KÜNYE
T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi Bam 20. Hukuk Dairesi T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20.HUKUK Dairesi
- Mercii
- Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 26 Mart 2025
- Esas-Karar No
- 2023/405 - 2025/633
- Esas no
- 2023/405
- Karar no
- 2025/633
- İncelenen kararın mahkemesi
- ANKARA 3. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
- Tarihi
- 27/12/2022
- Numarası
- 2022/293 E. - 2022/462 K.
- Davanın konusu
- Marka ile ilgili Kurum Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü
Karar Metni
1.077 kelime·5 dk okuma·5 bölüm
Taraflar arasında görülen davada Ankara 3. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 27/12/2022 tarih ve 2022/293 E. - 2022/462 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
Davacı vekili, müvekkili şirketin 2013/97109 sayılı ve "..." ibareli tanınmış markalarının sahibi olduğunu, davalının bu markalar ile karıştırma ihtimali bulunacak derecede benzer nitelikteki "..." ibaresini marka olarak tescil ettirmek üzere davalı ...’e başvuruda bulunduğunu, 2021/046151 kod numarasını alan başvurunun, Resmi Marka Bülteninde ilanı üzerine müvekkili tarafından Markalar Dairesi Başkanlığına itirazda bulunulduğunu, itirazın reddedildiğini, bu kararın yeniden incelenmesi talebinin nihai olarak Yeniden İncele ve Değerlendirme Kurulunun 2022-M-6586 sayılı kararıyla reddedildiğini,
oysa taraf markalarının esas unsurunun "..." ibaresi olması nedeniyle başvurunun iltibasa sebebiyet verecek derecede benzer olduğunu, dava konusu markanın sonuna eklenen “ks” ekinin markayı ayrıştırmaya yetmediğini, emtia benzerliğinin de gerçekleştiğini, müvekkilinin markasını yıllarca kullanarak ayırt edicilik gücünü arttırmış olmasının başlı başına iltibası arttırıcı nitelikte olduğunu, “...” kelimesinin aynı zamanda müvekkili şirketin ticaret unvanının asıl unsuru olması sebebiyle davalı başvurusunun SMK 6/6 maddesi gereği reddi gerektiğini, müvekkili şirketin dava konusu marka üzerinde gerçek hak sahibi konumunda olduğunu,
dava konusu marka başvurusunun SMK'nın 6/3. maddesi uyarınca da reddinin gerektiğini, müvekkili şirket markasını taşıyan ürünlerin uzun yıllardır Türkiye’de yoğun olarak satıldığını, dünyaca tanınmış olduğunu, davalı şirket marka başvurusunun SMK'nın 6/4 ve 6/5 maddesi gereği tescil engeli bulunduğunu ileri sürerek, ... YİDK'nın 2022-M-6586 sayılı kararının iptali ile dava konusu markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı ... vekili, müvekkili kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Diğer davalı Şirket vekili, müvekkili şirket markasının “...” ve “aksesuar” kelimelerini birleştirerek “...” şeklinde oluşturulduğunu, taraf markalarının görsel, işitsel ve kavramsal olarak benzemediğini, ortalama tüketici nezdinde markalar arasında iltibas oluşmayacağını, davacı markasının daha çok “...” olarak ortaya çıktığını, “...” kelimesinin marka değeri olmadığını, davacı markasının tanınmışlık düzeyine ilişkin somut bir delil sunulmadığını, davacı tarafından müvekkili şirketin kötü niyetli olduğu yönünde herhangi bir somut delil ileri sürülmediğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamından, dava konusu marka kapsamında yer alan “35.
Sınıf: Reklamcılık, pazarlama ve halkla ilişkiler ile ilgili hizmetler, ticari ve reklam amaçlı sergi ve fuarların organizasyonu hizmetleri”nin davacıya ait marka kapsamında yer alan emtialar ile ayniyet taşıdığı, dava konusu marka kapsamında yer alan diğer mal ve hizmetler bakımından, taraf markaları arasında sınıfsal ayniyet ve/veya benzerlik bulunmadığı, dava konusu marka başvurusunun esas unsurunun “...” ibaresi, davacıya ait markanın esas unsurunun ise “...” ibaresi olduğu, markaların esas unsur ve bütünsel karşılaştırmasında aralarında benzerlik olmadığı,
markalar arasındaki ortak olarak işaretlenen “...” ibaresi anlamlı bir ibare olup, marka vasfının düşük olduğu, ayırt edici niteliği düşük bir ibareyi marka olarak seçen kişilerin, bu ibarenin farklı unsurlar ile birlikte 3. kişiler tarafından tescil edilmesine engel olamayacağı, dava konusu marka kapsamında yer alan diğer unsurlar nazarında hiçbir ortak unsur bulunmadığı, dava konusu markada “...” ibaresinin ön plana çıkarılmadığı, markaların gerek bütünsel olarak gerekse esas unsurlar nazarında ilişkilendirilebilir olmadığı;
davacı tarafın, itiraz aşamasında gerçek hak sahipliğine konu markanın kullanımını gösterir herhangi bir belge sunmadığı, dolayısıyla, davacı yanın gerçek hak sahipliği iddiasının ispatlanamadığı; davalıya ait markanın esaslı unsuru ve tüketici nezdinde marka algısı yaratan kısmının “...” ibaresi, davacıya ait ticaret unvanının ayırt edicilik sağlaması gereken “ek” unsurunun ise “...” ibaresi olduğu, davalı markası ile davacı ticaret unvanı arasında görsel, işitsel ve kavramsal benzerlik bulunmadığı tespit edilmiş olup, dava konusu markanın davacıya ait ticaret unvanı sebebi ile reddi için gerekli koşulların oluşmadığı;
dosya içeriği itibari ile 6769 sayılı SMK’nın 6/5 maddesinde yer alan koşullar oluşmadığı gibi taraf markaları arasında 6769 sayılı SMK’nın 6/1 maddesi anlamında karıştırılma tehlikesi olmadığı ve dolayısıyla tanınmışlığın bu duruma bir etkisinin olmayacağı; hükümsüzlük şartlarının oluşmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, hatalı bilirkişi raporu ile sonuca gidildiğini, taraf markalarının iltibas derecesinde benzer olduğunu, her iki markanın esas unsurunun da "..." ibaresinden oluştuğunu, karardaki benzerlik değerlendirmesinin Yargıtay kararları ile uyumlu olmadığını, markaların kapsamındaki mal ve hizmetlerin de benzer olduğunu, dava konusu markanın müvekkili markasının yeni bir versiyonu olarak algılanacağını, davalı markasının müvekkilinin ticaret unvanına tecavüz eder nitelikte olduğunu, müvekkili markalarının tanınmış marka vasfı taşıdığını,
"..." ibaresi üzerinde gerçek hak sahipliğinin de müvekkilinde olduğunu, başvurunun kötü niyetle yapıldığını ileri sürerek, yerel mahkemenin kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
GEREKÇE
Dava, YİDK marka kararının iptali ile marka hükümsüzlüğü istemine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, her ne kadar davacı vekili, taraf markalarında "..." ibaresinin ortaklığına dayalı olarak eldeki davayı açmış ise de, davacı taraf marka kompozisyonunda "..." ibarenin değil, "..." ibaresinin konumu, boyutu ve yazım tarzı itibariyle baskın unsur olarak kullanıldığı, dava konusu başvurunun esas unsurunu ise "..." ibaresinin oluşturduğu, başvurunun bütünsel intibası itibariyle davacının itiraza mesnet markasından oldukça farklı olduğu,
bu hali ile başvuru markasını gören tüketicilerin bunun davacının itiraza mesnet markasından farklı bir marka olduğunu derhal ve ilk bakışta algılayabileceği, taraf markaları arasında SMK'nın 6/1. maddesi anlamında ilişkilendirilme ihtimali de dahil karıştırılma ihtimalinin bulunmadığı, SMK'nın 6/6 maddesi koşullarının da oluşmadığı, davacının dava konusu ibare üzerinde gerçek hak sahipliği iddiasını ispatlayamadığı, marka işaretleri benzer olmadığından, davacının itirazına mesnet markalarının tanınmış olup olmadığının tartışılmasının sonuca etkili bulunmadığı,
kötü niyet iddiasının kanıtlanamadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.
GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH: 12/04/2025
Başkan
Üye
Üye
Katip
Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi, E. 2023/405, K. 2025/633, 26 Mart 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama