Bir sözleşmenin ihlali ya da haksız bir fiil, çoğu zaman "ne kadar tazminat" sorusuyla sonuçlanır. TBK, HMK ve TKHK çerçevesinde bu rehber, tazminat hesabının hangi kalemlerden oluştuğunu ve talebin nasıl ölçülebilir biçimde kurulduğunu ele alır.
Zararı Kalemlere Ayırmak
Sağlıklı bir tazminat talebi, zararı önce türlerine ayırır. Fiili zarar, mal varlığında meydana gelen somut azalmadır. Yoksun kalınan kâr, olay olmasaydı elde edilecek kazançtır. Manevi zarar ise para dışı, kişilik değerlerine yönelik ihlalin karşılığıdır. Bu üç kalem farklı ispat araçlarıyla desteklenir ve dava dilekçesinde ayrı ayrı gösterilmelidir.
Nedensellik ve Kusur Bağı
Talep edilen her zarar kaleminin, olayla arasında bir illiyet bağı bulunmalıdır. Olayla ilgisi kurulamayan zararlar tazminat kapsamına girmez. Ayrıca zarar görenin kendi kusuru varsa, tazminatta indirim yapılması gündeme gelir. Bu nedenle olay örgüsü, kusurun kime ve ne oranda ait olduğunu gösterecek biçimde kurulmalıdır.
Faiz ve Başlangıç Tarihi
- Faizin hangi tarihten işleyeceği talebin bir parçasıdır
- Haksız fiillerde ve temerrütte başlangıç tarihi farklılaşabilir
- Faiz türünün doğru seçilmesi, hesabın büyüklüğünü etkiler
Bilirkişi ve Ölçülebilir Talep
Karmaşık zarar hesaplarında bilirkişi incelemesi belirleyici olur. Ancak bilirkişinin doğru sonuç üretebilmesi için verilerin eksiksiz sunulması gerekir. Talep miktarını baştan net rakama bağlamak yerine, gerektiğinde artırılabilecek şekilde kurgulamak, hesap sonucu beklenenden yüksek çıktığında hak kaybını önler. Tüketici işlemlerinde TKHK'nın öngördüğü özel koruma hükümleri de hesap zeminini değiştirebilir.
Bu içerik genel bilgilendirme amaçlıdır. Tazminatın miktarı zararın türüne, kusur dağılımına ve faiz başlangıcına göre değişeceğinden, talebinizi somutlaştırmadan önce belgelerinizle birlikte profesyonel bir hesaplama yaptırmanız yerinde olur.