İş ilişkisi sona erdiğinde iki başlık öne çıkar: Sosyal Güvenlik Kurumu ile yaşanan SGK uyuşmazlıkları ve doğru kıdem tazminatı hesabı. Bu rehber, işçinin haklarını korurken hangi mercie ne zaman gidileceğini ele alır.
Hizmet Tespiti ve Prim Uyuşmazlıkları
5510 sayılı Kanun kapsamında sigortalılığın hiç bildirilmemesi veya eksik günle bildirilmesi sık görülür. İşçi, çalıştığı dönemleri kanıtlamak için hizmet tespiti davası açabilir. Bu davalarda tanık, işyeri kayıtları ve resmi belgeler birlikte değerlendirilir; kurumun da davaya dahil edilmesi gerekir.
Kıdem Tazminatının Unsurları
4857 sayılı Kanun'a bağlı olarak kıdem tazminatı, çalışılan tam yıl ve artan süreler üzerinden hesaplanır. Hesaba yalnızca çıplak ücret değil, süreklilik gösteren ikramiye, yol ve yemek gibi ek menfaatler de giydirilmiş ücret olarak yansır. Bu kalemlerin atlanması, tazminatın olması gerekenden düşük çıkmasına neden olur.
Arabuluculuk Zorunluluğu
İşçi-işveren alacaklarında 7036 sayılı Kanun uyarınca dava öncesi arabuluculuk kural olarak dava şartıdır. Bu aşama atlanarak açılan dava usulden reddedilebilir. Arabuluculukta anlaşma sağlanamazsa düzenlenen son tutanakla mahkemeye gidilir.
Belirleyici Belgeler
- Hizmet döküm cetveli ve işe giriş-çıkış bildirgeleri
- Banka ödeme kayıtları ve bordrolar
- İş güvenliği kapsamındaki 6331 belgeleri iş kazası iddialarında
Zamanaşımı ve Faiz
Kıdem tazminatı ve diğer işçilik alacakları için farklı zamanaşımı süreleri işleyebilir; kıdemde faiz fesih tarihinden itibaren istenebilir. Sürelerin ayrı hesaplanmaması hak kaybı doğurur.
Bu metin genel bilgi amaçlıdır. Hesaplama, çalışma süresine ve ücret kalemlerine göre değişir; net sonuç için somut olayınızı bir avukatla incelemeniz yerinde olur.