Miras bırakanın ölümünün ardından mirasçıların önünde birbirini izleyen ve farklı sürelere tabi birkaç karar durur. TMK ve HMK çerçevesinde vasiyetnamenin açılması, terekenin durumunun tespiti ve mirasın kabulü ya da reddi ayrı ayrı ele alınmalı; hepsi tek bir başvuruya sıkıştırılmamalıdır.
Vasiyetnamenin Açılması Bir Dava Değildir
Ele geçen vasiyetname, geçerli olup olmadığına bakılmaksızın sulh hukuk mahkemesine teslim edilir ve mahkemece açılıp ilgililere okunur. Bu işlem çekişmesiz yargı niteliğindedir; vasiyetnamenin içeriğinin doğru olduğunu ya da geçerli olduğunu tespit etmez. İçeriğe karşı çıkılacaksa iptal veya tenkis talebi ayrıca dava konusu yapılmalıdır. Bu ayrımın gözden kaçması, mirasçıların "mahkeme okudu, artık kesinleşti" varsayımıyla hareket etmesine ve dava süresinin kaçırılmasına yol açar.
Üç Aylık Süre Nerede Devreye Girer?
Mirasın reddi bakımından kanun üç aylık bir süre öngörür. Bu süre, yasal mirasçılar için kural olarak miras bırakanın ölümünü ve mirasçı olduklarını öğrendikleri tarihten; vasiyetname ile atanmış mirasçılar bakımından ise tasarrufun kendilerine resmen bildirildiği tarihten işlemeye başlar. Sürenin geçirilmesi mirasın kayıtsız şartsız kabulü sonucunu doğurabileceğinden, terekenin borca batık olma ihtimali bulunan dosyalarda ilk yapılacak iş bu takvimi kurmaktır.
Karar Vermeden Önce Terekenin Fotoğrafını Çekin
- Tapu, banka, araç ve şirket pay kayıtlarının sorgulanması
- Bilinen borçların, kefaletlerin ve süregelen icra dosyalarının listelenmesi
- Miras bırakanın son yıllarda yaptığı devir ve bağışların incelenmesi
- Sigorta, emeklilik ve alacak hakları gibi kolay görünmeyen kalemler
- Terekenin defterinin tutulması talebinin koşullarının değerlendirilmesi
İptal, Tenkis ve Denkleştirme Arasındaki Tercih
- Vasiyetnamenin şekil şartlarına uygun düzenlenip düzenlenmediği incelenir.
- Miras bırakanın tasarruf ehliyeti ve iradesinin sakatlanıp sakatlanmadığı araştırılır.
- Saklı pay ihlali varsa tenkis talebinin kapsamı hesaplanır.
- Sağlığında yapılan devirler için denkleştirme veya muvazaa iddiasının koşulları ayrılır.
- Her talebin kendi hak düşürücü süresi bulunduğu için takvim ayrı ayrı kurulur.
Aile İçi Anlaşma mı, Yargılama mı?
Mirasçılar arasında yapılacak paylaşma sözleşmesi, uzun sürebilecek bir yargılamanın önüne geçebilir. Ancak taşınmaz içeren paylaşımlarda şekil şartı, tüm mirasçıların katılımı ve terekedeki borçların durumu göz ardı edilirse anlaşma sonradan tartışmalı hâle gelir. Ayrıca mirasçılardan biri hakkında icra takibi bulunuyorsa, alacaklıların paylaşmaya müdahale imkânı da hesaba katılmalıdır. Anlaşma görüşmeleri sürerken iptal ve tenkis talepleri için işleyen sürelerin durmadığı unutulmamalıdır.
Buradaki açıklamalar genel niteliktedir; terekenin yapısı, vasiyetnamenin türü ve mirasçıların konumu sonucu değiştirir. Özellikle üç aylık süre işlerken karar verecekseniz, gecikmeden hukuki değerlendirme almanız yerinde olur.