KÜNYE
T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi Bam 22. Hukuk Dairesi T.C. Ankara Bölgeadliyemahkemesi 22. Hukukdairesi Davacı Vekili Davalı
- Mercii
- Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 20 Kasım 2024
- Esas no
- 2022/1820 ( KABUL KALDIRMA
- Karar no
- 2024/1405
- Başkan
- ... (...
- Üye
- ... (...
- Üye
- ... (...
- Katip
- ... (...
- İncelenen kararın mahkemesi
- ANKARA 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 15/06/2022
- Esas-karar no
- 2021/576 E 2022/467 K
- Davanın konusu
- Alacak
- Yazıldığı tarih
- 20/11/2024
Karar Metni
1.070 kelime·5 dk okuma·8 bölüm
Taraflar arasında yukarıda bilgileri belirtilen kararın Dairemizce incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca, yapılan ön inceleme sonucu, istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği ve eksiklik bulunmadığı anlaşıldığından inceleme aşamasına geçilmiştir. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildi.
GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ
İDDİANIN ÖZETİ
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; taraflar arasında 05/09/2016 tarihli Güney Amerika Menşeli 16.500 Baş Kesimlik Sığır Tedarik Sözleşmesi akdettiğini, sözleşmenin 7.2.maddesindeki "Taahhüdün yerine getirilmesine ilişkin, hayvanların belli bir yerde toplanması ve mahreç ülke yükleme noktasında gemi veya diğer araçlara yüklenilmesi,
teslim yerine nakliye masrafları ile karantina süresi içerisinde ve nakliye sırasındaki bakım, beslenme, veteriner sağlık sertifikasında belirtilen her türlü aşı, test ve laboratuar analiz masrafları ve alıcıya teslimine kadar ki sigorta, navlun, demoraj ve teslim yerindeki masraflar gibi her türlü masraflar satıcıya aittir." hükmü uyarınca ülkeye getirilen hayvanlara ilişkin her türlü masrafın (hayvan tesliminin taşınır eşya hükümlerine tabi olması sebebiyle zilyetliğin devrine ait her türlü masraf) satıcı sıfatıyla davalıya ait olduğunu,
sözleşmenin 7.2.maddesi uyarınca müvekkili kurum tarafından 288.933,52 TL gümrük giderinin davalı adına ilgili kurum ve kuruluşlara ödendiğini, iadeli taahhütlü yazı ile bu bedelin ödenmesi davalıya ihtar edilmiş ise de herhangi bir ödeme yapılmadığını belirterek 288.933,52 TL gümrük giderinin temerrüt tarihinden itibaren avans faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
SAVUNMANIN ÖZETİ
Davalı cevap dilekçesi sunmamıştır.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
Mahkemece toplanan delillere ve tüm dosya kapsamına göre, sözleşmenin 7. maddesi uyarınca gümrük giderlerinden davalının sorumlu olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ
Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; dava dilekçesinin müvekkili şirkete 15/06/2022 karar tarihinden sonra 29/07/2022 tarihinde tebliğ edildiğini, savunma hakkını kısıtlandığını, yapılan satışın CIF satış olduğunu, talep edilen masrafların davacının sorumluluğunda bulunduğunu, müvekkilinin üzerine düşen tüm yükümlülükleri yerine getirdiğini ileri sürerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
UYUŞMAZLIK KONUSU OLAN HUSUSLAR
Uyuşmazlık, öncelikle usulden dava dilekçesinin davalı tarafa karardan önce usulüne uygun tebliğ edilip edilmediği, savunma hakkının kısıtlanıp kısıtlanmadığı, esastan davaya konu gümrük giderlerinden davalının sorumlu olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Dava, alacak istemine ilişkindir.
İnceleme, 6100 sayılı HMK’nin 355.maddesi uyarınca istinaf dilekçesinde ileri sürülen sebeplerle sınırlı, ancak kamu düzenine ilişkin nedenler resen göz önünde tutularak yapılmıştır.
Öncelikle taraflar arasında davalının adil yargılanma hakkının ihlal edilip edilmediği uyuşmazlık konusudur.
Savunma hakkı Anayasa’mızın hak arama hürriyeti başlıklı 36. maddesinde "Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir." düzenlemesi ile açıkça hüküm altına alınmıştır.
İddia ve savunma hakkı, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun hukuki dinlenilme haklı başlıklı 27. maddesi ile usul hukukumuza yansıtılmıştır. Anılan maddenin birinci fıkrasında davanın taraflarının kendi hakları ile bağlantılı olarak hukuki dinlenilme hakkına sahip oldukları belirtildikten sonra maddenin ikinci fıkrasında bu hakkın "açıklama ve ispat hakkı"nı da içerdiği vurgulanmıştır. Davanın taraflarının usul hukuku hükümlerine aykırı olarak açıklama ve ispat hakkını kullanmalarının kısıtlanması, iddia ve savunma hakkının kısıtlanması sonucunu doğurur.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 27. maddesinde yer bulan “Hukuki Dinlenilme Hakkı” gereğince davanın tarafları, müdahiller ve yargılamanın diğer ilgilileri, kendi hakları ile bağlantılı olarak hukuki dinlenilme hakkına sahip olup, bu hakkın yargılama ile ilgili olarak bilgi sahibi olunmasını, açıklama ve ispat hakkını, mahkemenin, açıklamaları dikkate alarak değerlendirmesini ve kararların somut ve açık olarak gerekçelendirilmesini içermektedir.
Mahkeme, iki tarafa eşit şekilde hukukî dinlenilme hakkı tanıyarak hükmünü vermelidir. Anayasanın 36. maddesinde ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 6. maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkının en önemli unsuru olan hukukî dinlenilme hakkı, adil yargılanma hakkı içinde teminat altına alınmıştır. Bu hakka, tarafın hâkime meramını anlatma hakkı ya da iddia ve savunma hakkı da denilmektedir.
Ancak, hukukî dinlenilme hakkı, bu ifadeleri de kapsayan daha geniş bir anlama sahiptir. Bu hak çerçevesinde, tarafların gerek yargı organlarınca gerekse karşı tarafça yapılan işlemler konusunda bilgilendirilmeleri zorunludur. Kişinin kendisinden habersiz yargılama yapılarak karar verilmesi, kural olarak mümkün değildir.
Bu kapsamda hukuki dinlenilme hakkı, bilgilenme/bilgilendirme, açıklama yapma, yargı organlarınca dikkate alınma ve kararların gerekçeli olması gibi hususları içerdiği açıktır. Bilgilenme hakkı, yargılamanın içeriğine dair tam bir bilgi sahibi olmanın yanında gerek karşı tarafın gerekse de yargı organlarının dosya içeriğine yapmış oldukları işlemleri öğrenmelerini kapsar.
Bilgilenme/bilgilendirme hakkının etkin biçimde kullanılabilmesi için gönderilecek tebligat ve davetiyelerde kanunda öngörülmüş şekil şartlarına sıkı sıkıya uyulması gerekmektedir. Ayrıca bu hak sadece davanın başındaki iddia ve savunmalar açısından değil yargılamanın her aşamasında dikkate alınmalıdır.
Bu kapsamda devam eden bir yargılamada, tarafların açıklamaları için bilgilendirme yeterli olmayıp yargılamada yer alan diğer kişilerin (tanık, bilirkişi gibi) açıklamaları açısından da önemlidir. Bilgilenme hakkının usulüne uygun kullanımı ile tarafların haklarında öğrendikleri isnat ve iddialara karşı beyanda bulunabilme, davaya yönelik bilgi ve belge verebilme yani açıklama yapma hakkı da hukuki güvenceye bağlanmaktadır.
Böylece davanın her iki tarafına eşit şekilde açıklama yapma hakkı tanınması ile adaletin görünür kılınması sağlanacaktır. Açıklamada bulunma hakkı, tarafların, yazılı veya sözlü şekilde iddia ve savunmalara karşı itirazda bulunabilme, davaya ilişkin beyanda bulunmalarını sağlar.
Dosya içeriğine göre, dava dilekçesi davalının yurt dışı adresine 12/09/2022 tarihinde tebliğ edilmiş olup mahkemece tebliğden önce 15/06/2022 tarihinde karar verilmiştir. Mahkemece, dava dilekçesinin tebliğ sonucu beklenmeden karar verilmesi hatalı olmuştur (Aynı yönde Yargıtay (Kapatılan) 22. Hukuk Dairesinin 24/12/2019 Tarih, 2017/26209 Esas, 2019/24302 Karar sayılı ilamı). Yukarıda açıklandığı üzere hukuki dinlenilme ve savunma hakkı kısıtlanarak karar verilmesi usul ve kanuna aykırı olup davalı tarafın istinaf itirazlarının kabulü ile HMK 355 maddesi uyarınca aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
NOT
BU BELGE ELEKTRONİK İMZA İLE İMZALANMIŞ OLUP, AYRICA FİZİKİ OLARAK İMZALANMAYACAKTIR. "5070 sayılı Kanun m. 5 ve 6098 sayılı TBK m. 15. uyarınca elektronik imza ile oluşturulan belgeler elle atılan fiziki imza ile aynı sonucu doğurur."
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi, E. 2022/1820, K. 2024/1405, 20 Kasım 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama