KÜNYE
T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 40. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 13 Mayıs 2025
- Dosya no
- 2022/645
- Karar no
- 2025/787
- İncelenen kararın mahkemesi
- İstanbul Anadolu 8. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Tarihi
- 23/12/2021
- Numarası
- 2017/1212 Esas- 2021/1005 Karar
- Davanın konusu
- Maddi ve manevi tazminat
Karar Metni
1.991 kelime·10 dk okuma·1 bölüm
Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle. 09/08/2015 tarihinde, ... yönetimindeki ... plakalı aracın müvekkili yönetimindeki ... plakalı motosiklet ile çarpışması sonucu müvekkilinin malul kaldığını, maddi zararlarının beden gücü kaybından ve ekonomik geleceğin sarsılmasından kaynaklanan zarar ile,
hastane masrafları ve motosiklet hasarından oluşmakta olup davalı sigorta şirketi tarafından motosikletin onarımı için 5.000 TL ödenmişse de zararın tam olarak karşılanmadığını belirterek 50.000 TL manevi tazminatın davalı ...'dan tahsilini, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 5.000 TL maddi tazminatın ise tüm davalılardan tahsilini talep etmiştir.Davacı vekili ıslah dilekçesinde, 279.539,01 TL sürekli maluliyet (kalıcı sakatlık) tazminatı, 500 TL geçici iş göremezlik tazminatı, 500 TL araç onarım bedeli,
1.000 TL araç değer kaybı ve 4.471,20 TL tedavi giderlerine ilişkin tazminatın olay (kaza) tarihi olan 09/08/2015 tarihinden itibaren işleyecek en yüksek mevduat faizi ile birlikte (yasal faizden az olmamak üzere) davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili talep etmiştir.
Davalı ... cevap dilekçesinde özetle; zamanaşımı itirazının olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.Davalı sigorta şirketi vekili cevap dilekçesinde özetle davanın reddini talep etmiştir.İlk derece mahkemesince.
"Davanın kısmen kabulüne, 81,52 TL geçici iş göremezlik tazminatı, 279.539,01 TL sürekli iş göremezlik tazminatı, 3.103,80 TL tedavi gideri, 1.000 TL araç değer kaybı olmak üzere toplam 280.931,33 TL tazminatın davalı ... yönünden kaza tarihinden itibaren, davalı sigorta yönünden 31/08/2017 tarihinden itibaren ve poliçe limitiyle sınırlı olmak üzere yasal faizi ile birlikte davalılardan müşterek ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, 7.500 TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ...'dan alınarak davacıya verilmesine,
fazlaya ilişkin talebin reddine" karar verilmiştir.Karara karşı davacı vekili; hükme esas alınan aktüerya hesap raporunda davacının kaza tarihi olan 2015 yılında 2. Kedeme Antrenör Belgesine sahip olması, ancak kazadan sonra 2017 yılında elde ettiği 3. Kademe Antrenör Belgesi bakımından, 25/10/2021 tarihli aktüerya raporunda müvekkili lehine değerlendirme yapılmadığını, davacının gerçek kazancı yerine asgari ücret üzerinden hesap yapıldığını, bu hususun müvekkilinin yaklaşık 6 yıllık gelir kaybına neden olduğunu, hesaplanan kusur raporunun hatalı olduğunu,
müvekkilinin kaza sonucunda Adli Tıp Raporu ile sabit olduğu üzere %23 iş gücü kaybı yaşadığını, geçimini sporcu kimliği, düzgün ve atletik vücudu ile sağlayan müvekkilinin ekonomik geleceğinin sarsıldığını, kaza sonrasındaki nekahat evresinde ve sonrasında manevi ve psikolojik çöküntü yaşadığını, hükmedilen manevi tazminat miktarının çok düşük kaldığını belirterek istinaf kanun yoluna başvurmuştur.Davalı ... Sigorta Anonim Şirketi vekili.
İlk derece mahkemesinin kusur oranları arasındaki çelişkiler giderilmeden aktüer bilirkişisine dosya tevdi edilerek hatalı kusur oranları üzerinden hüküm kurulduğunu, davacı tarafın kaza tarihinde 2. kademe antrenör iken dava konusu kazadan 2 yıl sonra 3. kademe antrenör ünvanı aldığını, dava konusu kazanın davacı üzerinde etkisinin kalıcı olmadığının sabit olduğunu, bilirkişi kusur raporlarında davacının kendi can ve mal güvenliği için gerekli önlemleri alıp almadığının, kask takıp takmadığının mahkemece araştırılmadığını, geçici iş göremezlik, bakıcı ve tedavi giderlerinin trafik poliçesi kapsamında teminat dışı olduğunu,
ilk derece mahkemesi kararına esas 02/03/2020 tarihli bilirkişi raporunda sigorta şirketince değer kaybı için ödenen tazminatın güncel değerinin hesaplanmadığını, ödenen tazminatın güncelleme yapılarak mahsup edilmesi gerektiğini belirterek istinaf kanun yoluna başvurmuştur.
Davalı ..., kendisine haksız suçlamalar yöneltildiğini, iddia edilen olayda kendisinin suçsuz olduğunu, hükmedilen bedelleri ödemeye maddi gücü olmadığını belirterek istinaf kanun yoluna başvurmuştur.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355. maddesi kapsamında istinaf itirazları ve kamu düzenine ilişkin hususlarla sınırlı olarak yapılan inceleme sonunda: Dava, trafik kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat talebine ilişkindir.Mahkemece, İTÜ öğretim görevlilerinden oluşan heyetten alınan raporda; davalı sürücü ...'ın sola dönmeden önce sinyal vermesi,
sol tarafını dikkatle kontrol etmesi ve Karayolları Trafik Yönetmeliğinin 109/b-8 maddesine göre ilk geçiş hakkını düz seyretmekte olan motosiklete vermesi gerekirken bu kuralları ihlal etmiş olması nedeniyle %60 (yüzde altmış) oranında kusurlu, davacı sürücü ...'nin 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu 54/b-4 maddesi gereğince kavşakta geçme manevrası yasak olduğu halde kendisinin ve tanıkların beyanlarına göre geçme (sollama) yaptığı için %40 (yüzde kırk) oranında kusurlu olduğu tespit edilmiştir.
Hükme esas alınan kusur raporunun çelişkileri gidererek olayın oluşuna uygun düştüğü nazara alındığında kusura yönelik istinaf itirazı yerinde görülmemiştir.Müterafik kusur ise; aynı şartlar altındaki makul, dürüst ve ortalama bir kişinin, kendi menfaati icabı, zarara uğramamak için kaçınacağı veya kaçınması gereken bir davranış tarzını ifade etmektedir. (EREN, Fikret, Borçlar Hukuku Genel Hükümler, Y. 2015. S.
582)Müterafik kusur indiriminde her somut olayın özelliğine göre olayın meydana geliş tarzı ve zararın artmasında zarar görenin kusurlu davranışının sonuca etkisi değerlendirilerek uygun oranda bir indirim yapılmasını gerektirir ve zarar görenin müterafik kusurunun tespiti halinde tazminattan uygun bir indirim yapılması, gerek öğretide gerekse Yargıtay İçtihatlarında benimsenmiş ve yerleşmiştir.
Somut uyuşmazlıkta, davacının kask takıp takmadığının tespit edilmediği iddia edilmiş ise de, davacının kol ve el bölgesinden yaralandığı, kask takıp takmamasının zararın artmasında etkili olmayacağı anlaşılmakla, tazminattan müterafik kusur indirimi yapılmaması yerindedir.
Adli Tıp 2. İhtisas Dairesi'nin 01/03/2019 tarihli davacının maluliyetine ilişkin sağlık kurulu raporunda davacının kaza sonrası tedavilerine ilişkin kayıtların ve raporların irdelenerek kaza ile maluliyet arasında uygun nedensellik bağının kurulmasına, raporun kaza tarihine göre uygun yönetmelik hükümlerine göre ve yetkili heyetçe ayrıntılı, gerekçeli ve denetime elverişli olarak düzenlenmiş olmasına göre;
bu konulardaki davalı vekilinin istinaf itirazları kabul edilmemiştir.Yargıtay 17. (kapatılan) ve 4. Hukuk Dairelerinin Anayasa Mahkemesi'nin 17/07/2020 tarih ve 2019/40 (E) - 2020/40 (K) sayılı kararı sonrasında vermiş olduğu güncel kararları gereğince tazminat hesaplarında bakiye ömrün belirlenmesinde TRH 2010 tablosu uygulanacak, bilinmeyen (işleyecek) devre bakımından da "progresif rant" formülü kullanılarak tazminatın hesaplanması gerekecektir (Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 2022/6135 E. ve 2022/10604 K., 2021/16078 E. ve 2022/10550 K., 2021/13398 E. ve 2022/10498 K.,Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin 2020/2598 E. ve 2021/34 K.,
2019/3713 E. ve 2020/2420 K. sayılı kararları).Bu nedenle, Anayasa Mahkemesi iptal kararı gereğince genel şartlarda belirtilen 1,8 teknik faiz esas alınarak hesaplama yapılması olanaklı değildir.İlk Derece Mahkemesince hükme esas alınan aktüerya bilirkişi raporunun davacı için belirlenen kalıcı maluliyet oranı, geçici maluliyet süresi, kaza tarihindeki yaşı, maaş bodrosu ve SGK kaydı üzerinden ispat edilen geliri esas alınarak, TRH 2010 yaşam tablosu ve progresif rant formülüne göre düzenlendiği ve tazminatın belirlendiği anlaşılmıştır.
Bu nedenle usul, yasa, Yargıtay içtihatları ile belirlenmiş hesaplama yöntemine göre tazminat hesabı içeren aktüerya raporunun hükme esas alınmasında bir isabetsizlik bulunmadığından bu hususa değinen istinaf itirazlarının reddi gerekmiştir.Yargıtay 17. Hukuk Dairesi genel şartlar değişikliğinden önce ve halen yürürlükte bulunan KTK'nin 98. maddesinin kapsamının belirlenmesi bakımından vermiş olduğu 27/03/2014 tarih ve 2013/ 4616 (E) - 2014/4465 (K) sayılı kararında.
"2918 sayılı Yasa'nın 98. maddesi kapsamında kalan tedavi giderlerinden Sosyal Güvenlik Kurumu, yasa kapsamı dışında kalan bakıcı veya tedaviye bağlı sair giderlerden varsa trafik sigorta şirketi, yoksa Güvence Hesabı ve her iki halde de diğer haksız fiil sorumlularının (işleten ve sürücü gibi) sorumlulukları devam edecektir" yönünde karar vermiştir.
Bu nedenle davalı vekilinin geçici iş göremezlik tazminatına ilişkin istinaf başvurusunun reddine karar verilmesi gerekmiştir.TBK'nin "manevi tazminat" başlıklı 56/2.maddesinde "Ağır bedensel zarar veya ölüm hâlinde, zarar görenin veya ölenin yakınlarına da manevi tazminat olarak uygun bir miktar paranın ödenmesine karar verilebilir.” şeklinde düzenleme yer almaktadır.Bu hüküm gereğince, hükmedilecek para, zarara uğrayanda manevi huzur duygusunu doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer işlevi olan özgün bir nitelik taşır.
Bir ceza olmadığı gibi mal varlığı hukukuna ilişkin zararın karşılanması da amaç edinilmemiştir. O halde, tazminatın miktarı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerektiği kadar olmalıdır. Hakim, bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir.
Manevi tazminat takdir edilirken, tarafların sosyal ve ekonomik durumları ile birlikte olayın meydana geliş şekli, davacının uğradığı zararın kapsamı, davalının sorumluluğunun niteliği, kusur oranları ve özellikle caydırıcı bir etki doğuracak düzeyde olması gerektiği de göz önünde tutularak, meydana gelen trafik kazası sebebiyle duyulan acı ve elemin kısmen de olsa giderilmesi amacıyla olay tarihindeki paranın alım gücüne uygun düşen tutarlara hükmedilmesi gerekmektedir.Bu açıklamalar çerçevesinde somut uyuşmazlıkta;
olay tarihi, kazanın oluş şekli, kusur durumu, davacının yaralanmasının derecesi, maluliyet oranı ve iyileşme süresi, tarafların sosyal ve ekonomik durumları birlikte değerlendirildiğinde, İlk Derece Mahkemesi'nce hükmedilen manevi tazminat miktarının az olduğu, manevi tazminat müessesinin amacına ve hakkaniyete uymadığı kanısına varıldığından, davacı vekilinin, manevi tazminat miktarının az olduğu yönündeki istinaf itirazının kabulüne, davalının itirazının reddine karar vermek gerekmiştir.Son olarak,
davacının araçtaki değer kaybı tazminatına ilişkin verilen karardaki miktar, hükmün verildiği 2021 yılı istinaf kesinlik sınırının altında kaldığından, dilekçesinin, bu talep bakımından reddine karar verilmiştir.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 40. Hukuk Dairesi, E. 2022/645, K. 2025/787, 13 Mayıs 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama