Bir zarardan doğan uyuşmazlıkta ilk kritik seçim, talebin haksız fiile mi yoksa sözleşmeye mi dayandırılacağıdır. Bu rehber, TBK, HMK ve TKHK çerçevesinde iki sorumluluk türünü ve sözleşme yorumunun etkisini ele alır.
İki Yolun Farkı
Aynı olay bazen hem haksız fiil hem sözleşme ihlali oluşturur. Ancak ikisinin sonuçları farklıdır: ispat yükü, zamanaşımı ve kusurun rolü değişir. Sözleşmeye dayalı sorumlulukta borçlunun kusursuzluğunu ispat etmesi beklenirken, haksız fiilde kural olarak zarar görenin kusuru göstermesi gerekir. Bu nedenle talep, olayın en güçlü yönü hangisiyse ona göre kurgulanmalıdır.
Sözleşme Yorumunun Ağırlığı
Uyuşmazlığın çoğu, sözleşme metninin ne anlama geldiği üzerinde toplanır. Yorumda tarafların gerçek ve ortak iradesi esas alınır; salt kullanılan kelimeler değil, işin niteliği ve dürüstlük kuralı da dikkate alınır. Yorumu güçlendiren unsurlar:
- Sözleşme öncesi yazışmalar ve müzakere kayıtları.
- Tarafların sözleşmeyi fiilen nasıl uyguladığı.
- Ticari teamül ve edimler arası denge.
Zararın Kalemlere Ayrılması
Talep edilen zarar, fiili zarar ve yoksun kalınan kâr gibi kalemlere ayrılmadan somutlaşmaz. Her kalemin ayrı ayrı gösterilmesi, hem hesabın denetlenebilirliğini hem de talebin kabul edilebilirliğini artırır.
Tüketici Boyutu
Taraflardan biri tüketiciyse TKHK'nın koruyucu hükümleri devreye girer; haksız şart denetimi ve yetkili merci farklılaşır. Bu ayrım baştan yapılmalıdır.
Bu metin genel bilgilendirmedir; sorumluluk türü seçimi dosyanın kaderini etkiler. Somut olayınız için hukuki destek almanız yerinde olur.