KÜNYE
T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 35. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 3 Temmuz 2025
- 35. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No
- 2024/710 - 2025/947
- Esas no
- 2024/710
- Karar no
- 2025/947
- İncelenen kararın mahkemesi
- ANKARA 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 20/02/2024
- Numarası
- 2023/559 Esas - 2024/93 Karar
- Davanın konusu
- Tazminat (Sigorta Şirketinden Rücuen Tazminat
- Yazılma tarihi
- 07/07/2025
Karar Metni
974 kelime·5 dk okuma·4 bölüm
Mahalli mahkemesince verilen karara karşı davacı vekili tarafından süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI
Davacı vekili dava dilekçesinde.
12/09/2020 tarihinde, müvekkili davacının dava dışı ...'ya ait aracı kullanırken, ... plakalı motosiklet ile çarpıştıklarını, meydana gelen kaza neticesinde motosiklet sürücüsünün yaralandığını, müvekkili hakkında Ankara 45.Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2021/345 Esas - 2022/110 Karar sayılı dava dosyası ile 40.000,00-TL manevi tazminata karar verildiğini ve mahkeme ilamının icra takibine konu edildiğini, müvekkilinin 61.660,73-TL ödeme yaparak icra takibini kapattığını, sürücüsü olduğu aracın davalı Şirket nezdinde kasko poliçesi ile sigortalı olduğunu, poliçede manevi tazminat klozu bulunması sebebiyle davalının bu zarardan sorumlu olduğunu,
dava açmadan önce davalıya yazılı olarak başvurduklarını, ancak ödeme yapılmadığını, arabuluculuk görüşmelerinden de netice alınamadığını ileri sürerek, davacının Malatya İcra Müdürlüğü'nün 2022/22420 Esas sayılı dosyasında ödemek zorunda kaldığı 60.000,00-TL'nin ödeme tarihinden işleyecek avans faizi ile davalıdan tahsili istemiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının manevi tazminat ödemesine konu Ankara 45.Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2021/345 Esas sayılı dava dosyasının müvekkili Şirkete ihbar edilmediğini, müvekkili Şirkete tazminat yüklenecekse konusunda uzman bilirkişiler marifetiyle kusur durumunun ve maluliyet durumunun tespit edilmesini, yaralanan sürücünün müterafik kusuru varsa takdiri indirim yapılması gerektiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemece; davanın, temelinde haksız fiile dayanmakta olup, kaza nedeniyle uğranılan maddi zararın sigorta hukuku hükümlerine göre sigortacıdan rücuen tazminine ilişkin olduğu, Ankara 45.Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2021/345 Esas sayılı dava dosyasının incelemesinden dava dışı ...'in, huzurdaki davanın davacısı ... ile dava dışı işleten ...'ya manevi tazminat istemiyle dava açtığı, bu davada mahkemece 40.000,00-TL manevi tazminata hükmolunduğunun görüldüğü, kazaya ilişkin olarak Ankara 44.Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2021/300 Esas sayılı dava dosyasında alınan kusur raporunda bilirkişi, davacının tam kusuruyla kazaya sebebiyet verdiği,
dava dışı motosiklet sürücüsü ...'in kazaya etken bir kusurunun olmadığı yönünde görüş bildirildiği, bu raporun kaza neticesinde yetkili kolluk birimi tarafından düzenlenen kaza tespit tutanağı ile aynı doğrultuda olduğu, davacının aracın maliki olmadığı, dolayısıyla davalı ile araç sahibi arasındaki kasko poliçesinin tarafı olmadığı, bilindiği üzere tazminat hukuku haksız fiil kökenli olması sebebiyle kusur sorumluluğu esasına dayandığı,
taraflar arasındaki sorumluluğun Borçlar Kanunu'nun 61 ve 62.maddesi hükümlerine göre belirlenmesi gerektiği, yasal düzenlemelerde görüldüğü üzere Yasa koyucu müteselsil sorumluluğu ''iç ilişki'' ve ''dış ilişki'' olmak üzere ayrı esaslara tabi tuttuğu, müteselsil borçlular dış ilişkide zarar görene karşı müteselsilen sorumlu oldukları, zarar gören kişinin isterse sürücü, işleten ve sigortacıdan birlikte talepte bulunabileceği, isterse bu kişilerden herhangi birine gidebileceği, kendisine başvuru yapılan kişinin tazminatın tamamını ödemekle yükümlü olduğu,
huzurdaki davada dava dışı ... manevi tazminat talebini sürücü ve işlete karşı ileri sürmüş, sigortacıya dava açmadığı, müteselsil borçluların kendi aralarındaki teselsül ilişkisi ise tarafların kusur durumuna göre düzenlendiği, yani müteselsil borçlular ancak kendi payına düşenden fazlasını öderse bu tutar için diğer borçlulardan rücuunu talep edebileceği, bu esaslara göre değerlendirme yapıldığında davacının tazminat ödemesine konu kazada %100 oranında kusurlu olduğu dosyaya sunulu kaza tespit tutanağı ve ceza dosyası içeriğine göre sabit olup kusuruna denk düşen tutardan fazla ödemesinden söz edilemeyeceği,
Borçlar Kanunu'nun 62.maddesi hükmü uyarınca davalı Sigorta Şirketinden rücu talep edemeyeceği, dosya kapsamı bir bütün olarak değerlendirildiğinde davanın sübut bulmadığı kanaatine varılarak davanın reddine karar vermek gerektiği gerekçesiyle. “Davanın reddine,” karar verilmiş, karar davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde; mahkemece, kazanın meydana gelmesinde davacının %100 kusurlu olması nedeniyle davanın reddine karar verildiğini, kararın hatalı olduğunu, davacının sevk idaresindeki, ... adına kayıtlı aracın, davalı tarafından İMMS kapsamında sigortalandığını, davalının bu nedenle zarardan sorumlu olduğunu, müvekkili %100 kusurlu olsa dahi zararını davalıdan talep edebileceğini belirterek kararın kaldırılarak, davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Mahkemece verilen kararda kamu düzenine aykırılık görülmediğinden, HMK'nın 355. maddesi gereğince istinaf edenin sıfatına göre ve istinaf sebepleri ile sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonucunda;
Dava, trafik kazası nedeniyle zarar görene yapılan ödemenin, kazaya karışan aracın İMMS poliçesi olduğundan ve bu kapsamda yapılan ödemeden, sigorta şirketinin sorumlu olduğundan bahisle, rücuen tahsili istemidir. Mahkemece, manevi tazminat ödemesi yapan araç sürücüsü ile davalı Sigorta Şirketi arasında sözleşme ilişkisi bulunmadığı, kazanın meydana gelmesinde de, davacının tam kusurlu olması nedeniyle, davacı yapmış olduğu ödemeyi davalıdan rücuen talep edemeyeceğinden davanın reddine karar verilmiş, karar davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir.
Davacı, kazaya karışan aracın sürücüsü olup, kazaya karışan araç nedeniyle taraflar arasında sözleşme ilişkisi bulunduğuna yönelik iddiası da bulunmamaktadır.
Buna göre; dosya kapsamına, kararın dayandığı delillerle, yasaya uygun gerektirici nedenler ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkeme kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmamasına, davalı sürücünün yapmış olduğu ödeme nedeniyle, sözleşme ilişkisi içerisinde bulunmadığı davalıya taraf olmadığı sözleşme gereğince rücu etme hakkının bulunmamasına, haksız fiilden de tam kusurlu olarak sorumlu olması nazara alındığında, haksız fiil hükümleri çerçevesinde , davalıya rücu hakkının bulunmamasına göre; davacı vekilinin tüm istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden, istinaf başvurularının HMK'nın 353/1-b-1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerekmiş, aşağıdaki hüküm tesis edilmiştir.
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 35. Hukuk Dairesi, E. 2024/710, K. 2025/947, 3 Temmuz 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama