Koruma tedbirleri, henüz hüküm kurulmadan kişinin özgürlüğüne ve malvarlığına dokunduğu için CMK'da sıkı şekil şartlarına bağlanmıştır. Bu şartlara aykırılık, çoğu zaman esasa girilmeden önce sonuç doğurabilecek bir savunma imkânı yaratır. Aşağıda tutuklama, arama ve el koyma gibi tedbirlerde itirazın hangi mercie yapılacağı ile usul kusurunun nasıl delillendirileceği ele alınıyor.
İtirazın adresini belirleyen soru: tedbiri kim verdi?
Ceza muhakemesinde mercii belirleyen şey suçun ağırlığı değil, kararı veren makam ve tedbirin türüdür. Soruşturma evresinde verilen tedbir kararları ile kovuşturma evresinde mahkemece verilen kararların denetim yolu birbirinden ayrılır. Yanlış mercie yapılan başvuru gönderilse bile arada geçen süre, tedbirin sürdüğü süre demektir. Bu nedenle dilekçe yazılmadan önce karar başlığındaki makam adı ve karar tarihi birlikte not edilmelidir.
Görevli mahkeme yanlışsa nasıl tartışılır?
Görev, kamu düzenine ilişkindir ve yargılamanın her aşamasında ileri sürülebilir. Ancak pratikte etkili olan, görevsizlik iddiasını iddianamedeki nitelendirmeye bağlamaktır: hangi eylemin hangi suça karşılık geldiği tartışılmadan görev tartışması havada kalır. Nitelendirme değişirse hem görevli mahkeme hem de tedbirin ölçülülüğü yeniden değerlendirilir.
Usul kusurunu gösteren kayıtlar
- Arama kararının kapsamı ile fiilen aranan yerin örtüşüp örtüşmediği
- Gecikmesinde sakınca bulunan hâl gerekçesinin tutanakta gösterilip gösterilmediği ve sonradan hâkim onayının alınıp alınmadığı
- El konulan dijital materyalin imaj alma ve yedek verme kayıtları
- Müdafi hazır bulunma hakkının kullandırıldığına dair tutanak satırı
- Tutuklamada somut delil ve kaçma şüphesinin gerekçede kişiselleştirilip kişiselleştirilmediği
Hukuka aykırı delil itirazını ayakta tutmak
Hukuka aykırı yolla elde edilen delilin hükme esas alınamayacağı kuralı, ancak aykırılığın dosyadan görülebilmesi hâlinde işler. Bu yüzden itiraz dilekçesinde tutanak sayfası ve satırı gösterilerek hangi işlemin hangi kurala aykırı olduğu tek tek yazılmalı; ayrıca o delilin çıkarılması hâlinde geriye kalan delil durumunun ne olacağı da tartışılmalıdır. İkinci kısım yazılmazsa aykırılık kabul edilse bile sonuca etkisiz sayılabilir.
Tedbirin devamı ve infaz boyutu
Tedbir sürerken yapılan her tahliye talebi, önceki taleple aynı gerekçeyi tekrar ettiğinde etkisini yitirir. Yeni bir delil durumu, tamamlanan bir bilirkişi incelemesi veya değişen sağlık koşulu gibi somut bir değişiklik gösterilmelidir. Hüküm sonrası aşamada ise 5275 sayılı Kanun kapsamındaki infaz rejimi hesaplaması, tedbirde geçen sürenin mahsubu bakımından ayrıca takip edilmelidir.
Bu metin bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır; ceza dosyalarında ayrıntılar sonucu doğrudan etkiler. Somut olayda dosya kapsamı görülmeden yapılacak değerlendirme yanıltıcı olabileceğinden müdafi desteği alınması önerilir.