KÜNYE
T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 23. Hukuk Dairesi T.C. Ankara Bölgeadliyemahkemesi 23. Hukukdairesi (D Üzelterekyeniden Esashakkındakara R)
- Karar tarihi
- 12 Şubat 2026
- Esas no
- 2021/1263
- Karar no
- 2026/314
- Başkan
- ... ...
- Üye
- ... ...
- Üye
- ... ...
- Katip
- ... ...
- İncelenen kararın
- —
- Mahkemesi
- Eskişehir Asliye Ticaret Mahkemesi
- Tarihi
- 25.02.2021
- Esas-karar numarası
- 2020/331 E., 2021/256 K.
- Dava
- Tazminat
- Yazım tarihi
- 13.02.2026
Karar Metni
1.532 kelime·8 dk okuma·2 bölüm
Davalı ... vekili tarafından istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) 352. maddesi uyarınca yapılan ön inceleme sonucu eksiklik bulunmadığı anlaşılmakla, istinaf incelemesinin dosya üzerinde yapılmasına karar verilerek dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili özetle: Dava dışı işçi ...'nın 01.09.2015-31.03.2018 tarihleri arasında müvekkili kurumun alt işvereni olan şirketlerde çalıştığını ve emeklilik nedeniyle kıdem tazminatını da alarak işten ayrıldığını, asıl işverenin, alt işverenin işçilerine karşı o iş yeri ile ilgili olarak İş Kanunu, iş sözleşmesinden veya alt işverenin taraf olduğu toplu iş sözleşmesinden doğan yükümlülüklerinden alt işveren ile birlikte sorumlu olduklarını, buna ilişkin Yargıtay'ın emsal kararlarının bulunduğunu iddia ederek,
fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydıyla davanın kabulü ile müvekkili kurumun işçiye ödediği 9.275,59 TL kıdem tazminatının ödeme tarihi olan 22.05.2018 tarihinden itibaren işleyecek bankalarca uygulanan en yüksek mevduat faiziyle birlikte davalı şirketlerden rücuen tahsiline, karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... vekili özetle: İşçiye ödenen kıdem tazminatından asıl işveren davacı kurumun sorumlu olduğunu, buna ilişkin emsal niteliğinde Yargıtay ilamlarının bulunduğunu, ayrıca taraflar arasında bağıtlanan sözleşme ve ekleri şartnamelerde, hizmet işinde çalışan işçilerin işten çıkarılması halinde kimin sorumlu olduğunun düzenlenmediğini, müvekkili şirket açısından temerrüt oluşmadığı için faiz talep edilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, kabul anlamına gelmemekle birlikte, müvekkili şirketin kıdem tazminatından sorumluluğunun işçiyi kendi çalıştırdığı süre ve o dönemdeki ücret ile ve davacı idare ile yarı yarıya olmak üzere sınırlı olduğunu savunarak davanın reddine, karar verilmesini talep etmiştir.
İlk derece mahkemesince "...Dosyanın tümü üzerinde yapılan incelemede; davanın taraflar arasında imzalanan hizmet sözleşmesinden kaynaklı rücuen tazminat istemine ilişkin olduğu, hizmet alım sözleşmelerinin ihale şartlarıyla belirlenen işin sözleşmede kararlaştırılan bedel ile yapılmasının üstlenildiği sözleşmelerden olduğu, bu sözleşme türünde yüklenicinin ediminin hizmetin kendi işçisiyle yerine getirilmesi, işverenin ediminin ise sözleşme bedelinin ödenmesi olduğu,
sözleşme kapsamında yapılması gereken işin yüklenici işçisi tarafından yerine getirilmesi gerektiği, davamızda iş akdinin yüklenici ile işçi arasında yapıldığı hususunda herhangi bir ihtilafın bulunmadığı ve bu hususun SGK kayıtları gereğince de doğrulandığı, davamıza konu hizmet alımı tip sözleşmelerinde işverenin yüklenici tarafından çalıştırılan işçinin ücretinin ödenmesi, sosyal haklarının takibi gibi denetim dışında işçiye karşı bir sorumluluğunun bulunmadığı,
işveren ile yüklenicinin İş Kanununa göre işçiye karşı müteselsilen sorumlu olmalarına rağmen rücu ilişkisinde taraflar arasında imzalanan sözleşmenin uygulanmasının gerektiği, bu hususta işçilik alacakları işveren tarafından ödenen işçinin yüklenici işçisi olması, sözleşme ücretine işçinin ücret ve sosyal haklarının dahil olması,
işverene işçilik alacaklarından sorumlu olacağına dair sözleşmede bir hüküm bulunmaması durumu dikkate alındığında davacı işverenin işçiyi çalıştıran yüklenicilerden ve ödediği bedeli ve fer'ilerinin tamamını talep etme hakkının bulunduğu ve işçiye ödenen kıdem tazminatının iş sözleşmesinin feshedildiği tarihteki bildirilmiş ücret üzerinden hesaplanmasının gerektiği ve hesaplanan kıdem tazminatının tamamında işçiyi çalıştırdıkları dönemle orantılı olarak yüklenicilerin işverene karşı sorumlu oldukları ve hesap bilirkişisi tarafından düzenlenen 11/11/2020 tarihli rapora istinaden davacının davalılardan alacaklarının ayrı ayrı her davalı için
hesaplandığı, ancak davacının taleplerinin bir kısmının haksız olması nedeniyle ve yukarıdaki gerekçelerle davacının davasının kısmen kabulü ile, ... yönünden 8.672,67 TL alacağın ödeme tarihi olan 22/05/2018 tarihinden itibaren avans faiziyle davalı ... Ltd. Şti'nden alınarak davacıya ödenmesine, fazlaya dair istemin reddine, ... İnşaat Mat. Oto. Nak. Or. Ür. Ziraat Alet Hayvancılık Temizlik Taahhüt Yem. San. Ltd.
Şti yönünden ise, 592,09 TL alacağın ödeme tarihi olan 22/05/2018 tarihinden itibaren avans faiziyle davalı ... Ltd.
Şirketinden alınarak davacıya ödenmesine , ayrıca dava açılmadan önce taraflar dava şartı olan arabuluculuğa başvurmuş, anlaşmazlık sonucu işbu dava açıldığından 7036 sayılı yasa ile değişik 6325 sayılı yasanın 18. maddesi gereğince hukuk uyuşmazlıklarında arabuluculuk kanunu yönetmeliğinin 26. ve 6100 sayılı HMK'nun 297 ve 326 maddeleri uyarınca tarafların anlaşamamaları halinde iki saatlik ücret tutarı tarifenin birinci kısmına göre ileride haksız çıkan taraftan tahsil edilmek üzere adalet bakanlığı bütçesinden ödendiği sarf kararından anlaşıldığından bu ücretin de davalıdan tahsiline..." karar verilmiştir.
Davalı ... vekili istinaf dilekçesinde özetle: Dava dışı işçi ...’nın davacı idareden tahsil ettiği kıdem tazminatından müvekkilinin sorumlu tutulmasının hukuka aykırı olduğunu, işçinin kıdem tazminatına hak kazanmasının kadroya geçişinin reddedilmesi sebebiyle gerçekleştiğini, hükme esas alınan bilirkişi raporunda asıl işveren ile alt işveren arasındaki sorumluluk paylarına ilişkin sözleşmesel bir düzenleme bulunmadığının açıkça belirtildiğini, müvekkilinin yalnızca belirli dönemlerde alt işveren olarak faaliyet gösterdiğini, buna rağmen tüm tazminattan sorumlu tutulmasının hukuken mümkün olmadığını,
İş Kanunu 112. maddeye eklenen hüküm gereğince kamu kurumlarınca yapılan kıdem tazminatı ödemelerinin alt işverenlere rücu edilemeyeceğinin açıkça düzenlendiğini, anılan yasal düzenlemenin hukuki güvenlik ve belirlilik ilkeleri gereği kazanılmış hak oluşturduğunu, Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararının geçmişe etkili uygulanamayacağını, müvekkili lehine doğan kazanılmış hakkın göz ardı edilerek hüküm kurulmasının hukuka aykırı olduğunu, Kamu İhale Genel Tebliği hükümleri uyarınca kıdem tazminatı ve ihbar tazminatının sözleşme giderleri kapsamında değerlendirilmediğini, yerleşik Yargıtay ve BAM içtihatlarına göre,
asıl işveren ile alt işveren arasında sorumluluğun açıkça düzenlenmediği durumlarda en fazla yarı yarıya sorumluluk esasının uygulanması gerektiğini, müvekkili açısından temerrüt koşulları oluşmadığı halde ödeme tarihinden itibaren avans faize hükmedilmesinin hukuka aykırı olduğunu, davacı lehine hükmedilen vekâlet ücretinin hatalı biçimde yüksek hesaplandığını, beyan ederek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ, HUKUKİ SEBEP VE GEREKÇE
1-Dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, ilk derece mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, HMK m. 355/1 gereği incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, re'sen gözetilmesi gereken, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına, kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğunun anlaşılmasına göre; davalı ... vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan istinaf itirazları yerinde görülmediğinden diğer hususlara yönelik istinaf sebeplerinin reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Dava, dava dışı işçiye ödenen kıdem tazminatının taraflar arasındaki hizmet sözleşmesine istinaden davalılardan rücuen tahsili taleplidir.
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda; dava tarihinden önce davalının temerrüte düşürülmediği bu nedenle davalı ... yönünden ödeme tarihinden itibaren avans faizi işletilmesinin doğru olmayacağı, dava tarihinden itibaren avans faizine hükmedilmesi gerektiği anlaşılmıştır.
Bu durumda Dairemizce, davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun kabulüyle, HMK 353/(1)-b.2. madde uyarınca, ilk derece mahkemesi kararını kaldırarak faiz başlangıç tarihinin düzeltilmesi yönünden yeniden esas hakkında karar verilmiştir.
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 23. Hukuk Dairesi, E. 2021/1263, K. 2026/314, 12 Şubat 2026 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama