KÜNYE
T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 45. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 30 Nisan 2025
- Dosya no
- 2025/531
- Karar no
- 2025/482
- İncelenen kararın mahkemesi
- İSTANBUL ANADOLU 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 17/02/2021
- Numarası
- 2013/896 Esas 2021/188 Karar
- Davanın konusu
- Banka Teminat Mektubunun İadesi Ve Depo Edilmesi (Tahsil İstemli
Karar Metni
1.637 kelime·8 dk okuma·4 bölüm
6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. Maddesi uyarınca dosya incelendi;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
DAVA
Davacı vekili dava dilekçesi ile. Müvekkil bankanın Altıntepe şubesi ile ... San ve Tic A.Ş arasında genel sözleşmeleri akdedilmiş olup; diğer davalılar; ... Tic. A.Ş, ... ..., ..., ... ise kredi sözleşmelerini müşterek borçlu ve müteselsil kefil sıfatıyla imzaladıkları, İmzalanan kredi genel sözleşmelerine itinaden davalı ...
San ve Tic A.Ş lehine 05.01.2011 tarihli, ... no'lu 165.000,00 TL, 23.06.2011 tarihli, ... no'lu 92.000,00-TL, 29.12.2011 tarihli ... no'lu 275.000 USD, 24.04.2012 tarihli ... no'lu 100.000,00 TL bedelli, teminat mektupları kullandırıldığı, davalı ... San ve Tic AŞ. ve kefili ... Yapı Taah. Inş. ve Tic.
A.Ş hakkında İstanbul Anadolu 15. Asliye Ticaret Mahkemesi 2013/484 E. Sayılı dosyası ile iflas erteleme davası açıldığı, söz konusu davada bankalar tarafından verilen teminat mektuplarının tedbir kararının dışında tutulmuş olduğundan teminat mektuplarının tazmin edilmeleri muhtemel hale geldiğini, asıl borçlunun borçlarını ödemede temerrüde düşmesi üzerine, davalılara, Beşiktaş ... Noterliği'nin 01.11.2012/... tarih ve yevmiye nolu ihtarnamesi keşide edildiği, ihtarnamede.
"539.296.24-TL borcun yanı sıra nakde dönüşmeyen 1.838.230.44-TL'lik teminat mektuplarının iade edilmesi veya mektup bedellerinin bankada faiz getirmeyen bir hesapta depo edilmesi ihtar edildiği, ancak borç ödenmediğini, mektup bedelleri de depo edilmediğinden bahisle 275.000,00 USD ve 357.000,00 -TL tutarlarındaki teminat mektuplarının bedellerinin bankada faiz getirmeyen bir hesapta depo edilmesine, teminat mektupları bedellerinin tazmin edilmesi halinde tazmin edilen bedelin tazmin tarihinden itibaren, işleyecek temerrüt faizi, faizin gider vergisi ve masrafları ile birlikte tahsil edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalılara usulüne uygun olarak dava dilekçesi ve tensip zaptının tebliğ edilmiş, ancak davalıların davaya cevap sunmamış, yargılama sırasında davalı şirketler iflas etmesi nedeniyle temsilen ilgili iflas Müdürlükleri davaya dahil edilmiştir.
MAHKEMESİ KARARI Mahkemece, "...Alınan 23/10/2020 tarihli raporda, davaya konu her bir teminat mektubu yönünden inceleme yapılmış olması, asıl borçlu ...A.Ş'nin iflas tarihi itibariyle alacak kalemlerinin gözetilmiş olması, her bir teminat mektubu yönünden ayrı ayrı inceleme ve değerlendirme içermesi, tespitlerin dosya kapsamına delil durumuna uygun, denetime elverişli bulunması itibariyle, Mahkememizce rapordaki tespitlere davalı ...A.Ş yönünden iştirak olunarak, tespitler hükme esas alınmıştır.
Bu çerçevede, davacı banka ile davalı ...A.Ş arasında imzalanan genel kredi sözleşmeleri kapsamında ...
A.Ş lehine teminat mektupları düzenlenerek teslim edildiği, kredi borcunun ödenmemesi üzerine davacı banka tarafından ihtarname gönderildiği, borcun ödenmesinin yanı sıra, nakde dönüşmeyen, teminat mektubunun iade edilmesi veya mektup karşılığı bedelin bankalarının faiz getirmeyen bir hesabına depo edilmesi hususunun ihtar edildiği, davaya konu teminat mektuplarından 275.000 USD bedelli ve 100.000 TL bedelli teminat mektuplarının iflas tarihinden sonra tazmin edilmiş olması, 165.000 TL tutarlı teminat mektubunun ise iade edilmiş olup riskin ortadan kalmış olması,
165.000 TL tutarlı teminat mektubunun iadesi tarihinde kadar tahakkuk eden komisyon bedelinin iflas tarihi itibariyle ödenmemiş olduğu gözetilerek davacı bankanın iflas tarihi itibariyle doğmuş 677.603,07 TL nakti alacağının müflisin iflas masasına kayıt ve kabulüne dair karar vermek gerekmiştir.
Davaya konu teminat mektuplarından 92.000,00 TL tutarlı teminat mektubunun süresiz olarak tanzim edilmiş olduğu, halen iade edilmediği, riskin devam ettiği gözetilerek bu tutarın taliki şarta bağlı olarak iflas masasına kayıt ve kabulüne dair karar vermek gerekmiştir.Davalı ... A.Ş. yönünden yapılan incelemede ise; davacı banka ile davalı ...A.Ş arasında imzalanan genel kredi sözleşmelerini davalı ...
A.Ş. 'nin müşterek borçlu ve müteselsil kefil sıfatıyla imzaladığı, bu genel kredi sözleşmeleri kapsamında davalı ...
A.Ş lehine teminat mektupları düzenlenerek teslim edildiği, davacı banka tarafından , nakde dönüşmeyen, teminat mektubunun iade edilmesi veya mektup karşılığı bedelin bankalarının faiz getirmeyen bir hesabına depo edilmesi hususunun ihtar edildiğinden bahisle; henüz paraya çevrilmemiş olan 275.000 USD ve 357.000 TL tutarındaki teminat mektup bedellerinin depo edilmesini talep ve dava edildiği, davacı banka ile dava dışı ...A.Ş arasındaki genel kredi sözleşmelerinin tetkikinden;
kefalet şerhi başlığında kefalete ilişkin hükümlere yer verilmekle birlikte, gayrinakdi riskler için kefillerden depo talebinde bulunabileceğine ilişkin açık bir hüküm yer almadığı görülmüştür.
Yargıtay 19.Hukuk Dairesinin 2015/16459 Esas 2016/10246 Karar sayılı ilamında vurgulandığı üzere; kredi sözleşmesinde, gayrinakdi kredi için ilave teminat gösterilmesi amacıyla kefillerden depo isteme hakkının öngörülmesi gerekir; aksi durumda kefilin teminat mektubu bedelinin depo edilmesinden sorumluluğu bulunmayacaktır.
Yine Yargıtay 19.Hukuk Dairesinin 2015/9698 Esas 2015/15303 karar sayılı ilamında da, davacı bankanın meri teminat mektubu bedelleri yönünden kefilden depo talebinde bulunabilmesi için, taraflar arasında düzenlenen sözleşmede kefilin sorumluluğuna ilişkin açık hüküm bulunması gerektiğine işaret edilmiştir.
Yukarıda belirtildiği üzere davaya konu sözleşmede kefillere ilişkin olarak, teminat mektubu bedellerinin depo edilmesinden sorumlu olduklarına ilişkin, açık bir hükme yer verilmemiş olmakla, dava konusu teminat bedellerinin depo edilmesinden davalı kefilin sorumluluğu bulunmadığı kanaatiyle ve açıklanan ve benimsenen içtihatlar doğrultusunda; bilirkişinin, davalı kefilin sorumluluğuna ilişkin kanaatine iştirak olunmamış;
kefalet hükmüne ilişkin 12.maddede "kefil, Banka ile Müşteri arasındaki Kredi Genel Sözleşmesinin, kefaletin niteliğine aykırı olmayan maddelerinin tamamının uygulanmasını ve bu maddelerde yer alan hususları aynen kabul ve taahhüt eder" düzenlemesinin, anılan talebe ilişkin açık bir hüküm olmadığı, davalı ... A.Ş. 'nin teminat bedelinin depo edilmesine ilişkin tekeffülünün bulunmadığı kanaatiyle "Davalı Müflis ... A.Ş yönünden açılan davanın reddine, davalı ... San ve Tic.
A.Ş yönünden davanın kısmen kabulü ile, davacının 92.000 TL gayrinakit alacağının taliki şarta bağlı olarak ve 677.603,07 TL alacağının müflis ... San ve Tic. A.Ş'nin iflas masasına kayıt ve kabulüne, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili yasal süresinde sunmuş olduğu istinaf dilekçesinde; her ne kadar yerel mahkeme, kefillerden depo talebinde bulunulabileceği yönünde kredi sözleşmesinde açık bir hüküm yer almadığını belirtmiş olsa da kredi genel sözleşmesi'nin 38/3 maddesi hükmü ile kredi genel sözleşmesinde yer alan kefalet şerhi bölümünün 12.maddesi hükmü açık ve kesin bir şekilde, kefillerin de asıl borçlu firma ile birlikte sözleşmeden doğan yükümlülüklere karşı aynı ölçüde sorumlu olduğunu, bu bağlamda, asıl borçlu firmaya karşı öne sürülebilen depo talebinin aynı şekilde davalı kefil ..A.Ş.'ye de yöneltilebileceği sonucuna varıldığını,
kredi genel sözleşmelerinin ilgili hükümleri açık ve kesin olup asıl borçlu firmanın müvekkil bankaya karşı üstlenmiş olduğu yükümlülüklerden kefil ....A.Ş.'de asıl borçlu firma ile birlikte aynı derecede sorumlu olduğunu belirterek müflis ... şirketi yönünden verilen red kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRMESİ VE GEREKÇE HMK'nın 355. ve 357. maddeleri gereğince istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle bağlı olarak ve kamu düzenine aykırılık hususlarını da gözetilerek yapılan inceleme neticesinde.
Dava; genel kredi sözleşmesi ve bankacılık işlemleri sözleşmesinden kaynaklı teminat mektupların depo edilmesi, tazmin edilmesi durumunda tahsili istemine ilişkin olup yargılama sırasında davalı şirketlerin iflas etmesi üzerine, iflas kararlarının kesinleşmesi ve sıra cetvelinin hazırlanması beklenmiş ve her iki davalı şirket yönünden hazırlanan sıra cetvelinde, davacı banka alacağının reddine dair karar verilmiş olmakla dava kayıt kabul davasına dönmüştür.
Mahkemece, davalı Müflis ... A.Ş yönünden açılan davanın reddine, davalı ... San ve Tic. A.Ş yönünden davanın kısmen kabulü ile, davacının 92.000 TL gayrinakit alacağının taliki şarta bağlı olarak ve 677.603,07 TL alacağının müflis ... San ve Tic. A.Ş'nin iflas masasına kayıt ve kabulüne, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiş olup verilen karar davacı banka tarafından, reddine karar verilen kefil müflis ... şirketi yönünden istinaf edilmiştir.
Taraflar arasında akdedilen Genel Kredi Sözleşmesi'nin 38/3 maddesinde, bankanın, teminat mektuplarından kaynaklı müşterinin veya borçlunun depo taahhüdünü yerine getirmesi için müşteri/borçlu aleyhine dava açma ve icra takibine geçme yetkisine sahip olduğu, borçlu tarafın bu hususu kabul, beyan ve taahhüt ettiği, diğer yandan sözleşmenin "Kefalet Şerhi" bölümünün 12. Maddesinde kefilin de, banka ile asıl borçlu arasında uygulanan sözleşme hükümlerinin tamamını kefil olarak kendisine uygulanmasını kabul, beyan ve taahhüt ettiği görülmüştür.
Somut olayda; müflis ... şirketinin, teminat mektuplarından kaynaklanan iddia olunan depo sorumluluğu, kefili olarak imzaladığı sözleşmeye dayandırılmıştır. Diğer bir ifade ile kefaletinden doğmaktadır.
Davacı vekili her ne kadar sözleşmenin, kefalet şerhine ilişkin 12. Maddesi uyarınca banka ile asıl borçlu arasında uygulanan sözleşme hükümlerinin tamamının, dolayısıyla borçlunun teminat mektuplarından kaynaklı depo sorumuluğun kefile de bağladığını ileri sürmüş ise de Emsal Yargıtay ilamlarında belirtildiği gibi, davacı bankanın, kefillerden teminat mektubu ile çek karnesinden kaynaklanan yasal sorumluluk bedelleri yönünden depo bedeli talebinde bulunabilmesi için taraflar arasında düzenlenen sözleşmede bu konuda kefiller için açık ve net hüküm bulunması gerekir.
(Yargıtay 19. Hukuk Dairesi'nin 21/12/2015 tarih 2015/6251 Esas, 2017/17317 Karar, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 27/04/2022 tarih 2020/8211 Esas. 2022/3473 Karar/ 28/11/2023 tarih 2022/3239 Esas 2023/6899 Karar sayılı ilamları bu yöndedir) Her ne kadar sözleşmenin 38. maddesinde müşteriye ilişkin teminat mektubunun depo edilmesi açıkça düzenlenmiş ve 12. Maddesi uyarınca banka ile asıl borçlu arasında uygulanan sözleşme hükümlerinin kefillere de uygulanacağı kararlaştırılmış ise de emsal yargıtay kararları uyarınca gayrinakdi alacakların depo isteminin kefillerden talep edilebilmesi için sözleşmede açık ve net hüküm bulunması gerektiği,
bu nedenle sözleşmenin 12. maddesine atfen sözleşmenin 38. Maddesinin dolaylı olarak kefiller yönünden uygulama imkanı mümkün değildir. Bu itibarla imzalanan sözleşmede kefiller için teminat mektupların depo edilmesine ilişkin net ve açık bir hüküm bulunmadığından kefil yönünden kayıt kabul talebinin reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.
6219 sayılı Türkiye Vakıflar Bankası Türk Ananom Ortaklığı Kanunu Geçici 5. Maddesinin "Sermayesindeki kamu payı %50’nin altına düşünceye kadar, kredi alacaklarının tahsili amacıyla Banka tarafından açılmış veya açılacak dava veya takiplerde 2/7/1964 tarihli ve 492 sayılı Harçlar Kanununun 2 nci, 23 üncü ve 29 uncu maddeleri ile 30/6/1934 tarihli ve 2548 sayılı Ceza Evleriyle Mahkeme Binaları İnşası Karşılığı Olarak Alınacak Harçlar ve Mahkûmlara Ödettirilecek Yiyecek Bedelleri Hakkında Kanunun 1 inci maddesi Banka hakkında uygulanmaz.
Bankanın her türlü ihtiyati tedbir ve ihtiyati haciz taleplerinde teminat şartı aranmaz. " hükmü uyarınca dava konusu alacak genel kredi sözleşmesi ve bankacılık işlemleri sözleşmesinden kaynaklandığından davacı banka harçtan muaf tutulmuştur. Açıklanan nedenlerle; ilk derece mahkemesinin kararında usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığından, HMK 353/1.b.1 bendi uyarınca davacı vekilinin istinaf başvusunun esastan reddine karar verilmiş aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜ M
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 45. Hukuk Dairesi, E. 2025/531, K. 2025/482, 30 Nisan 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama