Karar Özeti
10. Ceza Dairesi 2025/5648 E. , 2025/9754 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2024/713 E., 2024/670 K. SUÇ : Uyuşturucu madde imal etme Dairemizin 29.05.2025 tarihli ve 2024/5256 Esas, 2025/6241 Karar sayılı kararına karşı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 02.09.2025 tarihli ve KD - 2024/50246 sayılı
Karar Detayı
10. Ceza Dairesi 2025/5648 E. , 2025/9754 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2024/713 E., 2024/670 K. SUÇ : Uyuşturucu madde imal etme Dairemizin 29.05.2025 tarihli ve 2024/5256 Esas, 2025/6241 Karar sayılı kararına karşı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 02.09.2025 tarihli ve KD - 2024/50246 sayılı itirazı üzerine yapılan inceleme neticesinde; 5271 sayılı CMK'nın 308/1. maddesinde belirtilen kanunî süresinde yapılan aleyhe itiraz başvurusu üzerine dava dosyası, aynı Kanun’un 308/2. maddesi gereği Dairemize gönderilmekle, gereği düşünüldü: I. İTİRAZ SEBEPLERİ Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının itiraz başvurusu; Yüksek Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 04.12/2024 tarih, 2023/10-549 Esas, 2024/385 Karar sayılı kararında, "Konutta tek işlem tanığı ile yetinilerek yapılan arama neticesinde elde edilen delillerin, maddi meselenin ispatı yönünden tek/belirleyici nitelikte olduğunda kuşku bulunmamakla birlikte, gerek konuttaki arama sırasında gerekse kolluk ve sorgudaki savunmalarında arama işleminin icrası sırasında aslında orada bulunmayan uyuşturucu maddeler ile diğer materyallerin görevlilerce yerleştirildiğine ve bu suretle arama işleminin icra ediliş yöntemine, bu işlem sonucunda elde edilen delillerin gerçekliğine ve güvenilirliğine ilişkin herhangi bir itiraz ileri sürmeyen sanığın, mahkemede bu yönde ileri sürdüğü iddialarının, arama ve muhafaza altına alma tutanağının altında imzaları bulunan tutanak düzenleyici tanıkların beyanları da dikkate alındığında, delillerin gerçekliğini ve güvenilirliğini şüpheye düşürecek nitelikte olmaması, hazır bulunan tek işlem tanığının da böyle bir durumu ifade etmemesi, ele geçirilen delilin/suç konusunun bulunduğu yer ve ele geçiriliş şekli ile mahkemenin gerekçesi birlikte değerlendirildiğinde; delillerin güvenilirliğine ve gerçekliğine ilişkin savunma itirazlarının, tek işlem tanığı ve mahkeme huzurunda dinlenen tutanak düzenleyici tanıkların ifadeleri ve bunu destekleyen diğer güvence argümanları ile karşılandığı anlaşıldığından yapılan aramanın, yargılamanın bütünü itibarıyla hükme esas alınamayacak bir hukuka aykırılıkla malul olmadığının kabulü gerekmektedir." demiştir. Anayasa Mahkemesi mahalle muhtarı haricinde ikinci bir arama tanığı hazır bulundurulmadan konutta yapılan arama işlemine ilişkin 15.04.2015 tarihli ve 2013/2392 sayılı bireysel başvuru kararında; "...Başvurucu hakkında iç hukuka uygun bir şekilde Cumhuriyet savcısı tarafından yürütülen soruşturma kapsamında, başvurucunun konutunda icra edilen arama işlemindeki kanunda belirlenen usule ilişkin eksikliğin, bu işlemin sıhhatini ve bu işlem sonucunda elde edilen delillerin gerçekliğini şüpheli hale getirmediği gibi, başvurucu da bu kapsamda herhangi bir itirazda bulunmamıştır. Bu çerçevede, başvuruya konu arama işlemindeki anılan eksikliğin, elde edilen delillerin güvenilirliğine zarar vermediğinin ve dolayısıyla bu deliller esas alınarak mahkûmiyetle sonuçlanan yargılamanın adilliğini zedelemediğinin kabulü gerekir.", diyerek tek işlem tanığı ile icra edilen arama işleminin, sırf bu sebeple hukuka aykırı olup adil yargılanma hakkını ihlal etmeyeceğini kabul etmiştir. Sanıkların ve tek işlem tanığının, depoda yapılan arama sırasında elde edilen delillerin sıhhatine ilişkin itirazlarının bulunmadığı, sanık ...'in deponun hemen dışında bulunduğu ve ayrıca bir hazirun bulundurulduğu usule uygun aramanın "usulsüz arama", ele geçirilen suça konu uyuşturucu maddeler ile makine ve cihazların "hukuka aykırı delil" niteliğinde olduğunun değerlendirilemeyeceği, sanık ...'in deposunda icra edilen arama işleminde kanunda belirlenen usule ilişkin eksikliğin, arama işleminin sıhhatini ve işlem sonucunda elde edilen delillerin gerçekliğini şüpheli hale getirmeyeceği, ayrıca nihai olarak alınan İstanbul Adli Tıp Kurumu Başkanlığının 09.02.2022 tarih ve 2022-585 Karar sayılı raporu ile;" Kurulumuzun 17.05.2021 tarih ve 2068 karar sayılı mütalaası, İstanbul Kriminal Polis Laboratuvarı Müdürlüğü'nün 10.03.2020 tarih ve İST-KİM-20-8191 sayılı uzmanlık raporu, İstanbul Bölge Kriminal Polis Laboratuvarı Müdürlüğü'nün 18.10.2021 tarih ve İST-KİM-21-29773 sayılı uzmanlık raporu ve dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; 5237 Sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 188/1. maddesi kapsamında imalatın gerçekleşmiş olduğu oy birliği ile ek mütalâa olunur." değerlendirmesiyle uyuşturucu madde imal edildiği tespit edildiği vaki olayda, sanıklar ... ve ... hakkında Uyuşturucu Madde İmal Etme suçundan verilen mahkûmiyet kararlarının onanması gerektiğinden bahisle bozma ilamının kaldırılmasına ve sanıklar müdafilerinin temyiz istemlerinin esastan reddi ile hükümlerin onanmasına karar verilmesi talebine ilişkindir. II. GEREKÇE 5271 sayılı CMK'nın 119/4. maddesinde yer alan, "Cumhuriyet Savcısı hazır olmaksızın konut, işyeri veya diğer kapalı yerlerde arama yapabilmek için o yer ihtiyar heyetinden veya komşulardan iki kişi bulundurulur." şeklindeki düzenlemenin aksine, Cumhuriyet savcısının yazılı arama emrine istinaden sanık ...'in kullandığı depoda sanık olmaksızın tek kişinin hazır bulunması ile arama yapıldığı; arama yapılırken sanıklar hazır bulunmaksızın tek kişinin hazır bulundurulması suretiyle kapalı yer olan depoda yapılan aramanın CMK'nın 119/4. maddesine aykırı olduğu ve olay tarihinde usulsüz arama ile sanık ...'in kiraladığı depoda ele geçirilen suça konu uyuşturucu maddeler ile makine ve cihazların hukuka aykırı delil niteliğinde olup hükme esas alınamayacağı, bu itibarla uyuşturucu madde imal etme suçunun oluşmadığı, ancak deponun dışında ele geçirilen uyuşturucu maddelerin hukuka uygun şekilde ele geçirildiği anlaşılmakla; değişen suç vasfına göre sanıkların eylemlerinin uyuşturucu madde ticareti yapma suçunu oluşturduğu ve bu uyuşturucu maddelerin miktarına bağlı olarak önem ve değeri ile oluşturduğu tehlikenin ağırlığı dikkate alınarak temel cezaların üst sınırdan ya da üst sınıra yakın belirlenmesi gerektiği gözetilmeden, sanıklar hakkında uyuşturucu madde imal etme suçundan mahkûmiyet hükmü kurulması nedeniyle, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının yerinde olmadığı sonucuna varılmıştır. III. KARAR A. Gerekçe bölümünde belirtilen nedenle Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı İTİRAZININ oy birliğiyle REDDİNE, B. 5271 sayılı CMK'nın 308/3. maddesi uyarınca Dairemizin 29.05.2025 tarihli ve 2024/5256 Esas, 2025/6241 Karar sayılı bozma kararı ile ilgili itirazı incelemek üzere dava dosyasının, Yargıtay Ceza Genel Kuruluna gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 09.10.2025 tarihinde karar verildi. DEĞİŞİK GEREKÇE Dairemizin 29.05.2025 tarihli ve 2024/5256 Esas, 2025/6241 Karar sayılı bozma ilamında belirttiğimiz nedenlerle eksik inceleme yapıldığı için hükmün bozulmasını düşündüğümüzden Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının itirazının değişik gerekçeyle reddine karar verilmesini düşünmekteyiz. 09.10.2025
Özgün Analiz
Olay Özeti: Sanığın kiraladığı depoda, Cumhuriyet savcısının yazılı emrine dayanarak sanık olmaksızın ve yalnızca tek kişi hazır bulundurularak arama yapılmış, ele geçen madde ve makinelerle uyuşturucu imali tespit edilmiş; Başsavcılık tek tanıkla aramanın geçerli olduğunu savunmuştur.
Hukuki İlke: CMK 119/4 uyarınca savcı hazır olmaksızın kapalı yerde arama için ihtiyar heyetinden veya komşulardan iki kişi bulundurulmalıdır; tek kişiyle yapılan arama hukuka aykırı olup ele geçen imalat delilleri hükme esas alınamaz, ancak depo dışında hukuka uygun ele geçen madde yönünden eylem TCK 188/1 imal değil ticaret suçunu oluşturur.
Uygulama Sonucu: Başsavcılık itirazının reddi (bozma kararı korunmuştur)
Dava Strateji Notu: Kapalı yerde savcı yokken yapılan aramalarda CMK 119/4'teki iki tanık şartı denetlenmeli; şart ihlali imalat delilini sakatlar ve suç vasfı ticarete dönüşerek ceza belirlemesini etkiler.