KÜNYE
T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi Bam 23. Hukuk Dairesi T.C. Ankara Bölgeadliyemahkemesi 23. Hukukdairesi (İ Stinafbaşvurusunun Esastanredd İ) (D Üzelterekyeniden Esashakkındakara R)
- Mercii
- Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 23. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 4 Mart 2026
- Esas no
- 2021/1654
- Karar no
- 2026/499
- Başkan
- ... ...
- Üye
- ... ...
- Üye
- ... ...
- Katip
- ... ...
- İncelenen kararın
- —
- Mahkemesi
- Ankara 12. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Tarihi
- 26/11/2020
- Esas-karar numarası
- 2016/388 E., 2020/681 K.
- Dava
- İtirazın İptali
- Yazım tarihi
- 04/03/2026
Karar Metni
992 kelime·5 dk okuma·2 bölüm
Taraf vekillerince istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine HMK 352 madde uyarınca yapılan ön inceleme sonucu eksiklik bulunmadığı anlaşılmakla, istinaf incelemesinin dosya üzerinde yapılmasına karar verilerek dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili özetle: Davacı şirket ile davalı şirket arasında imzalanan Güvenlik Hizmetleri Sözleşmesi uyarınca fatura bedellerinin ödenmediğini, alacağın tahsili amacıyla Ankara 29. İcra Müdürlüğünün 2016/5708 sayılı dosyası ile toplam 361.554,10 TL üzerinden takip başlatıldığını, haksız itiraz ile takibin durduğunu belirterek itirazın iptali ile takibin devamına, alacağın 20’sinden aşağı olmamak üzere davalının inkar tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini dava etmiştir,
Davalı vekili özetle: Davacı tarafın sözleşmeden kaynaklanan bir takım yükümlülüklerini yerine getirmediğini, bu nedenle davalı şirketin zarar görmesine sebep olduğunu, davacının personeline zamanı içerisinde ödeme yapmadığını, yapmış olduğu ödemeleri belgelendiremediğini, yol yardımının ödenmemiş olduğunu, sözleşmede kararlaştırılan sayıda personel çalıştırmadığını, davacı personeline mesleki anlamda hiçbir eğitim vermediğini, koruma planının hazırlanmadığını, güvenlik denetimleri yapılmadığını, davalı işveren ile paylaşılması gereken denetim raporlarının işveren ile paylaşılmadığını, sözleşmeye bağlılık ilkesi, hukuki güvenlik,
doğruluk ve dürüstlük kuralının davacı tarafından ihlal edildiğini, İcra İflas Kanunun 67. Maddesinde yazılı şartlar gerçekleşmediği ve alacağın likit olmadığından icra inkar tazminatının reddedilmesi gerektiğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
İlk derece mahkemesince "... davacının davalının işyerinde istihdam ettiği personelin maaş ve diğer haklarının son 2-3 ay içerisinde ödenmediği noktalarında toplandığı, çalışan personelin hak ve menfaatlerinin, gerek bu sözleşme ile ve gerekse 4857 sayılı İş Kanunu kapsamında hukuki güvenceye sahip olduğu, iş hukukunda kendini bulan asıl işveren kavramı, davalı tarafa sorumluluklar yüklediği, buna mukabil sözleşmenin devamı noktasında karşılıklı edim ifasının bu aykırılıkları ortadan kaldıracak imkan ve araçlara sahip olunduğu, sonuç olarak , davacı tarafından düzenlenen ve takibe konu olan fatura bedellerinin ödenmemiş olduğu,
buna mukabil sözleşmede belirtilen hizmetin sağlandığı davacının davasının kabulü gerektiği, alacak belirlenebilir olmakla likid olduğundan davacının icra inkar tazminatı talebinin kabulü, davalının kötüniyet tazminatı talebinin ise kanıtlanamamakla reddine...." karar verilmiştir.
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle: İlk derece mahkemesince davanın kabulüne karar verildiğini ancak müvekkili lehine vekalet ücretine hükmedilmediğini belirterek istinaf kanun yoluna başvurmuştur.
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle: Müvekkili şirkete kayyım atandığını, davacının edimlerini yerine getirmediğini, sözleşmeye aykırı davrandığını, borç doğmadığını, defter ve kayıtlarının incelenmeden karar verildiğini, belgeleri sunduklarını ancak bilirkişilerce değerlendirmeye alınmadığını, ...'ın şirket yetkilisi olmadığını, e-posta yazışmalarını kabul etmediklerini, e postaların delil olarak kabul edilemeyeceğini, davacıya borçlarının olmadığını ve icra inkar tazminatının yersiz olduğunu savunup davanın reddine karar verilmesi gerektiğini belirterek istinaf kanun yoluna başvurmuştur.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ, HUKUKİ SEBEP VE GEREKÇE
Dava, hizmet sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili amacıyla başlatılan takibe vaki itirazın iptali taleplidir.
Davalı vekilinin istinaf başvurusu yönünden; dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, ilk derece mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, HMK m. 355/1 gereği incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, re'sen gözetilmesi gereken, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına, kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğunun anlaşılmasına göre; davalı vekilinin istinaf itirazları yerinde görülmediğinden HMK 353/1.b.1 madde gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Davacı vekilinin istinaf başvurusu yönünden; HMK'nın 326/1. maddesi, "Kanunda yazılı hâller dışında, yargılama giderlerinin, aleyhine hüküm verilen taraftan alınmasına karar verilir." hükmünü içermektedir. Davada haklı çıkan tarafın davasını vekille takip etmesi durumunda, lehine hükmedilen tutar üzerinden hesaplanan vekalet ücreti de yargılama gideri olup karşı taraf aleyhine hükmedilmelidir.
Mahkemece davanın kabulüne karar verildiği halde, kabul edilen dava değeri üzerinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT gereğince davacı lehine nispi vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken gerekçesiz olarak vekalet ücretine hükmedilmemesi isabetli görülmemiştir.
Bu durumda Dairemizce, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüyle, HMK 353/(1)-b.2. madde uyarınca, ilk derece mahkemesi kararını kaldırarak davacı lehine vekalet ücretine hükmedilmesi yönünden yeniden esas hakkında karar verilmiştir.
Başkan ... Üye ... Üye ... Katip ...
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 23. Hukuk Dairesi, E. 2021/1654, K. 2026/499, 4 Mart 2026 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama