İş hukukunda iş kazası, hem işçinin bedensel zararına ilişkin tazminat davasını hem de iş ilişkisinin sona ermesi halinde kıdem ve diğer alacak hesaplarını gündeme getirir. 4857 ve 6331 sayılı Kanunlar işverene ciddi güvenlik yükümlülükleri yükler. Bu rehber, iş kazası sonrasında hak arama sürecini pratik biçimde ele alır.
İşverenin Yükümlülüğü ve Kusur Değerlendirmesi
İş kazasında tazminatın temeli, işverenin işçiyi gözetme ve iş sağlığı güvenliği tedbirlerini alma borcudur. 6331 sayılı Kanun kapsamındaki eksiklikler, kusur değerlendirmesinin merkezinde yer alır. Bu nedenle kaza anına ilişkin tutanaklar, güvenlik eğitimi kayıtları ve ekipman belgeleri en baştan toplanmalıdır.
Tazminat Kalemleri ve SGK İlişkisi
- Sürekli iş göremezlik derecesi, maddi tazminat hesabının çekirdeğini oluşturur.
- 5510 sayılı Kanun kapsamında SGK'ca bağlanan gelirin tazminattan mahsubu gözetilir.
- Manevi tazminat, işçinin ve yakınlarının çektiği acıya göre ayrıca değerlendirilir.
- Ölümlü kazalarda destekten yoksun kalma tazminatı gündeme gelir.
Kıdem ve Alacakların Ayrı Hesabı
Kaza nedeniyle iş sözleşmesi sona ererse, feshin kim tarafından ve hangi sebeple yapıldığı kıdem tazminatına hak kazanmayı belirler. 4857 sayılı Kanuna göre kıdem, ihbar, fazla mesai ve yıllık izin alacakları birbirinden bağımsız hesaplanır. Bu kalemlerin tek dosyada isteniyor olması, her birinin ayrı gerekçe ve belge gerektirdiği gerçeğini değiştirmez.
Görevli Mahkeme ve Bilirkişi Süreci
7036 sayılı Kanun uyarınca bu uyuşmazlıklar iş mahkemesinin görev alanındadır ve bazı alacak türlerinde dava öncesi arabuluculuk şartı gündeme gelir. Kusur oranı ve göreme kaybı gibi teknik konularda bilirkişi ve hesap raporları belirleyici olduğundan, itiraz edilecek raporlara karşı süresinde ve gerekçeli beyanda bulunmak gerekir.
Bu açıklamalar geneldir; kaza koşulları, kusur dağılımı ve işçinin durumu her dosyada farklı olduğundan, iş kazası sonrası taleplerinizi belgelerle birlikte hukuki destek alarak yürütmeniz daha güvenli olacaktır.