Karar Özeti
10. Ceza Dairesi 2024/8958 E. , 2026/1383 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2016/38 E., 2017/397 K. SUÇ : Uyuşturucu madde ticareti yapma Kabule göre; Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma İNCELEME KONUSU KARAR : Değişen suç vasfına göre kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan
Karar Detayı
10. Ceza Dairesi 2024/8958 E. , 2026/1383 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2016/38 E., 2017/397 K. SUÇ : Uyuşturucu madde ticareti yapma Kabule göre; Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma İNCELEME KONUSU KARAR : Değişen suç vasfına göre kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan mahkûmiyet KANUN YARARINA BOZMA TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: İlgili kararın kanun yararına bozulması Antalya 3. Ağır Ceza Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararı ile hükümlü hakkında, değişen suç vasfına göre kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan, 5237 sayılı TCK'nın 191/1. ve 62/1. maddeleri uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, cezasının aynı Kanun'un 58. maddesi uyarınca mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine karar verildiği, hükmün, istinaf incelemesinden geçmeksizin 22.02.2018 tarihinde usûlüne uygun şekilde kesinleştiği anlaşılmıştır. Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı CMK'nın 309/1. maddesi uyarınca, 21.10.2024 tarihli ve 2024/10320 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 21.11.2024 tarihli ve KYB - 2024/108959 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü: I. İSTEM Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 21.11.2024 tarihli ve KYB - 2024/108959 sayılı kanun yararına bozma isteminin; " ... Dosya kapsamına göre, Antalya Cumhuriyet Başsavcılığının 20/01/2016 tarihli, 2015/86631 soruşturma, 2016/1702 esas ve ... numaralı iddianamesi ile sanık hakkında uyuşturucu madde ticaretî yaptığı iddiasıyla 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 188/3. maddesi gereğince cezalandırılması talebiyle açılan kamu davasının yapılan yargılaması neticesinde, sanığın eyleminin 5237 sayılı Kanun’un 191. maddesinde düzenlenen uyuşturucu madde kullanma suçuna vücut vereceğinin kabul edilmesi karşısında, 28/06/2014 tarihli ve 29044 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6545 sayılı Türk Ceza Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 68. maddesi ile yeniden düzenlenen 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 191. maddesinin 8. fıkrasında “Bu Kanunun; a) 188 inci maddesinde tanımlanan uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti, b) 190 ıncı maddesinde tanımlanan uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanılmasını kolaylaştırma, suçundan dolayı yapılan kovuşturma evresinde, suçun münhasıran bu madde kapsamına girdiğinin anlaşılması hâlinde, sanık hakkında bu madde hükümleri çerçevesinde hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilir.” şeklindeki düzenleme nazara alınarak, 5271 sayılı Kanun’un 231/6. maddesinde belirtilen şartlar aranmaksızın sanık hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesinin yasal bir zorunluluk olduğu gözetilmeden, yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmemiştir." Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır. II. GEREKÇE A. Şüpheli hakkında 30.12.2015 tarihinde işlediği iddia olunan uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan yapılan soruşturma sonunda, Antalya Cumhuriyet Başsavcılığının 20.01.2016 tarihli ve 2015/86631 Soruşturma, 2016/1702 Esas, 2016/108 sayılı iddianamesi ile Antalya 3.Ağır Ceza Mahkemesine kamu davası açıldığı, B. Yapılan yargılama sonucunda, Antalya 3.Ağır Ceza Mahkemesinin kanun yararına bozma istemine konu 24.11.2017 tarihli ve 2016/38 Esas, 2017/397 Karar sayılı kararı ile, sanığın eyleminin kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçunu oluşturduğu kabul edilerek 5237 sayılı TCK'nın 191/1. ve 62/1. maddeleri uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, cezasının aynı Kanun'un 58. maddesi uyarınca mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine karar verildiği, hükmün istinaf incelemesinden geçmeksizin kesinleştiği, Anlaşılmıştır. C. Dosya kapsamına göre; 28.06.2014 tarihinde yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanun'la değişik 5237 sayılı TCK'nın 191/8. maddesinde yer alan "Bu Kanunun; a) 188 inci maddesinde tanımlanan uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti, b) 190 ıncı maddesinde tanımlanan uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanılmasını kolaylaştırma, suçundan dolayı yapılan kovuşturma evresinde, suçun münhasıran bu madde kapsamına girdiğinin anlaşılması hâlinde, sanık hakkında bu madde hükümleri çerçevesinde hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilir." şeklindeki düzenleme uyarınca, 5237 sayılı TCK’nın 191. maddesinin 8. fıkrasında, 188. maddede tanımlanan uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan dolayı yapılan kovuşturma evresinde, suçun 191. madde kapsamına girdiğinin anlaşılması halinde, sanık hakkında 5237 sayılı TCK’nın 191. maddesi hükümleri çerçevesinde "hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına" karar verilmesi öngörülmüştür. Belirtilen hükme göre, 5237 sayılı TCK'nın 191. maddesinin 8. fıkrası uyarınca, 28.06.2014 itibarıyla uyuşturucu madde ticareti suçundan yapılan yargılama esnasında suçun münhasıran 5237 sayılı TCK'nın 191. maddesinde tanımlanan "kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın almak, kabul etmek veya bulundurmak ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanmak" suçunun kapsamına girdiğinin anlaşılması hâlinde, 5271 sayılı CMK'nın 231. maddesindeki şartlar aranmaksızın, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesi zorunludur. "Uyuşturucu madde ticareti yapma" suçundan dolayı açılan davada, yapılan kovuşturma sonucunda sanığın sabit olan eyleminin "kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma" suçunu oluşturduğunun anlaşılması durumunda, suç vasfındaki değişiklik nedeniyle mahkemece 5237 TCK'nın 191/8. maddesi uyarınca, "kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma" suçundan hüküm kurulma aşamasına gelindiğinde; öncelikle, 5237 sayılı TCK'nın 191/5. maddesinin olaya tatbik kabiliyeti bulunup bulunmadığının tesbiti gerektiğinden; sanık hakkında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan dolayı, bu suç tarihinden önce açılmış başka bir dava veya soruşturma olup olmadığının, varsa sanığın bu suçu diğer davaya konu olan suç nedeniyle verilmiş olan bir kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararından önce veya erteleme süresi içinde işleyip işlemediğinin ve önceki dava sonucunun araştırılması, gerektiğinde Denetimli Serbestlik Müdürlüğünden suç tarihinde 6545 sayılı Kanun'la değişik 5237 sayılı TCK'nın 191/2-3. maddeleri uyarınca kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı ile birlikte verilmiş ve infazda olan başka bir tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri kararının bulunup bulunmadığı sorulup sonucuna göre sanığın hukuki durumunun belirlenmesi gerekmektedir. Zira, usûlüne uygun olarak verilip kesinleşen kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı var ise 5237 sayılı TCK'nın 191/8. maddesi doğrultusunda hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilemeyeceği, aynı şekilde 5237 sayılı TCK'nın 191/8. maddesi kapsamında usûlüne uygun şekilde verilip kesinleşen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı var ise şüphelinin bu suçtan işlediği başka eylemi yönünden ayrı bir kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verilemeyeceği kabul edilmektedir. Somut olayda, Antalya Cumhuriyet Başsavcılığının 20.01.2016 tarihli, 2015/86631 Soruşturma, 2016/1702 Esas ve 2016/108 sayılı iddianamesi ile sanık hakkında uyuşturucu madde ticaretî yapma suçundan 5237 sayılı TCK'nın 188/3. maddesi gereğince cezalandırılması istemiyle açılan kamu davasının yapılan yargılaması sonucunda, sanığın eyleminin 5237 sayılı TCK'nın 191. maddesinde düzenlenen kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçunu oluşturduğunun kabul edilmesi karşısında, 5271 sayılı CMK'nın 231/6. maddesinde belirtilen şartlar aranmaksızın sanık hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesinin yasal bir zorunluluk olduğu gözetilmeden, yerinde olmayan gerekçe ile hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına karar verilmesi, Kanun’a aykırı olup kanun yararına bozma istemi yerinde görülmüştür. III. KARAR A. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE, B. Antalya 3. Ağır Ceza Mahkemesinin 24.11.2017 tarihli ve 2016/38 Esas, 2017/397 Karar sayılı kararının 5271 sayılı CMK'nın 309/3. maddesi gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA, 5271 sayılı CMK'nın 309/4-b maddesi uyarınca gerekli işlemin yapılması için dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 10.02.2026 tarihinde karar verildi.
Özgün Analiz
Olay Özeti: Uyuşturucu madde ticareti iddiasıyla TCK 188/3'ten açılan davada Antalya 3. Ağır Ceza Mahkemesi eylemin kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçunu oluşturduğunu kabul etmiş, ancak hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına karar vererek sanığı 1 yıl 8 ay hapse mahkûm etmiş ve cezanın mükerrirlere özgü infaz rejimiyle çektirilmesine hükmetmiştir. İstinafa gidilmeden kesinleşen bu karar, kanun yararına bozma istemi üzerine 10. Ceza Dairesince bozulmuştur.
Hukuki İlke: TCK 191/8 uyarınca, ticaret suçundan yürütülen kovuşturmada eylemin münhasıran kullanmak için bulundurma kapsamına girdiği anlaşılırsa, CMK 231/6'daki şartlar aranmaksızın hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesi yasal bir zorunluluktur; mahkemenin bu konuda takdir yetkisi yoktur, ancak öncelikle sanık hakkında infazda olan başka erteleme veya HAGB kararı bulunup bulunmadığı araştırılmalıdır.
Uygulama Sonucu: Kanun yararına bozma isteminin kabulü ile mahkûmiyet kararının bozulması; vasıf değişikliğine rağmen zorunlu HAGB uygulanmayıp tekerrür hükümleriyle mahkûmiyet kurulması kanuna aykırı bulunmuştur.
Dava Strateji Notu: Ticaretten açılıp kullanmaya dönen davalarda HAGB, sanığın sabıkasına veya mahkemenin takdirine bakılmaksızın kural olarak zorunludur; mahkeme buna rağmen mahkûmiyet kurmuşsa ve hüküm kesinleşmişse dahi kanun yararına bozma yoluyla sonuç alınabilir, üstelik bu yol tekerrür uygulamasını da ortadan kaldırır.