3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanun, alacak davalarının çoğunda arka planda çalışan sessiz bir düzenlemedir. Asıl alacak doğru hesaplansa bile, faiz türünün ya da başlangıç tarihinin yanlış seçilmesi talebin önemli bir kısmının reddine yol açar. Bu rehber, faiz talebini dilekçe aşamasında hatasız kurmaya odaklanır.
İki farklı faiz, iki farklı işlev
Kanuni faiz, taraflar arasında oran kararlaştırılmamış olmasına rağmen faiz ödenmesi gereken hâllerde uygulanan orandır. Temerrüt faizi ise borçlunun borcunu zamanında ödememesinin karşılığıdır; işlevi ceza değil, alacaklının paradan yoksun kalmasını dengelemektir. Sözleşmede oran belirlenmişse kural olarak o oran esas alınır; belirleme yoksa kanuni çerçeve devreye girer.
Ticari işlerde farklılaşan rejim
- Ticari işlerde temerrüt faizi bakımından ayrı bir oran rejimi öngörülmüştür; bu nedenle uyuşmazlığın ticari iş sayılıp sayılmadığı ilk belirlenecek noktadır.
- Tarafların tacir olması tek başına yeterli olmayabilir; işin niteliği de değerlendirilir.
- Yabancı para alacaklarında faiz talebi ayrı esaslara tabidir; TL alacağı için kurulan talep kalıbı doğrudan uygulanamaz.
- Faiz oranlarının dönemsel olarak değişebildiği gözetilerek, dava dilekçesinde oran yerine yasal çerçeveye atıf yapan bir formülasyon tercih edilmesi hesap hatasını önler.
Faizin başladığı an
Faizin hangi tarihten itibaren işleyeceği, çoğu dosyada asıl tartışma konusudur. Vadesi belli olan borçlarda vadenin gelmesi yeterli olabilirken, vadesi belli olmayan borçlarda borçlunun temerrüde düşürülmesi gerekir. Bu nedenle ihtarnamenin içeriği, tebliğ tarihi ve verilen sürenin makul olup olmadığı belge olarak dosyaya konulmalıdır. İhtarın kime, hangi adrese ve hangi tarihte ulaştığı bilinmiyorsa, faiz başlangıcı dava tarihine kayabilir.
Talep kurgusunda sık yapılan hatalar
- Dilekçede yalnızca faiz istemek, türünü ve başlangıç tarihini belirtmemek.
- Ticari iş olmasına rağmen genel kanuni faiz talep etmek, sonradan talebi genişletmeye çalışmak.
- İşlemiş faizi asıl alacağa ekleyip bu toplam üzerinden yeniden faiz istemek.
- Islah veya bedel artırımı hâllerinde, artırılan kısım için faiz başlangıcını ayrıca belirtmeyi atlamak.
- Alacağın bir bölümü ödendiğinde, ödemenin önce hangi kaleme mahsup edildiğini takip etmemek.
Faizin karşılamadığı zararlar
Enflasyonist dönemlerde temerrüt faizi, alacaklının uğradığı gerçek zararı karşılamayabilir. Türk Borçlar Kanunu, faizi aşan zararın ayrıca istenebilmesine imkân tanıyan bir düzenleme içerir; ancak bu talep kendiliğinden dikkate alınmaz, ayrıca ileri sürülmeli ve zarar somut biçimde ortaya konulmalıdır. Kredi kullanma, kur farkı veya işletme kaybı gibi kalemlerin belgelenmesi bu noktada belirleyici olur.
Bu içerik genel bilgi vermek üzere hazırlanmıştır. Alacağın kaynağı, tarafların sıfatı ve temerrüde ilişkin belgeler sonucu değiştirebileceğinden, dava veya icra takibi öncesinde faiz talebinin hukukçu tarafından kontrol edilmesi yerinde olur.