KÜNYE
T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 26. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 19 Aralık 2024
- 26. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No
- 2022/2479 - 2024/1629
- Esas no
- 2022/2479
- Karar no
- 2024/1629
- İncelenen kararın mahkemesi
- KONYA 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 04/10/2022
- Numarası
- 2020/395 Esas 2022/582 Karar
- Davanın konusu
- Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat
- Yazılma tarihi
- 15/01/2025
Karar Metni
2.465 kelime·12 dk okuma·3 bölüm
İlk Derece Mahkemesince verilen karara karşı davacı vekili ile davalı sigorta şirketi vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI
Davacı vekili, 18.05.2014 tarihinde davalı ... adına kayıtlı olup davalı ... idaresinde ve davalı sigorta şirketine zorunlu mali sorumluluk sigortası ile sigortalı ... plakalı araç ile davacının idaresindeki motosikletin çarpışması sonucunda meydana gelen kazada sağır ve dilsiz olan davacının ağır şekilde yaralandığını, kaza tespit tutanağına göre kazanın meydana gelmesinde davalı sürücünün asli kusurlu olduğunu, ceza yargılamasının devam ettiğini, kaza nedeniyle yapılmış fatura edilemeyen masrafları bulunduğunu, ayrıca manevi olarak zarar gördüğünü,
davanın 6100 sayılı HMK’nin 107. maddesi uyarınca belirsiz alacak davası olarak açıldığını belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, 125,00TL geçici iş göremezlik tazminatı, 125,00TL sürekli iş göremezlik tazminatı, 250,00 TL SGK tarafından karşılanmayan belgelendirilemeyen/kaçınılmaz tedavi giderinin kaza tarihinden itibaren işleyen avans faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen ödenmesini, 15.000,00 TL manevi tazminatın davalılar ... ve ...'dan kaza tarihinden itibaren işleyen yasal faizi ile birlikte tahsilini talep etmiş, 01.12.2016 tarihli talep artırım dilekçesi tedavi giderleri talebini 1.500,00TL,
sürekli ve geçici iş göremezlik tazminatı talebini 21.556,34 TL olarak artırmış ve kaza tarihinden avans faizi talep etmiş, 22.01.2022 tarihli dilekçe ile toplam 59.947,38-TL geçici ve sürekli iş göremezlik tazminatı ile 1.500,00-TL kaçınılmaz tedavi giderleri olmak üzere toplam 61.447,38-TL olarak artırmış, 31.05.2022 tarihli ıslah dilekçesi ile 1.500,00-TL kaçınılmaz tedavi giderleri, 1.542,10-TL geçici iş göremezlik tazminatı ve 71.249,46-TL sürekli iş göremezlik tazminatı olmak üzere toplam 74.291,56-TL maddi tazminatın tahsilini istemiştir.
Davalılar ... ve ... vekili cevap dilekçesinde; tarafların karıştığı kazanın kavşak kazası niteliğinde olduğunu ve kazanın oluşumunda ehliyeti bulunmayan davacının tam kusurlu olduğunu, Konya 16. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2014/910 Esas sayılı dosyasının bekletici mesele yapılmasını talep ettiklerini, sağır dilsiz olan davacının bildirilen gelir durumunun muvazaalı olduğunu, tüm tedavi masraflarının SGK tarafından karşılanması nedeni ile tedavi gideri istenmesinin haksız olduğunu, davacının faiz oranı ve faiz başlangıç tarihinin de haksız olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.
Davalı sigorta şirketi vekili cevap dilekçesinde; davalı tarafa ait aracın zorunlu mali sorumluluk sigortası kapsamında davalı sigorta şirketine sigortalı olduğunu, kaza anında kask takmayan davacının Yargıtay uygulamalarına göre, bu nedenle, kusurlu kabul edilmesi gerektiğini, davacının kaza nedeni ile maluliyeti bulunup bulunmadığının, malul ise bu durumun kaza ile illiyetinin kurulması gerektiğini, kaza nedeni ile tedavi masraflarının SGK tarafından karşılanıp karşılanmadığının sorulmasını talep etmiş, ayrıca sigortaya tazminat istemi bakımından başvuru olmaması nedeni ile temerrüdün kaza tarihinden başlayamayacağını belirterek davanın reddini savunmuştur.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemece, 30.12.2016 tarihli ve 2014/1291 Esas, 2016/861 Karar sayılı karar ile davanın kısmen kabulüne ilişkin karara karşı taraf vekilleri tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesinin 21.11.2017 tarihli ve 2017/886 Esas, 2017/1655 Karar sayılı karar ile, Konya 4. İş Mahkemesinin 2016/586 Esas sayılı dava dosyasının kesinleşmesinin beklenmesi,
kusur raporları arasındaki çelişkinin giderilmesi ve Yargıtay içtihatlarına uygun olarak maluliyete ilişkin olarak rapor alınması gerektiği gerekçeleriyle kaldırılmış, 12.03.2018 tarihli ve 2018/47 Esas, 2018/140 Karar sayılı karar ile aynı karar verilmesi verilmesi üzerine davacı vekili ve davalılar ... ve ... vekilinin istinaf başvurusu sonucunda Dairenin 05.06.2020 tarihli ve 2018/2115 Esas,
2020/670 Karar sayılı kararı ile önceki kaldırma kararı uyarınca anılan kararda belirtilen şekilde yargılama yapılarak karar verilmesi gerekirken Bölge Adliye Mahkemesi kararına karşı direnme kararı verilmesinin doğru olmadığı belirtilerek kaldırılmış, kaldırma kararı uyarınca yapılan yargılamada 04.10.2022 tarihli ve 2020/395 Esas, 2022/582 Karar sayılı karar ile, üç kişilik bilirkişi heyetinden alınan 01.03.2021 tarihli raporda kazanın meydana gelmesinde davalı sürücünün % 75 oranında, davacı motosiklet sürücüsünün % 25 oranında kusurlu olduğunun belirtildiği, ...
Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığı tarafından Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği uyarınca düzenlenen 13.01.2021 tarihli raporda davacının maluliyet oranının % 4 olduğu, iyileşme süresinin 4 ay olduğu ve 1,5 ay bakıcı ihtiyacı olduğunun belirlendiği,
25.03.2022 tarihli aktüer bilirkişi ek raporundaki tespit ve hesaplamalar esas alınarak davacı vekili tarafından ibraz edilen 21.01.2022 tarihli dilekçenin ıslah dilekçesi niteliğinde olup bu dilekçesindeki talebine göre ve manevi tazminatın takdirine ilişkin ilkeler gözetilerek davanın kısmen kabulü ile mahkemenin Bölge Adliye Mahkemesi ilamı ile kaldırılan 30/12/2016 Tarih ve 2014/1291 Esas-2016/861 Karar sayılı ilamı ile yine mahkemenin 12.03.2018 Tarih ve 2018/47 Esas-2018/140 Karar sayılı ilamı ile hükmolunan tazminat tutarlarında tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla) davacının 19.05.2014 tarihinde meydana gelen trafik kazası sebebiyle
mahrum kaldığı 59.659,38 TL sürekli iş göremezlik maddi zararının, 618,06 TL geçici iş göremezlik maddi zararının davalı ve 1.500,00 TL SGK tarafından karşılanmayan, zorunlu, belgeye bağlanamayan tedavi gideri maddi zararının davalı ...
AŞ ile (Sigorta şirketi yönünden kaza tarihinde geçerli poliçe teminat limitleri ile sınırlı olmak ve faiz yönünden dava tarihi olan 12.12.2014 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizden sorumlu olmak kaydıyla) ile diğer davalılar ... ve ...'dan (diğer davalılar yönüyle kaza tarihi olan 19.05.2014 tarihinden işleyecek yasal faizi ile birlikte) müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, 6.000,00 TL manevi zararının diğer davalılar ... ve ...'dan kaza tarihi olan 19.05.2014 tarihinden işleyecek yasal faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine,
davacının fazlaya ilişkin tüm taleplerinin reddine karar verilmiş, hükme karşı davacı vekili ve davalı sigorta şirketi vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı vekili istinaf dilekçesinde, davada verilen önceki kararın istinaf başvurusu sonucunda kaldırılması üzerine 22.01.2022 tarihli ikinci kez bedel artırımında bulunulduğunu, Yargıtay uygulamalarına göre ikinci bedel artırım dilekçesinin hükme esas alınması gerektiğini, 31.05.2022 tarihli dilekçenin 25.03.2022 tarihli tazminat hesaplama ek raporu doğrultusunda dosya kapsamında ilk kez ıslah talebine ilişkin olduğunu ve bu dilekçe doğrultusunda karar verilmesi gerekirken taleplerinin değerlendirme dışı bırakılmasının doğru olmadığını, kazanın meydana gelmesinde davalı sürücünün tam kusurlu olduğunu,
kazaya davalı sürücünün dikkatsizce ve sinyal yakmadan davacının önüne doğru aniden direksiyon kırmasının neden olduğunu, davacıya atfetilen kusur oranının doğru olmadığını, mahkemece hükme esas alınan maluliyet oranının gerçeği yansıtmadığını, maluliyetinin % 4’den fazla olduğunu, mahkemece hüküm altına alınan manevi tazminat tutarının davacının ızdırap ve üzüntüsünü tatmin eder nitelikte olmadığını, manevi tazminat tutarının düşük olduğunu, mahkemece davalıların tamamının tacir olmamasından bahisle yasal faize hükmedilmesinin hakkaniyete uygun düşmediğini,
maddi tazminat tutarının tamamının davalı sigorta şirketince karşılanacak olması nedeniyle avans faizine hükmedilmesi gerektiğini belirterek istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
Davalı sigorta şirketi vekili istinaf dilekçesinde, Maluliyete ilişkin raporun tek uzman doktar tarafından hazırlandığını, bilirkişinin görev alanı dışına çıktığını, Adli Tıp Kurumu 3. İhtisas Dairesinden rapor alınması gerektiğini, davacıya yapılan geçici iş göremezlik ödemesi için taraflarına SGK tarafından rücu davası açıldığını, mahkemece davacının rücuya tabi ödeme alıp almadığının araştırılmadığını, davalı sigorta şirketinin tedavi giderlerine ilişkin sorumluluğu bulunmadığını,
davacının SGK kayıtları getirtilerek hangi hastanede muayene olduğunun tespiti mümkün olduğu halde hiçbir delil bildirmeyen davacının talepleri üzerinden tedavi masraflarının tazminatı artırma çabalarıyla davalı şirketten talep edildiğini, tazminata ilişkin hesaplamanın progresif rant yöntemi kullanılarak yapılmış olmasının doğru olmadığını, TRH 2010 yaşam tablosu ve 1,65 teknik faiz kullanılarak hesaplama yapılması gerektiğini, Anayasa Mahkemesi iptal kararının uygulanmasının mümkün olmadığını belirterek istinaf başvurusunda bulunmuştur.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesi uyarınca ileri sürülen istinaf sebepleri ile sınırlı olarak dosya içindeki bilgi ve belgeler, Mahkeme kararının gerekçesi, dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesi ile yapılan inceleme sonucunda;
Davacı vekili, 18.05.2014 tarihinde davalı ... adına kayıtlı olup davalı ... idaresinde ve davalı sigorta şirketine zorunlu mali sorumluluk sigortası ile sigortalı ... plakalı araç ile davacının idaresindeki motosikletin çarpışması sonucunda meydana gelen kazada davacının yaralandığını belirterek geçici iş göremezlik tazminatı, sürekli iş göremezlik tazminatı, tedavi gideri ve bakıcı gideri taleplerinde bulunmuş, mahkemece Dairenin 05.06.2020 tarihli ve 2018/2115 Esas, 2020/670 Karar sayılı kaldırma kararı uyarınca yapılan yargılamada 01.03.2021 tarihli bilirkişi heyeti raporunda kazanın meydana gelmesinde davalı sürücünün % 75 oranında,
davacı motosiklet sürücüsünün % 25 oranında kusurlu olduğunun belirtildiği, ... Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığı tarafından Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği uyarınca düzenlenen 13.01.2021 tarihli raporda davacının maluliyet oranının % 4 olduğu, iyileşme süresinin 4 ay olduğu ve 1,5 ay bakıcı ihtiyacı olduğunun belirlendiği,
25.03.2022 tarihli aktüer bilirkişi ek raporundaki tespit ve hesaplamalar esas alınarak davacı vekili tarafından ibraz edilen 21.01.2022 tarihli dilekçenin ıslah dilekçesi niteliğinde olup bu dilekçesindeki talebine göre ve manevi tazminatın takdirine ilişkin ilkeler gözetilerek davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, karara karşı davacı vekili ve davalı sigorta şirketi vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
1-Dosya içeriğinden kaza tespit tutanağına göre davalı ...'un idaresindeki araç ile ışıklı kavşakta kendi beyanına göre yolun sağ kısmında durup yanan yeşil ışıkla birlikte sola doğru dönüş yaptığı sırada aracının sol yan orta kısmı ile solundan ve gerisinden aynı istikametten seyreden davacı idaresindeki motosikletin sol yanına yatıp sürüklenip alt ve yan kısımları ile çarpıştığı, davalı sürücünün sola dönüş kuralını, davacının hız kuralını ihlal ettiğinin belirtildiği,
mahkemece 3 kişilik makine mühendisi bilirkişi heyetinden alınan 01.03.2021 tarihli raporda davalı sürücünün idaresindeki araç ile kontrolsüz olarak sola dönüş yapmaya çalışarak sol şerit üzerinde doğru seyretmekte olan motosikletin şeridini kapatarak kendi aracına çarpmasına neden olması nedeniyle % 75 oranında, davacının idaresindeki motosiklet ile sağ şeritte seyrederek geldiği ışıklı kavşakta yeşil ışık yanması üzerine önündeki araçları geçmek için kavşak yaklaşımında sol şeride geçmekle,
olay yeri kavşaktan kontrollü ve dikkatli bir şekilde geçmesi gerekirken motosikletin hızını yeterince düşürmemesi nedeniyle % 25 oranında kusurlu olduğunun belirtildiği, raporun kaza tespit tutanağı, ifade tutanakları, toplanan deliller ve daha önce düzenlenen raporlar değerlendirilmek suretiyle kazanın meydana geliş şekline uygun olarak düzenlendiği ve hükme esas alınmasında isabetsizlik bulunmadığından davacı vekili ve davalı sigorta şirketi vekilinin kusura ilişkin istinaf gerekçeleri yerinde görülmemiştir.
2-Davacının maluliyeti yönünden hükme esas alınan ...
Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığı tarafından Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği uyarınca düzenlenen 13.01.2021 tarihli raporda kaza neticesinde sağ radius distal uç kırığı meydana geldiği, kırığın kapalı redükte edilerek konservatif tedavi uygulandığı, kırıkta kaynamanın yeterli olduğu, sağ el bileği eklem hareketlerinde % 20 azalma olduğu belirtilerek maluliyet oranının % 4 olduğu, iyileşme süresinin 4 ay olduğu ve 1,5 ay bakıcı ihtiyacı olduğunun belirlendiği,
raporun davacı muayene edilerek tedavi belgeleri değerlendirilerek Yargıtay uygulamalarına göre kaza tarihinde geçerli kabul edilen Yönetmelik hükümlerine göre düzenlendiği, davacı vekili ve davalı sigorta şirketi maluliyet raporuna ilişkin istinaf gerekçelerinin yerinde olmadığı anlaşılmıştır.
3-6100 sayılı HMK’nin belirsiz alacak davasını düzenleyen 107. Maddesinde ”(1) Davanın açıldığı tarihte alacağın miktarını yahut değerini tam ve kesin olarak belirleyebilmesinin kendisinden beklenemeyeceği veya bunun imkânsız olduğu hâllerde, alacaklı, hukuki ilişkiyi ve asgari bir miktar ya da değeri belirtmek suretiyle belirsiz alacak davası açabilir.
(2) Karşı tarafın verdiği bilgi veya tahkikat sonucu alacağın miktarı veya değerinin tam ve kesin olarak belirlenebilmesinin mümkün olduğu anda davacı, iddianın genişletilmesi yasağına tabi olmaksızın davanın başında belirtmiş olduğu talebini artırabilir.” hükmüne yer verilmiştir. Bu hükme göre belirsiz alacak davasının alacak miktarının veya değerinin tam ve kesin olarak belirlenemediği ya da imkansız olduğu hallerde olanaklı olduğu anlaşılmaktadır.
Belirsiz alacak davasında davacı, alacağının tam ve kesin olarak belirlenmesinden sonra HMK 107.maddesine dayalı olarak alacağın miktarını belirledikten sonra HMK 176. ve devamı maddelerine göre tazminat miktarını bir kez ıslah edebilir.
Davacı tarafından trafik kazasında yaralanma nedeniyle sürekli iş göremezlik tazminatı, geçici iş göremezlik tazminatı, bakıcı gideri ve tedavi gideri talebiyle açılan davada 01.12.2016 tarihli dilekçesinin bedel artırım talebi, 22.01.2022 tarihli dilekçesinin de ıslah dilekçesi niteliğinde olduğu kabul edilerek, davacı vekilinin bu şekilde belirlenen taleplerine göre sürekli iş göremezlik tazminatı talebinin kabulüne, kısmen kabul edilen tazminat kalemleri yönünden fazlaya ilişkin taleplerinin reddine karar verilmiş olmasında usul ve esas yönünden hukuka aykırılık bulunmadığı,
öte yandan kazaya karışan sigortalı araç, hususi otomobil olup ticari niteliği bulunmadığından hüküm altına alınan tazminata yasal faiz uygulanmasının da doğru olduğu anlaşılmıştır.
4-Davacı vekilinin manevi tazminata ilişkin hükme yönelik istinaf başvurusunun incelenmesinde, 6098 TBK'nın 56. maddesinde “Hâkim, bir kimsenin bedensel bütünlüğünün zedelenmesi durumunda, olayın özelliklerini göz önünde tutarak,
zarar görene uygun bir miktar paranın manevi tazminat olarak ödenmesine karar verir.Ağır bedensel zarar veya ölüm hâlinde, zarar görenin veya ölenin yakınlarına da manevi tazminat olarak uygun bir miktar paranın ödenmesine karar verilebilir.” hükmüne, aynı Kanun'un 51.maddesinde “Hâkim, tazminatın kapsamını ve ödenme biçimini, durumun gereğini ve özellikle kusurun ağırlığını göz önüne alarak belirler.” hükmüne yer verilmiştir.
Buna göre hâkimin özel halleri göz önünde tutarak manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği bir para tutarı adalete uygun olmalıdır. Hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir fonksiyonu olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir.
Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 22/06/1966 tarihli ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı'nın gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir.
Bunlar her olaya göre değişebileceğinden hâkim bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir. Manevi tazminatın miktarı bir taraf için zenginleşme aracı, diğer taraf için de yıkım olmamalıdır. Manevi tazminatın miktarının belirlemesinde her olaya göre değişen özel hal ve şartlar gözetilmelidir.
Hâkimin bu takdir hakkını kullanırken, ülkenin ekonomik koşulları, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, paranın satın alma gücü, tarafların kusur durumu, olayın ağırlığı, olay tarihi gibi özellikleri göz önünde tutması ve buna göre manevi tazminat takdir etmesi gerektiği açıkça ortadadır. (HGK 23/06/2004, 13/291-370)
Somut olaya gelince, 18.05.2014 tarihinde meydana gelen kazaya karışan davalı sürücü ...'un % 75 oranında, davacının % 25 oranında kusurlu olduğu, kaza nedeniyle davacıda meydana gelen yaralanmanın niteliği ve maluliyet oranı, olayın oluş şekli, kusur durumu, davacının çektiği acı ve duymuş olduğu üzüntünün boyutu, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, kaza tarihindeki (2014) paranın alım gücü, hakkaniyet ve manevi tazminat miktarının bir taraf için zenginleşme aracı, diğer taraf için de yıkım olmaması ilkesi toplanan tüm delillerle birlikte değerlendirildiğinde davacı lehine hükmedilen manevi tazminat miktarının hak ve nesafet kuralları ile manevi tazminatın amacına uygun olduğu anlaşıldığından davacı vekilinin istinaf başvurusu yerinde görülmemiştir.
6100 sayılı HMK'nın 355. maddesi uyarınca ileri sürülen istinaf nedenleri ile sınırlı olarak yapılan inceleme sonucunda davacı vekili ile davalı sigorta şirketi vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun aynı Kanun'un 353/1-b-1. maddesi uyarınca esastan reddine karar vermek gerekmiştir.
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 26. Hukuk Dairesi, E. 2022/2479, K. 2024/1629, 19 Aralık 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama