KÜNYE
T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi İhtiyati Tedbir Talep Eden
- Karar tarihi
- 18 Kasım 2024
- Dosya no
- 2024/1637
- Karar no
- 2024/1671
- İncelenen kararın mahkemesi
- İSTANBUL 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 10/09/2024 (Ara Karar
- Numarası
- 2024/158 Esas
- Talep
- İhtiyati Tedbire İtiraz
Karar Metni
920 kelime·5 dk okuma·6 bölüm
İhtiyati tedbire itirazın reddine ilişkin ara kararın ihtiyati tedbire itiraz eden davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü.
DAVA VE TALEP
Davacı vekili; davaya konu icra takibinde alacak dayanağı olarak 3 ayrı genel kredi sözleşmesi gösterildiğini, her kefilin, kefil olduğu sözleşmeden kaynaklanan borçtan kredi limiti ve kendi temerrütünün sonuçlarından sorumlu olduğunu, davacı kefilin kendi imzası bulunan genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan borçtan sorumlu olduğunu, bilirkişilere banka kayıtları ve defteri yerinde inceleme yetkisi verilerek takip konusu alacağın hangi kredi sözleşmelerinden ve ne miktarda kaynaklandığı;
icra takibinin dayanağı genel kredi sözleşmelerinden her bir sözleşmede kullanılan kredi miktarı ile borç miktarı tespit edilerek davacı kefilin hukuki durumunun tespit ettirilmesi gerektiğini,durumunun tespitinin neticesinde müvekkilin belirttiği icra takibindeki tüm tutardan sorumlu olmadığı ortaya çıkacağını ileri sürerek Beykoz İcra Dairesinin ... esas sayılı dosyada borçlu olmadığının tesbitine, icra takibinin durdurulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
ARA KARARI
29/07/2024 tarihli ara kararı ile İİK'nın 72/3 maddesi uyarınca dava değeri üzerinden %15 oranında 12.823,50-TL nakit teminat karşılandığında, Beykoz İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası için icra kasasına yatırılan paranın alacaklıya ödenmemesi konusunda tedbir kararı verilmesine karar verilmiştir.
İTİRAZ
İhtiyati tedbir kararına itiraz eden vekili; menfi tesbit davasının davacı ... aleyhine başlatılan icra takibinden sonra değil, Bakırköy 17. Asliye Hukuk Mah. 2022/436 esas 2024/212 karar sayılı tasarrufun iptali davasını 28/11/2022 tarihinde açıldıktan sonra menfi tespit davaları açarak kötü niyetle icra dosyasındaki alacaklarının tahsiline engel olmaya çalıştıklarını, alınan teminatın yetersiz olduğunu ,icra dosyasında asıl alacak ve ferileri şimdilik 304.710,08-TL olduğunu, davacı tarafın harca esas değer olarak gösterdiği tutarın 49.433,66-TL olduğunu, ihtiyati tedbir kararına karşı itirazlarının kabulü, itirazlar doğrultusunda ihtiyati tedbir ara kararının kaldırılmasına, aksi kanaatte ise teminat tutarının alacak miktarı kadar yükseltilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
ARA KARAR
10/09/2024 tarihli ara kararı ile "İİK'nın 72/3 maddesi uyarınca dava değeri üzerinden %15 oranında 12.823,50 TL nakit teminatın dosyaya depo edildiği ara kararın İİK'nın 72.maddesine uygun olduğu gerekçesiyle itirazın reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ
Davalı vekili; HMK nın 390/3 maddesi gereği yaklaşık olarak haklılığın ispat edilmesi arandığını, davacı taraf iddiasını ispatlar nitelikte herhangi bir evrak dahi dilekçe ekinde sunmadığını, soyut bir iddiadan ibaret olan sadece tek bir kredi sözleşmesinde kefil olarak yer alındığı iddiasını yaklaşık olarak ispat edilemediğini, hem hakkın mevcudiyeti hem de tedbir sebebine ilişkin olarak ispat ölçüsünün, diğer haklara yönelik geçici hukuki koruma tedbiri kararı verilmesi için aranan ispat ölçüsünden daha yüksek tutulması gerektiğini ileri sürerek itirazın reddine ilişkin ara kararın kaldırılarak ihtiyati tedbir kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
GEREKÇE
Davada talep icra takibinden sonra açılan menfi tesbit davasında icra veznesine giren paranın alacaklıya ödenmesinin engellenmesi için verilen ihtiyati tedbir kararına itiraza ilişkindir. İİK nın 72/3.maddesi "İcra takibinden sonra açılan menfi tespit davasında ihtiyati tedbir yolu ile takibin durdurulmasına karar verilemez. Ancak,... göstereceği teminat karşılığında, mahkemeden icra veznesindeki paranın alacaklıya verilmemesini isteyebilir." 6100 Sayılı HMK 389.
Maddesi "Mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâllerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir." Aynı yasanın 390/3 Maddesi "tedbir talep eden taraf ... davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır." şeklinde düzenlenmiştir.
Geçici hukuki koruma yargılamasını, asıl hukuki koruma yargılamasından ayıran özelliklerden biri ispat ölçüsü noktasındadır. Geçici hukuki koruma yargılamasında yaklaşık ispatla yetinilmiş olması, ispatın aranmayacağı ya da ispat kurallarının tamamen dışına çıkılacağı anlamına gelmez. Yaklaşık ispat durumunda ise; hakim o iddianın ağırlıklı ihtimal olarak doğru olduğunu kabul etmekle birlikte; zayıf bir ihtimal de olsa, aksinin mümkün olduğunu göz ardı etmez.
Bu sebeple ihtiyati tedbir kararı verilir iken teminat alınmaktadır. İİK 72. Maddesine dayalı taleplerde; ihtiyati tedbir talep eden, geçici hukuki koruma kararlarının genel olarak düzenlendiği HMK hükümleri uyarınca ihtiyati tedbir kararı verilebilmesinin koşulları kapsamında haklığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır. Somut olayda. Beykoz İcra Dairesinin ...
Esas sayılı takip dosyasına esas kefalet sözleşmesinin geçersizliği ile müvekkilin davalı tarafa şimdilik icra takibindeki 49.433,66 TL asıl alacak, faiz ve ferileri yönünden borçlu olmadığının tesbitine talep edilmiş, dava dilekçesinde 3276297296 numaralı sözleşme dışında ki sözleşmelerde kefalet imzası olmadığı ileri sürülmüştür.Davalı vekilinin cevap dilekçesi ekindeki birden fazla sözleşme sunulduğu, sözleşmelerin uyap ortamında birbirini tamamlar şekilde izlenemediği, ancak birden fazla sözleşmede davacının müteselsil kefalete ilişkin imzası bulunduğu tesbit edilmektedir.
Davacı icra takibi nedeniyle borcu olmadığına ilişkin iddiasının kefalet imzası bulunmadığına dayandırdığından genel kredi sözleşmelerinin ibrazı istenilerek davacının imzası bulunup bulunmadığı belirlenmeden, bu yolda bir gerekçede yazmadan itirazın reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Ayrıca; müteselsil kefil bakımından açılan menfi tesbit davasında sadece davacı müteselsil kefil tarafından yatırılacak paranın alacaklıya ödenmemesine ilişkin ihtiyati tedbir kararı verilebileceği gözetilmeden böyle bir sınırlama yapılmadan ihtiyati tedbir kararı verilmesi doğru olmamıştır.
Açıklanan nedenlerle; anılan hususta inceleme yapılarak sonucuna göre ihtiyati tedbir kararına itiraz hakkında bir karar verilmesi gerekirken gerekçe gösterilmeden itirazın reddine karar verilmesi yerinde olmadığından ihtiyati tedbir kararına itiraz eden davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ara kararın kaldırılmasına itiraz yeniden değerlendirilmek üzere kararın ara kararı veren mahkemeye gönderilmesine karar verilmiştir.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi, E. 2024/1637, K. 2024/1671, 18 Kasım 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama