Karar Özeti
10. Ceza Dairesi 2025/5647 E. , 2025/9753 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2014/121 E., 2014/389 K. SUÇ : Uyuşturucu madde ticareti yapma HÜKÜM : Mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Düzeltilerek onama Dairemizin 06.03.2025 tarihli ve 2020/7280 Esas, 2025/2438 Karar sayılı kararına karşı Yargıtay Cu
Karar Detayı
10. Ceza Dairesi 2025/5647 E. , 2025/9753 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2014/121 E., 2014/389 K. SUÇ : Uyuşturucu madde ticareti yapma HÜKÜM : Mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Düzeltilerek onama Dairemizin 06.03.2025 tarihli ve 2020/7280 Esas, 2025/2438 Karar sayılı kararına karşı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 01.09.2025 tarihli ve KD - 2015/73122 sayılı itirazı üzerine yapılan inceleme neticesinde; 5271 sayılı CMK'nın 308/1. maddesinde belirtilen kanunî süresinde yapılan aleyhe itiraz başvurusu üzerine dava dosyası, aynı Kanun’un 308/2. maddesi gereği Dairemize gönderilmekle, gereği düşünüldü: I. İTİRAZ SEBEPLERİ Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının itiraz başvurusu, sanık ... hakkında uyuşturucu madde ticareti suçunu işlediğine ilişkin ihbar üzerine, Muğla Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından verilen arama emrine istinaden sanığın iş yerinde toplam 26 ayrı paket halinde (fişeklik) daralı ağırlıkları 24,65 gram gelen uyuşturucu esrar maddesinin ele geçirildiği, ayrıca tanık ... isimli şahsın cebinden çıkarttığı ve içlerinde uyuşturucu esrar maddesi bulunduğu tespit edilen 4 ayrı kağıda sarılı toplam ağırlığı 3,57 gram gelen esrar maddesini görevlilere teslim ettiği, tanık ...'un alınan beyanında, görevlilere teslim ettiği esrar maddesini 40,00 TL karşılığında parayla sanık ...'dan içmek amacıyla satın aldığını beyan ettiği olayda, sanığın yapılan aramaya itirazının bulunmadığı, ele geçen uyuşturucu maddeleri kullanmak amacıyla bulundurduğunu beyan ettiği olayda, "Somut olayda usulüne uygun alınmış bir arama kararı bulunuyor ise de; bu kararın infazı sırasında arama yapılırken Cumhuriyet savcısı hazır bulunmaksızın kapalı yer olan iş yerinde yapılan aramada ihtiyar heyeti ya da komşulardan iki kişinin bulundurulmadığı ve tutanakta bulundurmama nedeninin de gösterilmediği anlaşılmakla, aramanın 5271 sayılı CMK'nın 119/4. maddesine aykırı olduğu ve olay tarihinde usulsüz arama ile sanığın işyerinde ele geçirilen suça konu uyuşturucu maddelerin hukuka aykırı delil niteliğinde olup hükme esas alınamayacağı" gerekçesi ile bozulmasına karar verilemeyeceği, 5271 sayılı CMK'nın 119/4. maddesinde düzenlenen işlem tanığı bulundurma zorunluluğunun işlemin sıhhatine yönelik olmayıp sahtelik iddialarının önüne geçilmesi şeklinde olduğu, söz konusu maddenin parlemento gerekçesinde de 118/2. maddesinde belirtilen; suç üstü hali ve gecikmesinde sakınca bulunan hallerde bu hususa uyma zorunluluğunun bulunmadığı açıklamalarından da bu eksikliğin mutlak hukuka aykırılık olarak görülmediği, nitekim Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 26.06.2007 tarih ve 147-159 ve 13/03/2012 tarih 278-96 Esas ve Karar sayılı kararlarında "sırf arama sırasındaki şekle ilişkin bu koşulun ihlal edilmesine dayanılarak yapılan arama işlemenin hukuka aykırı sayılamayacağı gibi delillerin de hukuka aykırı biçimde ele geçirilmiş delil olarak nitelendirilemeyeceğinin" belirtildiği, Anayasa Mahkemesinin 15.04.2015 tarih, 2013/2392 bireysel başvuru nolu kararında da "başvurucunun konutunda icra edilen arama işlemindeki kanunda belirtilen usule ilişkin eksikliğin bu işlemin sıhhatini ve bu işlem sonucunda elde edilen delillerin gerçekliğini şüpheli hale getirmediği, anılan eksikliğe rağmen bu aramada ele geçen delillerin esas alınarak mahkûmiyetle sonuçlanan yargılamanın adilliğini zedelemediği" tespiti yapılarak bu şekli eksikliğin aramayı ve ele geçen delilleri şüpheli hale getirmediği dolayısı ile hukuka aykırı elde edilen delilden söz edilemeyeceğinin belirtildiği, 5271 sayılı CMK'nın 119. maddesinde aranan şartlara sahip olan arama emrine istinaden yapılan arama sonucu atılı suçu işlediği sabit olan sanık hakkında, 5237 sayılı TCK'nın 188/3, 62, 52/2, 52/4, 53/1-2-3, 63, 54 maddeleri uyarınca 4 yıl 2 ay hapis ve 1.000,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ilişkin mahkûmiyet hükmünün 5237 sayılı TCK'nın 53 ve 54. maddeleri yönünden düzeltilerek onanması gerektiğinden bahisle bozma ilamının kaldırılmasına ve sanık müdafiinin temyiz isteminin reddi ile hükmün düzeltilerek onanmasına karar verilmesi talebine ilişkindir. II. GEREKÇE Somut olayda usulüne uygun alınmış bir arama kararı bulunuyor ise de; bu karara istinaden Cumhuriyet savcısı hazır bulunmaksızın kapalı yer olan iş yerinde yapılan arama sırasında hazirun bulundurulmadığı ve tutanakta bulundurmama nedeninin de gösterilmediği anlaşılmakla, aramanın 5271 sayılı CMK'nın 119/4. maddesine aykırı olduğu ve olay tarihinde usulsüz arama ile sanığın işyerinde ele geçirilen suça konu uyuşturucu maddelerin hukuka aykırı delil niteliğinde olup hükme esas alınamayacağı; hakkında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan ayrı soruşturma yürütülen ...'ta ele geçen uyuşturucu maddeyi ...'e sattığına dair ...'in soruşturma aşamasında müdafii olmaksızın alınan beyanı dışında delil bulunmadığı ve evinde ele geçen 1 paket kişisel kullanım sınırındaki suça konu uyuşturucu maddeyi kullanma amacı dışında, satma veya başkasına verme amacıyla bulundurduğuna ilişkin savunmasının aksine mahkûmiyetine yeterli, her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil bulunmadığı anlaşılan sanığın eyleminin 5237 sayılı TCK'nın 191. maddesinde belirtilen kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçunu oluşturduğu gözetilmeden uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan mahkûmiyet kararı verilmesi nedenleriyle, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının yerinde olmadığı sonucuna varılmıştır. III. KARAR A. Gerekçe bölümünde belirtilen nedenle Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı İTİRAZININ oy çokluğuyla REDDİNE, B. 5271 sayılı CMK'nın 308/3. maddesi uyarınca Dairemizin 06.03.2025 tarihli ve 2020/7280 Esas, 2025/2438 Karar sayılı bozma kararı ile ilgili itirazı incelemek üzere dava dosyasının, Yargıtay Ceza Genel Kuruluna gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 09.10.2025 tarihinde karar verildi. KARŞI OY GEREKÇESİ Suç tarihinde Cumhuriyet savcısı hazır bulunmaksızın kapalı yer olan iş yerinde yapılan aramanın 5271 sayılı CMK'nın 119/4. maddesinde yazılı kimselerden hiçbirisi bulunmadan yapılması karşısında iş yerinde ele geçirilen suça konu uyuşturucular maddelerin hukuka aykırı delil niteliğinde olduğu ve hükme esas alınamayacağı ancak uyuşturucu madde ticareti yaptığına ilişkin istihbari bilgiler nedeniyle fiziki takip altında bulunan sanığın iş yerinden çıktığında yakalanan hakkında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan ayrı soruşturma yürütülen ...'ta suça konu uyuşturucu madde ele geçmesi, sanığın evinde usulüne uygun biçimde yapılan aramada ele geçen uyuşturucu madde ile ...'de ele geçirilen uyuşturucu maddenin aynı türden olması ve bu maddelerin benzer paketlerde bulunması ve tüm dosya karşısında, oluşa uygun düşmeyen sanığın savunmasına itibar edilemeyeceği ve uyuşturucu madde ticareti yapma suçunun oluştuğu anlaşılmakla Sayın çoğunluğun görüşüne iştirak edilmemiştir. 09.10.2025 KARŞI OY Ceza yargılamasının amacının maddi gerçeğin her türlü şüpheden uzak bir biçimde ortaya çıkarılması olduğu, bu nedenle 5271 sayılı CMK'nın 217. maddesinde "yüklenen suçun, hukuka uygun bir şekilde elde edilmiş her türlü delille ispat edilebileceği" hükmüne yer verildiği, bu anlamda bir suç soruşturması kapsamında hükümlünün konutunda veya üzerinde yapılacak aramanın da nasıl yapılacağı hususunun 5271 sayılı CMK'nın 119/4. maddesininde açıkça düzenlendiği tartışmasız olup tartışma konusu olan husus; söz konusu maddenin dördüncü fıkrasında yer alan arama sırasında "ihtiyar heyeti üyelerinden veya komşulardan iki kişi hazır bulundurulur" şeklindeki son cümlesine aykırı olarak arama işlem tanığı olarak isimlendirilen bu kişi ya da kişiler bulunmadan yapılan aramanın hukuka mutlak aykırı olup olmadığı ve bu suretle ele geçen delillerin hükme esas alınıp alınamayacağına ilişkindir. 5271 sayılı CMK'nın 119/4. maddesinin son cümlesindeki işlem tanığı bulundurma zorunluluğu düzenlemesinin amacının bir taraftan kişilerin ev ya da işyeri gibi umuma açık olmayan mahrem alanlarında yapılacak aramanın daha sıkı şartlara tabi tutularak hukuk devletinin gereği olan bireyin hukuki güvenliğinin en üst düzeyde sağlanması diğer taraftan Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 06.02.2020 tarih, 2016/18-1146 Esas, 2020/68 sayılı kararında olduğu gibi "aslında orada olmayan delillerin görevlilerce yerleştirildiği gibi" iddiaların önlenmesi ve delillerin güvenilirliğinin sağlanması olduğu izahtan varestedir. Görüldüğü üzere Yargıtay Ceza Genel Kurulunun kararında da işlem tanığı bulundurma zorunluluğunun işlemin sıhhatine yönelik olmayıp sahtelik iddialarının önüne geçilmesi şeklinde olduğu söz konusu maddenin parlemento gerekçesinde de 118/2 maddesinde belirtilen; suç üstü hali ve gecikmesinde sakınca bulunan hallerde bu hususa uyma zorunluluğunun bulunmadığı açıklamalarından da bu eksikliğin mutlak hukuka aykırılık olarak görülmediği, nitekim Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 26.06.2007 tarih ve 147-159 ve 13/03/2012 tarih 278-96 Esas ve Karar sayılı kararlarında "sırf arama sırasındaki şekle ilişkin bu koşulun ihlal edilmesine dayanılarak yapılan arama işlemenin hukuka aykırı sayılamayacağı gibi delillerin de hukuka aykırı biçimde ele geçirilmiş delil olarak nitelendirilemeyeceğinin" belirtildiği, aynı hususta Anayasa Mahkemesinin ... davasında 15.04.2015 tarih, 2013/2392 bireysel başvuru nolu kararında da "başvurucunun konutunda icra edilen arama işlemindeki kanunda belirtilen usule ilişkin eksikliğin bu işlemin sıhhatini ve bu işlem sonucunda elde edilen delillerin gerçekliğini şüpheli hale getirmediği, anılan eksikliğe rağmen bu aramada ele geçen delillerin esas alınarak mahkûmiyetle sonuçlanan yargılamanın adilliğini zedelemediği" tespiti yapılarak bu şekli eksikliğini aramayı ve ele geçen delilleri şüpheli hale getirmediği dolayısı ile hukuka aykırı elde edilen delilden söz edilemeyeceği belirtilmek suretiyle; söz konusu kararlarla bir taraftan bireyin hukuk güvenliği sağlanırken diğer taraftan 5237 sayılı TCK'nın Kamunun Sağlığına Karşı Suçlar başlığı altında düzenlenen ortaokul önlerine kadar yaygınlaşmış olan ve her geçen gün mücadele etmenin zorlaştığı uyuşturucu madde ticaretine yönelik suçlarda yasal zeminde etkin mücadele etme yolunun sağlandığı, bu şekildeki amaçsal yorumun; yasa koyucunun yasama gerekçesine uygun olduğu gibi suç soruşturmalarında en önemli delillerden olan görevli kolluk birimlerince tutulan belgelerin aslı kanıtlanıncaya kadar geçerli resmi belge olma gerekliliği ile de uyumlu olduğu aşikardır. Yukarıdaki açıklamalar doğrultusunda somut olay incelendiğinde, sanığın uyuşturucu madde ticareti yaptığına ilişkin istihbari bilgiler nedeniyle yapılan fiziki takipte yakalanan hakkında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan ayrı soruşturma yürütülen ...'ta esrar ele geçtiği, ...'ın ele geçen uyuşturucu maddeyi sanıktan aldığına dair beyanı ile sanığın iş yerinde aynı gün 07.03.2014 tarihinde (gecikmesinde sakınca bulunan hal kapsamında) Cumhuriyet savcısı tarafından verilen arama kararı doğrultusunda iş yerinde yapılan aramada 26 fişek; tanıkta ele geçen madde ile aynı türden kağıt ve benzer paketleme yapılan esrar ele geçirildiği, arama tutanağının hazır bulunan sanık tarafından itiraz edilmeksizin imzalandığı, tutanağın bu haliyle hem Yargıtay Ceza Genel Kurulunun kararlarında olduğu gibi delillerin oraya yerleştirildiği iddialarını önleyecek şekilde olduğu ve hükme esas alınmasının Anayasa Mahkemesinin kararı gereğince adil yargılanma hakkını ihlal etmeyeceği gibi hem de yasama gerekçesindeki istisnai halin yani 5271 sayılı CMK'nın 118/2-i maddesindeki halin gerçekleşmesi nedeniyle hazirun bulundurma zorunluluğunun bulunmaması karşısında usulüne uygun olduğu, sanığın uyuşturucu madde ticareti yapmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan mahkûmiyetine dair verilen kararın bozulmasına ilişkin sayın çoğunluğun görüşüne katılmamaktayım. 09.10.2025