KÜNYE
T.C. İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 3 Temmuz 2025
- Dosya no
- 2025/988
- Karar no
- 2025/1289
- İncelenen kararın mahkemesi
- AYDIN ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 16/04/2025 Tarihli Ara Karar
- Numarası
- 2025/268 Esas
- Davanın konusu
- İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan
- Bam karar tarihi
- 03/07/2025
- Karar yazım tarihi
- 03/07/2025
Karar Metni
1.549 kelime·8 dk okuma·5 bölüm
Davacı vekili tarafından yukarıda belirtilen karara karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca yapılan ön inceleme sonucu eksiklik bulunmadığı anlaşılmakla; inceleme aşamasına geçildi. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle.
Müvekkili otomobil alım satım, galericilik alanında faaliyet gösterdiğini, davalı şirkete 25.01.2024 tarihinde 3.610.000 TL değerinde .... marka .... plakalı aracın satışında bulunduğunu, bu satışa ilişkin fatura düzenleyip davalıya ulaştırdığını, davalı taraf ilgili otomobilin satış bedelini hiçbir şekilde ödemediğini, bilindiği üzere araç satış sözleşmeleri şekil şartlarına bağlı ve noter tarafından maktu şekilde düzenlenen sözleşmeler olduğunu, işbu sözleşmenin içeriğini değiştirmenin mümkün olmadığını, satışın yapıldığı tarih itibariyle noterlerde güvenli ödeme sistemine de geçilmediğini,
müvekkili her iki tarafın da tacir olması sebebiyle davalıya inanarak işlemini gerçekleştirdiğini, davalı tarafça araca ilişkin bedel hiçbir şekilde müvekkiline ödenmediğini, davalının aracın satış bedelini ödememesi üzerine müvekkili, davalının borcunu ödemediğini ve ödemesi gerektiğini bildiren ihtarnameyi gönderdiğini, bu ihtarname 24/07/2024 tarihinde davalı şirkete tebliğ edildiğini, tüm bu ihtarlara rağmen borçlu şirket müvekkilinin alacağını ödemediğini,
müvekkili ilgili borcun takibinde işbu davanın açılımında da hayli masrafta bulunacağını düşünerek borçlu şirketin borcunu ödeyeceği inancıyla ödemeyi beklese dahi kesinlikle ödeme yapılmadığını, bunun üzerine müvekkili alacağına ilişkin Çarşamba İcra Müdürlüğü’nün 2025/6 Esas sayılı dosyası kapsamında ilamsız icra takibi başlatıldığını, ancak davalı borca ve yetkiye itiraz ederek takibin durmasını sağladığını, takip dosyası yetki itirazını kabullerinin üzerine Nazilli İcra Dairesinin 2025/308 E. Sayılı esasına kaydedildiğini, takip borca itiraz sebebiyle durdurulduğunu,
davalı taraf olan şirket yukarıda bahsi geçen faturaya itiraz etmediğini, faturaya itiraz edilmemesi faturanın kabul edildiğine dair karine teşkil etmekte olduğunu, faturaya itiraz edilmemesi nedeniyle fatura içeriğinin kabul edilmiş sayılması için bazı şartların yerine gelmesi gerektiğini, dosyaya konu uyuşmazlıkta tüm bu şartları sağladığını, faturaya itiraz edilmediği takdirde faturanın kabul edilmiş sayılması için taraflar arasında bir sözleşme ilişkisinin varlığı arandığını, işbu açacakları davada taraflar arasındaki sözleşme ilişkisinin varlığı yukarıda bahsi geçen noter araç satış sözleşmesinin varlığı ile ispatlanmış olacağını,
faturayı gönderen müvekkili kendi adına galeri işleten bir tacir olduğunu, fatura içeriğinin kabul edilmiş sayılması için olumsuz bir şart olarak (TTK m. 21/2).33 süresi içinde fatura içeriğine itiraz edilmiş olması, faturaya ilişkin karinenin uygulanmamasına neden olduğunu, tüm bu bahsedilen hususlar ışığında somut uyuşmazlıkta fatura alacağına itiraz edilmemiş olması nedeniyle ilamsız takibe konu edindikleri, faturanın kabul edilmiş sayılması durumunun hukuki niteliği mahkememizce görülecek olan davada değerlendirilmesi gerektiğini,
borçlunun icra takibine itirazı üzerine işbu dava ikame edilmeden önce 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 5/A maddesi uyarınca zorunlu arabuluculuk başvurusunda bulunulduğunu, davalı taraf ile müvekkili arasındaki bu ticari ilişki müvekkili tarafından faturalandırılmış ve ticari defterine işlendiğini, bu durum, müvekkilinin ticari defter ve kayıtlarının incelenmesiyle rahatlıkla ispat edilebileceğini, müvekkili taraf ve davalı tarafın ticari defterlerin incelendiği takdirde aradaki ticari uyuşmazlığa ilişkin hadiseler öğrenileceğini,
davalı taraf tacir olduğunu ve bu sebeple basiretli bir tacirin 3.610.000 TL gibi bir bedeli banka aracılığı ile ödemesi gerektiğini, davalı taraf, müvekkiline elden ödeme de yapmadığını, davalı tarafın bahse konu bedeli banka aracılığı ile ödemesi gerektiğine dair yasal düzenleme de mevcut olduğunu, bu hususta 459 sıra nolu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği 4. Maddesi uyarınca davalı şirket, her türlü mal teslimi veya hizmet ifasına ilişkin tahsilat ve ödemeleri banka aracılığıyla yapmak zorunda olduğunu, ancak müvekkilinin banka hesapları incelendiğinde görüleceğini davalı tarafça hiçbir ödeme yapılmadığını, davalının borcunu ödemediği gibi,
takibe itiraz ederek süreci kötü niyetli şekilde uzatması, müvekkiline zarar vermekte ve alacak tahsilini geciktirdiğini, haksız itirazı nedeniyle, icra inkâr tazminatına hükmedilmesi gerektiğini, icra inkâr tazminatının alacağın %20’sinden az olmamak üzere belirlenmesini, davalının, borcunu ödemeyip icra takibine itiraz etmesi ve müvekkilinden mal kaçırmak amacıyla zaman kazanmaya çalışmasını, kötü niyetli davranışını açıkça ortaya koyduğunu, müvekkili tarafından satıma konu araç teslim edilmiş olmasına rağmen bu tarihe kadar müvekkiline hiçbir ödeme yapılmadığını,
müvekkilinin satıma konu aracı teslim ettiği hususunu araç satış sözleşmesi ispatladığını, davalı tarafça alacak ödenmediğini borçlunun mallarını kaçırma hazırlığı içinde olduğu bilgisi alındığından ve alacak rehinle veya başkaca bir şekilde teminat altına alınmadığından,
ihtiyati haciz talep ettiklerini, tüm bu nedenlerle ihtiyati haciz taleplerinin kabulü ile davalının taşınır, taşınmaz mallarına, banka hesaplarına ve üçüncü kişilerdeki hak ve alacaklarına duruşmasız ve teminatsız ihtiyati haciz konulmasını, aksi kanaat halinde mahkememizce takdir edilecek uygun bir teminat ile ihtiyati haciz konulmasını, davalının haksız itirazının iptalini ve icra takibinin devamını, haksız ve kötüniyetli olarak icra takibine itiraz eden borçlu aleyhine alacağın %20’sinden az olmamak üzere icra inkâr tazminatına hükmedilmesini,
yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davalı tarafa yüklenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
MAHKEMECE
"...,Dava, derdest davada ihtiyati haciz istemine ilişkindir.
İİK.'nun 257/1. maddesi gereğince rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş bir para borcunun alacaklısı ihtiyati haciz talebinde bulunabilir. İİK.'nın 258. maddesine göre de alacaklının alacağı ve icabında haciz sebepleri hakkında mahkemeye kanaat getirecek delilleri göstermesi zorunludur.
Talep eden kendisi tarafından düzenlenen faturaya ve araç satış sözleşmesine dayanarak alacağın varlığını ispat etmek istediği, araç satış sözleşmesi nazara alındığında alacağın varlığının yaklaşık olarak ispat edilemediği gibi İİK.'nun 257. vd. maddelerindeki ihtiyati haciz koşullarının da oluşmadığı kanaatine varıldığından ihtiyati haciz talebinin reddine karar verilmiştir," gerekçesiyle; "Davacı vekilinin ihtiyati haciz talebinin reddine," şeklinde karar verilmiştir.
Mahkeme kararına karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
İSTİNAF BAŞVURU SEBEPLERİ
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; ihtiyati haciz isteminin reddi kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, davalının, borcunu ödemeyip icra takibine itiraz etmesinin ve müvekkilinden mal kaçırmak amacıyla zaman kazanmaya çalışmasının, kötü niyetli davranışını açıkça ortaya koyduğunu, müvekkili tarafından satıma konu aracın teslim edilmiş olmasına rağmen bu tarihe kadar müvekkiline hiçbir ödeme yapılmadığını, müvekkilinin satıma konu aracı teslim ettiği hususunu araç satış sözleşmesinin ispatladığını,
davalı tarafça alacağın ödenmemiş olup borçlunun mallarını kaçırma hazırlığı içinde olduğu bilgisi alındığından ve alacak rehinle veya başkaca bir şekilde teminat altına alınmadığından, ihtiyati haciz talep etme zorunluluklarının hasıl olduğunu,
teminat altına alınmamış olan alacakları için İİK’nın 257. maddesinin aradığı şartların gerçekleşmiş olup Yargıtay içtihatları gereğince de fatura ve sevk irsaliyesinin ibraz edilmesi halinde ihtiyati haciz kararı verilmesi gerektiğinin açıkça belirtilmiş olduğundan taleplerinin kabulü ile ihtiyati haciz kararı verilmesinin gerektiğini beyanla yerel mahkemece verilen 16/04/2025 tarihli ara kararının kaldırılarak talepleri doğrultusunda bir karar verilmesini istinaf başvuru sebebi olarak ileri sürmüştür.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Talep, itirazın iptali davası sırasında verilen ihtiyati haciz isteminin reddine yönelik ara kararın kaldırılması istemine ilişkindir.
İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususlarıyla sınırlı olarak inceleme yapılmıştır.
İhtiyati haciz İİK’nın 257-268. maddelerinde düzenlenmiştir. 2004 sayılı İİK'nın 257/1.maddesinde; "Rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş bir para borcunun alacaklısı, borçlunun yedinde veya üçüncü şahısta olan taşınır ve taşınmaz mallarını ve alacaklarıyla diğer haklarını ihtiyaten haczettirebilir" düzenlemesi muaccel bir başka deyişle vadesi gelmiş alacaklar yönünden ihtiyati haciz koşulları düzenlemiş olup, muaccel olmayan/vadesi gelmemiş alacak yönünden ise ihtiyati haciz koşulları aynı yasanın 257/2.maddesinde ise;" Vadesi gelmemiş borçtan dolayı yalnız aşağıdaki hallerde ihtiyati haciz istenebilir:
1-Borçlunun muayyen yerleşim yeri yoksa;
2-Borçlu taahhütlerinden kurtulmak maksatıyla mallarını gizlemeye, kaçırmaya veya kendisi kaçmaya hazırlanır yahut kaçar ya da bu maksatla alacaklının haklarını ihlal eden hileli işlemlerde bulunursa;(1)
Bu suretle ihtiyati haciz konulursa borç yalnız borçlu hakkında muacceliyet kesbeder." şeklinde düzenlemesi bulunmaktadır.
İİK'nın 258.maddesinde ise; "İhtiyati hacze 50 nci maddeye göre yetkili mahkeme tarafından karar verilir. Alacaklı alacağı ve icabında haciz sebepleri hakkında mahkemeye kanaat getirecek deliller göstermeye mecburdur.
Mahkeme iki tarafı dinleyip dinlememekte serbesttir. (Ek fıkra: 17/07/2003 - 4949 S.K./60. Md.; Değişik fıkra: 02/03/2005-5311 S.K./16.mad) İhtiyatî haciz talebinin reddi halinde alacaklı istinaf yoluna başvurabilir. Bölge adliye mahkemesi bu başvuruyu öncelikle inceler ve verdiği karar kesindir." hükümleri mevcuttur.
Somut olayda; davacı tarafından davalı şirket hakkında 14/03/2025 tarihli dava dilekçesi ile ticari satımdan kaynaklı icra takibine yapılan itirazın iptali davası açıldığı, mahkemenin 16/04/2025 tarihli ara kararı ile ihtiyati haciz isteminin reddine karar verildiği, dava dilekçesinin ekinde e-fatura örneği, Nazilli 1.Noterliğinin araç satış sözleşmesi örneği ve ihtarname sunulduğu görülmüştür.
Dosyadaki belgelere, ara kararın dayandığı delillerle, usul ve yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle ihtiyati haciz kararı verilmesi için mutlak ispat şartlarının oluşmasına gerek bulunmayıp, yaklaşık ispat ölçülerinde ispat yeterli olacağından dosya kapsamına göre yaklaşık ispat kuralının somut olay yönünden gerçekleşmemesine, alacağın olup olmadığı ve miktarının yargılamaya muhtaç olmasına, kararda kamu düzenine ilişkin bir aykırılık bulunmamasına göre; kanunun olaya uygulanmasında ve gerekçede hata edilmediği, ihtilafın doğru olarak tanımlandığı,
inceleme konusu ara kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından, davacı vekilinin yerinde bulunmayan istinaf kanun yolu başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/(1)-b-1. maddesi gereğince esastan reddine dair aşağıda belirtilen şekilde karar verilmiştir.
İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi, E. 2025/988, K. 2025/1289, 3 Temmuz 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama