KÜNYE
T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi Mahkemesi
- Karar tarihi
- 2 Mayıs 2025
- Esas-Karar No
- 2023/718 - 2025/910
- Esas no
- 2023/718
- Karar no
- 2025/910
- İncelenen kararın mahkemesi
- ANKARA 5. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK
- Tarihi
- 16/12/2022
- Numarası
- 2022/24 E. - 2022/346 K.
- Davanın konusu
- YİDK Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü
Karar Metni
1.138 kelime·6 dk okuma·5 bölüm
Taraflar arasında görülen davada Ankara 5. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 16/12/2022 tarih ve 2022/24 Esas - 2022/346 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davalılar ..., ... A.Ş. tarafından istenmiş ve istinaf dilekçelerinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
Davacı vekili, müvekkilinin "..." ibareli tanınmış markaların sahibi olduğunu, davalı Şirketin "..." ibareli başvurusuna yaptıkları itirazlarının dava konusu YİDK kararı ile nihai olarak reddedildiğini, oysa tarafların markaları arasında iltibas bulunduğunu, müvekkilinin markasının tanınmış olduğunu, bu durumun markalar arasındaki iltibas ihtimalini arttıracağını, dava konusu başvurunun müvekkilinin ticaret unvanı ve "..." ibareli alan adı ile de benzer olduğundan SMK'nın 6/6 maddesi koşullarının oluştuğunu, ayrıca dava konusu başvurunun kötü niyetli olduğunu ileri sürerek, 2021-M-10123 sayılı YİDK kararının iptaline, dava konusu başvurunun tescili halinde hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı TÜRKPATENT vekili, müvekkili Kurum kararının usul ve yasaya uygun bulunduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Davalı Şirket vekili, tarafların markaları arasında iltibas neden olacak bir benzerlik bulunmadığını, müvekkili markasında "..." ibaresinin yer almadığını markalarda yer alan ilk hecelerin “...” ve “O” olduğunu ve farklı seslerle başladığını, devamında yer alan "..." ibaresinin ise "..." ibaresinin kısaltması olarak algılandığını, ilgili sektörlerde de farklı firmalar tarafından kullanılabildiğini, tüketicilerin iki farklı marka karşısında olduklarının farkına varabileceklerini, aralarında idari veya ekonomik bir bağ kurmayacaklarını savunarak, davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
Mahkemece, taraf markaları global olarak karşılaştırıldığında; kapsamlarındaki hizmetlerin aynı olduğu, karşılaştırılan mal veya hizmetler arasında benzerlik düzeyinin artmış olması halinde markalar arasındaki ilişkilendirilme ihtimali dahil karıştırılma tehlikesinin bertaraf edilmesi için markaları oluşturan işaretler arasındaki farklılık derecesinin artmış olmasının gerekeceği (Bkz.
ABAD'ın CANON Kararı, 29/09/1998, C-39/97), buna göre somut olayda markaların kapsamlarındaki hizmetlerin aynı olduğu dikkate alındığında ilişkilendirilme ihtimali dahil karıştırılma tehlikesinin bertaraf edilmesi için markaları oluşturan işaretlerin birbirinden farklılık düzeyinin yüksek olması gerektiği, ancak bu durumun somut olayda oluşmadığı, davacı markalarının esas unsurunun dava konusu marka içinde bütün halinde bulunduğu, dava konusu markanın esas unsurunun başında yer alan "G" harfinden kaynaklı tek harf farklılığının markalar arasındaki benzerliği bertaraf etmeye yeter derecede ayırt ediciliğinin bulunmadığı,
"..." ibaresi her ne kadar "..." kelimesinin kısaltılmışı olsa da, gerek dava konusu markanın, gerekse davacılara ait markaların esas unsurunun bütünlük arz edecek şekilde dizayn edildiği, "..." sözcüğünün bu markalarda ayrı ve bağımsız bir pozisyonunun bulunmadığı, bir bütün içinde eridiği, dolayısıyla ilgili tüketici kesiminin gerek dava konusu markada, gerekse itiraza/hükümsüzlüğe mesnet markalarda yer alan "..." sözcüğüne ayrı ve bağımsız bir anlam izafe etmeyeceği, tüm bunlara göre;
daha önce "..." esas unsurlu markaları gören, işiten, bu markalı hizmetlerden yararlanan ilgili tüketici kesiminin daha sonra davaya konu "..." esas unsurlu markayı gördüğünde veya işittiğinde, davaya konu hizmetlerden faydalanmak için ayıracağı süre içerisinde, bu marka ile davacıya ait markalar arasında ilişki kuracağı, her iki markanın da aynı ticari kökenden geldiği hususunda yanılsamaya düşerek tüketim tercihinde bulunacağı, bir kısım tüketici kesiminin markaların farklı ticari kökeni işaret ettiğini algılama ihtimalinde dahi bu kez marka sahipleri arasında idari veya ekonomik bir bağlantı bulunduğu yönünde yanılsamaya düşeceği,
markalar arasında birlikte var olma koşulunun mevcut olmadığı, dolayısıyla karşılaştırılan markalar arasında ilişkilendirilme ihtimali dahil karıştırılma tehlikesi bulunduğu, dava konusu marka kapsamında yer alan emtiaların tamamı bakımından, dava konusu marka ile davacıya ait itiraza/hükümsüzlüğe mesnet markalar arasında ilişkilendirilme ihtimali dahil karıştırılma tehlikesi bulunduğu tespit edildiğinden,
davacı yanın tanınmışlık, alan adı, ticaret unvanı ve kötü niyet iddialarından kaynaklı hususların sonuca etkisi olmadığından tetkik edilmesine gerek görülmediği gerekçesiyle davanın kabulü ile 2021-M-10123 sayılı YİDK kararının iptaline, dava konusu 2020/53309 sayılı markanın hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davalı TÜRKPATENT vekili, tarafların markaları arasında iltibasa neden olacak bir benzerlik bulunmadığını, dava konusu başvuruya bir bütün olarak yeterli ayırt ediciliğin sağlandığını, tarafların markalarının ilk hecelerinin farklı olduğunu, ortak olarak yer alan "..." ibaresinin "..." ibaresinin kısaltması olarak ilgili sektörde yaygın olarak kullanıldığını, mahkemece alınan bilirkişi raporunda da aynı sonuca ulaşıldığını, uyuşmazlık konusu 39 sınıf hizmetlerin tüketicisinin bilinçli olduğunu, mahkemece bu hususun dikkate alınmadığını ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın reddini istemiştir.
Davalı Şirket vekili, "... ..." ibareli başvuru ile davacının itirazına mesnet "..." ibareli markaları arasında iltibasa yol açacak bir benzerlik benzerlik ve karıştırılma ihtimalinin bulunmadığını, uyuşmazlık konusu hizmetlerin tüketicisinin bilinç düzeyinin yüksek olduğunu, bir bütün olarak dava konusu başvurunun davacının markalarından farklı olduğu gibi "..." ve "..." ibarelerinin de farklı bulunduğunu, anılan ibarelerin tamamen farklı seslerle başladığını, devamında yer alan "..." ibaresinin ise "..." ibaresinin kısaltması olarak algılandığını ve ilgili sektörde de farklı firmalar tarafından kullanıldığını, mahkemece alınan bilirkişi raporunda da aynı tespitlere yer verildiğini ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın reddini istemiştir.
GEREKÇE
Dava, YİDK kararının iptali ve marka hükümsüzlüğü istemlerine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, dava konusu "..." asıl unsurlu marka başvurusu ile davacı Şirkete ait "..." ibareli itiraza mesnet markalar arasında biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel, sesçil ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede benzerlik bulunduğu, dava konusu başvurunun tescil edilmek istendiği 39 sınıf hizmetlerin davacının itirazına mesnet markaları kapsamında da yer aldığı,
bu itibarla dava konusu başvuru ile davacının itirazına mesnet markaları arasında, SMK'nın 6/1 maddesindeki iltibas koşullarının oluştuğu, uyuşmazlık konusu 39. sınıf hizmetlerin tüketicisinin bilinçli olmasının da varılan sonucu değiştirmeyeceği, nitekim Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2019/11-364 E- 2022/234 K sayılı kararında "..." ibaresinin, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2020/7280 E-2022/1610 K sayılı kararında "..." ibaresinin, 2017/3688 E-2019/815K sayılı kararında da "..." ibaresinin, davacının "..." ibareli markalarıyla benzer kabul edildiği,
ayrıca Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 08.06.2016 gün ve E.2014/11-696, K.2016/778 sayılı kararı uyarınca iltibas değerlendirmesinin hakimlik mesleğinin gerektirdiği genel hukuki bilgi ile çözümlenmesi mümkün olduğu ve mahkemece de gerekçesi açıklanmak suretiyle markalar arasında, uyuşmazlık tüm hizmetler yönünden iltibas tehlikesi bulunduğunun kabul edildiği anlaşılmakla, davalılar vekillerinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.
GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 01/06/2025
Başkan
Üye
Üye
Katip
Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi, E. 2023/718, K. 2025/910, 2 Mayıs 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama