KÜNYE
T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 5 Aralık 2024
- Dosya no
- 2021/1157 Esas
- Karar no
- 2024/1484
- İncelenen kararın mahkemesi
- İstanbul Anadolu 6. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Tarihi
- 08/04/2021
- Numarası
- 2016/811 Esas, 2021/445 Karar
- Davanın konusu
- Tazminat (Özel Sigorta Sözleşmesinden Kaynaklanan
Karar Metni
1.252 kelime·6 dk okuma·5 bölüm
6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin ticari faaliyetini sürdürdüğü "... Mah. ... Cad. No:...
Arnavutköy/İstanbul" adresinde oluşabilecek olan risklerle ilgili davalı şirket nezdinde sigorta poliçesi akdedildiğini, söz konusu adreste 08/10/2015 tarihinde meydana gelen hırsızlık neticesinde bir kısım menkul malların çalınması sebebiyle müvekkilinin zararının meydana geldiğini, olayın bildirilmesi üzerine davalı tarafından müvekkiline 29.573,87 TL zarar ödemesi yapılarak riskin tekrarlanma ihtimali olduğu gerekçesi ile sigorta poliçesinin iptal edildiğini, ancak yapılan ödemenin müvekkilinin zararını karşılamaktan uzak olduğunu, bilirkişi incelemesi ile bu hususun ortaya çıkacağını belirterek davanın kabulü ile,
tespit edilecek müvekkilinin zararından davalı tarafından müvekkiline yapılan 29.573,87 TL hasar ödemesinin mahsup edilerek bakiye zararın fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile şimdilik 10.000,00 TL'lik kısmının hasar tarihi olan 08/10/2015 tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde;
davacı ile müvekkili arasında 11/09/2015-11/09/2016 tarihleri arasında geçerli sigorta poliçesi bulunduğunu, hırsızlık ihbarı üzerine yapılan eksper incelemesi üzerine eksper tarafından ağırlıklı ortalama yöntemiyle birim maliyete göre hesaplanan 29.573,87 TL'nin 07/12/2015 tarihinde davacıya ödendiğini ve müvekkili şirketin gayri kabili rücu ibra edildiğini, öncelikle davanın TBK'da yer alan ibra hükümleri kapsamında reddi gerektiğini, esas bakımından ise yapılan ödemenin gerçek zararı karşılamadığına yönelik iddianın yerinde olmadığını,
ihbar tarihinden 45 gün sonra temerrüt oluştuğundan faiz başlangıç tarihine ilişkin talebin de yerinde olmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
İLK DERECE MAHKEME KARARI
İlk derece mahkemesince; dosya kapsamında yer alan ve davacının reddetmediği 03/12/2015 tarihli ibranameden, davacının işyerinde 08/10/2015 tarihinde meydana gelen hırsızlık sonucu poliçe genel ve özel şartları uyarınca tespit olunan 29.573,87 TL hasar bedelinde mutabık kalındığı, davacının anılan meblağı nakden ve tamamen aldığı, tazminatın bedelini almakla sigorta poliçesi hükümlerinin tamamen yerine getirildiği, davacının, davalı sigorta şirketine karşı meydana gelen olay nedeniyle herhangi bir talep ve iddialarının kalmadığının ve sigorta şirketini tamamen ibra ettiğinin anlaşıldığı,
davacının sigorta poliçesi genel ve özel şartları uyarınca teminat kapsamında bulunan zararlarına ilişkin ibranameye herhangi bir çekince koymadığı, bu anlamda sözkonusu ibranamenin TBK'nun 132. maddesi uyarınca tam bir ibra olduğunu (Yargıtay 17.HD., 21.03.2017 tarih, 2014/18993 Esas, 2017/2980 Karar; Yargıtay 11.HD.
05.03.2007 tarih, 2006/578 Esas, 2007/3900 Karar), ayrıca hasar dosyası kapsamında yer alan ve dosyaya sunulan kesin ekspertiz raporunda da çalınan 846 adet saat teminatlarının hesaplandığı, davacının aşırı yararlanma iddiasının, davacının tacir olması, çalınan saat sayısının belli olması, sözleşme serbestisi kapsamında davalıyı ibra etmesi karşısında TBK'nun 28 kapsamında yerinde görülmediği gerekçelerine istinaden borcu sona erdiren sebeplerden olan ödeme ve ibraname uyarınca davanın reddine dair karar verilmiştir.
İSTİNAF NEDENLERİ
Karar yasal süresinde davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir.Davacı vekili istinaf dilekçesinde; davalı tarafından müvekkiline yapılan ödemenin gerçek zararı yansıtmadığının bilirkişi raporu ile müvekkilinin uğradığı gerçek zararın 68.913,71 TL olarak tespit edilmesi ile ortaya konduğunu, davalının sunduğu ibranamenin yerleşmiş Yargıtay içtihatlarında da belirtildiği üzere makbuz hükmünde olduğunu, ödeme ile hırsızlık nedeniyle uğranılan zarar arasında önemli bir fark ve orantısızlık olduğunu, bu hale göre ibranamenin borcu sona erdiren bir belge olduğunu düşünmenin mümkün olmadığını,
gerekçeli kararda dayanılan Yargıtay ilamlarının emsal olamayacağını, zira ilama konu olayda ibranamenin imzalanmasından önce hasar tespiti yapılmak suretiyle gerçek zarar miktarının öğrenilmesi üzerine ibranamenin imzalandığını, oysa dava konusu olayda müvekkili tarafından böyle bir tespit yaptırılmadığını, Yargıtay kararlarında sigorta şirketinin ödediği miktar ile ödenmesi gereken gerçek miktar arasında aşırı bir fark bulunup bulunmadığının ödeme tarihindeki verilere göre belirlenmesi gerektiğinin belirtildiğini, davalının ödeme tarihi itibari ile zararın tespit edilmiş olmadığını,
bu hususa yönelik bir bilirkişi raporu da mevcut olmadığından davalı tarafından yapılan ödemenin yetersiz olup olmadığının ancak bilirkişi incelemesi yaptırılarak belirlenmesi gerektiğinin Yargıtay kararlarında kabul edildiğini, söz konusu ibranamenin, davalı tarafından müvekkiline poliçe kapsamında ödeme yapılmadan önce imzalandığının bilirkişi raporundaki bilgilerden anlaşıldığını,
TBK'nun 28. maddesi gereğince zarar görenin sözleşmeye bağlı kalarak edimler arasındaki oransızlığın giderilmesini isteyebileceği öngörüldüğünden bilirkişi raporu doğrultusunda hesaplanan gerçek zararın müvekkiline ödenerek bu oransızlığın giderilmesi gerektiğini belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep ve istinaf etmiştir.
DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE
Dava, poliçe kapsamında bakiye hasar tazminatının faizi ile tahsili istemine ilişkindir. İstinaf incelemesi 6100 sayılı HMK'nun 355. maddesi uyarınca istinaf başvurusunda ileri sürülen istinaf sebepleri ile sınırlı olarak ve kamu düzeni gözetilerek yapılmıştır.
Somut olayda, bahsi geçen hırsızlık olayının yaşandığı 08/10/2015 tarihte taraflar arasında akdedilen Endüstriyel Paket Sigorta Poliçesinin geçerli ve yürürlükte olup alınan eksper raporunda davacının zararı 29.573,87 TL olarak hesaplanmıştır.
Akabinde davacı ve davalı arasında 03/12/2015 tarihli "Endüstriyel Paket Poliçesi İbranamesi, Tazminat Makbuzu ve Temlikname" başlıklı belge düzenlendiği, söz konusu belgede davacının 29.573,87 TL bedeli davalıdan aldığı, poliçenin hükümlerinin yerine getirildiği, davacının bu olay nedeniyle herhangi bir talep ve iddiasının kalmadığı,
davacının, davalıyı bu hasar nedeniyle gayri kabili rücu olarak tamamen ibra ettiği ve tahsil ettiği kısma ilişkin haklarını davalıya gayri kabili rücu olarak temlik ettiği belirtilmiş olup 07/12/2015 tarihli dekonta göre söz konusu tutarın ödendiği anlaşılmıştır.Uyuşmazlık, 08/10/2015 tarihinde meydana gelen hırsızlık olayı sebebiyle düzenlenen ibraname kapsamında davalı sigorta şirketi tarafından ödeme yapılan davacının, zararının daha fazla olduğundan bahisle bakiye tazminat talebinde bulunup bulunmayacağı noktasında toplanmaktadır.Mahkemece uyuşmazlığa ilişkin rapor alınmış olup düzenlenen ibranamenin geçerli ve tam bir ibra olduğu,
bu nedenle ödeme ile borcun sona erdiği gerekçeleri ile aşırı yararlanma iddiası yerine görülmeyerek davanın reddine karar verilmiştir. "İbra" 6098 sayılı TBK'nun 132. maddesinde "Borcu doğuran işlem kanunen veya taraflarca belli bir şekle bağlı tutulmuş olsa bile borç, tarafların şekle bağlı olmaksızın yapacakları ibra sözleşmesiyle tamamen veya kısmen ortadan kaldırılabilir." şeklinde düzenlenmiştir.
Somut olayda, 08/10/2015 tarihinde gerçekleşen hırsızlık olayı sebebiyle davacı ve davalı arasında 03/12/2015 tarihli ibraname düzenlenmiştir.
İbranamede, yapılan hasar hesabının davacı tarafından tetkik ve kabul edildiği, olay sebebiyle davacının, davalıya karşı herhangi bir talep ve iddiasının kalmadığı, davacının, davalıyı bu hasar nedeniyle gayri kabili rücu olarak tamamen ibra ettiği ve tahsil ettiği kısma ilişkin haklarını davalıya gayri kabili rücu olarak temlik ettiği hususları belirtilmiş olup mutabık kalınan tazmin bedeli yönünden davacının herhangi bir ihtirazi kayıt ileri sürmediği anlaşılmaktadır.
6098 sayılı TBK'nun 132. maddesi uyarınca, borcu doğuran işlem kanunen veya taraflarca belli bir şekle bağlı tutulmuş olsa bile borcun, tarafların şekle bağlı olmaksızın yapacakları ibra sözleşmesiyle tamamen veya kısmen ortadan kaldırılabileceği düzenlenmiştir. Buna göre, davacının kayıtsız ve şartsız olarak imzaladığı ibraname TBK'nun 132. maddesi anlamında tam bir ibradır.
Borcu söndüren sebeplerden olan ödeme ve ibraname uyarınca Mahkemece davanın reddine karar verilmesi isabetli olmuştur. Ayrıca davacı vekili istinafında, TBK'nun 28. maddesi gereğince bilirkişi raporu ile hesaplanan gerçek zararın müvekkiline ödenerek edimler arasındaki oransızlığın giderilmesini talep etmiştir.
HMK'nun 357/1 maddesinin, ilk derece mahkemesinde ileri sürülmeyen iddia ve savunmaların dinlenemeyeceği ve yeni delillere dayanılamayacağına yönelik hükmü sebebiyle davacı vekilinin ilk derece mahkemesindeki yargılama sırasında ayrıca ve açıkça ileri sürmediği TBK'nun 28. maddesinde düzenlenen aşırı yararlanmaya yönelik bu itirazının da dikkate alınması mümkün görülmemiştir.
Açıklanan sebeplerle, ilk derece mahkemesince tesis edilen kararda usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla davacı vekilinin istinaf başvurusunun reddine karar verilmesine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜ M
Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere.
1-İstanbul Anadolu 6. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2016/811 Esas, 2021/445 Karar sayılı ve 08/04/2021 tarihli kararı usul ve yasaya uygun bulunduğundan davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 353/1-b.1 bendi gereğince esastan REDDİNE,2-Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 427,60 TL istinaf karar harcından davacı tarafça peşin olarak yatırılan 59,30 TL harcın mahsubu ile bakiye 368,30 TL harcın davacıdan tahsili ile HAZİNEYE İRAT KAYDINA,3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde BIRAKILMASINA,Dosya üzerinde yapılan
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi, E. 2021/1157, K. 2024/1484, 5 Aralık 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama