Sosyal güvenlik uyuşmazlıklarının kaderini çoğu zaman ispat belirler. Sigortalılığın başlangıcı, prime esas kazanç veya çalışılan sürenin gerçek durumu, ancak yeterli delille ortaya konabildiğinde hüküm doğurur. 5510 ve 7036 sayılı düzenlemeler ekseninde bu rehber, ispat yükü ve delil düzenine odaklanır.
Hizmet Tespitinde Hangi Deliller Öne Çıkar?
Kayıt dışı çalışmanın veya eksik bildirilen sürenin tespitinde, yazılı belgeler ile tanık anlatımları birlikte değerlendirilir. İşyeri kayıtları, ücret bordroları, banka ödemeleri ve resmî kurum kayıtları güçlü dayanak oluşturur. Salt tanık beyanına dayanan iddialar, destekleyici belge bulunmadığında daha zayıf kalır.
İspat Yükü Kimin Üzerinde?
Kural olarak bir olguyu iddia eden onu ispatla yükümlüdür. Ancak sosyal güvenlik hukukunda kamu düzeni ağır bastığından, mahkeme kurum kayıtlarını resen araştırabilir. Bu durum davacıyı delil toplama yükünden büsbütün kurtarmaz; iddiasını destekleyecek somut malzemeyi baştan hazırlamak gerekir.
Uyuşmazlık Türüne Göre Delil Planı
- Hizmet tespiti: işe giriş-çıkış belgeleri, komşu işyeri tanıkları, SGK kayıtları
- Prime esas kazanç: bordro, ödeme dekontları, ücret ekleri
- İş kazası ve meslek hastalığı: olay tutanakları, sağlık raporları, işyeri denetim kayıtları
Dava Öncesi Aşamanın Önemi
Kuruma yapılan başvurular ve alınan yanıtlar, hem süreyi hem de uyuşmazlığın çerçevesini belirler. Bu yazışmaların tarihleriyle birlikte saklanması, dava aşamasında olguların akışını netleştirir. Deliller dağınık toplandığında, güçlü bir iddia dahi ispatsız kalabilir.
Sosyal güvenlik uyuşmazlıkları, çalışma ilişkisinin özelliklerine ve mevcut belgelere göre farklılaşır. Bu içerik genel bilgi amaçlıdır. Hizmet tespiti veya kazanç uyuşmazlığı gibi konularda delil durumunuzun somut olarak değerlendirilmesi önerilir.