İcra takibinde alacağın tahsili çoğu zaman haczedilen malın satışı ile sonuçlanır. Borçlu açısından ise mal beyanı yükümlülüğü, süreçte gözden kaçırıldığında ciddi sonuçlar doğuran bir adımdır.
Mal Beyanının Zorunluluğu
İcra ve İflas Kanunu, ödeme emrinin kesinleşmesinin ardından borçluya, borcunu karşılayacak malvarlığını icra dairesine bildirme yükümlülüğü yükler. Bu beyan belirli süre içinde yapılmazsa, borçlu hem yaptırımla karşılaşabilir hem de gerçeğe aykırı beyanda bulunması ayrı bir sorumluluk doğurur. Mal beyanı, borçlunun elindeki malı gizleyemeyeceği anlamına gelir.
Satış Sürecinin Aşamaları
- Haczedilen malın kıymetinin takdir edilmesi
- Kıymet takdirine karşı süresi içinde itiraz imkanının kullanılması
- Satışın elektronik ortamda ilan edilip açık artırmayla yapılması
- İhalenin tamamlanması ve bedelin alacaklılara dağıtılması
Kıymet Takdirine İtiraz
Satışın adil bir bedelle yapılmasının anahtarı, kıymet takdiridir. Malın değeri düşük belirlenmişse, borçlu veya ilgililer süresi içinde icra hukuk mahkemesine başvurarak yeniden değerleme isteyebilir. Bu süre hak düşürücüdür; kaçırıldığında düşük değer kesinleşir ve mal olması gerekenin altında satılabilir. Bu nedenle kıymet takdir raporunun tebliğ tarihi dikkatle izlenmelidir.
İhalenin Feshi
Satış işleminde usulsüzlük varsa, örneğin ilan eksikse veya artırma kurallarına uyulmamışsa, ihalenin feshi istenebilir. Fesih talebi de süreye ve usulsüzlüğün sonuca etkili olması koşuluna bağlıdır. HMK'nın genel usul kuralları bu başvuruların çerçevesini tamamlar.
Borçlunun Manevra Alanı
Borçlu, satış kesinleşmeden önce borcu ödeyerek veya taksitlendirme yollarını kullanarak malın elden çıkmasını önleyebilir. Ancak bu imkanlar da sürelidir; geç kalınması halinde satış tamamlanır.
İcra süreçleri sıkı sürelerle işler ve her adımın kendi itiraz penceresi vardır. Hakkınızdaki bir takipte adım atmadan önce dosyayı bir hukukçuyla değerlendirmeniz kayıpları önler.