KÜNYE
T.C. Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2024/1617
- Karar No
- 2024/473
- Karar tarihi
- 20 Aralık 2024
- İncelenen kararın mahkemesi
- Antalya 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Karar tarihi
- 24/05/2023
- Davanın konusu
- Sözleşmenin İptali
- Yazım tarihi
- 20/12/2024
Karar Metni
1.207 kelime·6 dk okuma·5 bölüm
İlk derece mahkemesinin kararı süresi içerisinde istinaf edilmiş olduğundan dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi. Üye hakimin görüşü değerlendirildi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
DAVACININ İDDİALARININ ÖZETİ
Davacı vekili, müvekkilinin davalının kefil olarak yer aldığı 01/05/2020 düzenleme tarihli bonoyu tahsil amacıyla Antalya Genel İcra Dairesi'nin .... Esas sayılı dosyasında takibe konu ettiğini, davalının kendini garanti altına almak için takip öncesinde müvekkiline ve bononun borçlusuna açığa imza attırarak almış olduğu kağıda hakkaniyete aykırı olarak ibraname şeklinde düzenleme yaparak Antalya 7. İcra Hukuk Mahkemesi'nin ....
Esas sayılı dosyasında borca itiraz davası açtığını, davanın kabul edilerek Yargıtay onamasından da geçerek kesinleştiğini, ibranamenin gerçeği yansıtmadığını, ibra sözleşmesinin boş halinin yine ibra sözleşmesinin yapıldığı iddia edilen 01/08/2020 tarihinden sonra davalı ile yapılan borç ikrarı içeren WhatsApp yazışmalarının ve yine 12/02/2021 tarihli 40.000,00 TL bedelli bononun arkasında davalının imzaladığı ibarenin bu hususun ispatı olduğunu, taraflar arasında bir ibraname bulunmadığını beyan ederek,
ibranamenin geçersizliğini ve davalının Antalya Genel İcra Müdürlüğü'nün .....Esas sayılı dosyasına borçlu olduğunun tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
DAVALININ SAVUNMALARININ ÖZETİ
Davalı vekili, davacının iddialarının gerçeği yansıtmadığını, ibranamenin geçerli olduğunu, nitekim Antalya Cumhuriyet Başsavcılığı'nın .... Soruşturma sayılı dosyasında da açığa atılan imzanın anlaşmaya aykırı doldurulduğunun HMK hükümlerine göre ispatı gerektiği gerekçesi ile takipsizlik kararı verildiğini, WhatsApp yazışmalarının sonradan da oluşturulabileceğini, yazışmalar kabul edilse dahi yazışmaların gerçeği yansıtmadığını, bahsi geçen 40.000,00 TL bedelli senedin arkasındaki yazının anlaşılamadığını, üçüncü kişi ile arasında tanzim edilen senet ile eldeki davanın bir ilgisinin bulunmadığını, ses kaydının hukuka aykırı olduğunu beyan ederek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda;"...İcra İflas Kanunu'nun 179/a maddesinde de anlaşılacağı üzere, borca itiraz davasının kabulü kararı kesinleştiği takdirde takip düşmektedir. Somut olayda da borca itiraz davasının kabul edildiği ve takibin durdurulmasına karar verildiği ve kararın kesinleştiği dolayısıyla takibin düştüğü anlaşılmıştır. Davacı her ne kadar ibranamenin iptalini talep etmiş ise de söz konusu ibraname bir delil niteliğinde olup, davacının takibin durdurulmasından sonra açacağı davanın alacağa ilişkin olması gerekip eda davası açılacak yerde tespit davası açılmasında hukuki yarar bulunmadığı" gerekçesiyle hukuki yarar yokluğu nedeniyle davanın dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Karara karşı, davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; kararın, gerekçesine dayanak madde ile çeliştiğini, kararda İcra Hukuk Mahkemesi kararının kesinleşmesi uyarınca takibin düştüğünün ileri sürüldüğünü, bu açıklamalardan dava dilekçesinin ve delillerin yeteri kadar değerlendirilmediğinin ve acele bir şekilde ret kararı verildiğinin göz önünde olduğunu, müvekkilinin iradesinin sakatlanarak, ibraname olarak kullanılan sözleşmenin Antalya Genel İcra Dairesi'nin .....
Esas sayılı icra dosyasındaki senet borcundan kurtulmak amacıyla davalı tarafından kötüniyetli şekilde düzenlendiğini, buradaki kıymetli evraka bakıldığında, davalının kefil, ... ın ise borçlu olarak geçtiğini, İcra Hukuk Mahkemesi kararının davalı lehine kesinleşmesi sonucu takibin tamamen düşmediğini, borçlu .... yönünden devam ettiğini, davalının ise mahkeme kararı doğrultusunda takipteki sıfatının üçüncü kişi olarak değiştirildiğini, mahkemece bu konuda icra dairesine müzekkere yazılarak takibin durumu sorulmak yerine takibin düştüğüne dair varsayımdan yola çıkılarak davanın anlamsız bir şekilde reddedildiğini,
davanın kabulü halinde davalının icra takibine yeniden borçlu sıfatıyla eklenme durumunun olduğunu, kararın bu yönüyle gerekçesiyle çeliştiğini, mahkeme gerekçesine göre istirdat davalarının açılmasında da hukuki yarar olmadığını, davanın konusunun sözleşmenin iptali olduğunu, ibranamenin hukuki niteliği hakkında açıklamalarının dikkate alınmadığını, davalı borçlunun ibra sözleşmesi olarak dosyaya sunduğu evrakın müvekkili için bağlayıcılığının bulunmadığını, belgede müvekkilinin taraf sıfatına bile haiz olmayıp, sözleşmede şahit olarak geçtiğini,
ibra sözleşmesinde taraf sıfatı olmayan müvekkilinin ibra iradesinin bulunduğu iddiasının gerçek dışı olduğunu, müvekkilinin imzaladığı sözleşmede hiçbir şekilde ibra iradesinin açıklanmadığını, davalı tarafça boşa atılan imzanın sonradan doldurulması,
müvekkilinin iradesini TBK'nın 31/1 maddesince esaslı olarak sakatladığını, müvekkilinin açığa attığı imzayı ibra sözleşmesi için borçlular .... ve ... ın arasındaki borç sözleşmesine tanıklık iradesi amacıyla attığını, bu hususun yazılı delillerden anlaşıldığını, ibra sözleşmesi iptal edilmeden davalı taraftan eda davası ile bir alacak talebinde bulunmanın olanaksız olduğunu, mahkemece işin esasına girilerek inceleme yapılması gerektiğini beyan ederek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE:
Dava, ibra sözleşmesinin iptali ile kambiyo senedine dayalı takip nedeniyle davalının borçlu olduğunun tespiti istemine ilişkindir.
Dairemizce istinaf incelemesi, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Antalya Genel İcra Dairesi'nin .... Esas sayılı dosyasının incelenmesinde; davacı .... tarafından ..... ve davalı .... hakkında ferileriyle birlikte toplam 84.793,42 TL alacak üzerinden kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile takibe girişildiği, takip konusu bononun 01/05/2020 tanzim tarihli, 01/07/2020 vade tarihli 80.000,00 TL bedelli olup, lehtarının davacı, keşidecisinin .... , kefilin (avalist) .... olduğu görülmüştür.
Ödeme emrinin tebliği üzerine, kefil .... tarafından yasal süresi içerisinde Antalya Nöbetçi İcra Hukuk Mahkemesi'ne başvurulup, ibraname sebebiyle borca itiraz davası açılmış, Antalya 7. İcra Hukuk Mahkemesi'nce yapılan yargılama sonucu 25/05/2021 tarih, .... Esas -.....Karar sayılı ilamı ile.
İİK'nın 169/a maddesi uyarınca ibranameye göre bono borcunun kefil tarafından lehtara ödendiği, ibranamenin aksinin yazılı delil ile ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın kabulü ile, takibin kefil .... yönünden durdurulmasına karar verilmiş, kararın istinaf edilmesi üzerine, Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi'nin 10/11/2021 tarih, .... Esas - ....
Karar sayılı ilamı ile başvurunun esastan reddine karar verilmiş, kararın temyizi sonucu Yargıtay 12. Hukuk Dairesi'nin 30/05/2022 tarih, .... Esas - ..... Karar sayılı ilamı ile karar onanarak kesinleşmiştir.
İİK'nın 169/a-5 maddesine göre; borca itiraz davasında İcra Hukuk Mahkemesi'nin itirazın kabulüne ilişkin verdiği karar ile takip durur. Buna ilişkin mahkeme kararının kesinleşmesi ile de takip ilgili borçlu yönünden düşer(İcra ve İflas Hukuku, Kuru Baki Syf. 364,Yetkin Yayınları 24. baskı).
Kefil .... yönünden takibin durdurulmasına ilişkin mahkeme kararının kesinleşmesi ile takip, kefil yönünden düşmüş olup, eldeki dava ile kefilin bu takip dosyasından ötürü borçluluğunun tespitine karar verilmesi istenemez. Davacı, davalının borçlu olduğunu iddia ediyorsa, açacağı bir alacak davası ile borcun ifasını istemelidir. Eda davası açılması gereken yerde tespit davası açan davacının bunda hukuki yararı bulunmadığından, davacının, davalının takip dosyasından ötürü borçlu bulunduğunun tespitine ilişkin talebi hakkında mahkemenin hukuki yarar yokluğundan verdiği usulden ret kararı yerindedir.
Davacı, dava dilekçesinde esas olarak ibra sözleşmesinin geçersizliğinden bahsetmiş ve netice-i talepte açıkça ibra sözleşmesinin geçersizliğinin tespitini de dava etmiştir. İbra sözleşmesinin geçersizliğinin tespitinde davacının hukuki yararı mevcut olup, Mahkemece, bu talep hakkında öncelikle ibra sözleşmesinin değeri olan 80.000,00 TL yönünden eksik harcın tamamlattırılarak, işin esasına girilip karar verilmesi gerekirken, yanılgılı gerekçe ile bu talebin delil olarak değerlendirilip, akıbetinin açılacak alacak davasına bırakılması isabetsiz olmuş, davacının bu yöndeki istinaf başvurusu haklı bulunmuştur.
Sonuç olarak, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince kaldırılmasına karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
...
Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi, E. 2024/1617, K. 2024/473, 20 Aralık 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama