KÜNYE
T.C. Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi İstinaf Yoluna
- Karar tarihi
- 20 Kasım 2024
- T.C. SAKARYA BAM 3. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No
- 2023/1967 - 2024/1947
- Esas no
- 2023/1967
- Karar no
- 2024/1947
- Başkan
- ...(...
- Üye
- ...(...
- Üye
- ...(...
- Katip
- ...(...
- İncelenen kararın mahkemesi
- GEBZE ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 19/06/2023
- Numarası
- 2022/224 Esas - 2023/673 Karar
- Başvuran davalı
- **** **** **** ****
- Vekilleri
- Av. ...
Karar Metni
1.943 kelime·10 dk okuma·13 bölüm
Av. ... Av. ... DAVACILAR : 1-... 2-... 3- ... VEKİLLERİ : Av. ... Av. ...
DAVALILAR
1-TASFİYE HALİNDE ... İZ DEMİR ÇELİK MAMÜLLERİ MADENCİLİK İNŞ. NAK. VE KUYUMCUMCULUK SAN. TİC. LTD ŞTİ 2-... VEKİLİ : Av. ... DAVALI : ... VEKİLİ : Av....
İHBAR OLUNAN : AK SİGORTA ANONİM ŞİRKETİ
VEKİLİ : Av. ...
İHBAR OLUNAN : AXA SİGORTA ANONİM ŞİRKETİ
VEKİLİ : Av. ...
İHBAR OLUNAN : GEBZE BELEDİYE BAŞKANLIĞI
VEKİLLERİ : Av.... Av. ...
İHBAR OLUNAN
GEBZE KAYMAKAMLIĞI -...
İHBAR OLUNAN : KOCAELİ BÜYÜKŞEHİR BELEDİYE BAŞKANLIĞI
VEKİLİ : Av. ...
İHBAR OLUNAN
USLU TİCARET -... VEKİLİ : Av. ...
DAVANIN KONUSU
Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazm.)
BAŞVURU TARİHİ : 10.08.2023
İSTİNAFA GELİŞ TARİHİ: 07.12.2023
KARAR TARİHİ : 20.11.2024
YAZIM TARİHİ : 20.11.2024
İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyadaki tüm belgeler ve dairemiz üyesi tarafından hazırlanan raporlar incelendi. Davanın dairemizin görev alanına girdiği, ilk derece mahkemesi kararının kesin olmadığı, istinaf başvurusunun süresi içinde yapıldığı, başvuru şartlarının yerine getirildiği anlaşılmakla;
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ
Davacılar vekili dava dilekçesinde. 04.09.2015 tarihinde davalı ...'in, kullanmış olduğu ...
İz Demir Çelik A.Ş.'ye ait ... dorse plakalı, ... plaka sayılı Renault marka araç ile sokak içerisinde bulunan davalı ...'e ait inşaat alanına geldiğini, aracın üzerindeki demir yükünü üzerine dökmesi sonucunda, sokaktan geçmekte olan ...'nin bacaklarının demir yükünün altında kaldığını, kaza sonucu ...'nın ağır bir şekilde yaralandığını, ayağının sağ dizden kesildiğini, protez takılması gerektiğini, başkasının bakımına muhtaç hale gelen davacının artık eski sağlığına kavuşması gibi bir ihtimalin bulunmadığını, kaza tarihinde 2005 doğumlu olan ve öğrenci olan davacının bundan sonraki öğrencilik hayatına eskisi gibi devam edemeyeceğini,
ilerleyen dönemlerde istediği işte çalışamayacağını, çalışsa dahi iş gücü kaybı oranında daha fazla efor sarf etmek zorunda kalacağını belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile şimdilik 1.000,00 TL maddi tazminat ile 1.000,00 TL bakıcı giderinin kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan tahsilini talep etmiştir.
Davacılar vekili 03.04.2023 tarihli ıslah dilekçesi ile; geçici işgöremezlik tazminatı talebini 2.941,89 TL'ye, sürekli işgöremezlik tazminatı talebini 2.207.095,19 TL'ye, bakıcı gideri tazminat talebini 4.115,04 TL'ye ıslah etmiştir.
Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; olayın bu aşamasında mağdure ... ...'un kazadan sonra devamlı şekilde yaşadığı sürece bir başkasının bakımına muhtaç olduğu dolayısıyla bakıcı gideri zararının tazmini talebini kabul etmediklerini, çeşitli tedavi şekilleri ve çeşitli imkanlar değerlendirilmesi ile başkasının yardımına ihtiyaç olmadan hayatın bir şekilde idame ettirilmesi mümkün iken böyle bir tazminatın istenmesinin doğru olmadığını, ...'in kusurlu olduğunu kabul etmediğini, suça konu inşaat demirlerini Gebze 3. Asliye Ceza Mahkemesindeki yargılama dosyasında da sabit olduğu üzere yetkilisi ... olan Uslu Ticaretten aldığını,
inşaat demirlerini olay mahallinde davalıya teslim etmekle mükellef olan tüm kişilerin olayda sorumları olmaları yanında mağdure ...'nin olay anında bir köpekten kaçarak, koşar adımlarla olay mahalline girdiğini, olayın meydana gelmesinde mağdurenin de kusurlu olduğunu, olay mahallinin yolun kenarı olduğunu, ancak kaldırım olmayıp inşaatın karşısına gelen otlarla kaplı bir yol kenarı olduğunu, mağdurenin bilinçsiz bir halde ve panikle koşarak demirlerin dökülmesi anına girdiğini, kusurun büyüğünün mağdureye ait olduğunu, kamyonun öbür yanını da sağlıklı bir şekilde kullanması mümkün iken bilinçsiz ve panik halde,
"dur" diye bağırılmasına rağmen duramayarak demir dökülen bölgeye kontrolsüz şekilde giren mağdurenin ağır derecede kusurlu olduğunu beyan ederek davanın reddini talep etmiştir.
Davalılar ... ve ... İz Demir Çelik A.Ş. vekili cevap dilekçesinde; dava konusu olayın yaşanmasına sebep olan demirlerin olay tarihinde Uslu Ticaret isimli şirketin malı olduğunu, diğer davalı ...'in, dava konusu demirleri Uslu Ticaret (...) şirketinden teslim aldığını ve davalı ...’in sahibi olduğu inşaat alanına götürdüğünü, malın sahibi olarak ...'nun da hukuki ve ceza sorumluluğu bulunduğunu, müvekkili ...
İz Demir Çelik A.Ş’ye ait aracın, Uslu Ticaret’e ait malları taşırken söz konusu olayın meydana geldiğini, bu nedenle işbu davada davalılara sorumluluk yükletilemeyeceğini, ...'in defalarca ...’e demirleri indireceği yerin güvenli olup olmadığını, etrafta başka kişilerin buradan geçip geçmediğini sormasına rağmen diğer davalı ...'in demirlerin boşaltılacağı yerin güvenli olduğunu ve kendisinin demirleri boşaltırken buraya hiçbir kimseyi sokmayacağını söylediğini, ...’in vaatlerine güvenen müvekkilinin demirleri boşaltmaya başladığını,
demirleri boşalttığı esnada ...'nin bir anda inşaat alanına fırladığını ve işbu kazanın meydana geldiğini beyan ederek davanın reddini talep etmiştir.
Davalı Sompo Japan Sigorta A.Ş. vekili cevap dilekçesinde; ... plaka sayılı aracın müvekkili şirket nezdinde 200200017869496 poliçe nolu Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası ile teminat altına alındığını, Karayolları Trafik Kanunu gereğince davacı usuli yükümlülüğü olan başvuru şartını yerine getirmeksizin dava açtığını, davaya konu olayda davacının demir yükünün altında kaldığını, işbu nedenle davaya konu olayın trafik kazası olmadığını, davacının işveren mali sorumluluk poliçesi var ise söz konusu poliçeye başvurulması gerektiğini, kaza ile sakatlık arasındaki illiyet bağının tespit edilmesi gerektiğini, müvekkili şirketin ancak sigortalısının kusuru oranında sorumlu olduğunu, müvekkili şirket nezdinde sigortalı aracın kusuru bulunmadığını beyan ederek davanın reddini talep etmiştir.
İlk derece mahkemesi tarafından davanın kabulü ile 1.000,00 TL sürekli iş göremezlik tazminatı ve 1.000,00 TL bakıcı gideri olmak üzere toplam 2.000,00 TL'nin davalı ...
İzdemir Çelik A.Ş. yönünden olay tarihi olan, 04/09/2015 tarihinden itibaren, davalı Sompo Japan Sigorta A.Ş. yönünden (poliçe teminat limitleri ile sınırlı kalmak kaydı ile) 10/06/2016 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi, davalılar ... ve ... yönünden 04/09/2015 olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte,
belirtilen davalılardan müştereken ve müteselsilen davacıya ödenmesine karar verilmiş karara karşı davacılar vekili ile davalı Sompo Sigorta A.Ş vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması neticesinde dosya Dairemizin 02.03.2022 tarih ve 2021/647 easas 2022/341 sayılı kararı ile yerel mahkeme kararının 353/1-a-6 maddesi uyarınca kaldırılmasına dair karar verilmiştir.
Kaldırma kararı sonrası İlk derece mahkemesi tarafından davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine 2.207.095,19 TL sürekli iş göremezlik ve 4.115,04 TL bakıcı gideri olmak üzere toplam 2.211.210,23 TL maddi tazminatın; davalı Sompo Sigorta Anonim Şirketi'nin poliçe limiti ile sorumlu olduğu miktar olan 290.000,00 TL ile sınırlı olmak üzere, davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, hükmedilen maddi tazminata davalı Sompo Sigorta Anonim Şirketi yönünden dava tarihi olan 12.05.2016 tarihinden, diğer davalılar yönünden kaza tarihi olan 04.09.2015 tarihinden itibaren değişen oranlarda avans faizi işletilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine dair karar verilmiştir.
Yerel mahkemenin bu kararına karşı davalı Sompo Sigorta A.Ş vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.
Davalı Sompo Sigorta A.Ş vekili istinaf dilekçesinde; davacı tarafın sigortacılık kanunu ve KTK gereğince usulü yükümlülüğü olan başvuru şartını yerine getirmeksizin iş bu davayı ikame ettiğinden başvurunun usulden reddi gerektiğini, dava konusu kaza Karayolları dışında, özel bir iş sahası içinde meydana geldiğinden,
hem kaza esnasında sigortalı aracın işletme halinde bulunması hem de kazanın karayolu dışında meydana gelmesi nedeniyle davalı şirketin sorumluluğunun bulunmadığını, bu tip bir kazada devreye girmesi gerekin sigortanın İşveren Mali Mesuliyet Sigortası olduğunu, trafik sigortalısının işverenin işveren mali mesuliyet teminatı içeren kaza tarihinde geçerli bir poliçesinin mevcut olup olmadığı hususunun araştırılarak öncelikle davacıların tazminat taleplerinin söz konusu poliçeler kapsamında ilgili sigorta şirketinden karşılanması gerektiğini, davalı şirketin Trafik sigortalısı olan aracın sürücünün ve işletenin,
iş sağlığı ve güvenliği mevzuatına aykırı hareketi nedeniyle verilen kusurdan, davalı şirketin sorumlu tutulmuş olmasının hukuka aykırı olduğunu, Anayasa Mahkemesi'nin 17.07.2020 ve 29.12.2022 tarihli kararları ile iptal edilen KTK hükümleri nedeniyle ortaya çıkan kanun boşluğunun 04.12.2021 tarihli Genel Şartlar ile belirle hale geldiğini, söz konusu Genel Şart hükümlerinin bu tarihte devam eden ve kesinleşmemiş yargılama süreçlerinde de dikkate alınması gerektiğini, dolayısıyla 04.12.2021 tarihi ile 29.12.2022 tarihi arasındaki sürede düzenlenen poliçelerle geçmişe yürümezlik gereği,
04.12.2021 tarihli Genel Şartların uygulanması gerektiğini, 11.01.2021 tarih ve 6098 sayılı TBK gereğince tazminat hesaplanmasını düzenleyen 49 ila 56. Maddelerinden farklı kurallara tabi kılındığını, bu nedenle sigortalı ve sigortacının sorumluluğunun aynı kabul edilmesi ve buna göre tazminat hesaplanmasının kabul edilemeyeceğini, sigorta sözleşmesinden doğan uyuşmazlıklarda ve tazminat hesaplamasında özel hüküm olarak genel şartların uygulanması gerektiğini, davacının geçici iş göremezlik tazminatına hak kazanabilmesi için özellikle gelir getiren bir işte çağıştığının ispatlanması gerektiğini,
yine hükmedilen tazminat tutarına avans faiz işletilmesi yasa ve içtihatlara aykırı olduğunu, belirterek yerel mahkeme kararının kaldırılarak talepleri doğrultusunda karar verilmesini talep etmiştir.
Dava, cismani zarar nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
Somut olayda, 04.09.2015 tarihinde, davalı ...'e ait inşaat alanı içerisinde davalı sigorta şirketinin zorunlu trafik sigortacısı olduğu davalı ......A.Ş'ye ait, davalı ...'in kullandığı dorse ve çekici üzerindeki demir yükünü boşalttığı sırada olay tarihinde 10 yaşında olan davacı yaya demir çubukların altında kalarak yaralanmıştır.
Gebze Cumhuriyet Başsavcılığının 2015/19213 soruşturma sayılı dosyasında iş güvenliği uzmanından alınan bilirkişi raporunda davacının kusursuz olduğu , davalı ... ve ...'in meydana gelen olayda sorumlu olduğu rapor edilmiştir.Olaya ilişkin ceza dosyasında hükme esas İTÜ'den alınan raporda da davacının kusursuz olduğunun belirtildiği, davalı ... ve ...'in asli kusuruna göre cezalandırıldığı ve kararın istinaf aşamasından geçerek kesinleştiği anlaşılmıştır.
Mahkemece yerinde keşif sonrası makine mühendisi bilirkişi tarafoından düzenlenen olayın oluşumunda davalı sürücünün %80, davacı yayanın %20 oranında kusurlu olduğu belirtilmiş, mahkemece kesinleşen ceza dosyasında hükme esas alınan İTÜ raporu uyarınca davalı sürücünün % 100 oranında olayın oluşumunda kusurlu olduğu kabul edilerek karar verilmiştir.
Yine hükme esas alınan Adli Tıp Kurumudan alınan 25.06.2019 tarihli maluliyet raporlarına göre kaza ile yaralanma arasında illiyet bağı bulunduğu, davacının dava konusu yaralanma nedeniyle tüm vücut fonksiyon kaybı oranının %43 olduğu maluliyetine neden olacak düzeyde araz bıraktığı, iyileşme süresinin kaza tarihinden itibaren 4 ay olduğu tespit edilmiştir.
Dairemizin kaldırma kararından sonra dosya kendisine iade edilen ilk derece mahkemesince eksiklikler giderildiği, dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, Karayolları Trafik Kanunu’nun uygulanması için kazanın mutlaka karayolunda meydana gelmesi gerekmeyip karayolu ile bağlantısı olan, karayolu sayılan bir alanda meydana gelmesi halinde de karayolunda meydana gelmiş gibi kabul edildiği, davaya konu kazasının meydana geldiği yerin karayolu ile bağlantısı bulunduğu,
2918 sayılı KTK'nun 2. maddesi gereğince karayolu bağlantısı olduğundan kazanın meydana geldiği yer karayolu sayılan yerlerden olup, meydana gelen zarar teminat kapsamında kabul edildiğinden davalının sorumluluğuna gidilmesinin doğru olduğu, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 97. maddesi ile, zorunlu mali sorumluk sigortasından faydalanmak isteyen hak sahiplerinin dava yoluna gitmeden önce sigortacıya yazılı başvuru yapması gerektiği düzenlenmiş olmakla birlikte, bu başvuru yapılmadan dava yoluna gidilmesi halinin HMK'nın 115/2.maddesi gereği tamamlanabilir dava şartı olduğu,
davacı tarafça davalı sigorta şirketine yargılama sırasında 30/05/2016 tarihinde başvuru yapıldığının bizzat davalı sigorta şirketince gönderilen hasar dosyasından anlaşıldığı, davalı sigorta şirketine dava sırasında yapılan başvuruya göre dava tarihi esas alınarak belirlenen temerrüt tarihinden faiz işletilmesine karar verilmesinin yerinde olduğu, mahkemece alınan maluliyet raporunun kaza tarihi itibariyle yürürlükte olan yönetmeliğe göre düzenlendiği ve kaza ile yaralanma arasında illiyet bağı bulunduğunun belirtildiği,
hükme esas alınan aktüer raporun, Yargıtay'ın güncel içtihatlarına göre TRH2010 yaşam tablosu ve progressive rant yöntemine göre asgari ücret esas alınarak hazırlandığı, kazaya karışan aracın ticari araç olması nedeniyle talep gibi ticari faize hükmedilmesinin doğru olduğu, mahkemece belirlenen kusur oranlarının oluşa uygun olduğu, davalının geçici bakıcı gideri ve daimi maluliyet zararından sorumlu olduğu anlaşıldığından davalı Sompo Sigorta A.Ş vekilinin istinaf itirazları yerinde görülmemiştir.
Dairemizce ilk derece mahkemesinin kararı hem maddi olay, hem de hukuka uygunluk yönünden incelenmiş olup, kararda esası etkileyen bir usul hatası bulunmadığı, vakıa tespitlerinin tam ve doğru olarak yapıldığı, maddi hukuk normlarının doğru olarak uygulandığı, delillerin değerlendirilmesinde de usule aykırılık bulunmadığı anlaşıldığından, davalı Sompo Sigorta A.Ş vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nun 353/1-b-1 maddesi gereğince reddine karar vermek gerekmiştir.
Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi, E. 2023/1967, K. 2024/1947, 20 Kasım 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama