Koruma tedbirleri, hüküm verilmeden önce uygulanan ve kişinin özgürlüğüne, malvarlığına veya özel hayatına doğrudan dokunan işlemlerdir. Tutuklama, adli kontrol, arama, el koyma ve iletişimin denetlenmesi bu başlık altındadır. Bu tedbirlere karşı itiraz mekanizması CMK içinde ayrıntılı biçimde düzenlenmiştir; buna rağmen dosyalarda en sık rastlanan hak kaybı, itirazın süresinde yapılmaması değil, hangi tedbire, hangi mercie itiraz edildiğinin karıştırılmasıdır.
Tedbir Türüne Göre Ayrışan İtiraz Hattı
Tutuklama kararına itiraz ile el koyma kararına itiraz, dilekçe tekniği bakımından birbirine benzemez. Tutuklamada tartışma kuvvetli suç şüphesi, tutuklama nedeni ve ölçülülük üzerinden yürür; adli kontrolün yeterli olup olmadığı ayrıca gerekçelendirilir. El koymada ise mülkiyet ilişkisi, eşyanın delil değeri ve suçla bağlantısı öne çıkar. Aynı dilekçede iki tartışmayı birleştirmek, hâkimliğin yalnızca birine cevap vermesiyle sonuçlanabilir.
Uygulamada Hak Kaybı Doğuran Beş Durum
- İtirazın, kararı veren mercie değil doğrudan üst mercie gönderilmesi ve evrak dolaşımında gün kaybedilmesi
- Tutukluluğun devamına ilişkin ara kararların takip edilmemesi, her incelemenin ayrı itiraz hakkı doğurduğunun gözden kaçması
- El konulan eşyanın iadesi talebinin soruşturma boyunca hiç ileri sürülmemesi
- Savunma yönünden kritik olan dijital materyalin imaj kaydının ve teslim tutanağının istenmemesi
- Tedbirin hukuka aykırılığının kovuşturma sonuna kadar hiç tutanağa geçirilmemesi
Delilin Hukuka Uygunluğunu Erken Kayda Geçirmek
Hukuka aykırı elde edilen delilin hükme esas alınamayacağı, ceza muhakemesinin temel ilkelerindendir. Ancak bu itiraz duruşmada sözlü olarak bir kez dile getirilip tutanağa net biçimde geçirilmezse, istinaf ve temyiz aşamasında tartışmayı kurmak zorlaşır. Arama tutanağındaki imza eksikliği, karar sınırlarının aşılması ya da el koymanın hâkim onayına sunulmamış olması gibi hususlar, tespit edildiği anda ayrı ayrı ve yazılı olarak dosyaya girmelidir.
Tedbir Nedeniyle Tazminat: Ayrı ve Süreye Bağlı Bir Dava
Koruma tedbirleri nedeniyle uğranılan zararın tazmini, ceza dosyasının içinde değil, CMK'nın bu konuya ayrılan hükümleri uyarınca ayrı bir davayla istenir. Karar veya hükmün kesinleştiğinin ilgiliye bildirilmesinden itibaren işleyen kısa süre ile her hâlde öngörülen azami süre birlikte gözetilmelidir. Ayrıca 5275 sayılı Kanun kapsamındaki infaz işlemlerine yönelik şikâyetlerin bu davadan bağımsız olarak infaz hâkimliğine yöneltileceği unutulmamalıdır.
Yukarıdaki değerlendirmeler geneldir. Tedbirin türü, verildiği aşama ve dosyadaki şüphe yoğunluğu izlenecek yolu değiştirebileceğinden, somut dosya üzerinden profesyonel bir inceleme yapılması gerekir.