KÜNYE
T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 9.HUKUK Dairesi
- Mercii
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 23 Ocak 2025
- Esas no
- 2022/1469
- Karar no
- 2025/109
- İncelenen dosyanın mahkemesi
- İSTANBUL 14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Karar tarihi
- 18/11/2021
- Numarası
- 2018/741 Esas - 2021/1011 Karar
- Dava
- Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan
Karar Metni
1.801 kelime·9 dk okuma·1 bölüm
Yukarıda yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle.
06.04.2018 günü davalı ... adına kayıtlı, kendi sevk ve idaresindeki ... plakalı araç ile kırmızı ışık ihlali yaparak, müteveffa ... yönetimindeki ... plakalı motosiklete çarparak ölümlü ve maddi hasarlı trafik kazası meydana geldiğini, davalı ...'ın olayda 2918 Sayılı KTK md.47/1-b hükmü gereği kırmızı ışık ihlalini gerçekleştirerek %100 kusurlu olduğunu, müteveffanın hiçbir kusuru olmadığını, kazaya karışan ... plakalı aracın davalı ...
Sigorta A.Ş. tarafından Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası ile sigortalı olduğunu, başvuru yapıldığı halde davalılar tarafından zararlarının karşılanmadığını, müteveffanın aylık gelirinin 3.000,00 TL olduğunu, müteveffa ...'ın annesi ... için 1.000 TL destekten yoksun kalma tazminatının tacir davalıdan kaza tarihinden itibaren ticari faiz ile,
diğer davalı için kaza tarihinden itibaren yasal faiz ile birlikte tahsilini, müteveffanın annesi ... için 100.000 TL, kardeşleri ..., ..., ..., ...'ın her biri için ayrı ayrı 50.000 TL olmak kaydıyla toplamda 300.000 TL manevi tazminatını sürücü ve araç sürücüsü ve Genişletilmiş Mavi Kasko Poliçesi kapsamında davalı sigorta şirketinden kaza tarihinden itibaren yasal faiz ile birlikte tahsilini talep ve dava etmiştir. Davalı ... Sigorta A.Ş. vekili cevap dilekçesinde özetle.
06.04.2018 tarihli kazaya karışan ... plakalı aracın, müvekkili şirkete 19.09.2017 - 19.09.2018 tarihleri arasında geçerli olmak üzere ZMMS poliçesi ile sigortalı olduğunu, davaya konu kaza sebebiyle davadan önce davacı tarafın müvekkili şirkete vaki başvurusu üzerine müvekkili sigorta şirketi nezdinde hasar dosyasının açıldığını, 22.06.2018 tarihinde 13.914,67 TL ödeme yapıldığını, müvekkili sigorta şirketinin başkaca sorumluluğunun bulunmadığını belirterek davanın reddini talep etmiştir.
Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; ...'ın, trafik ışığı henüz yeşil ışığa dönmemiş iken, süratli bir şekilde kavşağa giriş yaptığını, müteveffanın kusurunun da dikkate alınması gerektiğini, kabul anlamına gelmemekle birlikte, davacılar tarafından talep edilen manevi tazminat tutarının fahiş olduğunu belirterek davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece yapılan yargılama sonucunda, "Davacı ...'ın maddi tazminat isteminin kabulü ile 38.852,53 TL destekten yoksun kalma tazminatının davalı sigorta şirketi yönünden temerrüt tarihi olan 13/06/2018 ve davalı ... yönünden kaza tarihi olan 06/04/2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, davalıların manevi tazminat isteminin kısmen kabulü ile.
Davacı ... için 15.000,00-TL, davacı ... için 7.500,00-TL, davacı ... için 7.500,00 TL, davacı ... için 7.500,00-TL manevi tazminatın davalı sigorta şirketi yönünden 21/07/2018 ve davalı ... yönünden kaza tarihi olan 06/04/2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine" karar verilmiştir. Bu karara karşı davacılar vekili ve davalı ... vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Davacılar vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle. Mezkur kazada müteveffanın kusuru bulunmadığı tespit edildiğini, müvekkiller için hükmedilen manevi tazminat miktarı hukuka aykırı nitelikte düşük olduğunu, Yargıtay kararları doğrultusunda manevi tazminat miktarı olay tarihindeki paranın alım gücüne uygun düşen tutarlara hükmedilmesi gerektiğini belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur.Davalı ... vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle.
Hükme esas alınan bilirkişi raporu eksik inceleme sonucu hazırlandığını, bilirkişi heyeti tarafından kask takma durumunun kusur oranını etkilemeyeceği yönündeki tespiti hatalı olduğunu, Antalya Asliye Ceza Mahkemesi’nin 2018/202 Esas sayılı dosyasında yer alan 23.07.2019 tarihli kusur raporuna göre kazanın oluşumunda müteveffa ...’ın %50 oranda asli kusurlu olduğu ve müvekkil ...’ın %50 oranda kusurlu olduğu tespit edilmiş ancak kusur oranının doğru bir şekilde tespit edilmesi zaruri iken çelişki giderilmeksizin verilen karar usul ve yasaya aykırı olduğunu, tazminat miktarının belirlenmesinde kabul edilen ve kullanılan en önemli kıstas,
taleplerin zenginleşmeye yol açacak miktarda olmadığını, dolayısı ile kusur oranlarının çelişkiye mahal vermeyecek şekilde hesaplanmasından sonra hükmedilecek tazminat miktarı zenginleşmeye yol veremeyecek şekilde tarafların sosyoekonomik durumları göz önüne alınarak belirlenmesi gerektiğini belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur.
Dava, ölümlü trafik kazası nedeniyle destekten yoksun kalma tazminatı ve manevi tazminat istemine ilişkin olup istinaf açısından uyuşmazlık konusu HMK'nın 355. maddesine göre kamu düzeni ve istinaf nedenleri ile sınırlı olmak üzere İlk Derece Mahkemesince verilen kararın usul, yasa ve dosya içeriğine uygun olup olmadığıdır.
Dosya kapsamından, 06.04.2018 günü saat 18.00 sıralarında davalı sürücü ... sevk ve idaresindeki ... plakalı otomobil ile Burdur istikametinden Antalya istikametine seyir halinde iken olay mahalli ışık kontrollü kavşağa geldiğinde kendisine hitaben kırmızı ışık yanmakta iken geçiş yaptığı esnada aracının sol ön yan kısımları ile seyir istikametine göre sol tarafındaki yoldan Palmiye caddesinden gelip kendisine hitaben yeşil ışıkta geçiş yapan müteveffa sürücü ... sevk ve idaresindeki ... plakalı motosikletin ön kısımlarının çarpışmasıyla meydana gelen kaza sonucu ...'ın vefatı nedeniyle tazminat talep edildiği anlaşılmıştır.Davalı ...
vekilinin kusura ilişkin istinaf talebi bakımından değerlendirme yapıldığında. Mahkemece ATKdan alınan kusur bilirkişi raporuna göre davalı sürücü %90 , müteveffanın ise %10 oranında kusurlu olduğu, aynı olay nedeniyle ceza yargılamasının yapıldığı Antalya Asliye Ceza Mahkemesi’nin 2018/202 Esas sayılı dosyasına sunulan ilk bilirkişi raporunda davalı asli, müteveffa tali kusurlu yine alınan trafik bilirkişi raporuna göre tarafların eşit derecede kusurlu olduğu,
daha sonra ceza dosyasının istinaf incelemesinde Ankara Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesi raporunda müteveffanın kask takmış olması ihtimalinde kusursuz, aksi halde tali kusurlu olduğu belirlenmiş ancak istinaf mahkemesince davalının tam kusurlu ve bilinçli taksirle suçu işlediği kabul edilerek mahkumiyetine karar verilmiştir.
Mahkemenin ilk olarak ATKdan alınan rapora davacı itiraz etmeyip davalının %90 kusuruna göre hesaplanan miktardaki tazminat kadar bedel arttırdığı, mahkemece ceza dosyası ile çelişki giderilmesi için alınan İTÜ üyelerinden oluşan heyet tarafından hazırlanan kusur raporuna göre kazanın meydan gelmesinde davalı sürücünün tam kusurlu olduğunun tespit edildiği görülmektedir.
Bu durumda Mahkemece hükme esas alınan İTÜ'den seçilen bilirkişi heyeti kusur raporu ile ceza istinaf yargılaması sırasında kabul edilen kusur raporlarının birbiriyle örtüştüğü ve olayın oluşuna uygun düştüğü nazara alındığında kusura yönelik istinaf itirazı yerinde görülmemiştir.
Mahkemece "Somut olay da ceza dosyasının incelenmesinde davalı ...'ın 1. celse beyanında dosyaya müteveffanın kask kamera kayıtlarını sunduğunu beyan ettiği, kaskın olay yerinde olduğunun davalının müdafisinin beyanıyla da görüldüğü, ölü muayene tutanağının incelenmesinde genel beden travmasına bağlı iç kanama nedeniyle ölüm gerçekleştiğinin belirtildiği, bu halde müteveffanın kask kullandığının kabulü gerektiği, aksinin davalılar tarafından ispatlanması gerektiği ancak ispat edilmediği,
bu halde müterafik kusurun bulunmadığı kanaatiyle indirim yapılmamıştır." gerekçesiyle müterafik kusur indirimi uygulanmamış olmasında isabetsizlik bulunmamaktadır. TBK'nın "manevi tazminat" başlıklı 56/2.maddesinde "Ağır bedensel zarar veya ölüm hâlinde, zarar görenin veya ölenin yakınlarına da manevi tazminat olarak uygun bir miktar paranın ödenmesine karar verilebilir.” şeklinde düzenleme yer almaktadır.
Bu yasal hüküm gereğince, hükmedilecek para, zarara uğrayanda manevi huzur duygusunu doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer işlevi olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi mal varlığı hukukuna ilişkin zararın karşılanması da amaç edinilmemiştir. O halde, tazminatın miktarı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerektiği kadar olmalıdır.
Hakim, bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir. Manevi tazminat takdir edilirken, tarafların sosyal ve ekonomik durumları ile birlikte olayın meydana geliş şekli, davacının uğradığı zararın kapsamı, davalının sorumluluğunun niteliği, kusur oranları ve özellikle caydırıcı bir etki doğuracak düzeyde olması gerektiği de göz önünde tutularak,
meydana gelen trafik kazası sebebiyle duyulan acı ve elemin kısmen de olsa giderilmesi amacıyla olay tarihindeki paranın alım gücüne uygun düşen tutarlara hükmedilmesi gerekmektedir.Bu açıklamalar çerçevesinde, somut uyuşmazlıkta olay tarihi, kazanın oluş şekli, kusur durumu ile tarafların dosyaya yansıyan ekonomik ve sosyal durumları, yukarıda açıklanan ilkelerle birlikte dikkate alındığında mahkemece belirlenen manevi tazminat miktarlarının düşük belirlendiği;
aynı ilkelere göre yapılan değerlendirme sonucunda takdiren davacı anne ... lehine 60.000,00 TL, diğer davacıların her biri için ayrı ayrı 15.000,00 TL manevi tazminata hükmedilmesinin uygun olacağı kanaatine varılmıştır.
Bu nedenlerle; davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun reddine, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, HMK'nın 353/1-b/2. maddesi gereğince, İlk Derece Mahkemesi kararı düzeltilerek aşağıda yazılı olduğu şekilde esas hakkında yeniden hüküm kurulmasına karar verilmiştir.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi, E. 2022/1469, K. 2025/109, 23 Ocak 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama