiştir.
Hukuk mahkemesi ceza mahkemesinin olayın oluşuna ilişkin maddi olgularla ilgili tesbiti ile bağlıdır. ... Asliye Ceza Mahkemesi’nin ... Es. ... karar sayılı dosyası kapsamı ve Adana Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesi’nin 21.11.2018 tarih ve ... Es. ... karar sayılı kararı ile saptanan maddi olgular mahkemece esas alınmalıdır.
Buna göre davalı ...'un kazaya tek başına sebep olduğu ve asli ve tam kusurlu olduğu anlaşıldığından mahkemece bu yönde karar verilmiş olması yerindedir. Kaldı ki, davacıların desteğinin kazanın oluşumunda etken bir kusurunun olmadığı sabit olmuştur.
Bu bağlamda dava dışı belediyenin kusurunun olup olmadığının araştırılması, Belediyenin davanın tarafı olmaması ve davalıların tazminattan müteselsilen sorumlu olmaları nedeniyle, -davacıların talebinin hükmedilecek tazminatın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilinin talep edilmiş olması da gözetildiğinde- yargılamaya bir katkısı olmayacaktır.
Davalıların iddia ettikleri gibi Belediyenin bir sorumluluğu varsa dahi bu durum, davalılarla -varsa- dava dışı başka sorumlular arasındaki iç ilişkiye ilişkin olup davacıların tazminat talebini etkilemeyecektir. Davalı vekillerinin kusur raporuna ilişkin istinafları bu sebeple yerinde değildir.
Hatır taşıması ve müterafik kusur indiriminin %20 oranında yapılması gerektiğine yönelik istinaf incelemesinde;
Davacıların desteğinin araçta yolcu konumunda olduğu, soruşturma dosyası evrakında aracın sürücüsü ile davacının arkadaş oldukları, birlikte alkol aldıkları, daha sonra da birlikte yolculuk yaparken kaza olduğu anlaşılmaktadır. Şu halde, davacının araçta hatır için taşındığı ve alkollü olduğunu bildiği sürücünün aracına binmek sureti ile müterafik kusurlu olduğu anlaşılmakla davacıların belirlenen zararlarından hatır taşıması ve müterafik kusur nedeni ile indirim yapılması doğruysa da indirim oranı az olmuştur.
Mahkemece hükme esas alınan 01.10.2021 tarihli aktüerya raporunda davacı ...'in destek alacağının 59.143,41 TL, davacı ...'in destek alacağının 84.871,57 TL, olduğu, bu miktarlara %20 Müterafik kusur, %20 hatır taşıması indirimi yapıldığında, davacı ...'in destek alacağının 37.851,78 TL, davacı ...'in destek alacağının 54.317,80 olacağı anlaşılmıştır. Davalılar ... ve ... vekillerinin istinafları bu yönüyle yerindedir. Ancak mahkemenin kararı ... Sigorta yönünden kesinleştiğinden davacıların sigorta şirketi aleyhine hükmedilen alacak miktarı kazanılmış hak teşkil ettiğinden bu doğrultuda hüküm kuruması gerekmektedir.
Davalı ... vekilinin hükme esas alınan hesap raporuna yönelik istinaf başvurusunun değerlendirilmesinde;
Yargıtay tarafından verilen emsal kararlarda mağdurların zararının ve zararın kapsamının belirlenmesinde TRH 2010 mortalite tablosunun uygulanması ve progresif rant yönteminin kullanılması içtihat edilmiştir.( Yargıtay 17.Hukuk Dairesinin 24.02.2021 tarih ve 2019/3292 Esas, 2021/1848 Karar Sayılı kararı, Yargıtay 17.Hukuk Dairesinin 14.01.2021 tarih ve 2020/2598 Esas, 2021/34 Karar Sayılı kararı, Yargıtay 17.Hukuk Dairesinin 22.12.2020 tarih ve 2019/5206 Esas, 2020/8874 Karar Sayılı kararı, Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 21/06/2021 gün ve 2021/ 2457 esas ve 2021 / 3304 karar sayılı kararı, Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2021/13625 esas ve 2022/8912 karar sayılı 16/06/2022 günlü kararı)
İlk derece mahkemesi tarafından hükme esas alınan 01.10.2020 tarihli hesap bilirkişi raporu incelendiğinde; bilirkişinin rapor tarihindeki güncel asgari ücret verilerini esas alarak davacının zararın belirlenmesine ilişkin olarak TRH 2010 mortalite tablosu kullanılmış ise de hesaplama yöntemi olarak poliçe başlangıç tarihi dikkate alınarak ZMMS genel şartları gereğince 1,8 teknik faiz yöntemi kullanılmak sureti ile belirlendiği görülmüştür.
Yukarıda açıklanan Yargıtay 4 Hukuk Dairesinin yerleşik içtihatlarına göre davacıların destekten yoksun kalma zararlarının Prograsif rant yöntemi ile belirlenmesi gerekmektedir.
Bu yönü ile ilk derece mahkemesince hükme esas alınan 01/10/2020 günlü aktüer bilirkişi raporundaki hesaplama yöntemi hatalı ise de (bilindiği üzere 1,8 teknik faiz yöntemi kullanılmak sureti ile destek zararının belirlenmesi halinde tespit edilen tazminat miktarı, Prograsif rant yöntemi ile belirlenecek olan destek tazminatı miktarından daha düşük çıkmaktadır) eldeki dosyada davacı tarafından aktüer raporuna itiraz edilmemiş ve rapora karşı istinaf yoluna başvuru yapılmamıştır.
1,8 teknik faiz yöntemi ile belirlenen tazminat miktarı davalıların lehine sonuç doğurmakta olup istinaf eden aleyhine hüküm kurulamayacağından, Dairemizce usul ekonomisi dikkate alınarak yeniden Yargıtay içtihatlarına uygun şekilde bir aktüer raporu alınmamış sadece yanlışlığa vurgu yapılarak ilk derece mahkemesince hatalı olarak 1,8 teknik faiz yöntemi ile kullanılarak zarar hesabı yapılan aktüer bilirkişi raporuna ilişkin istinaf başvurusunun reddi gerekmiştir.
Diğer bir yandan davacıların desteği üniversite öğrencisi olsa da en son 2013-14 yılı için kayıt yenilediği, kazanın gerçekleştiği 2017-18 öğretim yılı için kayıt yenilemediği ve öğrencilik hakkından faydalanmadığı, desteğin kazancının asgari ücret üzerinden hesaplandığı, davacıların, desteğin gelirinin daha yüksek olduğuna ilişkin bir itirazlarının da bulunmamış olması dikkate alındığında, zarar hesabı yapılırken asgari ücret üzerinden hesap yapılmış olması yönünden raporda bir hata olmadığı anlaşıldığından davalı vekilinin bu yöndeki istinafı da reddedilmiştir.
Davalı ... vekilinin hükmedilen tazminatta faiz başlangıcının kaza tarihi olamayacağına yönelik istinaf talebinin incelenmesinde:
Somut olayda uyuşmazlık, haksız eylemden kaynaklanmaktadır. Haksız eylem faili, ihtar ve ihbara gerek olmaksızın, zararın doğduğu anda, başka bir anlatımla haksız eylem tarihinden itibaren zararın tamamı için temerrüde düşmüş sayılır. Dolayısıyla, zarar gören, gerek kısmi davaya, gerekse sonradan açtığı ek davaya veya ıslaha konu ettiği kısma ilişkin olarak haksız eylem tarihinden itibaren temerrüt faizi isteme hakkına sahiptir. Mahkemece haksız fiil tarihi olan 17.10.2017 tarihinden itibaren işlemiş faizin ödenmesine ilişkin hüküm yerinde görülmekle davalı ... vekilinin bu yönlü istinafı yerinde görülmemiştir.
Davacılar vekili ile davalı ... ve ... vekillerinin takdir olunan manevi tazminat miktarına yönelik istinaf talebinin incelenmesinde:
6098 TBK'nın 56/2. maddesi hükmüne göre “Ağır bedensel zarar veya ölüm hâlinde, zarar görenin veya ölenin yakınlarına da manevi tazminat olarak uygun bir miktar paranın ödenmesine karar verilebilir.” Aynı Yasanın 51.maddesinde de “Hâkim, tazminatın kapsamını ve ödenme biçimini, durumun gereğini ve özellikle kusurun ağırlığını göz önüne alarak belirler.” hükmüne yer verilmiştir.
17.10.2017 tarihinde meydana gelen kazada, ... plakalı araç sürücüsü ...'ın kazanın oluşumunda %100 oranında kusurlu olduğu, davacıların desteğinin kazanın meydana gelmesinde kusurunun bulunmadığı, kaza sebebiyle davacılar ... ve ...'in kızı, davacı ...'ün kız kardeşi ...'in vefat etmiş olduğu tüm dosya kapsamından anlaşılmış olmakla, tarafların belirlenen ekonomik sosyal durumları, kusur oranları, kaza ve davanın tarihi, davacıların ölene anne, baba ve kardeş şeklindeki yakınlıkları, davacıların ve ölenin yaşı,
paranın satın alma gücü ve olay tarihi birlikte değerlendirildiğinde hükmolunan manevi tazminat miktarının düşük olduğu anlaşılmakla, davacılar vekilinin buna yönelik istinaf başvurusunun kabulüne, davalılar ... ve ... vekilinin istinaf taleplerinin reddine karar vermek gerekmiştir.
Yukarıda açıklanan ve benimsenen nedenlerle dosya içeriğine, toplanan delillere, hükmün dayandığı yasal ve hukuksal gerekçeye göre, ilk derece mahkemesince yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olduğundan, davacılar vekilinin istinaf başvurusunun manevi tazminatın miktarı yönünden, davalılar ... ve ...'un istinaf taleplerinin de hatır taşıması ve müterafik kusur indirim oranı yönünden kabulü ile, HMK 353/1-b-2. maddeleri gereği ilk derece mahkemesi kararının -davalı ... Sigorta yönünden mahkemenini kararının kesinleştiği göz önüne alınarak- yeniden hüküm kurulmak üzere ortadan kaldırılmasına gerekmiş olup aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
Adana Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi, E. 2022/2724, K. 2024/2738, 21 Kasım 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama