Ceza sürecinin en belirleyici aşaması çoğu zaman duruşma değil, dosyanın henüz savcılıkta olduğu soruşturma dönemidir. CMK ekseninde yürüyen bu dönemde alınan kararların hemen hepsi kısa süreli bir denetim yoluna tabidir ve bu süreler kaçırıldığında karar kesinleşir. Aşağıda, soruşturmada karşılaşılan itiraz yolları ayrı ayrı ele alınmaktadır.
Kovuşturmaya Yer Olmadığına Dair Karar
Savcılık, yeterli şüphe bulunmadığı sonucuna varırsa kovuşturmaya yer olmadığına karar verir. Bu karara karşı, tebliğ tarihinden itibaren on beş gün içinde, kararı veren savcılığın bağlı bulunduğu yer sulh ceza hâkimliğine itiraz edilebilir. İtiraz dilekçesi yazılırken en yaygın hata, şikâyet dilekçesinin tekrar edilmesidir. Etkili bir itiraz şu üç unsuru içerir:
- Kararda hangi delilin hiç değerlendirilmediğinin somut olarak gösterilmesi
- Toplanmamış olup toplanması istenen delilin açıkça belirtilmesi (kamera kaydı, HTS kaydı, banka hareketi, tanık beyanı)
- Eksik değerlendirmenin sonucu nasıl değiştirebileceğinin açıklanması
Soruşturmanın Gizliliği ve Dosya İnceleme
Soruşturma dosyasına erişim, verilen kısıtlama kararıyla sınırlandırılabilir. Bu durumda savunmanın hareket alanı daralır; ancak kısıtlama kararı da denetime tabidir ve kaldırılması talep edilebilir. Ayrıca kısıtlama bulunsa dahi, şüphelinin ifadesine esas olan belgeler ile ifade tutanaklarına erişim kural olarak engellenemez. Bu ayrımın bilinmesi, ifade öncesi hazırlığı doğrudan etkiler.
Koruma Tedbirlerine Karşı Başvuru
Soruşturma aşamasında verilen tutuklama, adli kontrol, el koyma ve arama gibi tedbirler ayrı birer itiraz konusudur. Tutuklama kararına karşı itiraz her zaman yapılabileceği gibi, salıverilme talebi de dosyanın gelişimine göre yenilenebilir. El koyma söz konusuysa, malın suçla bağlantısının bulunmadığı ve tedbirin ölçüsüz kaldığı ayrı ayrı işlenmelidir. Kararın öğrenildiği tarihin kayda geçirilmesi, burada da başlangıç noktasıdır.
İfade ve Savunma Hazırlığı
Soruşturmada verilen ifade, kovuşturma boyunca dosyanın omurgasını oluşturur. Bu nedenle ifade öncesinde isnadın hangi fiile dayandığı, TCK’daki karşılığının ne olduğu ve dosyadaki mevcut delil durumunun ne olduğu netleştirilmelidir. Uzlaştırma kapsamındaki suçlarda sürecin bu aşamada işletileceği; hüküm kurulması hâlinde ise 5275 sayılı Kanun kapsamındaki infaz sonuçlarının şimdiden hesaplanması gerektiği unutulmamalıdır.
Kapanış
Soruşturma dosyalarında kaybedilen hakların büyük bölümü, kararın içeriğinden değil; tebliğ evrakının zamanında değerlendirilmemesinden doğar. Her dosyanın delil durumu farklı olduğundan, karar eline geçen kişinin süre işlemeye başlar başlamaz hukuki destek alması yerinde olur.