Bir zarar hem sözleşmeye aykırılıktan hem de haksız fiilden doğabilir; hangi temele dayanıldığı ise ispat yükünü, zamanaşımını ve talep edilebilecek kalemleri değiştirir. TBK ve HMK çerçevesinde bu rehber, sorumluluğun kaynağını doğru seçmeye ve sözleşme yorumunda delil eksikliğini önlemeye odaklanır.
Sözleşmesel Sorumluluk mu, Haksız Fiil mi?
Taraflar arasında geçerli bir sözleşme varsa ve zarar bu sözleşmenin ihlalinden doğuyorsa, temel sözleşmesel sorumluluktur. Aralarında sözleşme ilişkisi bulunmayan kişiler arasındaki zarar ise haksız fiil alanına girer. Kimi olayda iki temel birlikte bulunabilir; bu durumda hangisinin daha lehe sonuç doğurduğu değerlendirilir.
Sözleşmenin Yorumunda Neye Bakılır?
Sözleşme yorumunda tarafların gerçek ve ortak iradesi esas alınır; sözcüklerin yanlış veya eksik kullanımı bu iradeyi gölgede bırakmaz. Bu nedenle:
- Sözleşme öncesi yazışmalar ve teklif belgeleri saklanmalı
- Tarafların fiili uygulaması (nasıl davrandıkları) belgelenmeli
- Ek protokol, teyit maili veya fatura gibi tamamlayıcı kayıtlar toplanmalı
Delil Eksikliğinin Sonucu
Sözleşmenin varlığı, içeriği veya ihlali yazılı kayıtla ortaya konamadığında, iddia güçlü olsa dahi karşılıksız kalabilir. Özellikle sözlü mutabakatlarda, teyit edici bir yazışmanın bulunmaması davanın kaderini belirleyebilir.
Zarar ve İlliyet Bağı
Her iki sorumluluk türünde de zararın miktarı ve bu zararın eylemle bağı gösterilmelidir. Fatura, ekspertiz, onarım kaydı gibi belgeler zararı somutlaştırır; illiyet bağı ise olayların zaman sırası içinde kurulur.
Zamanaşımı Farkını Gözetmek
Sözleşmesel ve haksız fiile dayalı taleplerin zamanaşımı süreleri farklı işleyebilir. Bu nedenle temel seçimi yapılırken, sürenin dolup dolmadığı en baştan kontrol edilmelidir.
Bu içerik genel bilgilendirme niteliğindedir. Sorumluluğun kaynağı ve talep stratejisi olaya göre değişir; somut uyuşmazlıkta hukuki görüş alınması yerinde olur.