Nafaka uyuşmazlıklarında mahkemenin karar verirken baktığı şey duygu değil, rakamlarla desteklenmiş ihtiyaç ve ödeme gücü dengesidir. TMK'nın nafakaya ilişkin hükümleri, HMK'nın ispat kuralları ve 4787 sayılı Aile Mahkemelerinin Kuruluş Kanunu çerçevesinde yürüyen bu davalarda, dosyaya konulan belgenin niteliği çoğu zaman dilekçedeki anlatımdan daha belirleyicidir.
Önce Nafaka Türünü Doğru Belirlemek
Tedbir nafakası dava sürerken geçici olarak hükmedilir; iştirak nafakası çocuk için, yoksulluk nafakası boşanma sonucu yoksulluğa düşen eş için, yardım nafakası ise altsoy-üstsoy ve kardeşler arasındaki bakım yükümlülüğünden doğar. Her birinin şartları ve ispat yükü ayrıdır. Yanlış türden talep edilen nafaka, esas incelemesine girilmeden reddedilebileceği için dilekçedeki nitelendirme baştan doğru yapılmalıdır.
Karşı Tarafın Gerçek Gelirini Ortaya Koymak
Uygulamada en zorlu aşama, kayıt dışı çalışan veya geliri düşük gösterilen tarafın gerçek ekonomik durumunun ispatıdır. Mahkemeden istenebilecek araştırma kalemleri şunlardır:
- Sosyal güvenlik kayıtları, prime esas kazanç dökümü ve işyeri sicil bilgisi
- Vergi dairesi kayıtları, varsa şirket ortaklık ve ticaret sicil bilgileri
- Tapu, araç ve banka hesaplarına ilişkin genel malvarlığı araştırması
- Kolluk aracılığıyla yapılacak sosyal ve ekonomik durum araştırması
- Yaşam düzeyini gösteren tanık beyanları
Bu araştırmalar re'sen yapılabilirse de, hangi kurumdan ne isteneceğinin dilekçede tek tek gösterilmesi süreci belirgin biçimde kısaltır.
İhtiyaç Tarafının Belgelenmesi
Talep eden yönünden ise gider tarafı somutlaştırılmalıdır: kira sözleşmesi ve ödeme dekontları, okul ve kurs ücretleri, düzenli sağlık giderleri, çocuğun özel bakım ihtiyacı varsa buna ilişkin raporlar. Toplu bir rakam yerine kalem kalem tablo sunulması, hem hâkimin denetimini kolaylaştırır hem de itiraz aşamasında hangi kalemin tartışıldığını netleştirir.
Artırım ve Azaltım Davalarında Kanıtın Farkı
Bu davalarda ispat konusu, nafakanın ilk kez belirlendiği andaki tablo değil, o tarihten bu yana meydana gelen değişikliktir. Bu nedenle karşılaştırmalı sunum yapılmalıdır: önceki karardaki gelir ve gider ile bugünkü durum yan yana konmalı, aradaki fark belgelendirilmelidir. Nafakanın her yıl belirli bir orana göre artırılmasına karar verilmiş olması, koşullar esaslı biçimde değiştiğinde ayrıca dava açılmasına engel değildir.
Zaman Kaybının Doğrudan Parasal Karşılığı
Nafakada gecikme, doğrudan alınamayan aylara dönüşür. Tedbir nafakası talebi dava dilekçesiyle birlikte ve ara karar istenerek ileri sürülmezse, geçen aylar için sonradan telafi güçleşir. Kararın tebliğinden sonra istinaf süresinin kaçırılması ise düşük belirlenmiş bir nafakanın kalıcı hale gelmesi sonucunu doğurur. Ayrıca hükmedilen nafakanın ödenmemesi halinde başvurulacak icra yolu ile şikâyet yolunun kendi süreleri vardır ve bunlar ayrı takip edilmelidir.
Yukarıdakiler genel bilgilendirme niteliğindedir. Tarafların gelir yapısı, çocuğun yaşı ve velayet durumu tabloyu tümüyle değiştirebileceğinden, somut dosyada aile hukuku alanında çalışan bir hukukçudan görüş alınması önerilir.