KÜNYE
T.C. Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2024/5
- Karar No
- 2024/65
- Karar tarihi
- 30 Eylül 2024
- İncelenen kararın mahkemesi
- DENİZLİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Karar tarihi
- 19/02/2021
- Davanın konusu
- Tazminat (Trafik Sigortasından Kaynaklı
- Yazım tarihi
- 30/09/2024
Karar Metni
1.040 kelime·5 dk okuma·5 bölüm
İlk derece mahkemesinin kararı süresi içerisinde istinaf edilmiş olduğundan dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi. Üye hakimin görüşü değerlendirildi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; .... tarihinde ... yönetimindeki ..... plakalı kamyonet ile dava dışı .... yönetimindeki .... plakalı kamyonun .... ışıklı kavşağında çarpışmaları neticesinde trafik kazası meydana geldiğini, müvekkilinin ...'nin aracında yolcu olarak bulunduğunu, .....'ın özensizlik ve önemsizlik sonucu taksirle birden çok kişinin yaralanmasına neden olma suçunu işlediğini, kaza neticesinde müvekkilinin vücudunda kemik kırığı oluşacak şekilde yaralandığını, .....'ın kazanın oluşumunda tam kusurlu olarak müvekkilinin yaralanmasına neden olduğunu,
sigorta şirketince başvuruları sonucu 23.932,00 TL'lik kısmi ödeme yapıldığını, yapılan ödemenin yetersiz olduğunu iddia ederek dava değerinin belirlenmesi halinde arttırılmak üzere şimdilik 100,00 TL'lik maddi tazminatın hakkın doğum tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan tahsilini talep etmiştir.
DAVALININ SAVUNMALARININ ÖZETİ
Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; .... plakalı aracın davalı ... şirketince teminat altına alındığını, davacı tarafa 23.932,00 TL ödeme yapıldığını, yapılan ödemenin eksik olduğu iddiasıyla ikinci bir başvuru yapılmaksızın açılan davada dava şartının eksik olduğunu, Denizli 3. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin .... Esas sayılı dosyasından alınan bilirkişi raporunda maluliyetin hangi kaza neticesinde oluştuğu yönünde bir tespitin bulunmadığını, davacının kaza esnasında emniyet kemerinin takılı olmaması nedeniyle kazanın sonuçlarının ağırlaşmasında müterafik kusurunun olduğunu, davacı ile sigortalı arasında hatır taşımasının mevcut olduğunu ve tazminattan indirim yapılmasının gerektiğini savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda; ".... her ne kadar davacı tarafça müteselsil sorumluluk ilkeleri gereği davalı ... şirketinin sigortalısının kusur oranına göre değil, poliçedeki sınırı aşmamak üzere tam tazminat ödemekle yükümlü olduğu, buna göre, zincirleme sorumluluk esasına göre davalı sigora şirketinin kabul edilen zararın tamamından sorumlu olduğu iddiası ile tam tazminat talep edilmiş ise de dava dilekçesinde açıkça müteselsil sorumluluk hükümlerine dayanılmadığı gibi bedel arttırım dilekçesinde de bu yönde beyan bulunmamaktadır.
(Aynı yönde, Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin 20/03/2018 tarih 2015/14973 E- 2018/2797 K sayılı ilamı) Buna göre, davalı ... şirketinin sigortalısının kusuru oranında sorumlu olduğu kanaati mahkememizde oluşmuş olup, alınan rapor ile de davalı ... şirketinin sigortalısı araç sürücüsünün %25 kusur oranına isabet eden zararın yapılan ödemelerle karşılanmış olduğu anlaşıldığından fazlaya ilişkin talebin reddine karar vermek gerekmiştir...,"gerekçeleri ile davanın reddine karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Karara karşı, davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; sorumluluk sigortalarında sigortacının, taşımacının ve işletenin sorumluluğunu (poliçedeki limite kadar) üstlendiğini, zarar sorumlularının birden fazla olması durumlarında, sigortacının, sigortalısının kusur oranına göre değil, poliçedeki sınırı aşmamak üzere “tam” tazminat ödemekle yükümlü olduğunu, müşterek ve müteselsil sorumlululuğun KTK kapsamında düzenlendiğini, dış ilişkide sigorta şirketinin müvekkiline karşı tüm zarardan sorumluluğun bulunduğunu, iç ilişkide ise tarafların kusurları oranında birbirlerine rücu imkanına sahip olduklarını,
bu sebeplerle mahkemenin dava dilekçesinde açıkça müteselsil sorumluluk hükümlerine dayanılmadığı ve bedel arttırım dilekçesinde de bu yönde beyan bulunulmadığı gerekçesinin kabulünün mümkün olmadığını, taleplerinin kanundan doğan müşterek sorumluluk esasına dayandığını ve davalı şirketin zararın tamamından sorumlu olduğunu, taraflarınca ikame edilen davanın müşterek ve müteselsil sorumluluk esasına göre açıldığını, mahkemenin aksi kanaatte olması durumunda davanın tümden reddine karar verilmesi gerektiğini, mahkemece gerekçeli kararda büyük bir çelişkiye düşüldüğünü,
müşterek sorumluluğu hem kabul ettiğini hem de reddettiğini ileri sürerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Dava, trafik kazasından kaynaklı maddi tazminat talebine ilişkindir. Dairemizce istinaf incelemesi, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Somut olayda davaya konu trafik kazası .... tarihinde meydana gelmiş olup, kaza tarihinde yürürlükte bulunan 818 Sayılı Borçlar Kanunu'nun birden çok kimsenin birlikte neden oldukları zarardan sorumluluklarını düzenleyen 50. maddesi, birden çok kimsenin değişik nedenlerle meydana getirdikleri aynı zarardan sorumluluklarını düzenleyen maddesi uyarınca ve aynı Yasa'nın 142. maddesi hükmüne dayanarak davacı, zararının tümünü müteselsil sorumlulardan biri aleyhine açacağı bir dava ile isteyebileceği gibi, sorumluların hepsi aleyhine açacağı tek bir dava ile de talep edebilir.
Ancak, aynı Yasa'nın 141. maddesi gereğince, teselsül ister yasadan, ister sözleşmeden doğmuş olsun bu kuraldan yararlanma hakkı sadece zarara uğrayanın, daha geniş bir deyim ile alacaklınındır. Zarara uğrayan (alacaklı) bu hakkını kullanmadıkça, yani müteselsilen tahsil isteğinde bulunmadıkça, mahkemece re'sen onun yararına teselsül kuralı uygulanamaz. Çünkü, hakim HUMK'nun 74. maddesi uyarınca, istek ile bağlı olup istek dışı karar veremez.
Ana kural bu olmakla beraber, dava dilekçesinde açıkça müteselsil sorumluluktan bahsedilmemişse; dava dilekçesindeki sözcüklerden, ileri sürülen olaylardan ve bunların yorumlarından, dosyadaki diğer bilgi ve belgelerden, davacının dolaylı da olsa müteselsilen ödetme isteği anlaşıldığı takdirde, BK’nın 18. ve TMK’nın 2. maddeleri göz önünde tutularak (gerçek maksat ve afaki iyiniyet kuralları) davacının müteselsilen talep iradesi kabul edilip sonuca varmak gerekir.
Somut olayda davacı vekili müvekkilinin yolcu olarak bulunduğu aracın karıştığı kazadan dolayı müvekkilinde oluşan bedensel zararlar nedeniyle maddi tazminat davası açmış, davayı davacının içinde yolcu olarak bulunduğu aracın trafik sigortacısına yöneltmiştir. Yukarıda açıklandığı gibi dava dilekçesi içeriğinden, dilekçede olayın anlatılış biçimi ile değinilen kaza ve sonrasında gerçekleşen safahattan ve bunların yorumundan davacının müteselsilen ödetme isteği anlaşılmakla mahkemece farklı gerekçe ve hatalı hukuki değerlendirme ile davanın reddine karar verilmiş olması yerinde görülmemiştir.
O halde mahkemece, davacının kaza nedeniyle uğradığı zararın yapılan ödemeler mahsup edilmek üzere tespiti ile sonucuna göre karar verilmesi için ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak mahkemesine iadesine karar vermek gerekmiştir.
Sonuç olarak, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince kaldırılmasına karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi, E. 2024/5, K. 2024/65, 30 Eylül 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama