İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /İstinaf (BAM) Kararları
  3. /Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi

ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 16. HUKUK DAİRESİ

TÜRK MİLLETİ ADINABÖLGEADLİYEMAHKEMESİ KARARI

Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi E.2025/3516 K.2026/417

Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 30/04/2018 tarih, 2018/1437 Esas, 3262 Karar sayılı mercii tayinine ilişkin kararı üzerine yargılamanın yürütüldüğü Ankara Asliye 2. Ticaret Mahkemesinin 27.05.2025 tarihli, 2023/884 Esas ve 2025/328 Karar sayılı kararına…

Esas2025/3516Karar2026/417Tarih5 Şubat 2026Okuma10 dk · 2.017 kelime

KÜNYE

T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi

Karar tarihi
5 Şubat 2026
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 16. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No
2025/3516 - 2026/417
Dosya no
2025/3516
Karar no
2026/417
İncelenen kararın mahkemesi
ANKARA ASLİYE 2. TİCARET MAHKEMESİ
Tarihi
27.05.2025
Numarası
2023/884 Esas, 2025/328 Karar
Davanın konusu
Tasarrufun İptali (İİK 277 ve devamı
Karar metni, UYAP Emsal Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.017 kelime·10 dk okuma·2 bölüm

Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 30/04/2018 tarih, 2018/1437 Esas, 3262 Karar sayılı mercii tayinine ilişkin kararı üzerine yargılamanın yürütüldüğü Ankara Asliye 2. Ticaret Mahkemesinin 27.05.2025 tarihli, 2023/884 Esas ve 2025/328 Karar sayılı kararına karşı istinaf başvurusunda bulunulmuş olmakla dosya incelendi.

KARAR

Davacı, dava dışı ... AŞ ile dava dışı ... Bilgisayar Ltd.

Şti. arasında 26/02/1999 tarihli "Genel Kredi Sözleşmesi" imzalandığını, davalılardan ...'ın sözleşmede kefil olarak imzası bulunduğunu, borcun ödenmemesi üzerine Ankara 2. İcra Müdürlüğünün 2002/456 Esas sayılı (yeni 2007/490 Esas) dosyası ile asıl borçlu şirket, davalı kefil ... ile diğer kefiller aleyhine icra takibi başlatıldığını, icra takibinin davalılardan kefil ... bakımından kesinleştiğini ancak borçlunun haczi kabil mal varlığına rastlanılmadığını,

borcun doğumundan sonra borçlunun adına kayıtlı ... parselde kayıtlı dubleks mesken vasıflı 2 numaralı bağımsız bölümü 28/04/2005 tarih ve 7383 yevmiye sayılı işlemle davalılar ... ve ... ...'a devrettiğini, devir işleminin alacaklıdan mal kaçırmak amaçlı ve muvazaalı olduğunu ileri sürerek, İİK'nin 277 ve devamı maddeleri gereğince dava konusu taşınmazın tasarruf işleminin davacı şirket yönünden iptaline, İİK'nin 283 maddesi uyarınca davaya konu taşınmaz üzerinde Ankara 2. İcra Müdürlüğünün 2007/490 Esas sayılı dosyasından lehine cebri icra yetkisi tanınmasına,

taşınmazın İİK'nin 277 maddesi gereğince Ankara 2. İcra Müdürlüğünün 2007/490 Esas sayılı dosyasına konu ve takip tarihi itibariyle ve faiz ve masraflar hariç kefalet limiti olan 3.657.568,36 TL'sine ulaşan alacak tutarı kadar ihtiyaten haczine karar verilmesini istemiştir.

Davalılar ... ... ve ... ..., muvazaa iddiasının gerçeği yansıtmadığını, diğer davalı ...'ın davacı tarafa borçlu olduğu hususunu bilmediklerini, aralarında akrabalık ilişkisi bulunmadığını, her ne kadar tapu da temlik değeri 36.000,00 TL olarak gösterilmiş ise de gerçek bedelin 80.000,00 TL olduğunu, 35.000,00 TL ve 45.000,00 TL olarak ... ve onun talimatı ile eşi ... hesabına satış bedelinin ödendiğini, taşınmazı iyi niyetle satın aldıklarını ve satın aldıkları tarih itibariyle de satış bedelini de rayiç değer üzerinden banka kanalıyla ödediklerini,

taşınmaz satın alınmadan önce Maliye Bakanlığı Çankaya Vergi Dairesinin kamu alacağı haczi nedeniyle önce haczin fek edilerek taşınmazın bu şekilde satın alındığını, herhangi bir biçimde mal kaçırma kastı içermediğini, taşınmazı 25/05/2006 tarihinde satış yolu ile temlik ettiklerini belirterek davanın reddini savunmuşlardır.

Davalı ...'ın usulüne uygun tebliğe rağmen cevap dilekçesi sunmadığı gibi yargılamaya da katılmamıştır.

Mahkemenin 12/10/2021 tarihli, 2018/386 Esas, 2021/599 Karar sayılı kararına karşı davalılar ... ... ve ... ...'ın istinaf başvuruları üzerine Dairenin 09/11/2023 tarih, 2023/2605 Esas ve 2023/2379 Karar sayılı ilamı ile "...borçlu hakkında başlatılan Ankara 2. İcra Müdürlüğünün 2002/456 Esas (2007/490 Esas) sayılı icra dosyasında fiili haciz yapılıp yapılmadığı, İİK'nin 278,II-2.maddesi koşullarının gerçekleşip gerçekleşmediği anlaşılamamaktadır.

Öyleyse icra dosyasında borçlunun adresinde fiili haciz yapılıp yapılmadığının araştırılması, İİK'nin 278,II /2 maddesi kapsamında değerlendirme yapılması, hacizden itibaren geriye dönük iki yıl içinde tasarruf yapılmış ise ödeme belgesi araştırılarak bedel farkının değerlendirilmesi, iki yıl içinde tasarruf yapılmamış ise davanın reddi gerekeceğinin gözetilmesi gerekirken değinilen husus bakımından eksik inceleme ile yetinilerek yargılamanın sonlandırılmış olması isabetsizdir.

Kabule göre de, davanın kabulü ile tasarrufun iptaline karar verilmesi halinde tasarrufun, takibe konu icra dosyasındaki kesinleşmiş alacak ve fer'ileriyle sınırlı olarak tasarrufun iptaline karar verilebileceği göz ardı edilerek alacağın tahsili yönünde hüküm kurulmuş olması da isabetsizdir." gereğine değinilerek ilk derece Mahkemesi kararının 6100 sayılı HMK'nin 353,1/a-4.maddesi uyarınca kaldırılmasına ve dosyanın kararı veren Mahkemeye gönderilmesine karar verildiği, Mahkemece kaldırma kararına uyularak yapılan yargılama neticesinde "...dava dışı ...

Bilgisayar... Ltd. Şti.nin ...

AŞ'den 26/02/1999 tarihli GKS'ye istinaden kullandığı kredi borcunu ödememesi nedeniyle kredi borcunun kat edildiği, kredi borcunun ödenmemesi nedeniyle Ankara 2. İcra Müdürlüğünün 2007/490 E. sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığı, kredi borcundan dolayı davalı ...'ın kefil sıfatıyla sorumlu olduğu, davalı ... bakımından takibin kesinleştiği, alacaklı tarafından haciz talebinde bulunulduğu, Kaş Tapu Müdürlüğü tarafından davalı ... adına kayıtlı olan davaya konu taşınmazın 28/04/2005 tarihinde diğer davalılara 36.000,00 TL bedelle devredildiğinin bildirildiği,

mahkememizce talimat yoluyla alınan bilirkişi raporlarına göre devir tarihi itibariyle taşınmazın bedelinin 113.053,88 TL olarak belirlendiği, taşınmazın tapuda kayıtlı satış bedeli ile bilirkişilerce belirlenen bedeli arasında bir kattan fazla fahiş miktarda fark bulunduğu, tasarrufun borcun doğumundan daha sonra gerçekleştiği, her ne kadar borçlu davalı ... hakkında alınmış aciz vesikası veya fiili haciz tutanağı mevcut değil ise de.

19.10.2005 tarihinde kabul edilen ve 01.11.2005 tarihli Resmi Gazetenin mükerrer sayısında yayımlanarak yürürlüğe giren 5411 sayılı Bankacılık Kanunu'nun geçici 13. maddesinde fon alacaklarının tahsiline ilişkin olarak açılan tasarrufun iptali davalarında aciz vesikası aranmayacağı, geçici 16. maddesinde de fon lehine getirilen hükümlerin makable şamil olduğu açıklanmıştır hükmü uyarınca, tasarrufun iptali koşullarının oluştuğu sonuç ve kanaatine varılarak, ispatlanan davanın kabulü" yönünde yeniden hüküm kurulmuştur.

Katılma yoluyla davacı, dava dilekçesinin içeriğini yineleyerek ilk derece Mahkemesinin davanın kabulüne dair kararının usul ve yasaya uygun olduğunu ancak gerekçeli kararın hüküm kısmında davalı ... ...'ın isminin sehven ... ... olarak belirtildiğini, bu yanlışlığın kararın infazı aşamasında hak kaybı yaşamasına sebebiyet verebileceğini,

Davalılar ... ... ve ... ..., cevap dilekçesinin içeriğini yineleyerek ilk derece Mahkemesi kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, aralarında alacaklı davacıyı alacağından mahrum edecek ve diğer davalının mal varlığını azaltacak derecede herhangi bir biçimde danışıklı bir ilişki olduğuna dair hiç bir kanıt bulunmadığını, davacının iddialarını kanıtlayamadığını, tapuda gösterilen satış bedeliyle taşınmazın gerçek değeri arasında fark bulunmasının tek başına satışın gerçek olmadığını göstermeyeceğini, delillerinin toplanmadığını, keşif ve bilirkişi incelemesinin tek başına kanıt oluşturmayacağını belirterek istinaf başvurusunda bulunmuşlardır.

Dosya içeriğinden ve toplanan delillerden, ... AŞ ile dava dışı ... Ltd Şirketi arasında 1999 tarihli 9000 Dolar tutarında kredi sözleşmesi düzenlendiği, sözleşmede davalı ...'ın kefil olarak yer aldığı, alacaklı bankanın alacağını 15/03/2006 tarihinde ... AŞ'ye temlik ettiği, daha sonra temlikin ... AŞ'ne devredildiği ve sonuçta TMSF tarafından devralındığı, hesap kat işleminin 05/02/2001 tarihinde yapıldığı, Ankara 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2002/266 D.

İş dosyası kapsamında ihtiyati haciz kararı alındığı, Ankara 2. İcra Müdürlüğünün 2002/456 Esas (2007/490 Esas) 3.657.568,36 TL üzerinden, borçlu ve kefiller aleyhine 19/04/2007 tarihli icra takibi başlatıldığı, borçlu kefil ... tarafından icra takibinin kesinleştiği, icra dosyası kapsamında yapılan mal varlığı araştırmasında aktif mal varlığı tespit edilemediği, bu süreçte borçlu ... tarafından kayden maliki bulunduğu 69 ada (239 ada) 1 parselde yer alan 2 No.lu bağımsız bölümün 27/04/2005 tarihli satış akdi ile 36.000,00 TL bedel karşılığında, diğer davalılar ... ... ve ... ...'a 1/2 payla temlik edildiği,

onlar tarafından da 25/05/2006 tarihli satış akdi ile 113.053,88 TL bedel karşılığı dava dışı dördüncü kişiye devredildiği, eldeki davanın dördüncü kişiye yöneltilmediği ve talep sonucunun nakden tazminata dönüştürüldüğü, davalı borçlu ... ile üçüncü kişi konumundaki diğer davalılar arasında akrabalık ilişkisi bulunabileceğinin iddia edildiği, bu iddia karşısında UYAP üzerinden yapılan nüfus kayıtlarının incelenmesinde, davalı borçlu ile diğer davalıların farklı nüfusa kayıtlı oldukları, aralarında akrabalık ilişkisinin tespit edilemediği, MERNİS adreslerinin farklı olduğu,

yargılama sürecinde de davalılar arasında tanıdıklık, arkadaşlık, akrabalık ve iş ilişkisinin kanıtlanamadığı anlaşılmaktadır.

Dava, İİK'nin 277 ve devamı maddelerine dayalı tasarrufun iptali istemine ilişkindir.

Bilindiği üzere İİK'nin 277 ve izleyen maddelerinde düzenlenen tasarrufun iptali davalarında amaç, borçlunun haciz ya da iflasından önce yaptığı ve aslında geçerli olan bazı tasarrufların geçersiz ya da "iyiniyet kurallarına aykırılık" nedeniyle alacaklıya karşı sonuçsuz kalmasını ve dolayısıyla o mal üzerinden cebri icraya devamla alacağın tahsilini sağlamaktır.

Davacı, iptal davası sabit olduğu takdirde, tasarruf konusu mal üzerinde cebri icra yolu ile hakkını almak yetkisini elde eder ve tasarruf konusu taşınmaz mal ise davalı üçüncü şahıs üzerindeki kaydın düzeltilmesine gerek olmadan o taşınmazın haciz ve satışını isteyebilir (İİK.md.283/1). Bu yasal nedenle iptal davası, alacaklıya alacağını tahsil olanağını sağlayan, nispi nitelikte, yasadan doğan bir dava olup tasarrufa konu malların aynı ile ilgili değildir.

Bu tür davaların dinlenebilmesi için davacının borçludaki alacağının gerçek olması, borçlu hakkındaki icra takibinin kesinleşmiş olması, iptali istenen tasarrufun takip konusu borçtan sonra yapılmış olması ve borçlu hakkında alınmış kesin veya geçici aciz belgesinin (İİK'nin 277 md) bulunması gerekir. Bu ön koşulların bulunması halinde ise İİK'nin 278., 279. ve 280.maddelerinde yazılı iptal şartlarının bulunup bulunmadığı araştırılmalıdır.

İİK'nin 282. maddesi gereğince iptal davaları borçlu ve borçlu ile hukuki muamelede bulunan veya borçlu tarafından kendilerine ödeme yapılan kimseler ile bunların mirasçıları aleyhine açılır. Ayrıca kötü niyetli üçüncü şahıslar hakkında da iptal davası açılabilir.

İİK’nin 283/II maddesine göre de iptal davası, üçüncü şahsın elinden çıkarmış olduğu mallar yerine geçen değere taalluk ediyorsa, bu değerler nispetinde üçüncü şahıs nakden tazmine (davacının alacağından fazla olmamak üzere) mahkûm edilmesi gerekir. Bu ihtimalde 3. kişinin sorumlu olduğu miktar, elden çıkarılan malın o tarihteki gerçek değeridir.

Bir başka anlatımla dava ve tasarrufa konu malı elinde bulunduran şahsın kötü niyetli olduğunun kanıtlanamaması halinde dava tümden reddedilmeyip borçlu ile tasarrufta bulunan şahıs tasarrufa konu malı elinden çıkardıkları tarihteki gerçek değeri oranında ve alacak miktarı ile sınırlı olarak tazminata mahkum edilmeleri gerekir.

Yukarıda açıklanan Kanun hükümleri ve ilkeler doğrultusunda tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde, dava dışı Banka ile davalı arasında kredi sözleşmesinden kaynaklı alacak -borç ilişkisinin bulunduğu, kredi sözleşmesinde davalı ...'ın kefil olarak yer aldığı, davacının alacağı temellük ettiği, gerçek alacağa dayalı olarak başlatılan icra takibinin kesinleştiği, borçlunun mal varlığı araştırmasında aktif mal kaydının bulunamadığı, borçlu hakkında fiili haciz yapılıp yapılmadığının dosya içeriğinden, sunulan delillerden anlaşılamadığı,

icra takibinin başlatılmasından sonraki süreçte borçlu tarafından gerçekleştirilen 27/04/2005 tarihli tasarrufun alacaklıdan mal kaçırma amaçlı ve muvazaalı olduğu iddiası ile eldeki davanın 24/10/2007 tarihinde, süresi içinde açıldığı, iptali istenilen tasarrufun akitte gösterilen değeri ile temlik tarihindeki gerçek değeri arasında misli ile fark bulunduğu, dava ön koşullarının gerçekleştiği dosya kapsamı ile sabittir.

Bu durumda davada iptal koşullarının gerçekleşip gerçekleşmediğinin açıklığa kavuşturulması gerektiği kuşkusuzdur.

İİK'nin 278 maddesinde borçlu tarafından yapılan bağışlama ve ivazsız tasarrufların hangi koşullarda gerçekleşmesi halinde iptal edilebileceği düzenlenmiştir. Kanun'un ön gördüğü belli bir süre içinde borçlu tarafından yapılan bağışlamalar ve ivazsız tasarruflar alacaklıların iptal davasına yol açabilir.

Borçlunun bağışlama ve ivazsız tasarruflarını iptal konusu olabilmesi için hacizden veya haciz edilecek mal bulunmaması sebebiyle acizden veya iflasın açılmasından itibaren geriye doğru iki yıl içinde yapılmış olması gerekir. Aynı zamanda bu sürenin, haczin veya aciz belgesinin verilmesine sebep olan alacağın veya iflas halinde masaya kaydedilmiş olan alacaklardan en eskisinin doğum tarihinden öteye geçmemesi gerekir.

Bu madde uyarınca bir ivazsız tasarrufun iptal edilebilmesi için öncelikle tasarrufun haciz tarihinden (haciz tutanağının düzenlendiği tarihten) ya da tapu siciline haciz konulduğu tarihten veya haciz edilecek mal bulunamamışsa, haczedilen malların takdir edilen kıymetlerine göre borcu karşılamayacağı anlaşılmışsa (İİK'nin 105/2 maddesi) yine haciz tutanağının düzenlendiği tarihten veya malların satış bedeli alacaklının alacağına tamamen yetmemişse (İİK'nin 143/1 maddesi) aciz tarihinden veya iflasın açılması (İİK'nin 165 maddesi) tarihinden geriye doğru iki sene içinde yapılmış olması gerekir.

Ne var ki somut olayda, borçlu hakkında başlatılan Ankara 2. İcra Müdürlüğünün 2002/456 Esas (2007/490 Esas) sayılı icra dosyasında, borçlunun adresinde fiili haciz yapılmadığı, bu durumda hacizden geriye dönük iki yıl içinde tasarruf yapıldığından söz edilemeyeceği, bir başka deyişle İİK'nin 278,II-2.maddesi koşullarının gerçekleşip gerçekleşmediğinin, hacizden geriye dönük iki yıllık süre içinde tasarruf yapılıp yapılmadığının anlaşılamadığı, bedel farkına ilişkin koşulunun uygulanması mümkün olmadığına göre davanın reddine karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması isabetsizdir.

Hâl böyle olunca açıklanan nedenden ötürü davacı ve davalılar ... ... ile ... ...'ın istinaf başvurularının yukarıda belirtilen nedene hasren kabulü ile ilk derece Mahkemesi kararının kaldırılarak 6100 sayılı HMK'nin 353,1/b-2.maddesi uyarınca davanın reddi yönünde aşağıdaki şekilde yeniden hüküm kurmak gerekmiştir.

SONUÇ / HÜKÜM

HÜKÜM

Yukarıda açıklanan nedenlerle,

1-Davacı ve davalılar ... ... ile ... ...'ın istinaf başvurularının KABULÜNE,

2-Ankara 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 27.05.2025 tarihli, 2023/884 Esas ve 2025/328 Karar sayılı kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353,1/b-2. maddesi gereğince KALDIRILMASINA,

3-

a) Davanın REDDİNE,

b) 492 sayılı Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 2.121,70 başvurma harcı ile 732,00 TL peşin harç olmak üzere toplam 2.853,70 TL harcın davacıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına,

c) Davalılar ... ... ve ... ... kendilerini vekil ile temsil ettirdiklerinden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 13/1.maddesi uyarınca dava değeri (113.053,88 TL) üzerinden hesap edilen 45.000,00TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalılar ... ... ile ... ...'a eşit olarak verilmesine,

ç) Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına,

d) Davalılar ... ... ile ... ... tarafından yapılan 1.019,60 TL yargılama giderinin davacıdan alınarak bu davalılara eşit olarak verilmesine,

4-Davalılar ... ... ile ... ...'ın istinaf kanun yoluna başvuruları haklı bulunduğundan nispi istinaf karar harcının ilgililerine iadesine,

5-Davacının istinaf kanun yoluna başvurusu haklı bulunduğundan maktu istinaf karar harcının ilgilisine iadesine,

6-Karar kesinleştiğinde kullanılmayan gider avansının 6100 sayılı HMK’nin 333. maddesi uyarınca istek halinde ilgililerine iadesine,

7-6100 sayılı HMK'nin 359/3. maddesi uyarınca Dairemiz kararının tebliği işleminin ilk derece Mahkemesi tarafından yerine getirilmesine,

Dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda 6100 sayılı HMK'nin 7035 sayılı Kanun ile değişik 362/1-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi. 05.02.2026

GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 04.03.2026

Başkan Üye Üye Katip

Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi, E. 2025/3516, K. 2026/417, 5 Şubat 2026 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. Karar
  4. Gerekçeli Kararın Yazıldığı Tarih : 04.03.2026
  5. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/3516
Karar No
2026/417
Tarih
5 Şubat 2026

İlgili Kararlar

  • Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi E.2025/3560 K.2026/401
  • İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 27. Hukuk Dairesi E.2025/5898 K.2026/368
  • Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi E.2025/7323 K.2026/424
  • Ankara 12. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2026/1 K.2026/96
  • İstanbul 19. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2026/1 K.2026/138
  • İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi E.2026/1 K.2026/146

Tüm Arşiv

İstinaf (BAM) KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.