İçeriğe geç
AC

İstinaf, Temyiz ve İtiraz Ayrımı: Yedi Günlük Sürede Doğru Yolu Seçmek

10 Nisan 2026 Ceza Hukuku 2 dk okuma 83 görüntülenme Son güncelleme: 5 Ağustos 2026

Ceza yargılamasında karar aleyhine gidilecek yol, dosyanın hangi aşamasında olunduğuna göre değişir. İtiraz, istinaf ve temyiz birbirinin yerine kullanılabilecek kavramlar değildir; her biri ayrı mercie, ayrı süreye ve ayrı inceleme kapsamına tabidir. Uygulamada görülen hak kayıplarının önemli bölümü de tam olarak bu üç yolun karıştırılmasından doğar.

Elinizdeki Karar Hangi Kategoriye Giriyor?

İlk soru ne kadar sürem var değil, bu karar hangi türden bir karar olmalıdır. Yargılama sırasında verilen ara kararlar — tutukluluğun devamı, adli kontrol, itiraz üzerine verilen tedbir kararları — kural olarak itiraza tabidir ve inceleme, kararı veren merciin bağlı olduğu hâkimlik veya mahkemece yapılır. Yargılamayı sona erdiren hüküm niteliğindeki kararlar ise istinaf yoluyla bölge adliye mahkemesine taşınır. Temyiz, CMK'da sınırlı biçimde belirlenen hükümler bakımından ve kural olarak istinaf incelemesinden sonra gündeme gelir.

Sürenin Başladığı An: Tefhim mi, Tebliğ mi?

CMK'da başvuru için öngörülen süre kısadır ve yedi gündür. Bu sürenin başlangıcı, sanık veya müdafi duruşmada hazır ise kararın yüze karşı okunması (tefhim) anıdır; yokluğunda karar verilmişse tebliğ tarihidir. Gerekçeli kararın sonradan yazılması süreyi kendiliğinden yeniden başlatmaz. Bu nedenle duruşmadan çıkarken kısa kararın tarihinin not edilmesi, gerekçeli karar beklenirken sürenin sessizce tükenmesini önler.

Süre Dolmadan Yapılacak Asgari İşlem

  • Gerekçeli karar tebliğ edilmemiş olsa dahi süresi içinde başvuru iradesini bildiren bir dilekçe verilmesi
  • Dilekçede sebeplerin sonradan ayrıntılandırılacağının belirtilmesi
  • Başvurunun, kararı veren mahkemeye veya bulunulan yerdeki yetkili mercie kaydettirilmesi ve havale tarihinin belgelenmesi
  • Tutuklu dosyalarda ceza infaz kurumu kanalıyla yapılan başvuruda kurum kaydının alınması

Gerekçeyi Hedef Alan İkinci Dilekçe

Süresinde verilen kısa başvuru dilekçesinden sonra, gerekçeli karar tebliğ edildiğinde ayrıntılı sebepler sunulur. Burada etkili olan, kararın tamamına genel itiraz yöneltmek değil; hangi delilin hangi gerekçeyle değerlendirilmediğini, hangi savunmanın karşılanmadığını, nitelendirmenin hangi noktada isabetsiz olduğunu maddeler hâlinde göstermektir. Usule ilişkin aykırılıklar ile esasa ilişkin itirazların ayrı başlıklar altında toplanması, incelemenin dağılmasını engeller.

Süre Kaçırıldıysa Değerlendirilecek İhtimaller

Sürenin elde olmayan bir nedenle kaçırıldığı hâllerde eski hâle getirme kurumu gündeme gelebilir; ancak bu, kaçırılan her süre için otomatik bir çare değildir ve engelin belgelenmesi gerekir. Ayrıca kanun yararına bozma gibi istisnai yollar sınırlı koşullara bağlıdır. Bu nedenle süreyi kurtarmaya çalışmak yerine baştan takvime bağlamak her zaman daha güvenli bir yoldur.

Yukarıdaki açıklamalar genel nitelikte olup her dosyanın kendi özellikleri sürenin başlangıcını ve başvurulacak mercii değiştirebilir. Karar elinize ulaştığında değerlendirmeyi bir avukatla birlikte yapmanız yerinde olur.

Kaynaklar ve referanslar

Telif bildirimi Bu içerik ve tüm bağlantılı soru-cevap metinleri 5846 sayılı FSEK kapsamında korunmaktadır. İzinsiz kopyalama, çoğaltma, yayımlama, yeniden işleme, toplu veri çekimi veya ticari kullanım yasaktır; ihlal halinde hukuki ve cezai yollara başvurulur.

Hukuki destek arıyorsanız

Bu konuda profesyonel hukuki destek için Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu olarak yanınızdayız.

Görüşme Planla