İçeriğe geç
AC

10434 Sayılı Yönetmelik: Dalabilir Deniz Araçlarında Belgelendirme, Sefer Emniyeti ve Sorumluluk

22 Nisan 2026 İdare ve Vergi Hukuku 2 dk okuma 70 görüntülenme Son güncelleme: 18 Ağustos 2026

Dalabilir deniz araçları hakkındaki 10434 sayılı Yönetmelik, turistik denizaltı gezileri, bilimsel araştırma ve teknik dalış faaliyetlerinde kullanılan araçların tabi olduğu çerçeveyi ilgilendirir. Bu araçlar hem denizcilik hem de yolcu taşımacılığı mevzuatının kesiştiği bir alanda bulunduğundan, sorumluluk soruları alışılmış gemi uyuşmazlıklarından farklı ilerler.

Aracın hukuki statüsü neden önemlidir

Bir dalabilir aracın hangi kategoriye sokulduğu; hangi belgelerin aranacağını, hangi sörvey ve muayenelere tabi olacağını ve personelin hangi yeterliğe sahip olması gerektiğini belirler. Statü tartışması teorik değildir: kaza sonrasında sorumluluğun kime ve hangi ölçüde yükleneceği, çoğu zaman aracın kayıt ve belge durumu üzerinden şekillenir. İşletmeciler bakımından ilk adım, elindeki belgelerin faaliyetin fiilî kapsamını gerçekten karşılayıp karşılamadığını kontrol etmektir.

Belgelendirme ve teknik uygunluk

Bu tür araçlarda teknik uygunluk, sıradan bir teknede olduğundan çok daha kritiktir; çünkü arıza hâlinde tahliye imkânı sınırlıdır. Denetimlerde ve kaza incelemelerinde şu başlıklar öne çıkar:

  • Basınç gövdesi ve can kurtarma donanımına ilişkin periyodik muayene kayıtları,
  • Acil durum prosedürlerinin yazılı olması ve tatbikatların belgelenmesi,
  • Görevli personelin yeterlik belgelerinin geçerlilik süresi,
  • Yolcu kapasitesi ve sefer bölgesi sınırlarına fiilen uyulması.

Yolcu taşınan seferlerde bilgilendirme yükümlülüğü

Turistik dalış faaliyetlerinde yolcuya sefer öncesi verilen bilgilendirme ve alınan onam, sorumluluğu tümüyle ortadan kaldırmaz. İşletmecinin özen yükümlülüğü, imzalanan bir formla devredilebilecek bir yükümlülük değildir. Buna karşılık, riskin anlaşılır biçimde anlatıldığını ve yolcunun sağlık beyanının alındığını gösteren kayıtlar, kusur değerlendirmesinde önemli bir unsur olarak dikkate alınır.

Kaza hâlinde işleyen üç ayrı süreç

  1. İdari süreç: Yetkili idarece yürütülen inceleme sonucunda faaliyetin durdurulması veya idari yaptırım uygulanması gündeme gelebilir.
  2. Cezai süreç: Ölüm veya yaralanma meydana gelmişse, taksirle işlenen suçlar bakımından soruşturma yürütülür; teknik bilirkişi raporu belirleyici olur.
  3. Tazminat süreci: Zarar görenlerin maddi ve manevi tazminat talepleri, sözleşmesel sorumluluk ve haksız fiil hükümleri çerçevesinde değerlendirilir; sigorta poliçesinin kapsamı bu aşamada kritik hâle gelir.

Bu üç sürecin birbirini etkileyen ayrı takvimleri bulunur; somut bir olayda hangi adımın önce atılacağı, kaza raporu ve belge durumu görülmeden belirlenmemelidir. Yazı genel bilgilendirme amaçlıdır.

Kaynaklar ve referanslar

Telif bildirimi Bu içerik ve tüm bağlantılı soru-cevap metinleri 5846 sayılı FSEK kapsamında korunmaktadır. İzinsiz kopyalama, çoğaltma, yayımlama, yeniden işleme, toplu veri çekimi veya ticari kullanım yasaktır; ihlal halinde hukuki ve cezai yollara başvurulur.

Hukuki destek arıyorsanız

Bu konuda profesyonel hukuki destek için Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu olarak yanınızdayız.

Görüşme Planla