Kendisine ödeme emri tebliğ edilen borçlunun iki temel aracı vardır: takibe itiraz ederek durdurmak ve gerektiğinde mal beyanında bulunmak. Bu rehber, İİK çerçevesinde itirazın nasıl yapılacağına ve ödeme emrinin geç tebliği algısının yarattığı riske odaklanır.
İtirazın Takibi Durdurması
İlamsız takipte borçlu, ödeme emrinin tebliğinden itibaren işleyen süre içinde icra dairesine itiraz ederse takip kural olarak durur. İtiraz; borcun tamamına, bir kısmına ya da imzaya yönelik olabilir.
İtiraz Adımları
- Ödeme emrinin tebliğ tarihi net biçimde saptanır.
- İtirazın kapsamı (borca, imzaya, yetkiye) belirlenir.
- İtiraz, süresi içinde ve doğru içerikle icra dairesine bildirilir.
- İtirazın kaydı ve tarihi saklanır.
İtirazdan Sonra Ne Olur?
Takip duran alacaklının önünde iki yol açılır:
- Elinde belge varsa icra mahkemesinde itirazın kaldırılmasını istemek
- Genel mahkemede itirazın iptali davası açarak alacağını ispatlamak
Borçlu açısından ise itirazın haksız çıkması hâlinde icra inkâr tazminatı riski doğabileceği göz ardı edilmemelidir.
Süresinde Mal Beyanı
Takip kesinleştiğinde borçlu, yasada öngörülen süre içinde mal beyanında bulunmakla yükümlüdür. Beyan; malvarlığını, geliri ve borcu karşılayacak kaynakları içerir. Gerçeğe aykırı veya eksik beyan, hem hukuki hem cezai sonuç doğurabilir.
Tebligat Gecikmesinin Yarattığı Risk
Ödeme emrinin adres değişikliği veya usulsüz tebligat nedeniyle geç öğrenilmesi, itiraz süresini borçlu farkında olmadan tüketebilir. Bu durumda tebligatın usulsüzlüğü ayrıca ileri sürülmelidir. Adres kayıtlarının güncel tutulması, bu tür sürprizleri azaltır.
Bu içerik geneldir. Takibin türü, alacağın dayanağı ve borçlunun durumu sonucu etkileyeceğinden kendi dosyanız için hukuki destek almanız önerilir.