KÜNYE
T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 10 Temmuz 2025
- Dosya no
- 2025/1300 Esas
- Karar no
- 2025/1249 Karar
- İncelenen kararın mahkemesi
- BAKIRKÖY 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Numarası
- 2025/462 Esas (Derdest Dava Dosyası
- Tarih
- 02/06/2025 (Ara Karar Tarihi
- Dava
- Ticari Şirket (Genel Kurul Kararının İptali İstemli
Karar Metni
1.876 kelime·9 dk okuma·4 bölüm
İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı davacılar vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ
Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle.
Davalı şirketin önceki müdürü ve ( % 55 ) hissedarı olan muris ...'nun 15/08/2023 tarihinde vefat ettiğini, murisin ölümü öncesinde davalı şirketin diğer ortakları murisin oğulları ... ( % 22,5 ) ve ... ( % 22,5 ) davalı şirketin toplamda % 45 hissesine sahip olduklarını, muris ... oğlu ...'nu Çaykara Noterliğinin 06/09/2019 tarih ve ... yevmiye numaralı Düzenleme Şeklinde Vasiyetnamesi ile mirasçılıktan çıkarmış ve söz konusu vasiyetname Çaykara Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2023/425 esas 2023/637 karar sayılı ilamı ile açıldığını ve ilgili kararın 05/12/2023 tarihinde kesinleştiğini, muris ...'nun 15/08/2023 tarihinde vefat etmesi üzerine,
dava dışı ... mirasçılık belgesi verilmesi talebiyle 07.09.2023 tarihinde yapmış olduğu başvuru üzerine İstanbul 9 Sulh Hukuk Mahkemesi 08.09.2023 tarih 2023/ 2264 esas ve 2023/1123 karar numaralı ilamı ile vasiyetnamenin açılması tarihinden önce ...'nun yasal mirasçı sıfatıyla 1/8 pay pay ayrılmak sureti ile veraset ilamı düzenlendiğini, mirasçılardan ve aynı zamanda davalı şirketin ortağı olan ... tarafından 10.09.2023 tarihinde Küçükçekmece 12.
Asliye Hukuk Mahkemesi 2023/294 esas sayılı dosyası ile eski mirasçılık belgesinin iptali ve vasiyetnameye uygun yeni mirasçılık belgesi verilmesi istemiyle dava açılmış taraf teşkili sağlanmadığından dava usulden reddedildiğini, daha sonra ... tarafından 26.03.2024 tarihli dava dilekçesi ile Küçükçekmece 9. Asliye Hukuk Mahkemesi 2024/108 esas sayılı dosyası ile eski mirasçılık belgesinin iptali ve vasiyetnameye uygun yeni mirasçılık belgesi verilmesi istemiyle yeniden dava açıldığını, davanın derdest olduğunu, davalı şirketin, murisin vefatından sonra oluşturulan ortaklık yapısı ,
müvekkillerinin yasal mirasçılık sıfatından kaynaklanan ortaklık hakları göz ardı edilerek hukuka aykırı şekilde oluşturulduğunu, bu kapsamda şekillenen mevcut ortaklık yapısı, her geçen gün müvekkillerinin şirket nezdindeki haklarını tehdit etmeye devam ettiğini, telafisi güç sonuçlara yol açabilecek ciddi bir tehlike arz ettiğini, kaldı ki dava konusu genel kurul kararları ile yenilenen ortaklık yapısı ve yönetimi sürecinde sermaye artırımı kararı alındığını ve müvekkillerinin rüçhan haklarını kullanmalarının mümkün olmadığını, bu kapsamda mirasçılıktan kaynaklı ortaklık hakları ciddi anlamda zarar gördüğünü,
müvekkillerinin yasal mirasçı olmalarından kaynaklı ortaklık haklarının tanınıp tescil edilmediği mevcut ortaklık yapısı devam ettiği müddetçe gerek genel kurul tarafından gerekse müdür tarafından alınacak olan her kararın müvekkillerinin haklarına zarar verme tehlikesini barındıracağını, müvekkilerinin bu süreçlerin hiç birine katılamayacak olmaları nedeni ile zaten doğrudan ortaklıktan kaynaklı katılım haklarının engellenmiş olacağının açık ve kesin olduğunu, bu nedenlerle, yargılama süresince müvekkillerinin mirasçılıktan doğan ortaklık haklarının korunması,
yeni hak kayıplarının önlenmesi ve dava konusu genel kurul kararları sebebiyle oluşan mevcut zararların derinleşmesinin engellenmesi amacıyla; dava süresince davalı şirkete yönetim kayyumu atanmasına karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ
İlk Derece Mahkemesi 02/06/2025 tarih ve 2025/462 Esas (Derdest Dava Dosyası) sayılı ara kararında;"......Genel kurul kararlarının butlanı istemine ilişkin davada, davalı limited şirketin yasal temsilcinin/müdürün görevini yerine getirmesine engel bir durum ve şirkette organ boşluğu bulunmadığı gibi yönetiminin başka yoldan sağlanamaması ve genel kurulun toplanamaması gibi bir durum da söz konusu olmadığından, davalı şirkete yönetim kayyımı atanmasını gerektirecek haklı bir sebep bulunmadığı; iddia edilen vakıalara ilişkin 6100 sayılı HMK' nın 389/1 ve 390/3 maddesinde aranan koşullarının oluşmadığı;
ayrıca 20.12.2023 tarihli genel kurul sonrasındaki davacıların babası ...' na düşen şirket pay oranının miktarı (% 6,875) ile şirketin diğer ortakları ... ve ...' nun şirketteki pay oranlarının (% 29,375' er den toplam % 58,75) miktarı da dikkate alındığında, yönetimi / müdürü seçecek çoğunluğun 20.12.2023 tarihli genel kurulda davacılar babası ...' nda bulunmadığı anlaşılmakla yönetim kayyım ataması talebinin reddine dair aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir." gerekçesi ile,
''1-Davacı tarafın, davalı şirkete yönetim kayyımı atanması talebinin REDDİNE,'' karar verilmiş ve karara karşı davacılar vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. Mahkemece çıkartılan 16.06.2025 tarihli muhtıra ile. Her bir davacı yönünden ayrı ayrı 1.683,10 TL. İstinaf Kanun Yoluna Başvuru Harcı ve 615,40 TL İstinaf karar harcının 6100 Sayılı HMK.'nın 344.
Maddesi gereğince bir (1) haftalık kesin süre içerisinde yatırılması aksi takdirde İstinaf kanun yoluna başvuru talebinden vazgeçmiş sayılacağı hususundaki ihtaratı içeren muhtıranın davacılar vekiline 21/06/2025 tarihinde tebliğ edildiği, davacılar vekili tarafından 24/06/2025 tarihinde davacı ... adına 1.683,10 TL.
İstinaf Kanun Yoluna Başvuru Harcı ve 615,40 TL İstinaf karar harcı yatırılmıştır.İlk derece mahkemesince 08/07/2025 tarih ve 2025/462 Esas sayılı iki ayrı istinaf başvurusunun değerlendirilmesi kararları ile; '' Davacılar vekilinin tebliğ tarihinden itibaren muhtıra gereği bir haftalık kesin süre içerisinde davacı ... ve davacı ... yönünden ayrı ayrı yatırılması gereken istinaf harçları yatırılmadığından, HMK'nun 344/1. maddesi uyarınca davacı ... ve davacı ... yönünden yapılan istinaf başvurusunun yapılmamış sayılmasına karar vermek gerektiği,'' gerekçesi ile,
''1-Davacı ... ve davacı ... yönünden yapılan istinaf başvurusunun muhtıra tebliğine rağmen bir haftalık KESİN süre içerisinde istinaf harçları ve masrafı yatırılmadığından yapılmamış sayılmasına,'' karar verilmiş ve bu kararların tebliğe çıkmadığı anlaşılmıştır.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle.
Mahkemece 02.06.2025 tarihli ara karar ile, davalı limited şirkete yönetim kayyumu atanması yönündeki ihtiyati tedbir TALEPLERİNİN, şirketin yasal temsilcisinin görevini yerine getirmesine engel bir durumun bulunmadığı ve organ boşluğunun mevcut olmadığı gerekçesiyle reddedildiğini, ancak bu değerlendirmenin somut olayın özellikleri ile örtüşmediğini ve hukuki gerekçeden yoksun olduğunu, İhtiyati tedbirin 6100 sayılı HMK m. 389 ve devamı maddelerinde düzenlendiği üzere,
mevcut durumda meydana gelebilecek değişiklikler sebebiyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağı ya da gecikme nedeniyle telafisi güç zararın doğacağı ihtimalinin varlığı halinde başvurulabilecek geçici bir hukuki koruma mekanizması olduğunu, somut olayda bu şartlar fazlasıyla gerçekleşmiş olmasına rağmen, mahkemece ihtiyati tedbirin amacına ve işlevine aykırı gerekçelerle taleplerinin reddine karar verildiğini, Murisin şirket hisselerinin veraseten intikaline ve tesciline yönelik işlemlerin vasiyetnamedeki tasarrufa uygun düzenlendiğini,
yeni veraset ilamı esas alınarak yapılması gerekirken vasiyetnamenin açılmasından önce alınmış olan veraset ilamı ile hem TMK hem de TTK’nın hükümlerine aykırı şekilde murisin şirketteki hissesinin intikalinin yapıldığını, Murisin ölümü sonrasında, Çaykara Sulh Hukuk Mahkemesi tarafından açılan vasiyetname ile birlikte mirasçılar ve miras paylarında değişiklik meydana geldiğini, bu nedenle yeni durumu yansıtan bir mirasçılık belgesi alınmadan, murisin davalı şirketteki hisselerinin devri ve tesciline yönelik yapılan tüm işlemlerin hukuka aykırı olduğunu, Murisin şirketteki pay oranının %55 olduğunu,
bu çoğunluk nedeniyle yeni mirasçılık belgesi temin edilene kadar yahut murisin şirketteki hissesine temsilci atanana kadar şirketin genel kurul toplantısı yapmasının da hukuken mümkün olmadığını, buna rağmen vasiyetnamenin açılmasından önce düzenlenen eski veraset ilamına dayanılarak genel kurul toplantıları yapıldığını ve alınan kararlarla murisin payının devri ile tescili gerçekleştirildiğini, Davalı şirketin, murisin vefatından sonra vasiyetnamedeki tasarruflara aykırı şekilde oluşan mevcut ortaklık yapısının müvekkillerin mirasçılıktan kaynaklanan haklarını açıkça ihlal ettiğini, hukuka aykırı bu ortaklık yapısının devam etmesi halinde,
müvekkillerin miras hakkının ciddi şekilde tehdit altında kalacağını ve bu durumun telafisi güç ve imkânsız zararlara yol açacağını, Dava konusu genel kurul kararları ile müvekkillerin rüçhan haklarını kullanmalarına imkân tanınmaksızın sermaye artırımı gerçekleştirildiğini, bu suretle ortaklık haklarının açık şekilde zedelendiğini, ayrıca müvekkillerin ortak sıfatının tanınmadığı mevcut ortaklık yapısında, genel kurul ve müdür tarafından alınacak her türlü kararın müvekkillerin ortaklık haklarını dolaylı ya da doğrudan ihlal etmeye devam edeceğini,Bu nedenle,
yargılama süresi boyunca davalı şirkete yönetim kayyumu atanmasının hem murisin tasarrufuna uygun ortaklık yapısının şekillenebilmesi hem de müvekkillerin ileride telafisi mümkün olmayan hak kayıplarının önlenmesi açısından elzem olduğunu, zira mevcut yapının devamının müvekkillerin ortaklık ilişkisinden kaynaklanan tüm katılım, oy ve denetim haklarını fiilen kullanmalarını engellediğini, Mahkemece yapılan değerlendirmenin ihtiyati tedbir müessesesinin koruyucu ve önleyici niteliğini göz ardı ettiğini,
usul ve esas yönünden hatalı bir sonuca dayandığını belirterek ilk derece mahkemesinin davalı şirkete yönetim kayyumu atanmasına ilişkin ihtiyati tedbir talebimizin reddine yönelik 02.06.2025 tarihli ara kararının kaldırılarak ihtiyati tedbir taleplerinin kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ
HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır.Talep, davalı şirketin 20.12.2023 ve 07.03.2024 tarihli genel kurul toplantılarında alınan tüm kararların butlanla malul olduğunun tespiti istemi ile açılan derdest davada,davalı şirkete dava süresince tedbiren yönetim kayyumu atanmasına istemine ilişkindir.Mahkemece, davalı şirkete yönetim kayyımı atanması talebinin reddine, karar verilmiş ve karara karşı davacılar vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
Mahkemece çıkartılan 16.06.2025 tarihli muhtıra ile. Her bir davacı yönünden ayrı ayrı 1.683,10 TL. İstinaf Kanun Yoluna Başvuru Harcı ve 615,40 TL İstinaf karar harcının 6100 Sayılı HMK.'nın 344.
Maddesi gereğince bir (1) haftalık kesin süre içerisinde yatırılması aksi takdirde İstinaf kanun yoluna başvuru talebinden vazgeçmiş sayılacağı hususundaki ihtaratı içeren muhtıranın davacılar vekiline 21/06/2025 tarihinde tebliğ edildiği, davacılar vekili tarafından 24/06/2025 tarihinde davacı ... adına 1.683,10 TL.
İstinaf Kanun Yoluna Başvuru Harcı ve 615,40 TL İstinaf karar harcı yatırıldığı, muhtırada belirtildiği üzere diğer davacılar yönünden istinaf harçlarının yatırılmadığı anlaşılmıştır.İlk derece mahkemesince 08/07/2025 tarih ve 2025/462 Esas sayılı iki ayrı istinaf başvurusunun değerlendirilmesi kararları ile; '' Davacılar vekilinin tebliğ tarihinden itibaren muhtıra gereği bir haftalık kesin süre içerisinde davacı ... ve davacı ... yönünden ayrı ayrı yatırılması gereken istinaf harçları yatırılmadığı,'' gerekçesi ile.
Davacı ... ve davacı ... yönünden yapılan istinaf başvurusunun yapılmamış sayılmasına, karar verilmiş ve bu kararın tebliğe çıkmadığı anlaşılmış ve dairemizce istinaf harçları yatırılan davacı ... adına yapılan istinaf başvurusu değerlendirilmiştir.6100 Sayılı HMK'nun 389. maddesi uyarınca; mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâllerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir.
Aynı kanunun 390 maddesi uyarınca tedbir talep eden taraf dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır.TMK'nin 427/4. maddesine göre bir tüzel kişi gerekli organlardan yoksun kalmış ve yönetimi başka bir yoldan sağlanamamış ise vesayet makamınca yönetim kayyımı atanması gerekmektedir.
Anılan düzenlemeye göre yönetim kayyımı atanabilmesi için şirketin yönetim kurulunun bir şekilde oluşturulmasının mümkün olmaması ve bu boşluğun başkaca hukuki yollarla giderilmemiş olması şarttır. Şirketin seçilmiş yönetim kurulu bulunduğu takdirde organ yokluğundan sözetmek mümkün olmadığı gibi, mevcut yönetim kurulunun, çalışamaz halde olması da TTK'nin sistematiği içinde giderilmesi her zaman mümkün bir durumdur. (Yarg.
11. H.D 08/03/2018 2016/7714 E-2018/1804 K) Aslolan şirketlerin genel kurulları uyarınca seçilmiş yöneticileri tarafından yönetilmeleri olduğu, tedbiren kayyım atanması istenen davalı şirket de yönetim boşluğu da bulunmadığı gibi dava yöneticilerin azli veya sorumluluğu davası da değildir.
Davalı şirketin 20.12.2023 ve 07.03.2024 tarihli genel kurul toplantılarında alınan tüm kararların butlanla malul olduğunun tespiti istemi ile açılan davada, davalı şirketin yasal temsilcinin görevini yerine getirmesine engel bir durum ve şirkette organ boşluğu bulunmadığı gibi yönetiminin başka yoldan sağlanamaması ve genel kurulun toplanamaması gibi bir durum da söz konusu olmadığından davalı şirkete yönetim kayyumu atanmasını gerektirecek haklı bir sebep bulunmadığı, HMK'nın 389/1 ve 390/3 maddesinde aranan koşullarının oluşmadığı anlaşılmakla.
Mahkemece ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmesi isabetli olup, davacı vekilinin aksi yöndeki istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir.
Dava dosyası içindeki belge ve bilgilere, yargılamanın bulunduğu aşamaya, yargılamayı yürütüp uyuşmazlığı esastan karara bağlayacak olan ilk derece mahkemesinin takdirine göre ihtiyati tedbir talebinin reddine ilişkin karar ve gerekçesinde yasa ve usule aykırılık bulunmadığından, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK 353/1-b1 maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaatine varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi, E. 2025/1300, K. 2025/1249, 10 Temmuz 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama