Mirasbırakanın ölümüyle terekedeki mallar üzerinde mirasçılar arasında elbirliği mülkiyeti doğar. TMK ve HMK çerçevesinde bu ortaklığın sona erdirilmesi mümkündür; ancak saklı payın ihlal edildiği iddiası varsa süreç tek bir davayla çözülmez. Bu rehber, iki talebin birbiriyle ilişkisini ve hangi mahkemede ileri sürüleceğini ele almaktadır.
İki Farklı Dava, İki Farklı Mahkeme
Ortaklığın giderilmesi talebi sulh hukuk mahkemesinde görülürken, saklı payın ihlaline dayanan tenkis talebi asliye hukuk mahkemesinin görev alanına girer. Bu iki talebin aynı dilekçede birleştirilmesi, dosyanın görev yönünden ayrılmasına ve zaman kaybına yol açar. Yetki bakımından ise mirasa ilişkin davalarda mirasbırakanın son yerleşim yeri mahkemesi öne çıkar; terekede taşınmaz varsa taşınmaza ilişkin davalarda taşınmazın bulunduğu yer kuralı ayrıca devreye girer.
Saklı Pay İddiasının Hazırlığı
Saklı pay tartışması, mirasbırakanın sağlığında yaptığı kazandırmaların terekeye eklenmesiyle yürür. Bu nedenle tapu devirleri, banka hareketleri ve varsa ölüme bağlı tasarrufların tamamı geriye dönük olarak çıkarılmalıdır. Devrin görünürde satış olarak yapılmış olması iddiayı sona erdirmez; bedelin gerçekten ödenip ödenmediği ayrı bir inceleme konusudur.
- Veraset ilamı ve nüfus kayıt örneği temin edilmeli
- Mirasbırakanın tüm taşınmaz devirleri tarihleriyle listelenmeli
- Banka hesap hareketleri ve varsa vasiyetname örneği eklenmeli
- Terekedeki borç ve alacaklar ayrı bir cetvelde gösterilmeli
Sürelerin Farklılığı
Ortaklığın giderilmesi talebi bakımından genel bir hak düşürücü süre bulunmaz. Buna karşılık tenkis ve tasarrufun iptaline ilişkin taleplerde süreler öğrenme ve ölüm tarihine bağlanmıştır. Bu nedenle önce süreye tabi olan talep planlanmalı, ortaklığın giderilmesi ise buna göre zamanlanmalıdır. Aksi sıra izlendiğinde, terekedeki mal satış yoluyla elden çıktıktan sonra saklı pay talebi çok daha zor bir ispat sürecine dönüşür.
Taksim Sözleşmesi mi, Dava mı?
Mirasçılar aralarında anlaşarak taksim yapabilir; bu yol hem süreyi kısaltır hem de satış aşamasındaki değer kaybını önler. Ancak taksim sözleşmesinin şekil şartlarına uyulmadığında sonradan geçersizlik tartışması doğar. Ayrıca bir mirasçının saklı pay iddiası varsa, bu iddia karşılanmadan yapılan taksim yeni bir uyuşmazlığın kaynağı olur. Bu nedenle anlaşma metninde her mirasçının payı, terekedeki borçların üstlenilmesi ve karşılıklı feragat iradesi açıkça yazılmalıdır.
Bu yazı genel bilgilendirme amacı taşır. Terekenin içeriği, mirasçıların sayısı ve yapılan devirlerin niteliği izlenecek sırayı değiştirebileceğinden, dava açmadan önce tereke kalemlerinizin bütünsel olarak değerlendirilmesi uygun olur.