Boşanma ile birlikte gündeme gelen mal rejimi tasfiyesi, çoğu zaman boşanma davasından ayrı bir hukuki süreç olarak yürür. Katılma alacağı veya değer artış payına ilişkin bir mahkeme kararı elde edilse bile, asıl mesele bu kararın icra edilebilir hâle gelmesi ve alacağın fiilen tahsilidir. Bu rehber TMK ve HMK çerçevesinde bu ikinci aşamaya odaklanır.
Tasfiye Talebinin Zamanlaması
Mal rejiminin tasfiyesi, kural olarak evlilik birliğinin sona ermesine bağlıdır. Boşanma davası devam ederken açılan tasfiye talebi genellikle boşanmanın kesinleşmesini bekler. Bu nedenle iki dosyanın takvimini ayrı ayrı izlemek, hak kaybını önler.
Kararın Kesinleşmesi ve İcra Kabiliyeti
Katılma alacağına hükmeden bir karar, ilamlı icraya konu edilebilir hâle gelmeden önce çoğunlukla kesinleşme aranır. Aile hukukuna ilişkin kişisel statü sonuçları kesinleşmeden icraya konamayacağı için, kararın hangi kaleminin ne zaman uygulanabileceği ayrı değerlendirilmelidir.
Alacağı Güvenceye Alma
Tasfiye süreci uzun sürebildiğinden, karşı tarafın mal kaçırmasını önlemek önem taşır. Bu noktada şu adımlar düşünülebilir:
- Dava değerine uygun ihtiyati tedbir veya ihtiyati haciz talebi
- Tapu ve trafik kayıtları üzerinde şerh imkânının araştırılması
- Muvazaalı devir işlemlerinin tespiti için kayıt geçmişinin incelenmesi
Tahsil Aşaması
Kesinleşmiş karar elde edildikten sonra ilamlı icra takibi başlatılır. Borçlunun malvarlığı, banka hesapları ve üçüncü kişilerdeki hak ve alacakları araştırılarak haciz süreçleri yürütülür. Alacağın likit hâle gelmesi için bu araştırmanın sistematik yapılması gerekir.
Aile Mahkemesinin Rolü
Tasfiye uyuşmazlıkları aile mahkemesinin görev alanındadır. İhtisas mahkemesinin bulunmadığı yerlerde bu görevi asliye hukuk mahkemesi üstlenir. Görevli mahkemenin doğru belirlenmesi, sürecin baştan sağlıklı ilerlemesi için gereklidir.
Buradaki açıklamalar genel niteliktedir. Evlilik tarihi, edinilen malların niteliği ve rejim türü sonucu belirgin biçimde değiştirdiğinden, somut olayın bir uzmanla ayrıntılı görüşülmesi tavsiye edilir.