İş kazası sonrası açılacak davalarda hem yargı kolu hem de ön aşama kuralları farklılık gösterir. 4857, 7036, 5510 ve 6331 sayılı Kanunlar ekseninde, hangi talebin nereye götürüleceği ve bir aylık sürelerin nasıl izleneceği bu rehberde ele alınmaktadır.
Hangi Talep Hangi Kola Gider?
Kazadan doğan maddi ve manevi tazminat talepleri iş mahkemesinde görülür. Buna karşılık kazanın iş kazası sayılıp sayılmadığına ilişkin tespit, gelir bağlanması ve kurum işlemlerine yönelik uyuşmazlıklar sosyal güvenlik boyutuyla ayrı bir çerçevede değerlendirilir. İşverene kesilen idari para cezasına itiraz ise tamamen başka bir yolu izler. Tek dilekçede toplanan talepler, ayrılma veya kısmen ret kararına yol açabilir.
Yetkili Mahkeme Seçenekleri
İş uyuşmazlıklarında kural olarak davalı işverenin yerleşim yeri mahkemesi ile işin yapıldığı yer mahkemesi yetkilidir. Şantiye veya geçici işyerlerinde kaza meydana geldiğinde, işin fiilen yapıldığı yer önemli bir seçenek oluşturur. Birden fazla işverenin bulunduğu asıl işveren-alt işveren ilişkilerinde, davanın hepsine birden yöneltilmesi hem yetki hem de sorumluluk yönünden avantaj sağlar.
Arabuluculuk Şartı Nerede Başlar, Nerede Biter?
İşçilik alacaklarında arabuluculuk dava şartıdır; ancak iş kazası ve meslek hastalığından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davaları ile bunlara bağlı tespit, itiraz ve rücu davaları bu şartın dışında tutulmuştur. Bu ayrım bilinmediğinde ya gereksiz yere arabuluculuk süreci beklenir ya da dava şartı yerine getirilmeden açılan dava usulden reddedilir.
Bir Aylık Sürelerin İzlenmesi
- Feshe bağlı taleplerde başvurunun bir aylık süre içinde yapılması
- Kaza bildiriminin mevzuatta öngörülen süre içinde kuruma yapılması
- Kurum işlemlerine karşı öngörülen başvuru sürelerinin kaçırılmaması
- Kusur ve maluliyet raporlarına itiraz sürelerinin ayrı takip edilmesi
Kapanış
Yukarıdaki bilgiler genel niteliktedir. İş kazası dosyalarında kusur oranı, maluliyet derecesi ve işverenin aldığı önlemler sonucu belirlediğinden, tutanak ve raporlar toplandıktan sonra dosyanın bütün olarak hukuki değerlendirmeye alınması önerilir.